Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

33–48 / 51 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Muhteşem Gatsby Yazar: F. Scott Fitzgerald 1,00 

    “Beni en çok etkileyen kitabı seçmem gerekirse, hiç düşünmeden Muhteşem Gatsby derim.”
    -Haruki Murakami-

    F. Scott Fitzgerald’ın başyapıtı Muhteşem Gatsby 20. yüzyılın önde gelen Amerikan romanlarından belki de en önemlisi. “Büyük Amerikan Romanı” tabirine Moby Dick ve Huckleberry Finn’in Maceraları ile birlikte en çok yakıştırılan eserlerden de biri. Fitzgerald’ın “Caz Çağı” olarak adlandırdığı dönemi şairane bir dille anlatan roman, Amerikan rüyası kavramını da derinlikli bir biçimde ele alıyor ve Amerikan edebiyatının en önemli karakterlerinden birini okurlara kazandırıyor. Jay Gatsby, dışarıdan göründüğü kadarıyla her şeye sahip adamdır. Ancak en çok istediği şey uzanamayacağı bir yerde durmaktadır. Malikânesinde verdiği şatafatlı partilerin sonu gelmez ve şöhretini aşan bu eğlencelere herkes davetlidir. Yine de Gatsby, onca kalabalık arasında yalnız kalmaya, bir bilinmez olmaya, izlemeye ve beklemeye devam eder. Bu gizemli ve sessiz görüntüsünün altındaki tutku dolu sırlar ise yavaş yavaş ortaya çıkar: beş sene önce yaşanan tek bir âna olan saplantısı, Daisy Buchanan’a olan aşkı ve elde etmek istediğine ulaşmak için kendini baştan yaratması…Umut etmekten vazgeçmeyen Gatsby, okurları da karşı kıyıda yanıp sönen yeşil ışığa inanmaya davet ediyor…
    Harold Bloom’un sonsözüyle.

  • Müşterek Dostumuz (2 cilt) Yazar: Charles Dickens 1,00 

    “Hiçbir 19. Yüzyıl romancısı, hatta Tolstoy bile, Dickens kadar güçlü değildir; onun yaratı zenginliği neredeyse Chaucer ve Shakespeare’le boy ölçüşür.”

    –Harold Bloom

    “Charles Dickens ile ilgili olarak… söylenebilecek tek şey, deha sahibi bir insan olduğudur.”

    –Jorge Luis Borges

    Müşterek Dostumuz’da Dickens, dönemin kapitalizminin başkenti Londra’daki hayata dair muhteşem bir panaroma sunar. En alt tabakalardan en üst tabakalara kadar mekik dokuyarak varlığın ve yokluğun portresini çizer.

    Thames Nehri’ne düşen cesetleri toplama işi yapan ailenin rutin turlarından birinin tekinsiz betimlenişiyle başlayan hikâye hemen ardından yeni zengin Veneeringler’in hayatının alaycı ve olağanüstü absürt bir biçimde anlatılmasıyla devam eder. Müthiş bir dil ve üslup çeşitliliğine sahip olan roman eleştirel ve insani yönden de derinlikli bir eser.

    Tuncay Birkan’ın sunumuyla

  • Operadaki Hayalet Yazar: Gaston Leroux 1,00 

    Gözyaşlarının tek bir damlasını bile kaçırmamak için çıkardım maskemi… ve kaçmadı benden! Ölmedi de! Hayattaydı, başımda benimle birlikte ağlamaktaydı. Beraber ağladık! Şu dünyanın sunabileceği tüm mutluluğu tattım ben!

  • Orman Kitabı Yazar: Rudyard Kipling 1,00 

    Orman Kitabı, Hindistan ormanlarının egzotik atmosferini, fabl türünün büyüleyici “hayvan kahramanları”yla birleştiren bir klasik. Rudyard Kipling’in eskimeyen yapıtı, hem neşeli hem de dokunaklı öyküleriyle, sinemaya, tiyatroya ve çizgi romana defalarca uyarlandı ve bugün de aynı heyecanla okunmaya devam ediyor.

  • Öteki Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1,00 

    Yabancı onun yatağında, başında şapkası ve sırtında paltosuyla oturmakta, hafifçe gülümseyerek ve gözlerini kısarak onu dostça bir baş işaretiyle selamlamaktaydı. Bay Golyadkin haykırmak, bir şekilde protesto etmek istedi, ama yapamadı, gücü yetmedi. Saçları diken diken olmuştu ve dehşet içinde tüm duygularını kaybetmiş bir halde olduğu yere çöktü kaldı. Dehşete düşmesinin haklı bir nedeni vardı.

  • Palto Yazar: Nikolay Vasilyeviç Gogol 1,00 

    “Yaratıcı okur lazım bana. Palto, onun için.”

    -Vladimir Nabokov-

    Kafka bürokrasisinden hiç de aşağı kalmayan, hatta belki de daha korkutucu olan, herkesi birbirinin “aynı”sına, “öteki”sine ve de bir “hayalet”e dönüştüren ünlü Rus bürokrasisinin doğurduğu unutulmaz öykülerden biri Palto. Muammalı içeriğiyle okurlarını ve eleştirmenlerini sürekli farklı yorumlara iterken, Nabokov gibi bir estetin de saygısını kazanan bir öykü. Bu küçük başyapıtı, tıpkı paltoyu diken terzinin yaptığı gibi birkaç defa “görmek”, birkaç defa okumak gerek…

  • Satranç Yazar: Stefan Zweig 1,00 

    Fakat insanoğlu satrancı yalnızca bir oyun olarak adlandırmakla aşağılayıcı bir kısıtlama yapmış olmuyor muydu? O aynı zamanda bir bilim, bir sanat değil mi?

  • Sergi Baba ve İki Hafif Süvari Yazar: Lev Nikolayeviç Tolstoy 1,00 

    Her zaman aynı, her zaman iğrenç; şarap ve tütün kokulu, kırmızı, cilalı yüzler, aynı konuşmalar, aynı fikirler… Her şey aynı iğrenç şeylerin çevresinde dönüp duruyor. Hepsi de halinden memnun ve böyle olması gerektiğinden emin, ölene kadar böyle yaşayabilirler. Ben yapamam. Benim için sıkıcı bu. Bütün bunların altüst olduğu, tersine döndüğü bir şeyler gerek bana.

  • Suç ve Ceza Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1,00 

    “Dostoyevski’nin yarattığı suçlulara, çılgınlara… bambaşka bir gözle bakarız. Bu kötü insanları sevdiğimizi, içimizde onlara yakın bir şeyler bulunduğunu anlamak, tekinsiz ve tuhaf bir etki bırakır.” –Hermann Hesse-

    “Benim bir şeyi öğrenmem, hem de ivedilikle öğrenmem gerekiyordu. Herkes gibi ben de bir bit miyim, yoksa bir insan mıyım?” Dostoyevski’nin karanlık kahramanı Raskolnikov’un sorduğu bu sorudan doğan Suç ve Ceza, insan ruhunun, hem köşe bucağında örümcekler gezinen dar bir odaya, hem de göz alabildiğine uzanan bir Sibirya ovasına dönüşebileceğini gösteriyor.

    Dostoyevski’nin dünyasına girmek için ideal bir başlangıç noktası olan, Rusça aslından çevirisiyle sunduğumuz Suç ve Ceza’nın ortaya attığı bilmece bugün de bize eşlik etmekte: Kimdir her sabah bıkkınlıkla yatağından kalkan, gün boyu ateşler ve sanrılar içinde sokakları adımlayan ve akşamları tekrar bıkkınlıkla yatağına dönen?

  • Suikast Bürosu Yazar: Jack London 1,00 

    “Sorumluluğu bize ait olan bütün ölümler için diyebilirim ki, ölenler arasında bunu hak etmeyen tek bir kişi bile yoktu. Ölümü insanlığa fayda sağlamayan tek bir kişi ölmedi.”

  • Tembellik Hakkı Yazar: Paul Lafargue 1,00 

    “Tembellik edelim her şeyde, sevmek ve içmek dışında, tembel olmak dışında.” –Lessing

    Tembellik Hakkı, retorikten güç alan bir denemenin ötesine geçmeye niyetli, söyleyecek önemli şeyleri olan, belki de bazı kapıları yüzünüze kapatacak bir metin.

    Paul Lafargue ise, günde üç saatten fazla çalışılmayacak yeni bir “Altın Çağ” için, hem terli vücutlara hem de beyaz yakalara, ama her şeyden önce de “zamane kafası”na konmaktan bıkmayan bir at sineği!

    Lenin’in konuşmasıyla.

  • Tom Sawyer’in Maceraları Yazar: Mark Twain 1,00 

    “Mark Twain ilk gerçek Amerikan yazarı ve hepimiz de onun varisleriyiz.”

    -William Faulkner-

    Tom Sawyer’ın Maceraları, Amerikan edebiyatının en sevilen karakterlerinden birinin sahnedeki yerini ilk kez aldığı eserdir. Ünlü yazar Mark Twain bu eserde yalnızca heyecanlı bir çocukluk hikâyesi anlatmıyor, intikam, ölüm, açlık ve kölelik gibi birçok meseleyi da kendi tarzında ele alıyor. Mississippi Nehri’nin kıyısındaki ufak bir kasabada geçen bu olağanüstü hikâyede Tom Sawyer ve yakın arkadaşı Huckleberry Finn’in hayatı, tehlikeli ve olağanüstü maceralarla hareketleniyor. Twain, onları “terbiye etmek ve eğitmek” için her daim hazır ve nazır bekleyen yetişkinlerin dünyasına masum ve cesur çocukluğun gözünden bakıyor. Nesillerdir her yaştan okurun beğenisini kazanan Tom Sawyer’ın Maceraları, umudu ve masumiyeti yaz gününün kokusuyla birleştiren bir roman.

  • Uğultulu Tepeler Yazar: Emily Bronte 1,00 

    “Uğultulu Tepeler tüm bir türü kökten etkiledi.”
    -Ursula K. Le Guın-

    Tarihin en önemli kadın yazarlarından Emily Bronte’nin ardında bıraktığı -ne yazık ki- tek roman olan Uğultulu Tepeler, edebiyatın ve roman geleneğinin zirve noktalarından.

    Kasvetli York kırlarındaki Thrushcross Grange’in yeni kiracısı Lockwood’un, bir gece ev sahibinin Uğultulu Tepeler’deki evine sığınmak zorunda kalmasıyla başlıyor hikâye. Gecenin sakinleşmesi beklenirken, geçmişin rüzgârları ve fırtınaları da köşkün içinden yükseliyor.

    İngiliz edebiyatının en gerçekçi erkek karakterlerinden Heathcliff ve en sevilen kadın kahramanlarından Catherine Earnshaw arasındaki gerilimli tutku ve nihayetinde gerçekleşen ihanetin yıllar öncesinden gelen anıları kendilerini hatırlattıkça, Bronte’nin fısıltıları da kulağımızda uğulduyor.

    Heathcliff’in aksiliği ve intikam tutkusu bir sonraki nesli etkilerken, masum varisler de geçmişin üzerlerinde gezinen hayaletinden kaçmaya çalışıyor.

  • Vahşetin Çağrısı Yazar: Jack London 1,00 

    Ya sahip olacak ya da sahiplenilecekti, affetmek zayıflıktı… Öldür ya da öl, ye ya da yem ol, kanun buydu ve Buck da zamanın derinliklerinden gelen bu emre itaat ediyordu.

  • Vathek Yazar: William Beckford 1,00 

    Vathek’in gotik edebiyat dahilinde değerlendirilmesini sağlayan en önemli özelliklerinden biri, Aydınlanmacı umudun yerine gotik umutsuzluğu yerleştirmesidir. Kutsal (ve tabii ki yasak) bilginin peşine düşen, dünyevi gösterişinin temsili olan zevk saraylarının tahtında otururken o meşhur Faustvari umudu taşıyan halife, arzusunun aşırılığı sonucunda Tanrı’nın en değerli armağanını yitirir: Umudu… Zaten, yazarın tasvir ettiği şekliyle Vathek’in vardığı yer, daha sonra birçok gotik edebiyat karakterinin de gideceği, hatta gitmek için çok uğraşacağı bir yerdir. Cehennemin Şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir.

    “Doğu romansları konusunda bir uzman olan Beckford, atmosferi görülmemiş bir hassasiyetle ele alıyor ve şatafat düşkünlüğünü, ince bir kötülüğü, medeni bir kalleşliği etkili bir şekilde yansıtıyor.”
    -H. P. Lovecraft-

    “Beckford’ın Yeraltı Ateşi sarayı, edebiyatın ilk korkunç cehennemidir. Hatırladığım kadarıyla da Vathek’ten önce yazılmış hiçbir eserin ‘tekinsiz’ olduğu söylenemez.”
    -Jorge Luis Borges-

  • Vergilius’un Ölümü Yazar: Hermann Broch 1,00 

    “Broch’un Vergilius’u, bugüne kadar romanın esnek ortamı bağlamında gerçekleştirilmiş en sıradışı ve en temel deneylerden biridir.”
    Thomas Mann

    Broch, Joyce’tan bu yana Avrupa edebiyatının en büyük romancısıdır ve Vergilius’un Ölümü, Ulysses’ten günümüze kurgunun teknik olarak ne denli ilerlediğinin tek gerçek kanıtıdır…
    George Steiner

    “Vergilius’un Ölümü’nde Broch, tıpkı Proust, Joyce ve Musil gibi, şiirden bilgilendirme amacıyla yararlanmak ve felsefeyi sanat boyutuna yükseltmek tutkusundadır. Bilgiye ulaşmak için çaba harcayan sanatçı; eylemci; öğretici; artık hiçbir görev yüklenemeyen bir çağın başlıca temsilcisi; Vergilius’un arkasında Hermann Broch vardır.”
    Walter Jens