Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

49–64 / 730 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Ateş Kraliçesi ( Kuzgunun Gölgesi 3. Kitap) Yazar: Anthony Ryan

    Kuzgunun Gölgesi serisi sona eriyor!

    “Tekrar kıpırdandığını hissettim. Sıcak çıplaklığını sırtıma dayadı ve başını omzuma koydu. Bana tutkulu bir şekilde değil, en azından hissedebildiğim kadarıyla yakınlık ihtiyacından ötürü sarılıyordu. ‘Kaybın için çok üzgünüm, şerefli efendi,’ dedi resmi bir Alpirce kullanarak. “Kardeşim Volar Yüksek Konseyi’nin en uzun süredir üyesi olan kişilerden biri, dolayısıyla Müttefik’in planlarını çoğu kişiden daha iyi biliyor. Buna rağmen bu planların gerçek doğalarını, nihai amacı göremeyecek kadar kör. Ama Müttefik’in adamları sık sık bir adamdan bahsederlermiş. Bizim gibi sonsuz yaşama sahipmiş ama bunun için Yeteneklilerin kanını içmesi gerekmiyormuş. Pek çok ömür yaşamış ve dünyayı birden fazla kez gezmiş bir adam. Müttefik, dediğim gibi, güce çekiliyor ve ölümü yenmekten büyük bir güç var mı?”

    Ölümün kıyısından dönen Kraliçe Lyrna, işgalci Volar ordusunu geri püskürtmeye kararlıdır. Fakat amacına ulaşmak için sadık müttefiklerini bir araya getirmekten fazlasını yapması gerekecek ve bir zamanlar hor gördüğü Kara’nın tuhaf güçleriyle bir araya gelmek zorunda kalacaktır. Zaman, savaşı düşmanın kapısına götürme zamanıdır.

    Diyar’ın Savaş Lordu Vaelin Al Sorna zafer kazanmak zorundadır. Fakat yolu meşakkatli ve uzundur. Volar ordusunun yeni bir silahı vardır: hizmetkârlarına doğaüstü uzunlukta bir ömür bahşeden gizemli Müttefik. Diyar galip gelecekse, Vaelin’in bu silahı yok etmesi gerekmektedir. Fakat öldürülmesi imkânsız birini yenmek hiç de kolay olmayacak. Özellikle de Vaelin’in efsanevi bir savaşçı olmasını sağlayan mistik gücü kan şarkısı, artık duyulmaz olduğunda…

  • Atlı Tomofil Yazar: Erol Yılmaz, Nursel Özkan, 1,00 

    Zamanla yok olan ve bu topraklardaki farklı kültürlerin nesiller boyu bir arada yaşayarak yaşattıkları ustalıklardan birisidir “faytonculuk”. Döşemesinden fenerine, tekerleğinden güneşliğine kadar her detayı ayrı bir ustalık istiyor. Fayton imalatına yönelik İstanbul’da geriye kalan tek usta 1933 Bulgaristan doğumlu, 1935 yılında Türkiye’ye göçmüş Mustafa Serin’dir. Trajik olan sadece ustanın tek usta kalması değil; 1955 yılından beri kullandığı imalathanesinin bulunduğu arazinin Vakıflara ait olduğu için kat karşılığı inşaat firmasına verilmesi ve 2009’un sonlarında da yıkılmış olmasıdır.

  • Ay ve Güneş Yazar: Vonda N. McIntyre 1,00 

    Nebula En İyi Roman Ödülü
    -Publisher Weekly’nin En İyi Kitabı-

    “Gelmiş geçmiş en iyi alternatif tarih kitabı… zekice yazılmış göz alıcı bir roman.”
    -Ursula K. Le Guin-

    “Tarihi kurgunun büyüleyici bir parçası.”
    -Kirkus Reviews-

    “McIntyre’ın yaptığı en iyi şey. Bayıldım. Şahane bir kitap.”
    -Peter S. Beagle-

    New York Times’ın çok satan yazarı Vonda N. McIntyre “hem hayal gücü hem de yaratıcılıkla kutsandığını” bu nefes kesen romanıyla kanıtlıyor. Hem macera, hem mitoloji, hem de bilimkurgusal öğelerin eşsiz bir birleşimi olan kitap, Publishers Weekly’nin “müthiş bir alternatif tarih masalı” tanımını sonuna kadar hak ediyor.

    Fransa Kralı XIV. Louis ile birlikte kraliyet mensupları ve tüm Fransız halkı La Havre Limanı’nda büyük bir bekleyiş içindedir. Doğa filozofu Yves, Kralının emriyle açıldığı denizlerden dönüyordur ve gemisinde türüne ender rastlanan iki deniz canavarı vardır. Yves, ölü deniz canavarı üzerinde incelemeler yapacak ve canlı yakalanan diğer deniz canavarının Kral’a ölümsüzlüğü getirip getiremeyeceğini araştıracaktır. Canlı deniz canavarının kaderi, Yves’in kız kardeşi Marie-Josèphe’in onun bakıcılığını üstlenmesiyle değişir. Canavarın yalnızca Marie-Josèphe’in anladığı bir dilde şakıdığı hikâyeleri vardır. Aslında o bir canavar, bir deniz hayvanı değildir. Onun adı Şherzad’dır ve özgürlüğü Güneş Kral Louis ile Papa’nın ellerindedir. Marie-Josèphe, Şehrzad’ın hayatını kurtarmak için bu iki büyük güce karşı bir mücadele içinde bulur kendini. Bu mücadele artık sadece Şehrzad için değil; tutsak edilen tüm yaşamlar ve sessizliğin yakıştırıldığı tüm kadınlar içindir.

    Hepimizin içindeki dürüstlüğün hassas bir incelemesi olan Ay ve Güneş şimdiden düşsel bir klasik olarak görülebilir.

    “Kadınların da ruhları vardır. Şherzad bir kadın. Onu öldürmek, ölümcül bir günah işlemek demektir.”

  • Ay Zalim Bir Sevgilidir Yazar: Robert A. Heinlein 1,00 

    Robert A. Heinlein şüphesiz ki tarihin en etkili bilimkurgu yazarlarından; Isaac Asimov’un deyişiyle bilimkurguya yön veren üç büyük yazardan biriydi. Samuel R. Delany ise yazarın tür üzerindeki etkisini, “Heinlein’ın etkisinden kurtulmaya çalışanlar her seferinde gökyüzü ya da okyanus gibi engin bir şeyle uğraştıklarını fark ediyorlar,” diyerek anlatmıştı. En iyi roman dalında Hugo Ödülü’nü dört kez kazanan üstat halen bu rekoru elinde tutuyor. Hugo ve Prometheus ödüllü Ay Zalim Bir Sevgilidir ise pek çoklarınca yazarın en iyi eseri olarak kabul ediliyor. Ay’ı Dünya’dan kontrol eden Otorite’ye karşı, yalnızca mahkûm ve sürgünlerin gönderildiği ceza kolonisine dönüşmüş Ay’daki isyanın ve devrimin öyküsü bu. Ayrılıkçı hareketin liderleri haline gelen bir bilgisayar uzmanı, karizmatik bir genç kadın ve yaşlı bir akademisyenin köleleştirilmiş insanların geleceğini değiştirme hikâyesi. Ve birbirinden farklı bu üçlüye ek olarak, kendi kendine bilinç kazanmış, mizah yolunda tüm özelliklerini devrimin nihai başarısına adamış olan süper bilgisayar Mike’ın çabası burada anlatılan. Ay Zalim Bir Sevgilidir siyaset, insanlık, tutku, devrim, teknoloji, mizah ve insan özgürlüğüne adanmış yaşamların peşinde koşan bir başyapıt. LeGuin’in Mülksüzler’i gibi, siyasi bilimkurguda bir devrim! “Heyecan verici, zihin açıcı, inanç zorlayıcı… Döneminde yazılan her şeyden daha iyi!” -Theodore Sturgeon- “Ay’daki devrimi ve bilinç kazanan bir robotu incelikle anlatan eşsiz bir klasik.” -Jo Walton- “Beatles müzik için ne anlama geliyorsa, Heinlein da bilimkurgu için eşdeğer öneme sahip.” -John Scalzi- “Heinlein, bilimkurgunun üç büyük novasından biri.” -Isaac Asimov-

  • Ay’da 172 Saat Yazar: Johan Harstad 1,00 

    Ay’a gitmek ister misiniz?

    NASA, kırk yıllık uzun aranın ardından Ay’a insanlı bir yolculuk düzenlemeye karar verir. Dünya’dan üç genç de bu yolculuğa katılmaya hak kazanır: Midori, Antoine ve Mia.

    Ay’a yolculuk sorunsuz bir şekilde tamamlanır, ama aslında sorun Ay’ın bizzat kendisidir. Ay üssü DARLAH 2’de sıradışı olaylar baş gösterir; Ay’daki bir şey uzun uykusundan uyanmıştır. Kısa bir süre sonra DARLAH 2’nin sakinleri orada yalnız olmadıklarını fark ettiklerinde, yaşamak ve eve dönmek için mücadele etmek zorunda kalırlar.

    “İskandinav gerilimi, adeta bilimkurgu-korku sinemasıyla buluşuyor.” –
    -Voya-

    “Okuru kendine bağlayan, eşsiz bir bilimkurgu.”
    -SLJ-

    “Hem psikolojik hem de atmosferik olarak rahatsız edici.”
    -Publishers Weekly-

    “Baş döndürücü ve korkutucu.”
    -Booklist-

    Bu kitapta okuyacaklarınız belki de neden Ay’dan arkamıza bakmadan kaçıp onu rahatsız etmemeyi seçtiğimizin ürkütücü bir cevabı.Brageprisen Ödülü (2008) Ubok/Dagbladet: Tüm Zamanların En İyi Genç Yetişkin Kitabı Ödülü (2014)

  • Ayağına Taş Değmesin Yazar:

    Yollar…
    Revan olduğumuz, ortasında kaldığımız, kendimizi unuttuğumuz, menzili şaşırdığımız, kaybolduğumuz yollar.
    Bazen seyyah bazen yolcu olduğumuz, sürüldüğümüz, kırıldığımız, acıyla, huzurla, kederle, hasretle, neşeyle
    çıktığımız yollar.
    Birol Tezcan üçüncü öykü kitabıyla bizi bir yolculuğa davet ediyor. Ayağına Taş Değmesin bir yol kitabı. Fakat
    sıradan bir yol kitabı değil. Yolun değiştirdiklerinin, yoldan çıkanların, yolu bulamayanların, yola dönüşenlerin
    öyküleri var bu sayfalarda.
    Birbirimizi daha yakından tanıyalım.
    Yol açık, hadi yola çıkalım.
    “Sustu. Bana baktı. Dinlediğime kanaat getirdi belki. Belki de ben öyle sandım. Sustu. Pencereden dışarı baktı.
    O bakınca ben de baktım. Dağlar geçti uzaktan. Ağaçlar geçti yakından. Sanki anlaşmışız gibi, sanki
    mizansenmiş gibi, aynı anda birbirimize baktık. Ben sustum. Bir yudum daha aldı içkisinden. Bana baktı. Beni
    görmeden baktı. İçime baktı. Ya da benden öte bir şeye baktı. Benden öte bir yere baktı. Ben yokmuşum gibi
    anlattı. Bana anlattı. Benden öte anlattı. Uzun bir ağıt gibi anlattı.”

  • Aynadaki Sır Yazar: Özge Doğar 1,00 

    Kimsin Sen? Özgür zannettiğin bilinç, kendi seçimlerini kendisi mi yapıyor? Seni ve kitleleri yöneten bir güç mü var? Gerçekten de insan kendi kendisini var edebilen tek canlı mıdır, yoksa sanal bir dünyanın sana uydurduğu rolü mü oynuyorsun? Yaşam dediğin alanda kimin eserisin; başarı dediğin şey yalanlara uyum sürecin mi, kimin istediği hayatı yaşıyorsun ya da gerçekten yaşıyor musun? Peki ya özgürlüğün nerede, sen neredesin… “Apartmanda bir kadın, dalmış pembe âlemlere, uzaklaşmış kendince kendinden. Girmiş metal kutuya saklamış beynini, gizlemiş çıkarmamış gün yüzüne. Kadın dalmış rüyalara, bulmuş kendini bir saltanat koltuğunda, elinde bir kumanda dünya kimin umurunda. Dalmış dalmış uyutmuş beynini ninnilerle, kendisi bile kendinden çok uzak, bambaşka boyutta… Bir adam apartman boşluğunda derdini vurmuş bedenine, vurmuş vurmuş da yetmemiş beynine. Adı değişmiş, şekli değişmiş zehrin ama değişmemiş beyin dalgalarının hafif frekansta dans edişi ruhunda. Hafif çakır keyiften tanrısal ayinlere kadar uzanan bir yol yapmış kendine. Donmuş beyni, kimin umurunda, kendisi bile kendinden çok uzak…”

  • Ayyaş Buda Yazar: Göktuğ Canbaba 1,00 

    Tümden geliyor ve güme gidiyordu, tüm OBEB ve OKEK’lerinin toplamı belki de ona evrenin sırlarını açıklayabilirdi ama bunlar benim umurumda değildi.” Hayat, çukur ve tümseklerle dolu bir patika. Dünya, biçimsiz heykeller gibi dikildiğimiz bir yer. Ayyaş Buda, kozmik şakacıya karşı atılan bir kahkaha, mistik bir kılavuz. Göktuğ Canbaba, bilge ağaçların kollarında huzurlu bir uykuya ya da uçurumun kenarında ayaklarımızı gıdıklayan bir rüzgârla konuşmaya çağırıyor bizi. Bu kitaptaki öyküler, kutsal ve sıradan dünyalar arasında yalın ayak koşma rekoru kırıyor, yeraltında adım atmaya başlayıp gerçeküstü bir yolda ilerliyor Ayyaş Buda, sorularla dolu bir hayata karşı icra edilen serseri bir serenat. Cevaplarımız bir yol düşümü uzakta…

  • Balık Nefesi Yazar: 14,00 

    Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor.

    Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri.

    Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor.

    Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik…

    “Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”

  • Başka Gökyüzü Yazar: İlhami Sidar 1,00 

    İlhami Sidar bu kitabında kişisel trajedilerin toplumsal olanın içinde nasıl eridiğini gözler önüne seriyor. Başka Gökyüzü, bir öğretmenin uzak bir köy okulunda “öteki”yle tanışarak onu anlamasının ve sevmesinin hikâyesi. Yeni bir dünyanın var olabileceğine ve her şeyi değiştirebileceğine duyduğu inançla giriştiği mücadelenin umut dolu tasviri.

    İlhami Sidar kalemindeki ahengi korurken bütüncül bir dünya tahayyülünün aydınlık sabahlarını resmediyor.

    “Çocukluğumuzun en heyecanlı zamanlarında bize hep ödünç şeyler giydirildi; ödünç dil, ödünç tarih, ödünç yaşam…”

  • Baskerville’lerin Köpeği – Sherlock Holmes – Yazar: Sir Arthur Conan Doyle 1,00 

    “Büyük edebiyat eserleri hayatımıza bir şey katar. Doyle da Sherlock Holmes eserleriyle bunu gerçekleştirdi.” –Anthony Burgess

    En önemli polisiye eserlerden biri olmasının yanında gotik esintiler de taşıyan Baskerville’lerin Köpeği, Sherlock Holmes külliyatının en dehşet dolu eseri. Doyle araştırmalarınca da yazarın en iyi romanı olarak gösterilen eser, gerçek bir dünya klasiği.

    “Watson, giderek kendini aşıyorsun,” dedi Holmes. Sandalyesini geriye itip bir sigara yaktı. “Şimdiye kadarki tüm işlerimizde çok iyiydin ama benim küçük başarılarımı takdir ederken kendi yeteneklerini azımsadığını söylemeliyim. Parlayan sen değilsin belki ama sen ışığı iletiyorsun. Kimi insanlar dâhi olmasalar da dehayı ortaya çıkarmak konusunda müthiş bir güce sahiptirler. İtiraf etmeliyim ki sevgili dostum, sana çok şey borçluyum.”

    Grez Buzwell’in sonsözüyle.

  • Başkuş Yazar: Şebnem Sönmez 1,00 

    “hece bağlarıyla bağlandık … ne hoş aslında …”

    diyene

    sadece O’na,

    dese de Tevhide Şebnem Sönmez,  Başkuş’ta şiirleriyle o’ndan çıkıp herkese varıyor. Dünle bugünün içinden geçerek aşkı, özlemi, erotizmi, sevgiyi işlerken, gökyüzünün bölünmez bütünlüğünü bozan,  Simurg’u tahtından edip baş’a geçen kuşların zalimliğini de imliyor. Şiirin gönlüne Rengin Sönmez’in baş aşağı çizgileri eşlik ediyor. Başkuş, mitolojiye, insana ve onun en eski tarihi olan aşka da uzanırken, yaşamın birincil düşmanı olan iktidara da başkaldırıyor. Ne eski ne de yeni bu şiir. Derdi hikâyesinde saklı. Derisi yüzülmüş isyan, riyasız rüyalar ve kırıldığından olsa gerek ağlayan dizelerle bir şehrin/ülkenin insanlarında boy veriyor…

  • Bataklık Ülke (Perg Efsaneleri 3. Kitap) Yazar: Barış Müstecaplıoğlu 1,00 

    Kahramanlarımızın yolculuğu yeni düşmanlarla, yeni dostlarla ve ilginç yaratıklarla dolu gizemli bir dünyada devam ediyor. Farklı tanrılara inandıkları için birbirine düşman iki şehir ve her türlü inancın hoş görüldüğü gizli bir bölgede yaşananlar, gerçek dünyanın bitmek bilmeyen inanç çatışmalarına da ışık tutuyor. Bu sürükleyici macera, sevgi ve özgürlük adına…

  • Batı Kanonu Yazar: Harold Bloom 1,00 

    Önde gelen edebiyat eleştirmenlerinden Harold Bloom, yayımlandığı günden beri bir mihenk taşı olarak kabul edilen bu eserinde, Batı edebiyat dünyasındaki Kanon’un merkezine koyduğu Shakespeare’den yola çıkarak yaratıcı edebiyatı derinlemesine bilmek ve kavramak için okurlara çağrıda bulunuyor. Bunu yaparken, odağa aldığı Shakespeare’in yanına Dante, Chaucer, Cervantes, Montaigne, Moliére, Milton, Johnson, Goethe, Wordsworth, Austen, Whitman, Dickinson, Dickens, George Eliot, Tolstoy, Ibsen, Freud, Proust, Joyce, Woolf, Kafka, Borges, Neruda, Pessoa ve Beckett’ı ekliyor.

    Batı Kanonu, edebiyat dünyasını etkileyen yazarların Bloom tarafından listelenmesinden ibaret değil sadece; edebiyatın bize, yaşamlarımıza değen kısımlarının tanımlanmasına, edebiyattan kendimize, tarihimize bakmamıza da olanak sağlayan bir eser. Her şeyden önce iflah olmaz bir edebiyatsever olan Bloom, bu çalışmasında Kanon’a geniş bir pencere açıyor ve bu sayede, Batı Kanonu’nu iyi okurların, edebiyatseverlerin ve edebiyat eleştirisi okumak isteyenlerin başucu kitabına dönüştürüyor. Böylece yıllardır çeşitli akademik tartışmalarla yön verilmeye çalışılan Kanon’un gediği kapanıyor ve bize de, hem tarihsel hem de edebi anlamda iyi düzenlenmiş bir kitabın peşinden gitmek kalıyor.

    “Bloom’un yorumlarını okumak, klasik yazarları şimşeklerin ışığında okumak gibidir.”

    – M.H. Abrams

    (The Norton Anthology of English Literature editörü, eleştirmen)

  • Baudelaire Yazar: Jean Paul Sartre 1,00 

    ‘Hak ettiği gibi yaşayamadı.’ Baudelaire’in yaşamı, bu teselli edici sözün görkemli bir örneği gibi görünüyor. Kuşkusuz ne bu anneyi, ne ömür boyu katlandığı bu rahatsızlığı, ne bu vasi mahkemesini, ne bu cimri metresi ne de bu frengiyi hak etmişti. Hele erken ölümünden daha haksız ne olabilir ki? Ancak, düşününce, bir kuşku beliriyor insanda: Çünkü Baudelaire’in kendisini de incelersek, o da kusursuz ve görünüşe bakılırsa çelişkisiz değil: bu yoldan çıkmış adam bir daha geri dönmemecesine, en bayağı ve en keskin ahlâkı benimsemiş; bu ince ruhlu kişi en sefil fahişelerle düşüp kalkmıştır.”

    -Jean-Paul Sartre-

  • Bay King Yazar: Ronald De Feo 1,00 

    “Hedefler ve mekânlar farklı olsa da
    iş hep aynıydı. Her işin sonu aynı şekilde bitiyordu. Öyle olmak zorundaydı…
    Aynı hikâye, aynı rutin. Tetiği çekersin, adam ölu?r, o kadar. Ya tetiği çekmezsen ne olur?”
    Yaptığı işten sıkılmaya başlayan ve mimariye olan tutkusunu keşfeden işinin erbabı bir tetikçi için
    du?nya artık vurulması gereken hedeflerin peşinde koşulacak bir yer olmaktan çıkar. Hayatındaki en zor göreve gönderildiğinde yeni tutkuları ve kariyeri arasında kesin bir seçim yapmak zorunda kalır…

    “Öfkeli ve takıntılı bir adamın çevresindeki du?nyaya dair derin bir farkındalık geliştirmesi hakkında ilgi çekici bir öyku?…”
    Publishers Weekly