Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

6 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Alengirli Şiirler Yazar: Ali Lidar 1,00 

    “Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
    Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
    Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
    İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık
    Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması
    Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması”

    Eski türk filmlerinden apartman boşluklarına, ihtimallerden imkânsızlıklara, parklardan çıkmaz sokaklara, Ottawa’dan Eskişehir’e bir yolculuk. Anneler, babalar, kuşlar, trenler, eski sevgililer ve elbette atlar da dâhil işin içine…

    Kendisi her ne kadar üvey evlat muamelesinde bulunsa da şiirlerine, birçoğumuz Ali Lidar’ı samimi dizeleriyle tanıyıp sevdi. Tesirsiz Parçalar’da denemelerini okuduğumuz Tepebaşı Dükü, toplum artık hazırsa, uzun zamandır beklediğimiz şiirleriyle karşınızda! Aman dikkatli okuyun, gözünüze toz kaçmasın…

  • Aslında Herkes Haklı Yazar: Ali Lidar 1,00 

    Linç Çağı’nda, Şirintepe Parkı’nda, heybende meleğin emanetleri, çölleri ve karlı ovaları aşacak, yangınlara tanık olacaksın, soyut atların gölgesinde soluklanıp, şirk sınırlarını zorlarken, deliydim geçti de geç.

    Bu yolculukta en çok kendine tanık olacaksın; ayrılık öfke ve keder yoldaşın olacak, müzevirler dünyanı karartacak. Ali Lidar şiirleriyle seni, sana anlatacak.

    Dünyanın yükü kendisinden ağırsa, tek çare terazinin kefesine bir tutam adalet koymaktır.

    Aslında Herkes Haklı, anılardan bir kırkyama…

  • Başkuş Yazar: Şebnem Sönmez 1,00 

    “hece bağlarıyla bağlandık … ne hoş aslında …”

    diyene

    sadece O’na,

    dese de Tevhide Şebnem Sönmez,  Başkuş’ta şiirleriyle o’ndan çıkıp herkese varıyor. Dünle bugünün içinden geçerek aşkı, özlemi, erotizmi, sevgiyi işlerken, gökyüzünün bölünmez bütünlüğünü bozan,  Simurg’u tahtından edip baş’a geçen kuşların zalimliğini de imliyor. Şiirin gönlüne Rengin Sönmez’in baş aşağı çizgileri eşlik ediyor. Başkuş, mitolojiye, insana ve onun en eski tarihi olan aşka da uzanırken, yaşamın birincil düşmanı olan iktidara da başkaldırıyor. Ne eski ne de yeni bu şiir. Derdi hikâyesinde saklı. Derisi yüzülmüş isyan, riyasız rüyalar ve kırıldığından olsa gerek ağlayan dizelerle bir şehrin/ülkenin insanlarında boy veriyor…

  • Parya Koma Yazar: Can Bonomo 1,00 

    Nasıl oluyor da

    Çınar yaşlı bir ağaç ismidir

    Kelebekler mutlu ölür

    Birbirine benzeyen iki kar tanesi yoktur

    Ve fakat sen

    İşte böyle

    Mutsuzsun

    Üçüncü şiir kitabıyla okurun karşısına çıkan Can Bonomo insanı ve duyguları odağa alıyor.

  • Sondan Başa Yazar: Burak Tamdoğan 1,00 

    “Eve girme yasağı koysak koruyabilir miyiz çocukları kırılmaktan? Çünkü bir çocuk eve girince büyür, katlayıp kaldırır kendini hayallerinden. Her gece havai fişek patlatmanız martıları şaşırtıyor biliyor musunuz? Parlak ışıklı eğlencenize nasıl öleceklerini dahi bilemiyorlar. Katırlar da dahil aslında kimse bilmiyor usulünce ölmeyi. Dört yaşındaki çocuktan, yetmiş yaşındaki dedeye kimse bilmiyor. Öyle kapılarının önünde uzanıp, biraz fazla abartılı ölüyorlar.”

    Burak Tamdoğan’dan alıştığımız şiir formunu reddeden, kalemi eksiltip sözü çoğaltan bir kitap; Sondan Başa…

  • Yolun Başı Yazar: Ali Lidar 1,00 

    “Araziler dolusu susuzluktun kuşlarla paylaştığım
    Atlar kusuyordu böğrüme ben mavi deyip duruyordum
    İyiydik perişanlığa rağmen olabildiğince mağrurduk
    Niye kışkırttın tabiatı ırmakları baştan çıkarttın
    Gel anlat şimdi kölelikten kurtulmanın asaletini!

    Omurlarım ağrıyor bak düşün omur ağrısı ne demek
    Omurların ağrıması bu yükü taşıyamıyorum demek
    Kedilerine trip yap artık derdini ev arkadaşlarına anlat
    Uğurlarken beni sakın dönme diyordun ya geri
    Unuttuğun bir şey vardı geçmişti dönmeler mevsimi!”

    Ali Lidar zamanı geriye sarıp geçmişe bir selam çakıyor. Unuttuklarımızı hatırlatıyor, özlediklerimizi, yaşlı evimizin avlusunu, eski sevgilinin kokusunu…

    Gökyüzündeki melek yere inerken annemiz çay demliyor.

    Çocukluğumuz, kaybettiklerimiz, dertlerimiz yanı başımızda. Hayatımız pamuk ipliğine bağlı olsa da yolun başındayız, Yolun Başı’nda…