Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT ELEŞTİRİ (11)

11 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Batı Kanonu Yazar: Harold Bloom 1,00 

    Önde gelen edebiyat eleştirmenlerinden Harold Bloom, yayımlandığı günden beri bir mihenk taşı olarak kabul edilen bu eserinde, Batı edebiyat dünyasındaki Kanon’un merkezine koyduğu Shakespeare’den yola çıkarak yaratıcı edebiyatı derinlemesine bilmek ve kavramak için okurlara çağrıda bulunuyor. Bunu yaparken, odağa aldığı Shakespeare’in yanına Dante, Chaucer, Cervantes, Montaigne, Moliére, Milton, Johnson, Goethe, Wordsworth, Austen, Whitman, Dickinson, Dickens, George Eliot, Tolstoy, Ibsen, Freud, Proust, Joyce, Woolf, Kafka, Borges, Neruda, Pessoa ve Beckett’ı ekliyor.

    Batı Kanonu, edebiyat dünyasını etkileyen yazarların Bloom tarafından listelenmesinden ibaret değil sadece; edebiyatın bize, yaşamlarımıza değen kısımlarının tanımlanmasına, edebiyattan kendimize, tarihimize bakmamıza da olanak sağlayan bir eser. Her şeyden önce iflah olmaz bir edebiyatsever olan Bloom, bu çalışmasında Kanon’a geniş bir pencere açıyor ve bu sayede, Batı Kanonu’nu iyi okurların, edebiyatseverlerin ve edebiyat eleştirisi okumak isteyenlerin başucu kitabına dönüştürüyor. Böylece yıllardır çeşitli akademik tartışmalarla yön verilmeye çalışılan Kanon’un gediği kapanıyor ve bize de, hem tarihsel hem de edebi anlamda iyi düzenlenmiş bir kitabın peşinden gitmek kalıyor.

    “Bloom’un yorumlarını okumak, klasik yazarları şimşeklerin ışığında okumak gibidir.”

    – M.H. Abrams

    (The Norton Anthology of English Literature editörü, eleştirmen)

  • Baudelaire Yazar: Jean Paul Sartre 1,00 

    ‘Hak ettiği gibi yaşayamadı.’ Baudelaire’in yaşamı, bu teselli edici sözün görkemli bir örneği gibi görünüyor. Kuşkusuz ne bu anneyi, ne ömür boyu katlandığı bu rahatsızlığı, ne bu vasi mahkemesini, ne bu cimri metresi ne de bu frengiyi hak etmişti. Hele erken ölümünden daha haksız ne olabilir ki? Ancak, düşününce, bir kuşku beliriyor insanda: Çünkü Baudelaire’in kendisini de incelersek, o da kusursuz ve görünüşe bakılırsa çelişkisiz değil: bu yoldan çıkmış adam bir daha geri dönmemecesine, en bayağı ve en keskin ahlâkı benimsemiş; bu ince ruhlu kişi en sefil fahişelerle düşüp kalkmıştır.”

    -Jean-Paul Sartre-

  • Dünyanın Kıyısında Dans Yazar: Ursula K. Le Guin 1,00 

    “Basılan kitapların fikirlerini hiçbir zaman değiştirmemek gibi bir sıkıntıları var,” diyor Le Guin, Dünyanın Kıyısında Dans’ın önsözünde ve “feminizm, edebiyat, seyahat ve sosyal sorumluluk” başlıkları altında topladığı elli metninde modern edebiyattan menopoza, ütopya düşüncesinden rodeoya, aile planlamasından sansüre, J.R.R. Tolkien’den Italo Calvino’ya kadar çeşitli fikirlerini güçlü, kıvrak ve oyunbaz üslubuyla bir araya getiriyor. Kelimelerin kadim büyücüsü Le Guin 1976-1988 arasında yazdıklarıyla, onlarca sene sonra dahi günümüzü doğrudan etkilemeye devam ediyor…

    “…ister sanat, ister bilim, ister teknoloji, ister şirket yönetimi, ister yatağın altını süpürmek olsun, neye yeteneğiniz varsa onu yapmanızı; size sırf bir kadın yaptığı için bunun ikinci sınıf bir iş olduğunu söylediklerinde cehenneme kadar yollarının olduğu yanıtını vermenizi ve eşit işe eşit ücret kazanmanızı umuyorum. Hükmetme ve hükmedilme ihtiyacı duymadan yaşamanızı umuyorum. Hiçbir zaman kurban olmamanızı umuyorum ama başkaları üzerinde erk sahibi olmamanızı da umuyorum. Başarısız olduğunuzda, yenildiğinizde, acı çektiğinizde, karanlıkta kaldığınızda karanlığın sizin yurdunuz, hiçbir savaşın olmadığı ve hiçbir savaşın kazanılmadığı ama geleceğin olduğu, yaşadığınız yer olduğunu hatırlamanızı umuyorum…”

  • Edebiyat ve Kuramlar Yazar: Fatma Erkman Akerson 1,00 

    Edebiyat üzerine çağlar boyunca neler düşünülmüş, edebiyattan neler beklenmiş? Bu kitap işte bu sorulara cevap arıyor. Sümerlerden başlayarak, Eski Yunan, Ortaçağ, İslam düşünürleri, Aydınlanma, Romantik Akımlar, Ondokuzuncu yüzyılın tarihsel bakış açıları, Tanzimat dönemi, Yirminci yüzyılın yazar, metin, toplum ve okur odaklı yaklaşımları, Yapısalcılık, Göstergebilim, Postmodernizm gibi dönemeçlerde yoğunlaşıyor. Gilgameş’ten, Aristoteles’ten, Dante’den, İbni Sina ve İbni Kuteybe’den, Vico’dan geçerek çağdaş eleştiri kuramlarına, Namık Kemal’e ve Şinasi’ye, Auerbach’a ve Bakhtin’e varıyor. Çağdaş akımlarla eski bakış açıları ve Batı kaynaklı eleştiri akımları ile Doğu kaynaklı anlayışlar arasındaki köprüleri kurmaya çalışıyor. Edebiyat eleştirisi ile ilgilenenler için vazgeçilmeyecek bir başvuru kitabı.

  • Fildişi Kuyu Yazar: Nihan Kaya 1,00 

    Nihan Kaya, yaratıcılığın “fildişi kuyu” olduğunu iddia ediyor. Bütün bir psikanalitik düşüncenin panoraması olan Fildişi Kuyu, farklı türde edebiyat metinlerinin, çeşitli estetik teorilerinin iç dinamiklerini tartışıyor, psikanalitik kuramın edebiyata nasıl ve ne şekilde uygulanabileceğini örneklerle gösteriyor. Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş tekrar baskısıyla Fildişi Kuyu yeniden okurla buluşuyor.

    “Edebiyatçılar tarihte sık sık fildişi kulede olmakla suçlandı. Halbuki edebiyatçı, ‘fildişi kuyu’dan yazıyor. Evet, burası fildişi. Ama dünyaya yukarıdan bakan, hayattan kopuk bir kule değil. Bilakis, ‘dikey hayat’la, yüzeyde olan biten her şeyin deriniyle, iç dinamikleriyle meşgul bir sondaj kuyusu. Edebiyat da psikoloji de, görünen gerçekliğin altındakilere ulaşmayı amaçlıyorlar. Yazar eserini hazırlarken gündelik hayatla arasına mesafe koymak zorunda; ama hayatın dışından değil, olabildiğince derininden bir çaba bu. Bu yüzden edebiyat ve psikoloji, bize fildişi bir kuyunun içinden sesleniyor, bizi o fildişi kuyunun içine çağırıyorlar.”

  • Genel Dilbilim Yazıları Yazar: Ferdinand de Saussure 1,00 

    20. yüzyılın başlarında Cenevre Üniversitesi’nde verdiği derslerin yüzyılın ikinci yarısında felsefe ve tüm sosyal bilimleri derinden etkileyeceği ne Saussure’ün aklına gelirdi ne de ders notlarını derleyen öğrencilerinin. Bu etkiden de anlaşılacağı üzere Genel Dilbilim Dersleri yalnızca dilbilimin mahiyeti üzerine düşüncelerin yer aldığı bir metin olmaktan uzaktı, bütün sosyal bilimlere hem bir örnek oluşturuyor hem de onları kendi yöntemleri üzerine düşünmeye sevk ediyordu. Bu dönemin ürünü olan yapısalcılık ve post-yapısalcılık akımları Saussure’ün sadece derslerinden haberdardı, oysa bir de, bilerek veya bilmeyerek ihmal edilen ustanın kendi kaleminden çıkmış yazıları ve notları vardı…

    Üstelik, 1996’da bulunan ve bu kitapta yayınlanan bu elyazmalarının sunduğu Saussure portresi, dikkatli okurun rahatlıkla kavrayacağı şekilde, çok daha zengin bir eleştirel düşünce sunmaktaydı okuyucularına. Simon Bouquet ve Rudolf Engler tarafından yayına hazırlanan ve ilk olarak 2002 yılında Fransa’da yayınlanan Genel Dilbilim Yazıları, kapsamlı Önsöz’ü, Notlar’ı ve Ekler’iyle birlikte Savaş Kılıç tarafından mükemmelen Türkçeye çevrildi. Günümüzde yine radikal bir eleştiri ve düşünme sürecine kaynaklık eden, yeni-Saussure’cülüğün çıkış noktası Genel Dilbilim Yazıları nihayet Türkçede! İyi okumalar…

  • Kendine Ait Bir Kalem – Kadın Yazını Üzerine Yazar: Nil Sakman 1,00 

    Nil Sakman, Kendine Ait Bir Kalem’de neredeyse yok sayılan ve Kanon dışında bırakılan Kuruluş Dönemi kadın yazınını derinlemesine ele alıyor. Batı edebiyatından kadın yazarların eserlerinin de incelendiği çalışmada iktidar ve toplumsal cinsiyet rollerinin edebiyatta nasıl tezahür ettiği, deneyim ile edebi üretim arasındaki çetrefil ilişkinin “yazan kadın” bağlamında ne anlama geldiği ve erk olanın “meşru” ve “nitelikli” alanı işgalini mümkün kılan pratikleri disiplinlerarası bir anlayışla inceleniyor. Kadın yazınının, bu “meşru” ve “nitelikli” alanın neresinde olduğuyla ilgili derinlemesine bir tahlil yaparken olması gereken yeri ve engelleri belirtmekle kalmıyor; “erkekegemen” üslup ve yazınla belirlenen sınırları aşındırma yollarını sunuyor. Bunu özellikle Kuruluş Dönemi yazarlarının eserlerinden örneklerle gerçekleştiriyor.

    Batı’da olduğu gibi Osmanlı’da da “nitelikli” ya da “okunmaya değer” edebiyatın sahip olması gereken vasıflar büyük ölçüde eril bir zihniyet tarafından belirlenmiş, yani nitelikli edebiyatı meydana getiren ölçütler eril bir zihnin işleyişi, yaşam algısı ve deneyim alanı tarafından tanımlanıp inşa edilmiştir. Bir ötekilik, erkeğe kıyasla ikincil bir varlık olarak algılanan; kamusal varlığı ya da makro-tarihe etkisi neredeyse yok denecek kadar az olan kadın ve kadınlık hâlleri ise erkek toplumsal cinsiyetini içine alan deneyim alanının büyük ölçüde dışında kalmış/bırakılmıştır. Bununla birlikte kadın ya da kadınlık hâllerinin yaşam deneyimi kayda değer ölçüde erkek toplumsal cinsiyetinin hiçbir zaman deneyimlemediği ve/veya deneyimleyemeyeceği, bütünüyle kadınlığa özgü kimi deneyim alanlarından meydana gelmiştir.

  • Komik Edebi Türler – Parodi, Satır ve İroni Yazar: Oğuz Cebeci 1,00 

    “Türk edebiyat eleştirisinde, ‘komik edebi türlere’ yönelik kapsamlı bir çalışmanın kaleme alınmamış olması, ironik ve parodik yapılara dayanan modern ve postmodern yapıtların değerlendirilmesinde ciddi sorunlar yaratmaktadır.

    ‘İroni’ kavramının ve tekniklerinin yeterince tanınmaması, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi ‘ironik yazarlar’ın kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesinin önüne geçmiş hatta çoğu zaman yanlış değerlendirilmelerine yol açmıştır. ‘Parodik ve satirik’ yapılara ilişkin bilgi yokluğu da benzer sorunlara neden olmuş, özellikle çağdaş roman okumalarında karşımıza çıkan postmodern tekniklerin ele alınmasında kullanılacak bazı ‘kavramsal araçlar’, Türk edebiyat eleştirisinde tümüyle göz ardı edilmiştir. Bilgi ve kaynak yokluğunun salt eleştiri için bir sorun ürettiğini düşünmek saflık olur, aynı zamanda yazar ve okurlar için de ciddi yoksullaşmalara yol açan bir olgudur bu. İşte tüm bu güçlükleri aşmanın yolu kuşkusuz konuyu enine boyuna analiz eden çalışmaların yazılması ve yayınlanmasıdır.”

    Oğuz Cebeci, Komik Edebi Türler: Parodi, Satir ve İroni’de hem yukarıda değinilen güçlüklerin üstesinden gelmemize katkı sağlayacak biçimde komik edebi türlerin kapsamlı bir analizini yaparak bu türlere ilişkin bütünlüklü bir tanım sunmakta hem de teorik araçların yapıt analizinde nasıl kullanılacağını mükemmel bir biçimde örnekleyerek eleştiri literatürümüz açısından “dönüştürücü” olacağına inandığımız bir müdahalede bulunmaktadır…

  • Maskenin Düştüğü Yer Yazar: Yankı Enki 1,00 

    “İnsanoğlunun en eski ve en kuvvetli hissi korkudur ve korkuların en eskisi, en kuvvetlisi bilinmeze dair korkudur,” der korku edebiyatının büyük üstadı H. P. Lovecraft. Bir diğer korku edebiyatı ustası Algernon Blackwood ise korkuyla olan ilişkisini “Bir hayalet görülmüşse, onun ne olduğu, beni onu neyin gördüğünden daha az ilgilendirir,” diyerek açıklar.

    İşte bu sözler ışığında Yankı Enki, yerli eleştirmenlerin elinin pek uzanmadığı bir alan olan ve hem insan hem de hayvan olanın, ölümsüz olup da ölmek isteyenin, her zaman evsiz ve yabancı olanın, gömülüp de geri dönenin, gölgelerde gizlenenin ve bilinmeyenin edebiyatı olan korku edebiyatının tekinsiz derinliklerine dalıp vampirlerden kurtadamlara, gotikten moderniteye kadar türü enine boyuna tartışıyor.

    Bir eleştirel denemeler derlemesi olan Maskenin Düştüğü Yer, uygarlık ve barbarlık, insan ve hayvan, kültür ve doğa gibi modern ve müphem tanım kümeleri ile korku edebiyatının zaman, mekân ve kahramanları arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini zengin örneklerle anlatıyor.

    Korku edebiyatı bir kaçış edebiyatı değil, kaçtıklarımıza dönüş edebiyatıdır.

  • Metafor ve Şiir Dilinin Yapısal Özellikleri Yazar: Oğuz Cebeci 1,00 

    Platon ve Aristo’dan günümüze kadar en çok tartışılan konulardan biri olan metafor, yalnızca edebiyatta ve sanatta değil, genel olarak insan düşüncesinde ve gündelik dilde de başrol oynayan bir kavram. Metafor ve Şiir Dilinin Yapısal Özellikleri, bilişim bilim ve psikanalitik kuramın da katkılarıyla, insan zihninin niçin ve ne şekilde metafora başvurduğunu anlamaya yönelik bir çaba.

    Oğuz Cebeci, Psikanalitik Edebiyat Kuramı ve Komik Edebi Türler’den sonra, hayati bir konuyu daha Türkçe edebiyattan zengin örneklerle tartışıyor.

  • Orhan Pamuk Edebiyatında Tarih ve Kimlik Söylemi Yazar: Zafer Doğan 1,00 

    Orhan Pamuk Edebiyatında Tarih ve Kimlik Söylemi, Türkiye’deki kimlik sorunlarının Orhan Pamuk’un eserlerinde hangi söylem biçimleriyle ifade edildiğini edebiyat ve tarihin kesiştiği bir eksende incelemeyi hedefleyen ve sadece içerdiği kavramsal zenginlik açısından değil, yöntemindeki tutarlılık ve berraklık açısından da “Orhan Pamuk incelemeleri” arasında özel yeri olan bir kitap.

    Disiplinlerarası bir yaklaşımın zenginliğini ve derinliğini barındıran çalışmasında Zafer Doğan ulusal alegori, merkez-taşra ve Doğu-Batı karşıtlığının yarattığı gerilim, modernleşme ve gelenek gibi Türk edebiyatının hep merkezinde yer almış izleklerin Orhan Pamuk edebiyatında nasıl ele alındığını inceliyor; başlı başına, “Bir edebiyat yapıtına nasıl bakmalıyız?” sorusunun yanıtını veriyor.

    “Gelenek, hafıza ve onun şimdiyle nasıl bir ilişki kurabileceği üzerine yaratıcı bir şekilde kafa yoranlar geleneğe en yakın ya da Batılılaşma etkisine en uzak kesimlerin içinden değil, bizzat Orhan Pamuk gibi bu etkiye en açık olanların içinden çıkar. Orhan Pamuk, cumhuriyetin ilk yıllarındaki, gelenekten elini eteğini çekerek modern olunabileceğini düşünen aydınlardan farklı olarak böyle bir şeyin ancak kültürel bir çoraklığa yol açabileceğini sezmiş; bu nedenle de tasavvuf ve klasik Şark eserlerinden olabildiğince yararlanmıştır. Üstelik bunu edebiyat geleneğimizin pek aşina olmadığı ve yadırgadığı estetik edebi biçimleri kullanarak yapmıştır. Onun bu tavrı Doğucu ve milliyetçi reflekslerin öngördüğü “geleneğin dirilişi” için yapılan gelenek sahipçiliğinden mantık olarak farklıdır. Bu tür bir yerelcilik tutumunu benimsemez. Geleneği yararlanabileceği bir kumaş dolabı gibi açıp, o kumaşları kesip biçerek yeni bir elbise diken terzi gibidir. Kısacası geleneği modernleştiren bu tutum, çorak ve renksiz bir küresel modernliğin de, gelenekçi sığ bir yerelciliğin de ötesine geçer. İşte Orhan Pamuk’un bu konumu, Doğu Batı arasındaki gri, muğlak alanda rahatça dolaşabilmesine imkân tanır. Bu konum, aynı zamanda onu medeniyetlerin çatışmasından doğan endişe ve huzursuzluğu anlamaya sevk eder.”