Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT DIŞI (33)

1–20 / 110 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • 1917 Devrimin Rapsodisi Yazar: Ferit Burak Aydar 1,00 

    “Yaşanan bir komplo değil, ayaklanmadır. Petersburglu işçi ve askerlerin devrimci enerjisini biledik. Kitlelerin iradesini bir komploya değil, açıkça bir ayaklanmaya yönlendirdik. Şimdi zafere ulaşmışken al ben yemeyeyim sen ye diyelim, uzlaşalım, müzakere edelim, öyle mi? Peki ama kiminle? Hayır, uzlaşma mümkün değildir. Bize bu teklifle gelenlere cevabımız şudur: Siz bir avuç sefil müflissiniz, sizin işiniz bitti. Yallah, layık olduğunuz yere: Tarihin çöplüğüne!”

    Bolşevikler devrimin hemen ertesinde tarihsel eylemlerini bu sözlerle açıklamışlardı. Bolşevikler doğru zamanda harekete geçerek tarihte ilk kez solu mağlup, mağdur ve mahzun olmaktan kurtarmışlardı. Devrimin melankolisi gitmiş, rapsodisi gelmişti.

    Daha önce İspanya İç Savaşı’nın öyküsünü kaleme alan Ferit Burak Aydar, 100. yılında Devrim’i ayrıntılı bir tahlille mercek altına alıyor.

  • 20. Yüzyıl Türkiye ve Dünya Tarihi Yazar: İbrahim Arslan 1,00 

    ” 20. Yüzyılda Türkiye ve Dünya Tarihi Dersi”nin amacı 21. yüzyılın gereksinimlerine yanıt veren ve gelecekle ilgili sağlam öngörülerde bulunan öğrenciler yetiştirmektir. 20. yüzyıl Türkiyesinin siyasi, sosyal ve tarihi yapısını anlamak; tarih, coğrafya ve sosyoloji disiplinlerine ait bilgi birikimi ile olanaklıdır. Avrupa ve dünyadaki gelişim ve değişimin ülkemize etkilerini kavratarak, çeşitli bakış açılarıyla tarih, coğrafya ve sosyoloji alanlarında araştırma bilinci kazandırmak Avrupa ve dünyadaki farklı kültürleri anlarken, ulusal tarih ve kültürümüz konusunda bilinçli bireyler yetiştirmek dersimizin amaçları arasındadır. Bu ders kitabı, yukarıda belirtilen becerileri öğrencilere kazandırmak için yazılmıştır.”

  • Algının Fenomenolojisi Yazar: Maurice Merleau-Ponty 1,00 

    20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Maurice Merleau-Ponty, başyapıtı olan Algının Fenomenolojisi’nde, Husserl’den aldığı fenomenolojik yöntemi estetik bir anlayışla yeniden yorumluyor. Bedeni merkeze oturtan bu yorum, bir yandan psikolojizm ile entelektüalizm arasındaki Descartes ve empiristlerden beri devam eden tartışmaya özgün bir boyut kazandırıyor. Diğer yandan, bilim ile sanat arasındaki derinlemesine ilişkiyi felsefe aracılığıyla yeniden keşfetmemizi sağlıyor. Gerek analitik felsefenin gerekse kıta felsefesinin çağdaş sorunlarının ilk taslaklarını ortaya koyan bu çalışma, aslında yalnızca felsefe alanına değil, düşünceyi deyim yerindeyse ete kemiğe büründürmek isteyenler için bir referans kitap olma özelliğiyle edebiyattan sosyal bilimlere kadar uzanan geniş bir kapsama da hitap ediyor.

    “Bizler dünyadayız, yani, şeyler bir resim gibi ortaya çıkar, devasa bir birey kendini olumlar, her varoluş kendini ve başkalarını anlar. Yapmak gereken sadece tüm kesinliklerimizi temellendiren bu fenomenleri kabul etmektir.”

    – Maurice Merleau-Ponty

    “Merleau-Ponty hep görme hakkında düşündü. (…) Görmek nedir? Bu soru sonuna kadar diğerlerine dayanak oluşturdu; ama bunun nedeni konuşmadan önce veya düşünmeden önce görüyor olmamız değil, daha ziyade her zaman bu görme hakkında konuşmamız ama onu unutmamızdı, sorgulamanın zaten ondan geçen bir sorgulamayı uyandırmak olmasıydı, aynı anda hem gözü hem de sesi titreştirmek, ifadenin gizemini kabul etmek olmasıydı…”

    – Claude Lefort, “Eleştirel Baskıya Önsöz”

  • 5 üzerinden 4.00 oy aldı
    Batı Kanonu Yazar: Harold Bloom 1,00 

    “Edebiyat sadece dil değildir; aynı zamanda temsil etme isteği, Nietzsche’nin bir zamanlar tanımladığı gibi farklı olma, farklı bir yerde olma tutkusudur. Bu kısmen kendinden farklı olmak anlamına gelir ama öncelikle miras aldığımız eserlerin metafor ve imgelerinden farklı olmak demektir. Harika eserler yazma tutkusu, kendi yer ve zamanında, geçmişten gelen mirasla, etkilenme endişesi ile birleşmek zorunda olan bir özgünlük içinde, başka bir yerde olma tutkusudur.”
    Edebiyat eleştirmeni Harold Bloom, bir edebiyat okurunun olmazsa olmaz kitapları arasına girecek olan Batı Kanonu’nda, Shakespeare’den Cervantes’e, Goethe’den Milton’a, Tolstoy’dan Proust’a, Dickens’tan Woolf’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, edebiyat tarihinin dönüm noktalarını yorumluyor. Yayımlandığı günden beri bir başvuru kaynağına dönüşmüş olan bu eserde 26 farklı yazarı değerlendiren Bloom, okurlarını edebiyat eleştirisi teorileriyle tartışmaya da davet ediyor.

    “Bloom’un yorumlarını okumak, klasik yazarları şimşeklerin ışığında okumak gibidir.”
    -M.H. Abrams

    “İşte bazılarını çok kızdıracak ama birçoğunu da memnun edecek bir kitap. Harold Bloom, çok zeki, çılgın, inatçı ve ezber bozucudur; büyüleyicidir, sonsuz bilgiyle doludur ve çok keyiflidir.”
    -Anthony Hecht

  • Baudelaire Yazar: Jean Paul Sartre 1,00 

    ‘Hak ettiği gibi yaşayamadı.’ Baudelaire’in yaşamı, bu teselli edici sözün görkemli bir örneği gibi görünüyor. Kuşkusuz ne bu anneyi, ne ömür boyu katlandığı bu rahatsızlığı, ne bu vasi mahkemesini, ne bu cimri metresi ne de bu frengiyi hak etmişti. Hele erken ölümünden daha haksız ne olabilir ki? Ancak, düşününce, bir kuşku beliriyor insanda: Çünkü Baudelaire’in kendisini de incelersek, o da kusursuz ve görünüşe bakılırsa çelişkisiz değil: bu yoldan çıkmış adam bir daha geri dönmemecesine, en bayağı ve en keskin ahlâkı benimsemiş; bu ince ruhlu kişi en sefil fahişelerle düşüp kalkmıştır.”

    -Jean-Paul Sartre-

  • Bilimsel Zihnin Oluşumu Yazar: Gaston Bachelard 1,00 

    “Bilimsel Zihnin Oluşumu, Gaston Bachelard’ın opus magnumudur. Batıda biçimlenen modern bilimsel zihnin ya da Batı aklının tarihsel oluşumunu böylesine yetkin bir biçimde ele alan başka bir yapıt göstermek zordur. Althusser, Canguilheim, Foucault başta olmak üzre pek çok filozofu derinden etkilemiş ve etkileri halen devam eden bu eserin ülkemizde de dikkatle okunmasının, tartışılmasının vaktidir…”
    Ahmet Öz

    “Bachelard, kuantum mekaniğinin artık olgunlaşmaya başladığı bir dönemde, kısaca “gözle görünmez parçacıklar fiziği”nin felsefe için açtığı alanı düşünmektedir. Bilimin ideal bir imgesini değil, fiili üretimini, kavram ve pratiklerini konu alan Bachelard düşüncesi, bu gözle görünmez gerçekliğin aletsiz ve kavramsız, “saf” deneyim betimlemelerinden hareketle anlaşılamayacağını savunur. Bachelard’ın Bilimsel Zihnin Oluşumu’ndaki düşünce hareketi, Husserl’in Krisis’teki hareketinin tam olarak tersidir: modern bilimin ürettiği bilginin çeşitliliği karşısında yapılması gereken, bir “ilk deneyim”e dönerek bilgiyi burada mümkün kılmak, “şeylerin kendisine dönmek” değil, bilimin kendine özgü üretkenliğinin farkına varmaktır… Bachelard’a göre modern bilimin varlığını ortaya koyduğu olguların üretimini kavramak için iki temel tutumu benimsemek gerekir: 1) bilimsel kavramların incelenmesini ve eleştirilmesini merkeze alan yeni bir akılcılık; 2) bu üretimi kolektif ve tarihsel kimliğiyle kabullenecek, kısacası bir pratik olarak kavrayacak “inşacı” bir epistemoloji. Bu yaklaşım, yani bilimsel üretim bölgelerinin içinden düşünerek bilimsel kavramların tarihsel oluşumunu inceleyen tarihsel epistemoloji, özellikle Fransa’da hem fenomenolojiye hem de mantıksal pozitivizme alternatif oluşturan ve bugün hâlâ etkinliğini sürdüren bir bilim tarihi geleneğinin merkezinde yer alır…”
    Ferhat Taylan

  • Bir Filmin Serüveni: Mithat Alam Film Merkezi Sinema Seminerleri 2 Cilt Takım Yazar: Kolektif 1,00 

    Elinizdeki bu kitap, Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nin 2010’dan bu yana gerçekleştirdiği atölye çalışmalarından oluşuyor. Merkez’in sinema salonunda, iki saatlik derslerden oluşan atölye çalışmalarının amacı; sinemanın farklı alanlarında profesyonel olarak çalışan kişilerin dahil oldukları meslek guruplarının sinemamızda neyi ifade ettiği konusunda bir farkındalık yaratmak ve öğrencileri bu dallarla tanıştırmaktı.

    Kitabın hazırlık çalışmaları iki yıl kadar sürdü. Dersler önce tek tek deşifre edildi, editörlerimizin elinden geçtikten sonra ders sahiplerine gönderildi. Kitaptaki derslerin sahipleri ise bu metinlere son hallerini verdi. Kitapta on üç başlık altında yirmi yedi sinemacının derslerini okuyacaksınız. Onlara Merkez’e gelip mesleklerinin inceliklerini öğrencilerle paylaştıkları ve bu kitabı var ettikleri için minnetlerimizi sunmak isteriz.

    Nadide Argun, Fatih Aydoğdu, Esra Cora, Feza Çaldıran, Feride Çiçekoğlu, Ayhan Ergürsel, Orhan Eskiköy, Burhan Gün, Uğur İçbak, Çiçek Kahraman, Cem Kısmet, Kenan Korkmaz, Cenker Kökten, Yaşar Kurtoğlu, Necip Memili, Yamaç Okur, Zeynep Özbatur, Tayfun Pirselimoğlu, Umut Şenyol, Seyfi Teoman, Selen Uçer, Özcan Vardar, Natali Yeres, Bennu Yıldırımlar, Serdar Yılmaz, Doğu Yücel, Fırat Yücel, Derviş Zaim

  • Bir Osmanlı Akıncı Beyi Gazi Evrenos Bey Yazar: Ayşegül Kılıç 1,00 

    Gazi Evrenos Bey, muamma dolu kuruluş yılları Osmanlı tarihinin en önemli figürlerinden biridir. Öyle ki, onun başarıları adeta bir hanedan gibi neslinin günümüze kadar varlığını koruyabilmesini sağlamıştır. Bir Osmanlı Akıncı Beyi olarak, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’a geçiş ve yerleşme sürecinde tarih sahnesine çıkmış, kimi zaman sultanların ondan çekinmesine neden olan başarılarıyla Balkan fatihi yakıştırmasını hak etmiştir. Ancak, Evrenos Bey’in hayatı ve faaliyetleri de kuruluş yıllarının tarihi kadar bilinmeyenlerle doludur. Bu kitap, yüz yılı aşkın bir süredir merak konusu olan Evrenos Bey’in etnik kökenini ve tarih sahnesine çıktığı bölgeyi, Osmanlı arşivinde bulunan bir belgeyle aydınlatıyor.

    “Eser, Evrenos Bey’in bir akıncı beyi olarak çalışmalarını gün ışığına çıkarırken, Balkanlar’ın Türkleşmesi ve İslamlaşmasıyla bölgede Osmanlı şehirlerinin kurulmasındaki rolünü ayrıntılı bir şekilde, akıcı bir üslupla anlatıyor. Evrenos Bey üzerine bu ilk ayrıntılı çalışma, sadece uzmanların değil, tarihe meraklı herkesin ilgiyle okuyacağı bir eserdir.”
    -Melek Delilbaşı-

  • Bir Şairin Yaşamöyküsü-T.S. Eliot Yazar: John Worthen 1,00 

    Yirminci yüzyıl modernist şiirin en büyük şairlerinden ve dönemin en önemli oyun yazarlarından olan Thomas Stearns Eliot’ın çalkantılı ve karmaşık hayatını anlatan bu eser, şair hakkında yazılmış en objektif metinlerden. Yalnızca bir şairin hayatını anlatmakla kalmıyor, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı dönemi Amerika’sı ile İngiltere’sinin sanat hayatını da mercek altına alıyor. Biyografi, W. B. Yeats, Ezra Pound, Bertrand Russell ve Virginia Woolf gibi ünlü isimlerin Eliot’ın yaşamındaki önemine tanıklık etmek açısından da önemli bir yer tutuyor.

  • Birinci Sınıf Delilik Yazar: Nassir Ghaemi 1,00 

    Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde psikiyatri profesörü ve Boston’daki Tufts Tıp Merkezi’nde uygulanan Ruhsal Bozukluklar Programı’nın yöneticisi olan Nassir Ghaemi, Birinci Sınıf Delilik’te akıl hastalıkları ile liderlik arasındaki güçlü bağlantılar hakkında cüretkâr bir tez ortaya atıyor: Depresyon, bipolar bozukluk gibi sorunlar kriz zamanlarında en iyi liderleri ortaya çıkarır!

    Kısacası: Anormal zorluklar, anormal liderleri gerektirir!

    “Sekiz ünlü liderin biyografilerini temel alan parlak bir psikolojik tarih… Birinci Sınıf Delilik bir roman tadında yazılmış ve sağlam tezlerle donatılmış.”
    -The Boston Globe-

    “Ghaemi’nin kitabı, renkli vaka tarihleri ve çok iyi seçilmiş alıntılarla, meslekten olmayanlar için depresyon, bipolar bozukluk ve diğer hastalıklar konusunda okunmaya değer bir rehber…”
    -The Washington Post-

    “Birinci Sınıf Delilik derinlikli bir psikoloji eseri, ama aynı zamanda ünlülerin tarihine ilişkin dedikoducu bir eser, şaşırtıcı bir kim kimdir çalışması.”
    -New York Observer-

  • Bizans Kısa Kronikleri: Osmanlı Tarihinin Bizanslı Tanıkları Yazar: Şahin Kılıç 1,00 

    “İsa’nın doğumundan sonra 1553 yılı, 28 Ağustos’ta Sultan Souleiman?s [I. Süleyman] büyük bir orduyla Perslerin [Safevi] üzerine yürüdü. O oradan dönerken, Moustafas [Şehzade Mustafa] isimli oğlu ki Hıristiyanları çok severdi, babasına itaat ederek kenti terk etti. O [I. Süleyman] onu [Mustafa] yakalayarak, öldürdü. Bütün ordu babanın kendi oğlunu öldürttüğüne dair bu zavallı emirden haberdar olduğunda, hepsi gözyaşı döktü ve inançsız ve merhametsiz babanın kalpsizliği hakkında az üzülmediler.”

    Osmanlı tarihi hakkında irili ufaklı birçok bilgi içeren Bizans Kısa Kronikleri, bu kitapla ilk kez Türkçe olarak yayınlanıyor. Yunanca’dan çevrilen bu metinlerin, Osmanlı kronikleriyle paralel bir okumaya davet edeceğine ve bu şekilde Türkiye’deki Bizans-Osmanlı çalışmaları sahasında önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.

  • Çağdaş Hukuk Düşüncesine Giriş Yazar: Melike Belkıs Aydın, Sevtap Metin, Ertuğrul Uzun, Kasım Akbaş, 1,00 

    Amacımız, belli bir bakış açısının yorumladığı okulların, akımların, felsefecilerin takdim edilmesi değil, okuyucuyla orijinal metinleri buluşturmak. Yargılardan ziyade yargıların gerekçelerini ve muhakeme zincirini göstermeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de orijinal metinlerden alıntı yapmaktan çekinmedik. İncelediğimiz alanlardaki kurucu metinlerin pek az bir kısmının Türkçede bulunabildiğini düşünecek olursak, bu yazım tarzının önemi ortaya çıkacaktır.

  • Cenderedeki Medya Tenceredeki Gazeteci Yazar: Ertuğrul Mavioğlu 1,00 

    “Onlar, dizlerinin üzerine çökmüş olduğunuz için size büyük görünüyorlar; ayağa kalkın!”

    Elinizdeki kitabın konusu gazetecilik… ülkemizde son yılların en tartışmalı konusu bu şüphesiz. Özellikle Ahmet Şık ve Nedim Şener’in bilinen ama bilinmeyen nedenlerle tutuklanmaları ve KCK operasyonlarıyla başlayan kitlesel tutuklamalarla gündeme oturan otoriterleşme ve siyasal alanın daraltılması-imhası tartışmalarının da düğüm noktalarından biri. Ertuğrul Mavioğlu, gazetecilik mesleğinin dününü ve bugününü; Türkiye’nin toplumsal, siyasal, ekonomik değişim ve dönüşümleriyle paralel bir biçimde ele aldığı bu son çalışmasında demokratik toplumların sine qua non koşulu olan haber alma özgürlüğünün güncel durumunu gözler önüne seriyor.

    Gazeteci kimdir? Haber ve haber alma özgürlüğü nedir? Tarafsızlık ne anlama gelir? İfade özgürlüğünün sınırları var mıdır? Yazma ve yayınlama özgürlüğü ne anlama gelir? Medya, sermaye ve iktidar ilişkileri nasıl tanımlanmalı, nasıl ele alınmalıdır? Tüm bu ilişkiler, yapılar ve haklar kurumsal düzeyde nasıl düzenlenmelidir? Hak gaspları nasıl engellenmelidir?

    Kısacası quo vadimus?

  • Che’yi Kim Öldürdü? Yazar: Michael Ratner, Michael Steven Smith, 1,00 

    Che’yi Kim Öldürdü? CIA Cinayetten Nasıl Sıyrıldı?

    Yirminci yüzyılın önde gelen devrimcilerinden Che Guevara’nın ölümü, yıllardır iddiaların, tartışmaların ve sözde belgelerin konusu oldu. Bu ölümsüz devrimciyi kim, nasıl ve neden katletmişti? Önemli olan tetiği çeken miydi yoksa çektiren mi? Gizli belgelere ulaşmak mümkün müydü?

    Michael Ratner ve Michael Steven Smith’in hazırladığı bu kitap, Che Guevara cinayetine dair gerçekleri ve koşulları gözler önüne seren, birçok belgeyi de orijinalleriyle beraber tarihin tanıklığına sunan önemli bir araştırma.

    “Amerikan imparatorluğu onu soğukkanlılıkla, önceden tasarlayarak ve korkakça katletmiş olabilir; fakat onu öldürmeyi başaramadı.”
    -Ricardo Alarcón de Quesada, Küba Ulusal Meclisi Başkanı-

  • Coşku – Tarihin Kantçı Kritiği Yazar: Jean François Lyotard 1,00 

    Lyotard’ın 1981 yılında yaptığı bir konuşmadan yola çıkarak kaleme aldığı Coşku, Kant felsefesinin en sıradışı okumalarından biri olarak değerlendirilebilir. Jean-Luc Nancy ve Philipphe Lacoue-Labarthe tarafından kurulan “Politik Olan Üzerine Felsefi Araştırmalar Merkezi”nde gerçekleştirilen bu konuşma, söz konusu Merkez’in incelemeyi önerdiği “politik olanın geri çekilmesi” izleğinin Kant felsefesi ışığında düşünülmesidir. Lyotard’ın okumasının odak noktasını Kant’ın kritik hareketi oluşturur ve bunun nedeni metnin en başında ilan edilir: hedef, Kant bağlamında kritik olan ile politik olan arasında analoji bulunduğunu göstermektir. Bir anlamda Kant’la Marx’ı birbirine bağlayan ve Marx’ı Hegel’den ayıran da bu “kritik bağ”dır zaten. İyi okumalar…

    Kitaptan…
    İnsanlığın tarihsel doğasındaki bir olay olarak Devrim, verilerden geriye kalan bakiyeye aittir, tekilliklerin ve varoluşların kalıntılarındadır. Bu kalıntı bir cümle bekler, teleolojik cümleyi bekler ama biçimsiz olması buna izin vermiyor gibidir. Ama izleyicilerin Gemüt’ünde bu “biçimsiz”in uyandırdığı coşkuda, her tür mümkün erekselliğin uğradığı bu başarısızlığın kendi ereği vardır.

  • Dar Kapıdaki Mesih Walter Benjamin ve Politik Felsefesi Yazar: M. Ertan Kardeş 1,00 

    Belirgin bir yönelimin kaybolması anlamında dünyanın çığırından çıktığı bir zamandan geçiyoruz yine. Tarihselliğin bir tür buhrana gark olduğu böyle anlarda, Marx’ın Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumairei kitabında belirttiği gibi, insanlar “endişe içinde geçmişten ruhları yardıma çağırır, onların adlarına, sloganlarına, kyafetlerine sarılır, dünya tarihinin yeni sahnesinde bu eskilerde hürmet edilen kılıklara bürünür ve bu ödünç dille oynamaya çalışırlar.” İşte elinizdeki kitap da, yeni bir canavarlık tehdidiyle karşı karşıya olduğumuz bugün, II. Dünya Savaşı öncesi dönemin büyük düşünürlerinden Walter Benjamin’i, endişe içinde değilse de iyimser olmayan bir umutla yeniden düşüncenin bağrına çağırıyor.

    Üzerine pek çok araştırma yapılmış, kavramları birçok incelemede kullanılmış Benjamin, bu sefer genç ve deneyimli akademisyenler tarafından politik felsefe odağında irdeleniyor. Teolojiden hukuka, şiddetten ezoterizme uzanan geniş bir konular yelpazesinde Benjamin’in felsefesinin güncelliğine muhtelif bakışlar yöneltiliyor.

    Şirazesiz kalmış şu dünyada düşünsel bir imdat freni olarak Benjamin’e bakmanın, onu derinlikli bir şekilde yorumlayanları okumanın tam zamanı.

  • Demokrasinin Bunalımları Yazar: Ralf Dahrendorf 1,00 

    Demokrasinin günümüzde ağır bir kriz içinde bulunduğu konusunda size katılıyorum. Bununla birlikte modernlik yolunun her köşesinde bir kriz teşhisinde bulunanlardan da değilim. Her yeni başlangıç noktasında bir sondan demokrasinin veya tarihin sonu gibi bahsedenlerin naifliğini de pek paylaşmıyorum. Bu nedenle, sözcüklerimi dikkatle seçiyorum… Daha önce olduğu gibi şimdi de klasik demokrasinin ilkelerine inanmama ve onun yılmaz bir savunucusu olmama rağmen, demokrasinin anayasal temellerini asla nihayete ermemiş kökten değişimler ışığında yeni baştan düşünmek zorunda olduğumuza da keza inanıyorum. Bugün “post-demokrasi” olarak adlandırabileceğimiz bir aşamaya artık ulaşmış olduğumuzu söyleyebilirim, ancak bu durum bizi, yeni bir demokrasi projesi üzerinde çalışmak yükümlülüğünden kurtarmaz.

  • Demokrasinin Karanlık Yüzü Yazar: Michael Mann 1,00 

    İki rakip etno ulusal hareket aynı topraklarda “kendi” devletini istediği zaman tehlike doğar.

    Bu eserde ortaya konan yeni etnik temizlik teorisi en korkunç vakaları sömürgelerdeki soykırımlar, Ermenistan, Nazi Holokostu, Kamboçya, Yugoslavya ve Ruanda ve nispeten hafif şiddet vakalarını ilk dönem modern Avrupa, çağdaş Hindistan ve Endonezya temel alıyor. Cinai etnik temizlik moderndir “demokrasinin karanlık yüzüdür”. Demos (demokrasi) ile ethnos’un (etnik grup) birbirine karıştırıldığı yerlerde meydana gelir. İki rakip etno ulusal hareket aynı topraklarda “kendi” devletini istediği zaman tehlike doğar. Zayıf taraf boyun eğmeyip dışarıdan yapılan yardım sayesinde savaşmaya başladığında ya da güçlü taraf ani ve ezici bir kuvvet kullanabileceğine inandığında çatışma şiddetlenir. Ama devlet de hizipleşmiş ve savaş türünden dış baskılar yüzünden radikalleşmiş olmalıdır. Önceden planlama nadirdir, zira suçlular nispeten yumuşak planları suya düşünce şiddeti artırmak “zorunda” kaldıklarını hissederler. Şiddetin artışı basitçe “kötü elit tabakanın” ya da “ilkel halkların” işi değildir. Liderler, militanlar ve etno milliyetçiliğin “çekirdek oy tabanları” arasındaki karmaşık etkileşimlerden doğar. Bu karmaşık süreci anlamak, gelecekteki etnik yanılsamalardan sakınacak politikalar üretmemize yardımcı olabilir.

    “Michael Mann büyük fikirler ortaya atar, bu kapsamlı kitap da zekice, güçlü ve kışkırtıcı fikirlerle dolu. Daha başlığıyla bile anlayışımızı yeniden şekillendirerek, insanlık tarihindeki en kötü şeyleri en iyilerin ışığında, eskiyi modernin ışığında görmemizi sağlıyor. Mann sıkı ampirik içgörüler ile ustaca bir kavramsal çerçeveyi birleştiriyor. Her sayfada alkışlanacak, tartışılacak ve üzerine düşünülecek bir şeyler var. Bu eseri daha yıllarca tartışacak, çok daha keskin sonuçlara varabileceğiz.”
    Ben Kiernan, Müdür, Soykırım Çalışmaları Programı, Yale Üniversitesi

    “En seçkin siyasi analizcilerimizden biri bu kez dikkatini siyasi hayatın en karanlık köşelerine, kanlı etnik çatışmalara çeviriyor. Mann’ın bu vakalara dair açıklamaları güncel, kışkırtıcı ve nihayetinde inandırıcı. Öte yandan, etnik temizlikte demokrasinin damgası olduğuna kim inanmak ister ki? Ezberleri bozucu bir eser.”
    Doug McAdam, Sosyoloji Bölümü, Stanford Üniversitesi

    “Michael Mann’ın yeni kitabı son derece kapsamlı ve cüretkar. Etnik temizliğin selamet dinlerinin ve modern demokrasinin yükselişine eşlik ettiği tezi, pek çok yaygın kabulü altüst ediyor. Halbuki böyle uç olayların kadim nefretlerin nüksetmesinden ya da otoriter elit kesimlerin kötü niyetli yönlendirmelerinden kaynaklandığı düşünülüyordu. İyi araştırılmış ve ikna edici bir çalışma. Son dönemde bu konuda yazılmış en sağlam eser.
    Beth A. Simmons, Harvard University

  • Devlet Uğruna Yazar: Noam Chomsky 1,00 

    “Noam Chomsky’nin dünyaya yaptığı belli başlı katkılardan birini seçmem istenseydi, o güzel, pırıltılı “özgürlük” sözcüğünün ardında var olan çirkin, manipülatif, acımasız evrenin maskesini düşürdüğü gerçeğini seçerdim. O bunu akılcı ve ampirik biçimde yaptı. Onun çözümlemesi amansız ve şaşmazdır. Dosyasını oluştururken sıraladığı bulgular yığını muazzamdır. Aslında dehşet vericidir. Chomsky’nin yönteminin başlangıç önermesi ideolojik değil, yoğun biçimde siyasidir. Araştırmasına bir anarşistin iktidara olan içgüdüsel güvensizliğiyle başlar. Bizleri ABD kurulu düzeninin bataklığında bir tura çıkarır; hükümeti, büyük şirketler âlemini ve kamuoyunu yönetme girişimini birleştiren koridorların baş döndürücü labirentinde bizlere öncülük eder…”

    -Arundhati Roy-

     

    Devlet Uğruna, Chomsky’nin ABD’nin Uzakdoğu politikalarına yönelik belgelendirilmiş ve sert eleştirilerini içeriyor. Bunun yanında, “Kriz Zamanında Üniversitenin İşlevi”, “Anarşizm Üzerine Notlar” gibi başka çarpıcı yazılarını da bu ciltte bulabilirsiniz.

  • Devlet Üzerine Yazar: Cicero 1,00 

    Cicero Latin edebiyatının ve felsefesinin belki de kendisinden sonraki çağları en çok etkilemiş yazarıdır. Roma’nın geleneksel değerlerinin ve devletinin sadık bir bekçisi olmuş, bu uğurda yaşamını yitirmiştir. Consul’luğa ve vatanın babası unvanına (pater patriae) uzanan siyasi kariyeri boyunca verdiği eserler sadece yaşadığı dönemin değil, sonraki çağların entelektüel zihinleri için de yol gösterici olmuştur: Deneyimlediklerini yazmış, yazdıklarını deneyimlemiştir. Burada çevirisini sunduğumuz De Re Publica da Roma’nın kuruluşu ile krallık devrinden cumhuriyetin son yüzyılına uzanan deneyime dayanan kolektif bir bilincin tarihsel ve teorik bir öyküsüdür. Cicero biçim bakımından Platon ve Aristoteles’in siyasi metinlerini örnek almışsa da, bu öyküyü bir Romalı gibi, görev duygusuyla kaleme almış ve her zaman olduğu gibi devletin esenliğini her şeyin önüne koymuştur. Ona göre erdem (virtus) iyi bir şeyse, uygulamaya dökülmelidir, o halde en yüce erdem de toplumun malı sayılan devlete hizmettir.

    Erken dönemde Kilise tarafından “erdemli pagan” olarak değerlendirilen ve birçok eseri değerli görüldüğü için korunup çoğaltılan Cicero her şeyiyle klasik dönemden çok farklı bir iklimi yaşayan Ortaçağ’da Kilise Babaları’yla birlikte Lactantius, Augustinus, Ambrosius ve Hieronymus gibi önemli isimleri görüşleriyle etkilemiştir. Rönesans döneminin de gözde yazarıdır şüphesiz: başta Petrarca ve Erasmus olmak üzere Eskiçağ’ı hayranlıkla öğrenip inceleyen hümanistlerin ve Machiavelli ve Thomas Hobbes’un da. Sözün kısası, bu büyük yazarın büyük yapıtı Latince aslından çevirisiyle “nihayet Türkçede!” İyi okumalar…