Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

33–48 / 76 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Dünyaların Savaşı Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Uzayın derinliklerinde… engin, soğuk ve duygusuz zihinler bu dünyayı kıskanç gözlerle izliyor ve bize karşı uygulayacakları planlarını yavaş yavaş geliştiriyorlardı.

    Herbert George Wells (1866-1946), Bromley, Kent’te doğdu. Bir manifaturacı dükkânındaki iki yıllık çıraklık dönemi de dahil olmak üzere yaşama birkaç ‘yanlış başlangıç’ yaparak başladıktan sonra, Güney Kensington’daki Normal Bilim Okulu’nun bursunu kazandı. Burada T.H. Huxley’den biyoloji dersleri aldı. 1890’da mezun olduktan sonra başladığı öğretmenlik kariyeri, sağlık sorunları nedeniyle pek de uzun sürmedi. 1893’te yaşadığı iç buhranı atlatmaya başladığı sıralarda çeşitli makaleler ve kısa öyküler yazmaya ve çok geçmeden de yaşamını gazetecilikten kazanmaya başladı.

    İlk romanı Time Machine (Zaman Makinesi; 2000, İthaki Yayınları) 1895’te yayımlandı. Bu romanı, 1897’de The Invisible Man (Görünmez Adam), 1898’de The War of the Worlds (Merihliler Yeryüzünde), 1901’de The First Men in the Moon (Ayda İlk İnsanlar), Anticipations, Mankind in the Making, A Modern Utopia ve diğer bilimsel yapıtları izledi. Bunların yanı sıra, Dickens geleneğine bağlı kalarak 1900’de The Wheels of Chance, Love and Mr. Lewisham, 1905’te Kipps, 1909’da Tono-Bungay ve 1910’da The History of Mr. Polly gibi romanlar da yazıyordu.

    Ölümüne kadar romanlar, kısa öyküler, bilimkurgu, biyografik ve tarihi yazılar kaleme aldı. 1934’te yazdığı Experiment in Autobiography, yaşamını, yapıtlarını, düşüncelerini gözden geçirdiği otobiyografik bir yapıttır.

  • Düşmüş Melekler Yazar: Richard K. Morgan 1,00 

    21. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Değiştirilmiş Karbon serisi ve çarpıcı ana karakteri Takeshi Kovacs dizinin ikinci kitabı Düşmüş Melekler’le geri dönüyor!

    Değiştirilmiş Karbon’daki olayların üzerinden otuz sene geçti. Ancak eski bir BM elçisi olan Takeshi Kovacs’ın maceraları hız kesmedi. Pek çok kez kariyer ve kılıf değiştirip yeni bir bedenle bu kez daha büyük olayların ortasında buldu kendini: Kanlı bir ayaklanmayı durdurmak üzere uzak bir gezegenin hükümetince tutulan bir askerdi artık.

    Ancak mesele taraf tutmaya geldiğinde ona kimin ödeme yaptığına bakmaksızın Kovacs istediği tarafı seçerdi – yani kendininkini. Haliyle sıradışı bir ekip onu kadim bir uzaylı gemisine yapılacak hazine avı için çağırdığında bu teklife hayır diyemezdi. Kalaşnikoflarını hazırlayıp görevini yarıda bırakan Kovacs için bu yeni macera tek başına yapamayacağı kadar büyüktü. Ama o istediğini almak için her şeyi yapmaya hazırdı; ölüleri diriltmeye bile.

    Yıldız Gemisi Askerleri ve Bitmeyen Savaş gibi eserlerin izinden giden askeri bilimkurgu/siberpunk türündeki Düşmüş Melekler, son zamanların en dikkat çeken bilimkurgu-aksiyon romanlarından biri.

    “Takeshi Kovasc geri döndü. Morgan, Değiştirilmiş Karbon’da yaratılan dünyayı çok daha ileriye taşıyor.” –Anthony Ryan

    “Bilimkurguyla gerilimi birleştirmedeki ustalığıyla türe hak ettiği yeri kazandırmayı başardı.” –Peter F. Hamilton

    “Morgan şirketlerin açgözlülüğünü, siyasetin çürümüşlüğünü muazzam bir kurguyla ele alıyor.” –The Times

  • Eve Dönüş Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    Bu hikâyeyi yazdığında yirmili yaşlarındadır Bradbury, ancak alışıldık kalıpların dışına çıkan çizgisini çoktan oluşturmaya başlamıştır. Şiirsel bir dille yazılan bu özgün hortlak hikâyesi sıradan insanı anlatır aslında. Eve Dönüş Bradbury’nin kendi çocukluğundan izler taşır. Kendisini sevgi dolu bir ailenin içinde bile uyumsuz, yabancı ve sıradışı hissettiği bir dönemin yansımasıdır belki de…

    Ray Bradbury’nin kısa hikâyesi Eve Dönüş, ilk olarak 1946 yılında Mademoiselle dergisinde yayımlandığından beri kelimenin tam anlamıyla bir Cadılar Bayramı klasiği olmuştur. Bradbury’nin kendi çocukluğundan izler taşıyan bu hikâye, Cadılar Bayramı arifesinde bir araya gelen devasa bir hortlak ailesinin onlara hiç benzemeyen çocuğunun öyküsüdür.

  • 5 üzerinden 1.00 oy aldı
    Fahrenheit 451 Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “Yazılmış en iyi bilimkurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu.” -Margaret Atwood

    “Öyle bir eser ki, hakkında ne söylesem eksik kalır.” -Neil Gaiman

    Hugo En İyi Roman Ödülü

    Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü

    Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Yayımlandığı anda klasikleşen, distopya edebiyatının dört temel kitabından biri olan Fahrenheit 451 ise bir yirminci yüzyıl başyapıtı.

    Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag’ın işi ise yasadışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları.

    Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.

    İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?

    Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.

    “Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.”

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Frankenstein Yazar: Mary Shelley 1,00 

    Frankenstein, günümüz bilimkurgusunun başlangıç noktası.” — Stephen King

    Frankenstein’ın başarısı, insanlığın sonu gelmeyen korkularından biri olan tehlikeli bilgiye karşı korkuyu yeniden ortaya koymasında saklı.” — Isaac Asimov

    “SEVGİ UYANDIRAMIYORSAM, KORKU SALACAĞIM, ÖZELLİKLE DE SANA ÇÜNKÜ SÖNDÜRÜLMEZ BİR NEFRET DUYUYORUM YARATICIMA.”

    Mary Shelley yaşadığı dönem, bulunduğu çevre ve geldiği aile sebebiyle edebiyat tarihinin nevi şahsına münhasır yazarlarından biri olsa da ona ölümsüzlüğü getiren şey “yaratıcılığı”. Shelley’nin iki asır önce kaleme aldığı Frankenstein pek çoklarınca ilk bilimkurgu eseri olmasının yanı sıra gotiğin, korkunun hatta romansın bir araya geldiği gerçek bir edebiyat klasiği. Eserden daha büyük popülariteye ulaşan, kişinin kendi yaratımı tarafından yok edildiği “Frankenstein Teması” ise hem kültürümüzün önemli bir parçası hem de Shelley’nin izlerini takip eden pek çok yazarın çıkış noktası.

    Doğanın sınırlarını zorlamaya kararlı olan genç bilim insanı Victor Frankenstein ceset parçalarını birleştirip uzun çalışmaları sonucunda yaratığına can verir. Başlangıçta nezaket ve iyilik dolu olan canavar, toplumun zulmünden dolayı gün geçtikçe acımasızlaşır ve onu terk eden yaratıcısından intikam almaya karar verir.

    Yaratıcının, yaratımına karşı bir sorumluluğu var mı? Yoksa canavar dünyada yalnız bırakıldığı için intikam aramakta haklı mı?

    Frankenstein, bilimkurgunun Aydınlanması.

    Neil Gaiman’ın sunumuyla

  • Gökteki Bütün Kuşlar Yazar: Charlie Jane Anders 1,00 

    Locus En İyi Roman Ödülü

    Nebula En İyi Roman Ödülü

    Crawford En İyi Roman Ödülü

    “Tekinsizi böylesine özgürce, büyük fikirleri böylesine harikulade işleyen Rüyanın Öte Yakası ve Bulut Atlası gibi başyapıtların arasına bir yenisi daha eklendi.” –Michael Chabon

    “Muhteşem bir roman. Büyü ve teknolojinin, neşe ve hüznün, romantizm ve bilgeliğin olağanüstü bir sentezi. Kesinlikle okunmalı.” –Lev Grossman

    “Bilimkurgu-fantazi dünyasının her kuşağında usta bir absürdist bulunuyor. Gökteki Bütün Kuşlar‘da ispat ettiği üzere, 1980 kuşağınınki de Charlie Jane Anders. Kesinlikle öneririm.” –N.K. Jemisin

    Kuşlarla konuşabilen ve kendisine cadı diyen küçük bir kız ile zamanda iki saniye ileri gitmeyi sağlayan bir zaman makinesi icat eden, bambaşka diyarların hayalini kuran küçük bir oğlanın kesişen yolları; doğanın insanlarıyla bilimin insanları arasında büyük bir savaşı, insanlığın yıkımını ve nihayetinde kıyameti başlatıyor.

    Patricia Delfine diğer insanlardan farklıydı. Doğanın dilini, gökyüzündeki bütün kuşların ne söylediğini anlayabiliyordu. Gençlik yılları, içindeki doğaya kaçma ve cadı olma arzusu ile bulunduğu yere ait olmadığı hissi yüzünden ailesi ve okuldaki diğer çocuklar tarafından baskı ve zorbalığa uğrayarak geçmişti. Herkes ondan uzak duruyordu, bir kişi dışında: Laurence Armstead.

    Laurence Armstead yaşına göre fazla zeki bir çocuktu. İki saniyelik, hiçbir işe yaramadığını düşündüğü bir zaman makinesi icat etmiş, çocukluğu ailesi tarafından ihmal edilerek ve ergenliği de okuldaki zorbalar tarafından itilip kakılarak geçmişti. O eve, o aileye, o okula ve insanların arasına ait olmadığının farkındaydı.

    Ve toplumdan dışlanmış iki sıradışı çocuğun yolları bir tesadüf sonucu kesişirken dünyanın sonunu şekillendiren kader ağlarını örmeye başlayacaktı. İşinin ehli bir suikastçı, Laurence’ın dolabının içinde yarattığı bir yapay zekâ, tek sözcükle insanları lanetleyen cadılar ve büyücüler, başka gezegenlere açılacak kapılar inşa eden biliminsanları…

    Belalar ve mucizelerle dolu hikâyelerini başlatan o küçük tesadüf onları bir kere buluşturduktan sonra hayat –belki büyü belki de bilim– Patricia ve Laurence’ı tekrar tekrar karşılaştırmaya devam edecekti, onlar tek bir şeyi anlayana dek: Aralarında yok edilemez şeyler olduğunu.

  • Gormenghast (2. Kitap) Yazar: Mervyn Peake 1,00 

    “Bütün yollar Gormenghast’a çıkar.”

    Gormenghast serisinin ikinci kitabının adı da Gormenghast, çünkü bu kitabın başrolünde bir şato var. İçinde entrikaların kol gezdiği, karanlık labirentlerinde ölümcül takiplerin yer aldığı ve cinayetlerin işlendiği tekinsiz diyarın, Gormenghast’ın öyküsü bu. Aynı zamanda Gormenghast kontu Titus’ın büyüme öyküsü ve serinin ilk romanından tanıdığımız kurnaz ve kötücül anti-kahraman Steerpike’ın yükseliş ve düşüş öyküsüne de sahne olan kitap, herhangi bir edebi türe sokulması zor olan, Mervyn Peake’in benzersiz dili ve üslubuyla edebiyat tarihinde kendine has bir yer edinmiş bir başyapıt. Gotik edebiyatın rahatsız edici atmosferinin klasik edebiyatın derin karakter inşasıyla birleştiği bu kitabı okurken, Gormenghast’ın yağmuruyla ıslanacak, duvarları arasında tıpkı Titus gibi kapana kısılacak ve o duvarların ötesine yapılacak bir yolculuğa hazırlanacaksınız. Dost Körpe’nin Türkçeye çevirdiği Gormenghast, daha önce başrollerinde Jonathan Rhys Meyers ile Christopher Lee’nin yer aldığı bir televizyon dizisi olarak da karşımıza çıkmıştı.

  • Görünmez Adam Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Görünmez Adam, yayımlanışının 110. yılında, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri’ne katılıyor!

    “H. G. Wells,  çocukken okumayı en sevdiğim yazardı.”

    -Vladimir Nabokov-

    “Wells’in kurguları okuduğum ilk kitaplardı; belki de okuduğum son kitaplar da onlar olacak.”

    -Jorge Luis Borges-

    “Şüphesiz Görünmezlik, İstediklerimi Elde Etmemi Sağlıyordu Ama Onların Tadını Çıkarmamı da İmkânsız Kılıyordu.”

    H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Yazdığı bilim fantazileri nesiller boyu yazarları etkilemiş, onlara yol göstermiş; ilk basıldıkları dönemden itibaren etkilerini yitirmeden okurların gönlünde taht kurmaya devam etmiştir. Görünmez Adam da Wells’in eserleri içinde en akılda kalıcı olanlardan biri.

    Tuhaf görünüşlü yabancı, bir tipi sırasında Iping Köyü’ne gelir. Garip hareketleri, giyinişi, suratının tamamının bandajlar içinde olması ve gözlüklerini bir an olsun gözünden çıkarmaması köy sakinleri tarafından kimi zaman şüpheyle, kimi zaman düşmanca karşılanır. Kısa süre içerisinde hakkındaki dedikodular giderek yoldan çıkan bir dizi olaya neden olacaktır.

  • Güneşin Altın Elmaları Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “Her yerde yaşamın tersliğinin, garipliğinin ve hüznünün şarkılarını haykıran ağızlar. Her yerde gölgeler ve insanlar, her yerde insanlar ve gölgeler…” Ray Bradbury, Güneşin Altın Elmaları’nda sıradan yaşamın tuhaf, gizemli ve büyülü yanlarını, bilimkurgu ve fantastik kurgunun sınırlarıyla oynayarak anlatıyor. Aile, iktidar, hayal gücü, yalnızlık ve uygarlık gibi temaları kendine has dili ve üslubuyla işleyen Bradbury’nin öyküleri, insanlık tarihinin dramatik bir özetine dönüşüyor adeta. Dün, bugün ve yarın… Dünya, Ay ve Güneş… Yakındakiler, uzaktakiler ve var olmayanlar… Bradbury’nin kaleminde mesafeler giderek kısalıyor. Gölgeler ise uzuyor. Mehmet Moralı’nın Türkçeye çevirdiği bu geniş kapsamlı öykü derlemesinde, Güneşin Altın Elmaları’nın yanında, yazarın ünlü Roketin R’si başlıklı kitabındaki öyküleri de bulacaksınız.

  • Hayalet Tugay Yazar: John Scalzi 1,00 

    “Stephen King bilimkurgu yazmayı deneyip de John Scalzi’nin yarısı kadar eğlenceli olsaydı kendini şanslı sayardı.”
    The Dallas Morning News (Hayalet Tugay hakkında)

    Hayalet Tugay, Koloni Savunma Güçlerinin Özel Kuvvetleridir. Bu seçkin askerler ölülerin DNA’sından yaratılır ve KSG’nin en zorlu operasyonlarına çıkacak mükemmel savaşçılar haline getirilir. Genç, hızlı, güçlü ve normal insan çekincelerinden bütünüyle yoksundurlar.
    Evren, insanlık için tehlikeli bir yerdir ve daha da tehlikeli olmak üzeredir. Önceden savaşmış olduğumuz üç ırk, uzaya yayılışımızı durdurmak için ittifak kurar. Onları bir arada tutansa KSG’nin en büyük sırlarını bilen hain bilim insanı Charles Boutin’dir. KSG galip gelmek için Boutin’in niye böyle bir şeye kalkıştığını bulmak zorundadır.
    Jared Dirac -Boutin’in DNA’sından yaratılan bir süper insan cevapları temin edebilecek yegane kişidir. Jared’ın beyninin Boutin’e ait elektronik anılara erişebilmesi gerekmektedir, fakat anı nakli başarısız olunca Jared, Hayalet Tugay’a teslim edilir.
    Jared ilk başta mükemmel bir askerdir. Fakat Boutin’in anıları yavaş yavaş yüzeye çıktıkça Jared onun ihanetinin sebeplerini ve insanlığın düşmanlarının basit bir yenilgiden çok daha feci şeyler planladıklarını anlamaya başlar.
    “Yaşlı Adamın Savaşı’nın devam romanı, yoğun bir askeri aksiyonla keskin sezgileri bir araya getiriyor şiddetle tavsiye edilir.”
    Library Journal

  • Hayaletlerin Dansı Yazar: Florian Freund, Peter Freund, 1,00 

    Ejder Çetesi’nin gözü kara dört üyesi:
    Jan, Einstein, Marie ve Julia.
    Hepsi de macera peşinde.

    Steiningen Kasabası’nda gizemli olaylar oluyor. Kasaba sakinleri eskiden Cadılar Meydanı diye anılan yerde geceleri büyük bir ateş yakıldığını ve burada dans eden hayaletler gördüklerini iddia ediyorlar. Bu hayaletlerin izini sürmek ve kasabadaki gizemi çözmek de Ejder Çetesi’ne düşüyor. Tabii bu okadar da kolay bir iş değil!

  • Hayat Üretim Merkezi Yazar: Seran Demiral 1,00 

    “Yaşadığınız hayattan sıkıldınız mı? Meslek seçiminizle ilgili kafanızda soru işaretleri mi dolaşıyor? Her yılbaşı geldiğinde hayattan ikinci bir şans mı umuyorsunuz? Her şeye baştan başlamayı isteyip, kendinizde yeterli cesareti bulamamaktan mı yakınıyorsunuz? Biz size ihtiyaç duyduğunuz cesareti vaat ediyoruz!”

    Hayat gailesinin, zorlu insan ilişkilerinin, kariyer krizlerinin ve daima boşa çıkan umutların altında ezilen Eda, Gür, Hande, Emre ve diğerleri, onlara ikinci şans vaat eden Hayat Üretim Merkezi’ne geçiş yaparak farklı bir yaşayışa yelken açarlar. Fakat gerçek dünyada meydana gelen bir deprem beklenmedik misafirlerin de bu yeni gerçekliğe geçmesine sebep olduğunda, Üretim Merkezi’ndeki dengeler bozulmaya başlar. Domino taşları bir bir devrilirken kimsenin hoşlanmayacağı hakikatler gün yüzüne çıkacak, her türlü gerçekliği tehdit eden güçler serbest kalacaktır.

    Seran Demiral insanı insan yapan her şeye cesurca büyüteç tuttuğu bu sosyolojik bilimkurgu romanında, “Dünyanı üretmek için kendini üretmen lazım,” diyor bizlere.

  • İkinci Vakıf Yazar: Isaac Asimov 1,00 

    Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi Ödülü

    1941 yılında genç bir bilim insanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.

    Katır, Galaksi’yi fethetmişti, en azından büyük bir kısmını. Birinci Vakıf’ın liderleri ya öldürülmüş ya da taraf değiştirmişti. Ancak İkinci Vakıf’ın varlığı Katır’ı hâlâ huzursuz ediyordu. Sır gibi saklanan Vakıf’ın yeri, Galaksi’deki “Yıldız Sonu”ndaydı; peki ama burası neresiydi? Ya da bu Vakıf gerçekten mevcut muydu? Katır, artık en sadık generali olan ve an itibariyle beyni yıkanmış eski direniş lideri ile zihni hâlâ özgür, hırslı genç Bail Channis’i Vakıf’ın yerini bulmak için görevlendirmişti. Ama arayış içindekiler yalnızca onlar değildi. Seldon’ın planını kendinden büyük pek çok kişiden daha iyi anlayan 14 yaşındaki Arkady Darrell da Vakıf’ın peşindeydi…

    Yayımlanış tarihine göre: 3. Kitap / Kronolojiye göre: 5. Kitap

  • Kaplan! Kaplan! Yazar: Alfred Bester 1,00 

    “Bester’in iki muazzam kitabı zamanının ötesine geçmeyi başardı. Yaklaşık altmış senedir herkesin en iyi on bilimkurgu kitabı listesindeki yerlerini korudular.”

    -Robert Silverberg-

    “En sevdiğim kitap ne mi? Kaplan! Kaplan!

    -William Gibson-

    “Bilimkurgu edebiyatı gerçek deha ürünü çok az eser çıkardı ve bu da onlardan biri.”

    -Joe Haldeman-

    “Pekçoklarınca şimdiye dek yazılmış en iyi bilimkurgu romanı.”

    -Samuel R. Delany-

    Kaplan! Kaplan!, Alfred Bester’in yazdığı en iyi eser.”

    -James Lovegrove-

    “Yüksek maceranın, zengin yaşamanın ve zor ölmenin olduğu bir Altın Çağ’dalardı… ama kimse öyle düşünmüyordu. Servet ve hırsızlığın, talan ve yağmacılığın, kültür ve ahlaksızlığın geleceği… ama kimse bunu kabul etmiyordu. Aşırıların çağındaydılar, ucubelerin büyüleyici yüzyılı… ama kimse bunu sevmiyordu.”

    Uzayda ölüme terk edilen ve 170 gün boyunca havasız ortamda hayatta kalmayı başaran Gully Foyle, kendine geldikten sonra gemi enkazından kurtulur ve intikamını almak için yola koyulur. Tüm Dünya’yı değiştirecek bir sırrı da yanında taşımaktadır.

    Alfred Bester Kaplan! Kaplan!’da bilimkurguya getirdiği tüm yenilikleri bir seviye ileri götürüyor ve belki de yazılmış en iyi bilimkurgu romanını ortaya çıkarıyor. Kaplan! Kaplan!, bilimkurgu edebiyatındaki Monte Kristo Kontu.

    Graham Sleight’ın sunumuyla

    Neil Gaiman’ın sonsözüyle

  • Kırmızı Üniformalılar Yazar: John Scalzi 1,00 

    Yaşlı Adamın Savaşı serisiyle çağdaş bilimkurgu okurlarının gözünde önemli bir yer edinen John Scalzi, Hugo ve Locus ödüllü romanı Kırmızı Üniformalılar ile dönüyor. Kırmızı Üniformalılar, Uzay Yolu ve benzeri uzay maceralarını seven okurlar kadar, üstkurmaca meraklılarını da tatmin edecek.

    Evrensel Birlik’in bayrak gemisi Gözüpek’e atanan Asteğmen Andrew Dahl, çok geçmeden bazı gerçeklerin farkına varır. Her dış görevde uzaylılarla ölümcül bir mücadeleye girilmekte, geminin kıdemli subayları bu mücadelelerden daima sağ çıkmakta ve düşük kıdemli bir tayfa muhakkak ölmektedir. Bu konuyu araştırmaya başlayan Andrew ve meslektaşları, hayatlarını kurtarmak için zaman ve uzayda son derece tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar.

  • Kıyamet Kitabı Yazar: Connie Willis 1,00 

    İlk olarak 1992’de yayımlanan ve tüm zamanların en iyi bilimkurgu eserlerinden biri olarak gösterilen Kıyamet Kitabı, Hugo, Nebula ve Locus ödüllerini almış, Arthur C. Clarke ve BSFA ödüllerine de aday gösterilmiştir.

    Bugüne kadar toplamda 11 Hugo ve 7 Nebula ödülü kazanan ünlü bilimkurgu yazarı Connie Willis, 2011’de Amerikalı Bilimkurgu ve Fantezi Yazarları Derneği tarafından Yaşam Boyu başarı ödülüyle onurlandırılmıştır. Bu ödül daha önce Ursula Le Guin, Michael Moorcock, Ray Bradbury ve Isaac Asimov gibi isimlere verilmiştir.

    Sadece bilimkurgu okurlarının değil, tarihi roman hayranlarının da beğeniyle okuyacağı, sürükleyici bir öykü… Zamanda yolculuk yapıp 1348 yılına, İngiltere’deki Kara Veba salgınının tam ortasına giden Kivrin’in macerası, insanlığın hem geçmişi hem de geleceği üzerine yazılmış en güzel metinlerden biri.