Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler

12 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Demokrasinin Bunalımları Yazar: Ralf Dahrendorf 1,00 

    Demokrasinin günümüzde ağır bir kriz içinde bulunduğu konusunda size katılıyorum. Bununla birlikte modernlik yolunun her köşesinde bir kriz teşhisinde bulunanlardan da değilim. Her yeni başlangıç noktasında bir sondan demokrasinin veya tarihin sonu gibi bahsedenlerin naifliğini de pek paylaşmıyorum. Bu nedenle, sözcüklerimi dikkatle seçiyorum… Daha önce olduğu gibi şimdi de klasik demokrasinin ilkelerine inanmama ve onun yılmaz bir savunucusu olmama rağmen, demokrasinin anayasal temellerini asla nihayete ermemiş kökten değişimler ışığında yeni baştan düşünmek zorunda olduğumuza da keza inanıyorum. Bugün “post-demokrasi” olarak adlandırabileceğimiz bir aşamaya artık ulaşmış olduğumuzu söyleyebilirim, ancak bu durum bizi, yeni bir demokrasi projesi üzerinde çalışmak yükümlülüğünden kurtarmaz.

  • Demokrasinin Karanlık Yüzü Yazar: Michael Mann 1,00 

    İki rakip etno ulusal hareket aynı topraklarda “kendi” devletini istediği zaman tehlike doğar.

    Bu eserde ortaya konan yeni etnik temizlik teorisi en korkunç vakaları sömürgelerdeki soykırımlar, Ermenistan, Nazi Holokostu, Kamboçya, Yugoslavya ve Ruanda ve nispeten hafif şiddet vakalarını ilk dönem modern Avrupa, çağdaş Hindistan ve Endonezya temel alıyor. Cinai etnik temizlik moderndir “demokrasinin karanlık yüzüdür”. Demos (demokrasi) ile ethnos’un (etnik grup) birbirine karıştırıldığı yerlerde meydana gelir. İki rakip etno ulusal hareket aynı topraklarda “kendi” devletini istediği zaman tehlike doğar. Zayıf taraf boyun eğmeyip dışarıdan yapılan yardım sayesinde savaşmaya başladığında ya da güçlü taraf ani ve ezici bir kuvvet kullanabileceğine inandığında çatışma şiddetlenir. Ama devlet de hizipleşmiş ve savaş türünden dış baskılar yüzünden radikalleşmiş olmalıdır. Önceden planlama nadirdir, zira suçlular nispeten yumuşak planları suya düşünce şiddeti artırmak “zorunda” kaldıklarını hissederler. Şiddetin artışı basitçe “kötü elit tabakanın” ya da “ilkel halkların” işi değildir. Liderler, militanlar ve etno milliyetçiliğin “çekirdek oy tabanları” arasındaki karmaşık etkileşimlerden doğar. Bu karmaşık süreci anlamak, gelecekteki etnik yanılsamalardan sakınacak politikalar üretmemize yardımcı olabilir.

    “Michael Mann büyük fikirler ortaya atar, bu kapsamlı kitap da zekice, güçlü ve kışkırtıcı fikirlerle dolu. Daha başlığıyla bile anlayışımızı yeniden şekillendirerek, insanlık tarihindeki en kötü şeyleri en iyilerin ışığında, eskiyi modernin ışığında görmemizi sağlıyor. Mann sıkı ampirik içgörüler ile ustaca bir kavramsal çerçeveyi birleştiriyor. Her sayfada alkışlanacak, tartışılacak ve üzerine düşünülecek bir şeyler var. Bu eseri daha yıllarca tartışacak, çok daha keskin sonuçlara varabileceğiz.”
    Ben Kiernan, Müdür, Soykırım Çalışmaları Programı, Yale Üniversitesi

    “En seçkin siyasi analizcilerimizden biri bu kez dikkatini siyasi hayatın en karanlık köşelerine, kanlı etnik çatışmalara çeviriyor. Mann’ın bu vakalara dair açıklamaları güncel, kışkırtıcı ve nihayetinde inandırıcı. Öte yandan, etnik temizlikte demokrasinin damgası olduğuna kim inanmak ister ki? Ezberleri bozucu bir eser.”
    Doug McAdam, Sosyoloji Bölümü, Stanford Üniversitesi

    “Michael Mann’ın yeni kitabı son derece kapsamlı ve cüretkar. Etnik temizliğin selamet dinlerinin ve modern demokrasinin yükselişine eşlik ettiği tezi, pek çok yaygın kabulü altüst ediyor. Halbuki böyle uç olayların kadim nefretlerin nüksetmesinden ya da otoriter elit kesimlerin kötü niyetli yönlendirmelerinden kaynaklandığı düşünülüyordu. İyi araştırılmış ve ikna edici bir çalışma. Son dönemde bu konuda yazılmış en sağlam eser.
    Beth A. Simmons, Harvard University

  • Geçmişi Susturmak Yazar: Michel-Rolph Trouillot 1,00 

    Michel-Rolph Trouillot, Aydınlanma’nın (veya o hat üzerinden devam edersek bugünkü “yüksek” medeniyetin) tam ortasında duran bir çelişkiyi ele alıyor. İnsanlık adına ortaya atılan büyük fikirlerin ancak belli suskunluklar pahasına kabul görebildiğini anlatıyor: Şöyle diyor: “Aydınlanma Çağı öyle bir çağdır ki Nantes’lı köle simsarları unvan satın alıp felsefecilerle kol kola yârenlik edebilir. Özgürlük savaşçısı Thomas Jefferson, hiçbir ahlâkî veya entelektüel sıkıntı yaşamadan köle sahibi olabilir.”

    “Tarihsel kültürle ilgilenen herkese seslenen bir kitap…”
    -American Historical Review-

  • Kader Üçgeni Yazar: Noam Chomsky 1,00 

    “Kader Üçgeni, Siyonizm ile Filistinliler arasındaki anlaşmazlıkla ilgili olarak, merkezine Amerika Birleşik Devletleri’ni koyan en iddialı kitap denemesi olabilir. Bu kitap, insan yozlaşmasının ve entelektüel sahtekârlığın yorulmak bilmez bir ifşasıdır.” –Edward Said

    “Bir süredir, yapacağım konuşmaları çok uzun süre önceden organize etme eğilimindeyim. Kimi zaman seneler sonra yapacağım bir konuşmanın başlığı isteniyor. Bu durumlarda her zaman kullanabileceğim bir başlık olduğunu fark ettim: ‘Orta Doğu’daki Güncel Kriz’… Kitabın ilk baskısına eklenen bölümler, Filistinlilerin haklarının ihlal edilmesinin ileri aşamalarını, işgal edilen bölgelerde İsrail için değerli olan her şeyin İsrail kontrolüne geçmesini… ve neredeyse tüm dünyanın desteklediği diplomatik uzlaşmanın gerçekleşme umudunun sabote edilişini anlatmaktadır.”

    Noam Chomsky’nin Orta Doğu’nun politik meseleleriyle ilgili klasik yapıtı, güncellenmiş baskısıyla yeniden okurların karşısında…

  • Korsanlar, Punklar ve Siyaset Yazar: Nick Davidson 1,00 

    FC Sankt Pauli… Hamburg’un “red light” bölgesinde bir futbol kulübü; travesti bir başkan; punklar, çapulcular ve fahişeler tarafından doldurulan tribünler; anarşistler tarafından yönetilen, korsan bayrağı altında birleşmiş bir kulüp…

    Dünya tarihinin en kült kulüplerinden biri olan St. Pauli için söylenen bu sözler belki de en klişe söylemlerin yan yana gelmiş hali. Ancak gerçek St. Pauli değil. Korsanlar, Punklar & Siyaset’te yazar Nick Davidson, FC St. Pauli’nin neyi temsil ettiğinden bulunduğu şehir için ne anlam ifade ettiğine kadar pek çok kaynağı ve fikri bir araya getiriyor.

    2007’de Davidson babasıyla birlikte St. Pauli’nin stadı Millerntor’a, ilk maçını izlemeye gider. İzlediği takım ve taraftar grubu futbola olan inancını güçlendirir. İşte bu kitapla Davidson, gerçek St. Pauli’yi, yani yalnızca futbolda değil hayatta da faşizm, ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığına göğüs geren; tutkulu, sol görüşlü bir taraftar grubuna sahip bu oluşumu araştırmak için klişelerin ötesine geçiyor.

    Bu kitabı okuyun ve futbolun bambaşka bir yönüne âşık olun.

  • Kriz Hâli ve Devlet Yazar: Zygmunt Bauman, Carlo Bordoni, 1,00 

    Bugünlerde sıkça krizden bahsedildiğini duyuyor, 1930’lardaki Büyük Buhran’la ve hatta faşizm deneyimleriyle karşılaştırmalar yapıldığını görüyoruz. Ama halipürmelalimizi o dönemden ayıran hayati bir fark var: Bugün devletin sorunları çözme ve ileriye doğru yeni bir yol çizme kapasitesine artık itimat etmiyoruz. Giderek küreselleşen dünyamızda, devletler olayların gidişatını şekillendirme güçlerini epey yitirdiler. Sıkıntılarımızın çoğu küresel düzeyden kaynaklanıyor, ama tek tek ulus-devletlerin elindeki güç, mevcut dertlerle başa çıkmak açısından düpedüz yetersiz kalıyor. İktidar ile siyaset arasındaki bu ayrılık eşi benzeri görülmedik bir felce sebep oluyor. Krizin üstesinden gelmek için gereken siyasi kapasitenin altını oyuyor ve yurttaşların, hükümetlerin kendi vaatlerini yerine getirebileceklerine olan inancını baltalıyor. Hükümetlerin aczi, yurttaşların artan sinizmi ve şüpheciliğiyle el ele gidiyor. İşte bu yüzden mevcut kriz hem bir faillik, hem bir temsili demokrasi, hem de devletin egemenliğinin krizidir.

    Kriz Hâli ve Devlet’te, dünyaca ünlü sosyolog Zygmunt Bauman ve meslektaşı Carlo Bordoni, içinde bulunduğumuz krizin toplumsal ve siyasal boyutlarını irdeliyorlar. Her ne kadar bu dönem 2008’deki finansal kriz neticesinde daha da kötüleşmiş olsa da, Bauman ve Bordoni, Batılı toplumların karşısındaki krizin, kökü eskilere dayanan ve uzun vadeli etkilere sebep olan çok daha derin dönüşümlerden kaynaklandığını öne sürüyor.

    İki seçkin sosyoloğun birbirlerinin düşüncelerini açarak kaleme aldıkları bu kitap, sosyal bilimlerin her dalından okurun yanı sıra, kriz meselesine geniş ölçekten bakmaya hevesli tüm okurların ilgisine mazhar olmaya aday.

  • Kurumlar Nasıl Düşünür? Yazar: Mary Douglas 1,00 

    Kurumlar Nasıl Düşünür?, Mary Douglas’ın 1985 yılında verdiği bir dizi konferansın kitaplaşmış hali. Douglas, toplumsal hayatın en sancılı konularından biri olan kurum-birey ilişkisini dinamik bir şekilde, sürekli yeni sorular sorarak ele alıyor.

    -Kurumlar hangi şartlar altında ortaya çıkar, gelişir ve bir otorite haline gelir?
    -Bireysel kararlarımızı ne ölçüde kendimiz alıyoruz ve “düşünme faaliyeti”ni ne ölçüde kurumlara devrediyoruz?
    -Kurumlar, toplumsal hayattaki etkili rollerini nasıl gizlerler?

    “Bireyler temel adalet konusunda aynı fikirde olmadığında yaşanılan en çözümsüz çatışmalar, bağdaşmayan prensipler üzerine kurulmuş kurumlar arasında gerçekleşir. Çatışma ne kadar ciddiyse düşünme işinin çoğunu kurumların yaptığını anlamak da o kadar kolaylaşır. Uyarı fayda etmeyecektir. Ayrımcılığa karşı yasalar çıkarmak fayda etmeyecektir… Kadına uygulanan şiddete ve çocuk istismarına karşı vaaz vermek, alkol veya uyuşturucu istismarına, ırkçılık veya cinsiyetçiliğe karşı vaaz vermekten daha etkili değildir. Sadece kurumları değiştirmek işe yarayabilir. Bireylere değil kurumlara hitap etmeliyiz, ve sadece kriz anlarında değil, sürekli olarak.”

  • Montesquieu – Siyaset ve Tarih Yazar: Louis Althusser 1,00 

    “Montesquieu’yü Montesquieu yapan özellik, ele aldığı konuya duyduğu merak değil, sahip olduğu zekâdır. Anlamaktan başka bir şey istemiyordu. Bu yolda gösterdiği çabayı ve duyduğu gururu açığa vuran bazı tasvirlere de sahibiz zaten. Montesquieu’nün güncelerden, tarihlerden, derleme ve anlatılardan, metin ve belgelerden oluşan uçsuz bucaksız mirasa dalmasının tek amacı, bunların arkasında yatan mantığı kavramak, nedeni açığa çıkartmaktı… Bu yüzden de Montesquieu’de keşfeden bir insanın derin sevinci görülüyordu. Bunu kendisi de biliyordu… Montesquieu, düşüncesinin daha dünyaya gelir gelmez, kendini teslim alır almaz ve de meslek yaşamını oluşturan otuz yıllık çalışma süresi boyunca, yeni bir dünyanın kapısını açtığını gayet iyi hissetmektedir. Biz bu keşfe alıştık. Öyle ki, onun büyüklüğünü övdüğümüzde, Montesquieu’yü kendi kültürümüzün gereklerinden biri olarak saptamadan edemiyoruz; Montesquieu gökyüzüne çakılı bir yıldız gibidir; ne yazık ki, kendisini çaktığımız gökyüzünü bizlere açabilmesi için nasıl da yürekli ve tutkulu olması gerektiğini tam anlamıyla kavrayamıyoruz.”

    Marksist kuramın en özgün isimlerinden Louis Althusser, bu kitapta Montesquieu’nün bir siyaset düşünürü olarak getirdiği yenilikleri ve önemini, dahası zaaflarını incelikle yorumluyor.

  • Propaganda ve Toplumsal Zihin Yazar: Noam Chomsky 1,00 

    Ünlü muhabir David Barsamian, Propaganda ve Toplumsal Zihin’de Chomsky’nin çağdaş ve tarihsel kavramlar üzerine pek çok konudaki düşüncelerini gözler önüne seriyor. Önemli bir tarih olan Kasım 1999’daki “Seattle Olayları” sonrasında yapılan röportajda, Chomsky; medyanın kurumsal hâkimiyetine, çevreye ve hatta kendi hayatlarımıza karşı bir hareket oluşturma ihtimalini tartışıyor. Ayrıca, dil ve zihin hakkındaki fikirleri üzerinden yürüyen bu tartışmada, öne çıkan dilbilimsel görüşlerini de okuyucularla paylaşıyor.

    “Noam Chomsky, adaletsizlik ve kandırmacalara karşı çıkan en önemli isimlerden biridir.”

    – Edward Said

    “Bir konuşmacıya ihtiyaç duyduğunuz, imzasıyla destekleyen birini aradığınız, yardıma ihtiyacınız olduğu zaman Noam Chomsky oradadır. Onun pratiği, ne düşünüyorsa onu söylemektir, ama sizin ne düşünmeniz gerektiğini söylemez. Onun pratiği, başı dertte olanı rahat­latmak ve eziyet edip rahat edenlere sıkıntı yaratmaktır. Ka­ranlık güçlere en basit şekilde lanet okumak yerine, onun pratiği bizim görmemiz için bir mum yakmaktır.”

    – David Barsamian

  • Siyonizmin Dönüşleri Yazar: Gabriel Piterberg 1,00 

    “Siyonizmin Dönüşleri, Siyonist Hareketin ve onun ana ürünü İsrail Devleti’nin sivri eleştiriler içeren entelektüel ve edebi tarihi. Bu kitap Siyonizm araştırmalarında bir dönüm noktası oluşturuyor. Bu kalabalık alandaki yazarların çoğundan farklı olarak Gabriel Piterberg hem Siyonistlerin niyetleriyle hem de Filistin’in yerli halkının üzerindeki bilfiil etkisiyle ilgileniyor.”
    -Avi Shlaim-

  • Suçluluk Sorunu Yazar: Karl Jaspers 1,00 

    “Peki ama neredeyse yetmiş yıl sonra bu kitap bizim için ne anlam ifade ediyor?

    Suçun daima geçmişte kalana dair olduğu doğrudur. Ama geçmişe ilişkin suç (Vergangenheitsschuld), o dönemi yaşayan kuşağa tümüyle sirayet etmiş bir suçtur. Söz konusu dönem çoktan tarihin tozlu sayfalarında kalsa bile, gölgesi şimdinin üstüne vurur ve sonraki kuşaklara da bir tür suçluluk ve sorumluluk duygusu bulaştırır. Geçmişimiz öyle kolayca kurtulabileceğimiz, yok saydığımızda veya unutmak istediğimizde bir duman halinde lambasına dönecek Alaaddin’in Cin’i değildir. Geçmişimiz sadece tarih değil, aynı zamanda bugünümüzün geleceğidir de.

    Jaspers’in de altını çizdiği gibi; geçmişte göklere çıkarılan şeylerle şimdi mücadele edildiği, geçmişte mücadele edilen şeylerinse şimdi göklere çıkarıldığı bir yerde, gerçekte anlamlı ve bize umut verecek bir fark yoktur. Gelin geleceğimiz için, birbirimiz için ve bir arada yaşayabilmemiz için anlamlı bir fark yaratmaya cüret edelim!”
    -Gökhan Yavuz Demir-

  • Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Yazar: Metin Gülbay 1,00 

    Bir Toplum Mühendisliği Çalışması

    “Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur”

    Cumhuriyet nesilleri “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışıyla yetişti.

    Oysa yüzlerce uluslararası örgüte üye olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, içinde onlarca
    kadim halkın bakiyelerini barındıran bir devletin, çokdinli bir yapıyı bu kadar budamaya rağmen yine de sona erdiremeyen bir ülkenin halkı olarak, kime dost kime düşman diyebiliriz ki?

    Metin Gülbay, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok?” mu sorusunu, Türkiye’nin önde gelen isimlerinden bazılarına yöneltti:

    Yrd. Doç. Dr. Rula Baysan, Ahmet Ümit, Prof. Dr. Arus Yumul, Em. Koramiral Atilla Kıyat, Prof. Dr. Aydın Uğur, Doç. Ferhat Kentel, Gündüz Vassaf, Prof. Dr. Mehmet Altan, Prof. Dr. Murat Belge, Murat Kapkıner, Oral Çalışlar, Osman Arolat, Serdar Kaya, Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu.