Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

17–31 / 31 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Işık Tanrısı Yazar: Roger Zelazny

    “Zelazny’nin dehasının muhteşem bir örneği. Karakterler ilgi çekici ve başdöndürücü… Işık Tanrısı… bir şaheser.”
    -Salisbury (N.C) Post-

    “Roger Zelazny, bilimkurgunun en iyi hikâye anlatıcılarından. Uçsuz bucaksız ve içgüdüsel diliyle adeta bir şair!”
    -Greg Bear-

    “Yazılmış en iyi beş bilimkurgu romanından biri.”
    -George R. R. Martin-

    “Eğlenceli ve zekice yazılmış. Okuduktan sonra yazar olmayı isteyeceğiniz bir roman.”
    -Neil Gaiman-

    “Asla bir tanrı olduğunu iddia etmedi. gerçi bir tanrı olmadığını da iddia etmedi.”

    Roger Zelazny, farklı pek çok mitolojiyi bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Hint mitolojisiyle harmanlanan Işık Tanrısı ise sadece bilimkurguyu değil, tüm spekülatif kurguyu değiştiren, benzersiz bir roman. Gaiman’ın en iyi romanı olarak kabul edilen Amerikan Tanrıları’na fikir babalığı yapmakla kalmamış, tanrılar ve insanlar arasındaki isim oyunlarına da ilham kaynağı olmuştur. Martin’in epik serisi Buz ve Ateşin Şarkısı’ndaki Işık Tanrısı da ismini bu romandan alır, tıpkı Sam Tarly’nin ismini bu romanın başkahramanı Sam’den aldığı gibi.

    Dünya yok olalı çok uzun bir süre olmuştur. Kolonileşmiş bir gezegendeki tüm teknolojik gücü ele geçiren insanlar ise kendilerini ölümsüz kılmış ve Hint tanrılarının rolünü üstlenerek o gezegenin kontrolünü ele geçirmiştir.

    Ancak bu kötü niyetli topluluğa karşı çıkacak biri vardır: Siddhartha ya da Mahasamatman; nam-ı diğer Işık Tanrısı.Işık Tanrısı, tanrılaşmış insanlara tanrısal bir müdahale.
    George R. R. Martin’in sonsözüyle.

  • Kaplan! Kaplan! Yazar: Alfred Bester 1,00 

    “Bester’in iki muazzam kitabı zamanının ötesine geçmeyi başardı. Yaklaşık altmış senedir herkesin en iyi on bilimkurgu kitabı listesindeki yerlerini korudular.”

    -Robert Silverberg-

    “En sevdiğim kitap ne mi? Kaplan! Kaplan!

    -William Gibson-

    “Bilimkurgu edebiyatı gerçek deha ürünü çok az eser çıkardı ve bu da onlardan biri.”

    -Joe Haldeman-

    “Pekçoklarınca şimdiye dek yazılmış en iyi bilimkurgu romanı.”

    -Samuel R. Delany-

    Kaplan! Kaplan!, Alfred Bester’in yazdığı en iyi eser.”

    -James Lovegrove-

    “Yüksek maceranın, zengin yaşamanın ve zor ölmenin olduğu bir Altın Çağ’dalardı… ama kimse öyle düşünmüyordu. Servet ve hırsızlığın, talan ve yağmacılığın, kültür ve ahlaksızlığın geleceği… ama kimse bunu kabul etmiyordu. Aşırıların çağındaydılar, ucubelerin büyüleyici yüzyılı… ama kimse bunu sevmiyordu.”

    Uzayda ölüme terk edilen ve 170 gün boyunca havasız ortamda hayatta kalmayı başaran Gully Foyle, kendine geldikten sonra gemi enkazından kurtulur ve intikamını almak için yola koyulur. Tüm Dünya’yı değiştirecek bir sırrı da yanında taşımaktadır.

    Alfred Bester Kaplan! Kaplan!’da bilimkurguya getirdiği tüm yenilikleri bir seviye ileri götürüyor ve belki de yazılmış en iyi bilimkurgu romanını ortaya çıkarıyor. Kaplan! Kaplan!, bilimkurgu edebiyatındaki Monte Kristo Kontu.

    Graham Sleight’ın sunumuyla

    Neil Gaiman’ın sonsözüyle

  • Kıyamete Bir Milyar Yıl Yazar: Boris Strugatski, Arkadi Strugatski, 1,00 

    “Strugatski Kardeşler’den biri Gogol’ün diğeri ise Çehov’un soyundan geliyor ama hiç kimse hangisinin hangisi olduğundan emin değil. Bu kitap kesinlikle harika.”
    -Ursula K. Le Guin-

    “Türü bilimkurgu olsun ya da olmasın, bu kitap okuduğum en iyi, en etkileyici kitaplardan biri.”
    -Theodore Sturgeon-

    “Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın?”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Henüz taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biri.

    Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü’nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa’ya, eşinin annesinin evine gönderir.

    Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir.

    Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır? Kıyamete Bir Milyar Yıl, edebiyatın “Sorun sende değil, kâinatta!” deme biçimi.

  • Maymunlar Gezegeni Yazar: Pierre Boulle 1,00 

    “Maymunlar Gezegeni, Gulliver’ın Gezileri’nin gelecekteki versiyonu.”
    -Louisville Times-

    “Romanın şaşırtıcı finali bile tek başına dehşet verici.”
    -Newark News-

    “Aklını kullanabilen insanlar mı? Hayır, bu mümkün değil; bu noktada yazar ne yazık ki maksadını aşıyor!”

    Pierre Boulle, Avrupa’dan çıkıp yazdığı bilimkurgu romanıyla vahşi batılı meslektaşlarıyla baş edebilen ilk, belki de son frankofon. Maymunlar Cehennemi ve diğer sinema uyarlamalarına da ilham kaynağı olan Maymunlar Gezegeni ise, insanlığın en derin korkularından birinin eşsiz anlatısı.

    Çok da uzak olmayan bir gelecekte üç uzay gezgini; verimli ormanları, yaşanabilir iklimi ve temiz havasıyla Dünya’ya fazlasıyla benzeyen bir gezegene iniş yapar. Bu gezegen her yönüyle kusursuz gözükse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

    Gerçek, çok geçmeden açığa çıkar: Bu gezegende insanlar vahşiyken, uygar maymunlar onların efendileridir. Henüz maceranın başında yol arkadaşlarından kopup tek başına mücadele etmek zorunda kalan Ulysse Mérou, bu cennet görünümlü cehennemden kurtulmanın yollarını tek başına bulmak zorundadır.

    Ulysse, insanlığın kurtarıcısı olmayı başarabilecek mi? Yoksa bu lanetli geleceğin son tanığı mı olacak?
    Maymunlar Gezegeni, insanlar gezegeninden daha insani bir satir.

  • Pazartesi Cumartesiden Başlar Yazar: Arkadi Strugatski, Boris Strugatski, 1,00 

    “Strugatski Kardeşler, varsayılan önermelerden mantıklı çıkarımlar yaparak fantastik geleneğin realistleri olduklarını gösteriyorlar.”
    -Stanis?aw Lem-

    “Strugatski Kardeşler beni en az Orwell, Huxley ve Dick kadar etkiledi.”
    -Jonathan Lethem-

    “İnsan, İstediğini Elde Edebiliyor Ve Elde Edebildiğini İstiyorsa, O Zaman Mutludur.”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Pazartesi Cumartesiden Başlar ise büyünün ve bilimin muazzam karışımıyla, Strugatski Kardeşler’in külliyatı içerisinde bile benzeri bulunmayan bir eser.

    Her şey bilgisayar mühendisi Saşa Privalov’un iki otostopçuyu arabasına almasıyla başlar. Bu iki otostopçu imkânsızın sıradanlaştığı, sonsuzluğun sadece bir pazartesi gününden ibaret olduğu, mitolojik karakterlerin koridorlarında cirit attığı YOKHİÇ Enstitüsü’nde çalışmaktadır. Privalov da büyü araştırmalarının ciddi bir iş olduğu bu tuhaf dünyanın ister istemez içine çekilir.

    Strugatskiler’in bilim üzerine kurguladıkları büyü akademisi, J. K. Rowling’in Hogwarts’ına, Patrick Rothfuss’un Üniversitesi’ne yıllara öncesinden gelen bir esin. Strugatskiler’in isterlerse Kafka olabileceklerini ama büyük bir mutlulukla kendi yollarını çizdiğini gösteren bu kitap, yazılmış en benzersiz satirlerden de biri.

    Bilim, büyü ve sosyalizmin bir araya geldiği bir dünyada, kaos ne kadar uzakta olabilir ki? Pazartesi Cumartesiden Başlar, büyünün çarpım tablosu.

  • Resimli Adam Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “Bradbury’nin öyküleri öylesine içinize işliyor ki bir daha unutamıyorsunuz.”

    –Margaret Atwood

    Ulusal Kitap Ödülü

    Pulitzer Onur Ödülü

    Ulusal Sanat Madalyası

    “BU RESİMLER GELECEĞİ GÖSTERİR.”

    Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Tüm yeteneklerini sergilediği ve çerçeve öykü formatında yazdığı Resimli Adam ise modern bireyin psikolojisine ve teknolojik ilerlemenin karanlık yanına ışık tutan eşsiz bir öykü derlemesi.

    Tüm vücudu, hareket eden dövmelerle kaplı Resimli Adam bu durumundan dolayı neredeyse kırk yıldır kalıcı bir iş bulamamıştır hatta karnavallarda bile çalışamıyordur artık. Çünkü lanetli bedeninin üzerindeki dövmeler geleceği göstermektedir. Yanında belli bir süre geçiren kişinin kaderi Resimli Adam’ın bedeninde görünüverir.

    Dövmeleri üzerinden hikâyeler bir bir ortaya dökülür. Bir çocuğun hayalleri kadar naif, bir bilim insanının gerçekleri kadar kuvvetli toplam on yedi öykü Resimli Adam’ın vücudunda hayat bulur.

    Ölümden inançlara, nükleer savaştan ırkçılığa, dünyanın sonundan uzaydaki yalnızlığımıza kadar insanlığa dair birçok konuya değinen Bradbury, hayallerimizle hakikati karşı karşıya getirip eleştiren, düşündüren ve dehşete düşüren bir bilimkurgu klasiği ortaya çıkarıyor.

    Resimli Adam, bilimkurgunun kaleydoskopu.

  • Su Adamı Yazar: Aleksandr Belyaev 1,00 

    Türkçeye daha önce Profesör Dowell’in Başı ve Ket Yıldızı kitapları çevrilen ünlü Rus bilimkurgucu Aleksandr Belyaev’in başyapıtı Su Adamı, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri dizisinin 21. kitabı olarak ilk kez Türkçede.

    Tarihte bilimkurgu yazarak geçimini sağlayan ilk yazar olan Belyaev, aynı zamanda “Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak da nitelendiriliyor.

    Su Adamı’nda çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlerin yanı sıra insanüstü bir canlı olarak dışdünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz.

    Belyaev bu eserinde fakirlere daha iyi yaşam koşulları sağlamak gibi sosyal meselelere de dokunmaktan geri durmuyor.

  • Sürgün Gezegeni Yazar: Ursula K. Le Guin 1,00 

    “Otorite kişinin kendisinden mi kaynaklanır, yoksa etrafındakilerden mi?”

    Ursula K. Le Guin, bilimkurgu ve fantazi edebiyatına damga vurmuş en büyük yazarlardan; türün kraliçesi. Kitapları ve fikirleriyle hem okurlara hem de yazarlara ilham veren Le Guin, erken dönem eserlerinden Sürgün Gezegeni’nde bizi ötekilik, önyargı, varoluş ve yuva özlemi gibi olgular üzerine derin bir yolculuğa çıkarıyor.

    Galaksinin karanlık tarafındaki Sürgün Gezegeni’nde iki büyük halkın mücadelesi hep süregelmiştir: Alterralılar ve Tevarlılar. Gezegenin yabancıları ve “ötekileri” olan Alterralılar -diğer adıyla yabansoylular eski güçlerini kaybetmiş, nüfusu gittikçe azalan bir halktır.

    Tevarlılar diğer adıyla izcanlılar “ötekiler”den hoşlanmayan, muhafazakâr, geri kalmış, ilerlemeye kapalı bir topluluktur.

    Güney Göçü başlayıp Gaallar güneye doğru ilerleyince büyük savaş kapıya dayanır. Alterralılar ve Tevarlılar bir araya gelip ortak düşmana karşı savaşacak ya da yaklaşan uzun kışla birlikte felakete sürükleneceklerdir. Rolery ve Agat’ın sıradışı hikâyesi de işte bu süreçte başlar.

    Mülksüzler ve Karanlığın Sol Eli’nin de dahil olduğu Hainish Cycle’ın bir parçası olan Sürgün Gezegeni, toplumsal ve düşünsel yargılara etkileyici bir dokunuş.
    -Ursula K. Le Guin’in önsözüyle-

  • Tanrı Olmak Zor İş Yazar: 1,00 

    “Baştan sona muazzam bir kitap. Derin, yaratıcı, tatmin edici bir hikâye.”

    –Ursula K. Le Guin

    “Okuduğum en korkutucu bilimkurgu romanlarından biri.”

    –Thedore Sturgeon

    “KENDİMİ TANRI OLARAK HAYAL EDEBİLSEYDİM, ZATEN TANRI OLURDUM.”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Tanrı Olmak Zor İş ise insanlığın karanlık geçmişinin kalbine yapılmış en cesur yolculuklardan biri.

    İnsanlık, Dünya’nın tıpatıp aynısı olan, üzerindeki insanların karanlık çağdan öteye gidemediği bir gezegene gözlemciler göndermiştir. Bu gezegenin gidişatına müdahale etmelerine hiçbir şekilde izin verilmeyen bu gözlemcilerin asıl amacı insanlığın karanlık çağını her ayrıntısıyla kayıt altına almaktır.

    Büyük bir değişimin kıyısında olan Arkanar Krallığı’nda halk baskı altında yaşamakta, yenilikler beşiğinde boğulmakta, okuma yazma bilenler linç edilmektedir. Bu gezegene gönderilmiş gözlemcilerden biri olan Anton da Don Rumata ismiyle bir asilzade hayatı yaşarken, bir yandan da dönemin aydınlarını kurtarmaya çalışır.

    Hari Kunzru’nun Önsözüyle

    Boris Strugatski’nin Sonsözüyle

  • Uzayda Piknik Yazar: Arkadi Strugatski, Boris Strugatski, 1,00 

    “Heyecan verici, canlı ve hoş… Girift olaylar, yaratıcı detaylar içeren, etik ve entelektüel açıdan sofistike bir eser.” –Ursula K. Le Guin

    “Mükemmel… Strugatskiler’in sadakati ve hırsı, dostluğu ve aşkı, umutsuzluk ve tükenmişliği marifetli ve yetenekli şekilde ele alması ortaya şahane bir hikâye çıkarıyor. Yıllarca unutulmayacak bir kitap.” –Thedore Sturgeon

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Uzayda Piknik ise yazarların en ünlü ve ilham verici romanı.

    Uzaylılar dünyanın beş bölgesini ziyaret etmiş ve giderken geriye “atıklarını” bırakmışlardır.  Bu atıklar, tüm dünyada bir gizem yaratır ve endüstri ve bilim çevrelerinin de odak noktası haline gelir. Atıkların bulunduğu yerler “bölge” olarak adlandırılarak karantina altına alınır ve bu bölgeler çevrelerindeki şehirleri ekonomik ve sosyal açıdan etkilemeye başlar.

    Redrick Schuhart, bölgeden uzaylı atıklarını kaçırıp satan bir “stalker” yani bir iz sürücüdür. Çoğu insan gibi, hayatı yasak “bölge” tarafından şekillendirilen Red ve bilim insanı arkadaşı Kiril’in bir “zamazingo” elde etmek amacıyla buraya yaptıkları yolculuk ise beklenmedik olaylara sebep olur… Tarkovski’nin Stalker ismiyle beyaz perdeye uyarladığı felsefi hikâye de işte burada başlar.

    Uzaylıların dünyaya yaptığı bu ziyaret bir piknikten mi ibarettir? Yoksa arkasında insan aklının alamayacağı bir gizem mi yatmaktadır?

  • 5 üzerinden 4.00 oy aldı
    Yenilmez Yazar: Stanislaw Lem 1,00 

    Yenilmez, giderek yükselen bir gerilimi seven okurları memnun edeceği kadar gizem okurlarını da etkileyecek.”

    -Ursula K. Le Guin

    Solaris’in yazarı Stanislaw Lem’den, H. G. Wells ve Jules Verne gibi ustaların izlerini takip eden bir bilimkurgu klasiği: Yenilmez.

    Bilinmeyen bir gezegene yolculuğa giden uzay gemisinin Dünya ile bağlantısı bilinmedik sebeplerden ötürü kesilir. Regis III adlı bu gezegende başta kaptan Rohan olmak üzere geminin tüm mürettebatı insanlığın en büyük ikilemlerinden biriyle yüzleşecektir: İnsan, bilgisinin sınırlarının farkına vardığında verebileceği kararlar ne kadar güvenilirdir? Mantık çerçevesinin çok ötesinde bir durumdayken bu soru üzerinden kendini bulmaya çalışan ekip, şimdiye dek anlatılmış en dehşet verici uzay yolculuklarından birinin parçası olacaktır. Yenilmez gemisinin mürettebatı bilinçli adımlar atan bir gezegenle yüzleşmek zorundadır.

  • Yıkıma Giden Adam Yazar: Alfred Bester 1,00 

    Tarihteki ilk Hugo Ödülü’nün kazananı.

    “Tüm zamanların en iyi bilimkurgu klasiklerinden biri.”
    -Isaac Asimov-

    “Bester’in iki muazzam kitabı zamanının ötesine geçmeyi başardı. Yaklaşık altmış senedir herkesin en iyi on bilimkurgu kitabı listesindeki yerlerini korudular.”
    -Robert Silverberg-

    “Benim Bester’e duyduğum hayranlığı, aynı heyecanla paylaşmayan bir bilimkurgu yazarıyla henüz karşılaşmadım.”
    -William Gibson-

    “Alfred Bester dörtlülerini yakıp ayağını gazdan hiç çekmeden yazmış romanını. Derinlik ile eşi benzeri görülmemiş bir hayalgücünün birleşimi. William Gibson okulda arkadaşlarıyla oyuncak ışın tabancasıyla oynarken, Bester siberpunk yazmakla meşguldü.”
    -James Lovegrove-

    24. yüzyılda, evrenin en güçlü adamlarından biri olan Ben Reich, yetmiş yıldır adı bile duyulmamış bir suç işlemeye karar verir: Cinayet. Esper adı verilen zihin okuyucuların, daha düşünce halindeyken suçları engellediği bu dünyada, Reich’ın amacına ulaşması neredeyse imkânsızdı.

    Hükümdarlık adındaki şirketinin, rakip şirket D’Courtney’le girdiği mücadeleyi büyük ölçüde kaybetmesinin ardından başka bir çaresi kalmadığını düşünen Reich, bir yandan da kâbuslarında asıl korkusu Yüzü Olmayan Adam’la uğraşıyordu. Tüm bunlara rağmen Ben Reich pes etmemeye kararlıydı. Aklında yıkımla, Yıkım’a hazırlandığının farkında değildi. Yıkıma Giden Adam, galaksinin içimizdeki megalomana verdiği çarpıcı bir yanıt.

    Her biri, uzay ve zamanda eşsiz olduğuna dair mağrur sanrılarla gelişen, sonu gelmeyen dünyalar ve kültürler var. Aynı megalomanlıktan muzdarip sayısız insan geldi bu hayata; kendisinin eşsiz, yeri doldurulamaz, benzersiz olduğunu düşünen. Daha da gelecek böyle insanlar… sonsuza kadar. Bu da böylesi bir zamanın ve böylesi bir adamın hikâyesi… bu, Yıkıma Giden Adam’ın hikâyesi.
    -Harry Harrison’ın sunumuyla-

  • Yıldız Gemisi Askerleri Yazar: Robert A. Heinlein 1,00 

    Hugo En İyi Roman Ödülü

    “Heinlein bu kitapla birlikte, ben de dahil pek çok yazara ilham verdi.”
    -Samuel R. Delany-

    “Büyük bir ustalıkla yazılmış, eşsiz bir askeri bilimkurgu.”
    -Jo Walton-

    “Yaşlı Adamın Savaşı açıkça Yıldız Gemisi Askerleri’nden etkilendi.”
    -John Scalzi-

    “Bu kitapla boy ölçüşebilecek bir şey henüz yazılmadı.”
    -Science Fiction Weekly-

    “Bilimkurgunun en büyük yazarlarından.”
    -Wall Street Journal-

    Yayımlandığından itibaren tartışmalar yaratan Yıldız Gemisi Askerleri ilk kez Türkçede. Asimov ve Clarke’la birlikte bilimkurgunun üç büyük ustasından biri olarak görülen, bilimkurgunun dekanı Heinlein’dan vatanseverliğe, militarizme, oy hakkına ve savaşa dair en coşkulu anlatılardan biri olan bu klasik eser, muzip üslubuyla da fark yaratıyor.

    “Silahlar tehlikeli değildir; insanlar tehlikelidir.”

    İnsanoğlunun başka gezegenlerde koloniler kurduğu ve karşılarına çıkan rakip türlerle savaştığı bir gelecek zaman. Ve Ordu’da iki yıl gönüllü askerlik yapanların vatandaş olup oy kullanabildiği Terra Federasyonu. On sekiz yaşındaki Juan Rico, vatandaşlık hakkını kazanmak (ve bir de çok sevdiği uzayda seyahat etmek için) iki yıl süren askerlik hizmetine yazıldığında ne Rasczak’ın Bıçkınları’ndan biri olacağını ne de ‘Böcek Savaşı’nda müfreze liderliği yapmak zorunda kalacağını biliyordu. Ama öğrenecekti…

  • 5 üzerinden 3.00 oy aldı
    Yüzyılın En iyi Bilimkurgu Öyküleri Yazar: 1,00 

    “Buradaki yazarların tümü bilimkurgunun onur listesinin temelini oluşturuyor.” –Booklist

    “Bu kitap, bilimkurgunun edebi yönünü kusursuzca ortaya koyuyor.” –Science Fiction Weekly

    Yirminci yüzyıl bilimkurgunun temellerinin atıldığı, pulptan ciddi edebiyata evrildiği ve tüm zamanların en popüler türlerinden birine dönüştüğü bir zaman aralığı. Bu yüz senelik süreç içerisinde tür kendisine ait bir geçmiş oluşturdu ve toplu bir yaklaşımla ele alınabilecek hale geldi.

    Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri’nde Orson Scott Card bu türü ve dolaylı olarak da kültürü dönüştüren yazarları ve onların öne çıkan öykülerini titizlikle seçip eşsiz bir panorama sunuyor. Card’ın dediği gibi bu derleme, “Bir hazine. Bir mücevher koleksiyonu.”

    Isaac Asimov, Arthur C. Clarke, Robert A. Heinlein, Ursula K. Le Guin, Ray Bradbury, Frederik Pohl, Harlan Ellison, George Alec Effinger, Brian W. Aldiss, William Gibson & Michael Swanwick, Theodore Sturgeon, Larry Niven, Robert Silverberg, Harry Turtledove, James Blish, George R. R. Martin, James Patrick Kelly, Karen Joy Fowler, Lloyd Biggle, Jr., Terry Bisson, Poul Anderson, John Kessel, R.A. Lafferty, C.J. Cherryh, Lisa Goldstein ve Edmond Hamilton.

  • Zaman Makinesi Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Wells’in ilk olarak okul gazetesinde yayınladığı bir öyküden hareketle kaleme aldığı kısa romanı Zaman Makinesi, 1895’ten beri bilimkurgunun önde gelen eserlerinden biri oldu. Hem geleceği hayal etmek hem de biliminsanının karakterini göstermek adına derin saptamalarda bulunan, politik göndermelerle yüklü bu distopya, hâlâ gerçekleştiremediğimiz bir fantezinin peşinden yıllardır sürüklüyor bizi. Volkan Gürses’in Türkçeye çevirdiği Zaman Makinesi’nin bu yeni baskısı, roman tarihi ve H.G. Wells üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan akademisyen Patrick Parrinder’ın önemli makalelerinden biriyle zenginleşiyor. Elif Ersavcı’nın Türkçeye kazandırdığı bu makalede Parrinder, Wells’in Zaman Makinesi’ni yazarken, “yaratıcılık düzeyinde de olsa, kendi ölümünün ötesine geçmeyi” öğrendiğini iddia ediyor. Zamana karşı bir makinenin, ölümlülüğe karşı bir yaşamın hikâyesi bu. Wells’in en büyük üç romanından biri olan Zaman Makinesi’ni okurken, hepimiz bir Zaman Yolcusu’yuz!

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları