Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

33–48 / 730 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Anlatış Yazar: Ursula K. Le Guin 1,00 

    Locus En İyi Roman Ödülü

    Karanlığın Sol Eli ve Sürgün Gezegeni gibi unutulmaz kitapların dahil olduğu Hainli Döngüsü’nün özenli bir parçası olan Anlatış, 1974’te yayımlanan Mülksüzler’in ardından Le Guin’in yazdığı ilk Ekumen ve şimdilik, yazarın kaleminden çıkmış son bilimkurgu romanı.

    Bu kitapta Le Guin, çoğu eserinde olduğu gibi yine ötekilik ve iletişim gibi temalara eğilerek önyargılarımıza ayna tutuyor. “Din” kavramını sorguluyor ve son derece politik bir bilimkurgu sunuyor. Yine de Le Guin, tüm bunların ötesinde edebiyatın kendisine dönüyor, çünkü bu romanın odağında birçok önemli değeri simgeleyen bir kültür, usul usul sürdürülen bir gelenek var: Hikâye anlatıcılığı.

    Edebiyat ve tarihle arası iyi olan Sutty, baskıcı bir rejimin altında değerlerin nasıl kaybolduğunu, tarihin nasıl silindiğini görmek, bu rejimin ulaşamadığı noktalardaki direnişi incelemek, efsanelerde bahsedilen hikâye anlatıcılarının dünyasını keşfetmek için Aka gezegeninde bir yolculuğa çıkar. Geride bıraktığı dünya ile vardığı dünya arasındaki farklar dehşete düşürücü, benzerlikler ise düşündürücüdür.

    Anlatış, dinlemek, anlamak ve inanmakla, hakikati tanımlamaya çalışmakla ilgili bir yolculuk öyküsü.

    “Le Guin Anlatış’ta kurgusunu hem şairane yazıyor hem de alegorinin derinliğiyle kusursuzca birleştiriyor.”

    –Jonathan Lethem

  • Anna Karenina Yazar: 40,00 

     

    “Tolstoy dünyanın en iyi nesir yazarlarından biri. Anna Karenina da yazılmış en büyük aşk hikâyelerinden.”

    -VLADIMIR NABOKOV

     

    Anna Karenina’nın isteyebileceği her şeyi vardır. Güzel, popüler ve zengindir. Bunların yanı sıra iyi bir eşe ve çocuğa sahiptir. Fakat hiçbiri Anna Karenina’nın mutsuz hissetmesini, evliliğinden soğumasını engellemez. Her şey zengin bir ordu subayı olan Kont Vronski ile tanışmasıyla değişir.

     

    Fyodor Dostoveyski’nin, “kusursuz bir sanat eseri” olarak tanımladığı Anna Karenina’da Tolstoy tutku, aşk, ihanet ve mutluluk temalarını işlerken, bir yandan da 19. yüzyıl Rus toplumunu merceği altına alıyor.

  • Anneannem Bir Film Yıldızı Yazar: Kolektif 1,00 

    Bir film yıldızı olmak, çok güzel olmak, anneanne olmak, hatta inzivaya çekilmek doğayı korumak uğruna savaşmaya engel midir? Tabii ki hayır… İngiltere’de hayatlarını sürdüren Defne ile Can’ın annesiyle babası, çevre bilim uzmanıdır ve bir yıllığına Kuzey Kutbu’na araştırma yapmaya gideceklerdir. Bu süreçte çocuklar, Türkiye’de yaşayan eski film yıldızı anneannelerinin yanına taşınmak zorundadırlar. Anneanne küçük bir sahil kasabasına yerleşmiştir. Çocuklar; anneanneleri, anneannelerinin ablası, yardımcısı, köpeği Zegay ve ördekleri Golden ile küçük bir taş evde yaşarlar. Günleri oldukça hareketli geçer. Doğa harikası kasaba halk plajının, otel yapılarak tahrip edilmesine karşı çıkarlar. Okula giderler. Suçiçeği olurlar. Zeytin hasadına ve ardından yapılan zeytin şenliğine katılırlar.

  • Ara Dünya Yazar: Neil Gaiman, Michael Reaves, 1,00 

    Hugo ve Nebula ödüllü yazar Neil Gaiman ve Emmy ödüllü yazar Michael Reaves’ten sadece gençlere değil tüm okurlara hitap eden, bilimkurguyla fantezinin iç içe geçtiği bir macera. Joey Harker bir kahraman değil. O aslında kendi evinde kaybolan sıradan biri. Bir gün kaybolduğunda kendi dünyasını geride bırakıp bambaşka bir boyuta adım atıyor. Şimdi bir savaş vermek zorunda. Hem de sadece bu dünyayı değil, olası bütün dünyaları kurtarmak için verilen bir savaş….

  • Aradım Yaz Dediniz Yazar:

    Meleklerin kanatları olur, duymuştun. Seninkinin neden yok merak ediyorsun. Sorsan söyler mi? Söylemez. Yine de şansını denemekten asla vazgeçmiyorsun. Kanatları olsaydı belki de sevmezdin bu kadar. Melekleri melek yapan bile eksiklikleridir kim bilir. Bildiğin mükemmelcilik oynayanlardan bıktığın, usandığın. Ruh ardiyende birikmiş, tozlanmış, kurumuş, çürümüş bir yığın. Uzun gecelerde temizlik umuduyla didik didik ettiğin; tükendiğin, yıldığın. Gösterişsizliğiyle büyüleniyorsun. Kendini sakladıkça, büsbütün yörüngesine oturuyorsun. Artık sırtından itmesine gerek olmadığını anlıyor. Parmaklarının temasını hissetmiyorsun. Gereksiz dokunulmasından hoşlanmadığını biliyor.

    Feryal Tilmaç Mevt Tek Hecelik Uyku kitabından sonra yayımlanan, ödüllü kitabı Aradım Yaz Dediniz’deki öykülerinde okurla konuşmaya, olanları olduğu gibi anlatmaya ve dertleşmeye devam ediyor. Sesi sesimize, cümleleri cümlelerimize karışıyor. En karmaşığından en sıradanına insan ruhunun gölgede kalmış ya da üzerine konuşulmaktan imtina edilen bütün odalarına cesaretle girip çıkıyor Tilmaç. Aynı cesareti bizden de bekleyerek kendi karanlığımıza, kuytumuza girmeye, yaramıza bakmaya, iç sesimizi dinlemeye, aynayla yüzleşmeye çağırıyor.
    Kimse saklanamıyor kendinden, kaçmak boşuna!

    Bütün bunlara ustalıkla kurulmuş bir dil armonisi ve edebi şölen eşlik ediyor.

  • Arcturus’a Yolculuk Yazar: David Lindsay 1,00 

    “Arcturus’a Yolculuk’u büyük bir heyecanla okudum.”
    -J.R.R. Tolkien-

    “Arcturus’a Yolculuk yıkıcı, dayanılmaz ve karşı konulmaz bir eser.”
    -C.S. Lewis-

    “Tutku ve vahşetle döşenmiş, gizem dolu bir kitap.”
    -Philip Pullman-

    “İngilizce yazılmış çok az roman Arcturus’a Yolculuk gibi sıradışı ve etkileyici olmayı başarmıştır.”
    -Michael Moorcock-

    “Özgür Olabilmek İçin İnsanın Kendine Ait Bir Evreni Olmalıdır.”

    J.R.R. Tolkien, C.S. Lewis, Alan Moore ve Michael Moorcock gibi 20. yüzyıl spekülatif kurgusunun en büyük isimlerini büyüsü altına alan Arcturus’a Yolculuk, her gizemli hikâye gibi, bir toplantıyla başlar. Ardından her arayış hikâyesinde olduğu gibi, kahramanımız uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Yine de Arcturus’a Yolculuk’ta karşılaşacağınız bu akıl almaz anlatıyı başka hiçbir kitapta bulamazsınız.

    Arcturus’a Yolculuk’u okurken kendinizi, iyi ile kötü çatışmasının donma noktasında, evrenin anlamı için verilen savaşın en kızgın anında bulacaksınız. Arcturus’a Yolculuk tanımlanmaya direnen bir kitap. Birinci elden tecrübe edip acı eşiğinizi güçlendirmeniz şiddetle tavsiye olunur.

    Arcturus’a Yolculuk, hayaller dünyasında bir benlik arayışı.

  • Ares Harikalar Diyarında Yazar: Derviş Zaim 1,00 

    Komiserim,

    Şu anda durakladınız, biraz öne eğildiniz. Bir önceki resimde sizi çizdim. Aynen benim çizdiğim gibi bu satırları okuyorsunuz. Kapıya yapıştırdığım “story board”un üzerindeki bu satırları eğilerek ve sırtınızı hafifçe kamburlaştırarak okuyorsunuz. Sizi aynen öyle çizdim. İsterseniz geri dönüp bir önceki kareye, o karede bu satırları okumaya çalışan size yeniden göz atabilirsiniz… Hepimizin çok az vakti var…. Bu satırlar sona erer ermez her şey silinip gidecek. Yurt amiri, kâğıt, kalem, yazı, senaryo, yurt odası, konsoloslar, kültür ataşeleri, yandan ve önden farklı görünümler veren kız… Hepsi bitecek… Bitecek ama…

    1992’de Yunus Nadi Roman Armağanı’nı kazanan Ares Harikalar Diyarında, kurgunun kendi yolunu çizmeye çalıştığı bir roman. Renkli dili ve özgün üslubuyla, edebiyat severleri benzersiz bir maceraya davet ediyor.

  • Arkadaş Yazar: Yılmaz Güney 1,00 

    1975 yılında 12. Antalya Film Şenliği’nde En Başarılı İkinci Film ve En Başarılı Özgün Müzik ödüllerini kazanan Arkadaş’ın senaryosu, Onat Kutlar’ın film üzerine Yılmaz Güney’le yaptığı röportajla birlikte.

    “Bugüne kadar Türk sinemasının belli bir mantığı vardı. Bu mantık, dramatik bir yapıyı gerektiriyordu. Bu yapıya

    göre, hikâyede birtakım tek yanlı insanlar vardı. Örneğin insanlar iyidir ya da kötüdür; kızlar vardır, sevilir; kızlar vardır

    sadece kötülük yapar; mutlaka olumlu kahraman niteliğinde “star” bulunur vb. Yani kalıplaşmış klişe birtakım tipler.

    Oysa biz Arkadaş’a bakarken hayatın akışı içinde insanlar neyi yapıyorlarsa, onları kendi doğallığı içinde yansıtmaya,

    bu kalıplardan kurtulmaya çalıştık.”

    Yılmaz Güney

    “Arkadaş, 1974-75 sinema mevsiminde göreceğimiz yerli filmlerin en iyilerinden biri, belki de en iyisi… Yılmaz Güney,

    bu yapıtında, çağdaş Türk insanının duygu dünyasını olağandışı inceliklerle dile getiriyor.”

    Selim İleri

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Artemis Yazar: Andy Weir 1,00 

    Goodreads okurlarına göre 2017’nin en iyi bilimkurgu romanı.

    Son yılların en iyi bilimkurgu romanlarından biri olan Marslı‘nın yazarı Andy Weir’dan yepyeni, soluk soluğa bir kitap!

    Jazz Bashara hiçbir zaman kahramanlık peşinde koşmamıştı. Tek isteği zengin olmaktı.

    Artemis… Ay’daki tek şehir. Eğer çok zengin değilsen ya da bir turist olarak ziyaret etmiyorsan Ay ve Artemis, tabiri caizse “zalim bir sevgilidir”. Haliyle hayatta kalmak için ufak tefek kaçakçılıklar yapmak pek de beklenmedik bir şey değil. Özellikle de çok borcun varsa ve alın terin bu borçları kapamaya yetmiyorsa.

    Ek iş olarak kaçakçılık yapan Jazz’in hayatı da karşısına reddedemeyeceği bir teklif çıkınca tamamen değişir. Küçük bir kaçakçı olarak kalkıştığı bu büyük sabotaj boyunu aşacak ve beklediğinin de ötesinde Jazz, tüm Artemis’in kontrolünü ele geçirmeyi ilgilendiren bir komplonun ortasında bulacaktır kendini. Bundan sonra alması gereken risk, işe ilk girdiği zamankinden çok daha büyüktür.

    Andy Weir, Marslı’da gösterdiği mühendislik, bilim ve teknoloji bilgisini Artemis’te de sergileyip yine fazlasıyla gerçekçi bir gelecek öngörüyor.

    Marslı’dan sonra isteyebileceğiniz her şey bu kitapta: zekice, eğlenceli, adrenalini yüksek, elinizden düşüremeyeceğiniz bir öykü.” –Ernest Cline, Başlat’ın yazarı.

    “Weir imkânsızı başardı – Ay’daki bir şehirde geçen bilimkurgu noir romanıyla Marslı’yı solladı. Bu hayattan daha ne isteyebilirsiniz ki? Gidip okuyun şu kitabı.” –Blake Crouch, Karanlık Madde’nin yazarı.

    “Heyecan verici, keskin zekâlı, adrenalin dolu bir macera… senenin en iyi bilimkurgu romanlarından biri.” –Booklist (starred review)

  • Aşikârlık Dehşeti: Sahte Kesinlikler Yazar:

    Almanya’nın önde gelen felsefecilerinden Marcus Steinweg’in bir eseri ilk defa Türkçenin diyarına adım atıyor. Aşikârlık Dehşeti:
    Sahte Kesinlikler’de Steinweg, sıradan başlıklar altında aşktan naifliğe, piyasadan dine, can sıkıntısından ırkçılığa varıncaya kadar
    gündelik hayatımızın çeşitli veçheleriyle ilgili aforizmalar, değiniler ve yorumlarla sarsıcı düşünceler geliştiriyor. Üslubu ve tarzıyla
    felsefeyi akademinin koridorlarından çıkarıp onu asli görevine, kendimiz için düşünme ödevine çağıran bir çalışma Aşikârlık Dehşeti.
    Roland Barthes’ın “yazdıran metinler” dediği türde, yani olup bitmemiş, okurun muhayyilesine açık, onun da yazma sürecine aktif
    biçimde katılmasını bekleyen, huzursuz edici ve talepkâr bir metin. “Ne de olsa felsefeciler dünyaya güven duymayı bırakarak
    yerleşirler dünyaya. Herhangi bir aşikârlıktan yoksun bir gerçeklikte yaşarlar. Düşünmek bu aşikârlık yokluğuyla başa çıkmak
    demektir. Kendini en açıkça gözler önüne serdiği yer, tutarlılık vaadinin uçsuz bucaksız olduğu noktalardır. ‘Felsefe nedir?’ sorusuna
    verilecek bir ilk cevap şu olabilir: Felsefe bir yaşam tarzı olarak tutarsızlık deneyimidir.”
    “Steinweg: Ne de uygun bir isim! Hem “taşlı yol”, yani sağlam ve dirençli (locus lapidibus stratus) anlamına, hem de tek tek taşlarla
    (strada lastricata), kesik kesik nirengi noktalarıyla döşeli bir yol anlamına geliyor. Ekmek kırıntılarının bıraktığı iz onun dönüp
    yolunu bulmasını sağlıyor. Kitaba istediğiniz yerden başlayabilirsiniz ve nerede olmanız gerekiyorsa daima oraya varacaksınız.”
    –Jean-Luc Nancy
    “Felsefe ve sanat, disiplinlerin en hafif ve en karmaşık olanları. Günümüzdeki felsefeciler arasında Marcus Steinweg bana kalırsa en
    sanatsal olanı.”

    –Rosemarie Trockel (Alman sanatçı ve akademisyen)

  • Aşk Çetesi Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Kemal Tahir’in 1937’de Karikatür Dergisi’nde yayımladığı tefrika romanı Aşk Çetesi’nin alt başlığı “Neşeli İnsanlara Mahsus Aşk Romanı”. Geleceğin usta romancısının erken tarihli bir kalem denemesi niteliğindeki Aşk Çetesi, Kemal Tahir’in mizahi öğeleri ne kadar başarılı bir şekilde kullandığını da bir kez daha göstermekte.

    “Açtı, ama nasıl? Domuzuna. Açlık, geveze bir arkadaştır. Aç adam dehşetli düşünür. Dehşetli karar verir. Fakat canına tak demeyince, bir şeyler beceremez.”

  • Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık Yazar: Mehmed Uzun 1,00 

    Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?

    İki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alır. Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan, Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kız. Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek işaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

  • Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık ( Cep Boy) Yazar: Mehmed Uzun 1,00 

    Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?
    İki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alır.
    Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan, Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kız.
    Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek işaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

  • Aşkın Karanlık Yüzü Yazar: 1,00 

    14 Şubat Sevgililer Günü: Kimilerinin kâbusu, kimilerinin rüyası; bazı ilişkilerin başlangıcı, bazılarının sonu; mutlu çiftlerin hediye telaşı, mutsuz çiftlerin baş belası; yalnızların hüznü, kalabalıkların coşkusu. Ve hiç umurunda değilmiş gibi davrananları bile hayattan bezdiren, adeta zorunlu bir bayram kutlaması…

    Demokan Atasoy, Alper Kaya, Mehmet Berk Yaltırık, Göktuğ Canbaba, Işın Beril Tetik, Hakan Bıçakcı, Galip Dursun, Orkide Ünsür, Murat Baykan, Özlem Ertan, Murat Başekim, Gülbike Berkkam, Uğur Batı, Murat S. Dural’ın elinden çıkan Sevgililer Günü öyküleri, sadece 14 Şubat’ta değil; yılın herhangi bir zamanında aşkın karanlık yüzü ile tanışmak isteyen herkesi tekinsiz bir randevuya davet ediyor.

  • Aşkın Ontolojisi: Spinoza’yla Bir Yürüyüş Yazar: Sevinç Türkmen 1,00 

    Sevinç Türkmen Aşkın Ontolojisi: Spinoza’yla Bir Yürüyüş’te, son yıllarda giderek daha fazla rağbet gören Spinoza’nın felsefesini sıradışı bir yaklaşımla ele alıyor. Yarı-kurmaca bir çerçevede, Bento ile Maria’nın, aşk deneyimleri aracılığıyla Spinoza felsefesinin kimi önemli yanlarına ışık tutuyor: doğa, zihin, duygular, arzu ve özgürlük. Spinoza’nın hayatının onun başyapıtı olan Ethica’nın dolaysız bir ifadesi olması gibi, buradaki anlatı da bir aşk deneyimi vesilesiyle felsefeye hayatiyet kazandırıyor ve onu gündelik hayatın içinden anlamamıza kapı aralayacak şekilde ete kemiğe büründürmeye girişiyor. Spinoza’yı merak ve tutkuyla okuyanların, aşka Spinoza’nın gözlüğünden bakmak isteyenlerin, bu kitabı ilgiyle karşılayacağını umuyoruz.

    “Felsefe nerede biter, edebiyat nerede başlar? Felsefecilerin metinlerinde arz-ı endam eden soluk kavramlar nasıl olup da kanlı canlı insanların sözlerinde hayat bulabilir? İnsanın ve insanlığın aradığı sonsuzluk, tanımlanamayan bir kavramda içerilen bir nesne olmayıp, korkudansa hoşnutluğun, gururdansa onurun, benmerkezciliktense özdeğerin, bulantıdansa neşenin hâkim duygular olabildiği bir mekânda hemcinslerimizle özgürce yaşayabilme arzumuzda kaim olan bir arayış mıdır? Sevinç Türkmen bu eserinde ontolojiye ve Spinoza düşüncesine hâkimiyetini, ahlaki ve politik hassasiyetlerini, duru ve güzel Türkçesini tüm bu sorulara bir cevap önermek üzere cesurca bir araya getiriyor. ”

    Doç. Dr. Ahmet Ayhan Çitil (Felsefeci)

    “Yaklaşık üç yıldır zihnimizi daha çok meşgul eden temel iki kavramdan biri hakikat, diğeri ise özgürlük. Sevinç Türkmen’in Spinoza’nın felsefesi üzerine yazdığı bu kitap, tam da böyle bir zamanda onun ‘aşk, hakikat ve sonsuzluk sadece özgürlükte var olur’ gerçeği üzerine dönüp dolaşıp bir kez daha düşünmemizi sağlıyor.”

    Özcan Alper (Yönetmen)

  • Aslında Herkes Haklı Yazar: Ali Lidar 1,00 

    Linç Çağı’nda, Şirintepe Parkı’nda, heybende meleğin emanetleri, çölleri ve karlı ovaları aşacak, yangınlara tanık olacaksın, soyut atların gölgesinde soluklanıp, şirk sınırlarını zorlarken, deliydim geçti de geç.

    Bu yolculukta en çok kendine tanık olacaksın; ayrılık öfke ve keder yoldaşın olacak, müzevirler dünyanı karartacak. Ali Lidar şiirleriyle seni, sana anlatacak.

    Dünyanın yükü kendisinden ağırsa, tek çare terazinin kefesine bir tutam adalet koymaktır.

    Aslında Herkes Haklı, anılardan bir kırkyama…

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları