Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT ELEŞTİRİ (8)

8 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Batı Kanonu Yazar: Harold Bloom 1,00 

    “Edebiyat sadece dil değildir; aynı zamanda temsil etme isteği, Nietzsche’nin bir zamanlar tanımladığı gibi farklı olma, farklı bir yerde olma tutkusudur. Bu kısmen kendinden farklı olmak anlamına gelir ama öncelikle miras aldığımız eserlerin metafor ve imgelerinden farklı olmak demektir. Harika eserler yazma tutkusu, kendi yer ve zamanında, geçmişten gelen mirasla, etkilenme endişesi ile birleşmek zorunda olan bir özgünlük içinde, başka bir yerde olma tutkusudur.”
    Edebiyat eleştirmeni Harold Bloom, bir edebiyat okurunun olmazsa olmaz kitapları arasına girecek olan Batı Kanonu’nda, Shakespeare’den Cervantes’e, Goethe’den Milton’a, Tolstoy’dan Proust’a, Dickens’tan Woolf’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, edebiyat tarihinin dönüm noktalarını yorumluyor. Yayımlandığı günden beri bir başvuru kaynağına dönüşmüş olan bu eserde 26 farklı yazarı değerlendiren Bloom, okurlarını edebiyat eleştirisi teorileriyle tartışmaya da davet ediyor.

    “Bloom’un yorumlarını okumak, klasik yazarları şimşeklerin ışığında okumak gibidir.”
    -M.H. Abrams

    “İşte bazılarını çok kızdıracak ama birçoğunu da memnun edecek bir kitap. Harold Bloom, çok zeki, çılgın, inatçı ve ezber bozucudur; büyüleyicidir, sonsuz bilgiyle doludur ve çok keyiflidir.”
    -Anthony Hecht

  • Baudelaire Yazar: Jean Paul Sartre 1,00 

    ‘Hak ettiği gibi yaşayamadı.’ Baudelaire’in yaşamı, bu teselli edici sözün görkemli bir örneği gibi görünüyor. Kuşkusuz ne bu anneyi, ne ömür boyu katlandığı bu rahatsızlığı, ne bu vasi mahkemesini, ne bu cimri metresi ne de bu frengiyi hak etmişti. Hele erken ölümünden daha haksız ne olabilir ki? Ancak, düşününce, bir kuşku beliriyor insanda: Çünkü Baudelaire’in kendisini de incelersek, o da kusursuz ve görünüşe bakılırsa çelişkisiz değil: bu yoldan çıkmış adam bir daha geri dönmemecesine, en bayağı ve en keskin ahlâkı benimsemiş; bu ince ruhlu kişi en sefil fahişelerle düşüp kalkmıştır.”

    -Jean-Paul Sartre-

  • Edebiyat ve Kuramlar Yazar: Fatma Erkman Akerson 1,00 

    Edebiyat üzerine çağlar boyunca neler düşünülmüş, edebiyattan neler beklenmiş? Bu kitap işte bu sorulara cevap arıyor. Sümerlerden başlayarak, Eski Yunan, Ortaçağ, İslam düşünürleri, Aydınlanma, Romantik Akımlar, Ondokuzuncu yüzyılın tarihsel bakış açıları, Tanzimat dönemi, Yirminci yüzyılın yazar, metin, toplum ve okur odaklı yaklaşımları, Yapısalcılık, Göstergebilim, Postmodernizm gibi dönemeçlerde yoğunlaşıyor. Gilgameş’ten, Aristoteles’ten, Dante’den, İbni Sina ve İbni Kuteybe’den, Vico’dan geçerek çağdaş eleştiri kuramlarına, Namık Kemal’e ve Şinasi’ye, Auerbach’a ve Bakhtin’e varıyor. Çağdaş akımlarla eski bakış açıları ve Batı kaynaklı eleştiri akımları ile Doğu kaynaklı anlayışlar arasındaki köprüleri kurmaya çalışıyor. Edebiyat eleştirisi ile ilgilenenler için vazgeçilmeyecek bir başvuru kitabı.

  • Genel Dilbilim Yazıları Yazar: Ferdinand de Saussure 1,00 

    20. yüzyılın başlarında Cenevre Üniversitesi’nde verdiği derslerin yüzyılın ikinci yarısında felsefe ve tüm sosyal bilimleri derinden etkileyeceği ne Saussure’ün aklına gelirdi ne de ders notlarını derleyen öğrencilerinin. Bu etkiden de anlaşılacağı üzere Genel Dilbilim Dersleri yalnızca dilbilimin mahiyeti üzerine düşüncelerin yer aldığı bir metin olmaktan uzaktı, bütün sosyal bilimlere hem bir örnek oluşturuyor hem de onları kendi yöntemleri üzerine düşünmeye sevk ediyordu. Bu dönemin ürünü olan yapısalcılık ve post-yapısalcılık akımları Saussure’ün sadece derslerinden haberdardı, oysa bir de, bilerek veya bilmeyerek ihmal edilen ustanın kendi kaleminden çıkmış yazıları ve notları vardı…

    Üstelik, 1996’da bulunan ve bu kitapta yayınlanan bu elyazmalarının sunduğu Saussure portresi, dikkatli okurun rahatlıkla kavrayacağı şekilde, çok daha zengin bir eleştirel düşünce sunmaktaydı okuyucularına. Simon Bouquet ve Rudolf Engler tarafından yayına hazırlanan ve ilk olarak 2002 yılında Fransa’da yayınlanan Genel Dilbilim Yazıları, kapsamlı Önsöz’ü, Notlar’ı ve Ekler’iyle birlikte Savaş Kılıç tarafından mükemmelen Türkçeye çevrildi. Günümüzde yine radikal bir eleştiri ve düşünme sürecine kaynaklık eden, yeni-Saussure’cülüğün çıkış noktası Genel Dilbilim Yazıları nihayet Türkçede! İyi okumalar…

  • Komik Edebi Türler – Parodi, Satır ve İroni Yazar: Oğuz Cebeci 1,00 

    “Türk edebiyat eleştirisinde, ‘komik edebi türlere’ yönelik kapsamlı bir çalışmanın kaleme alınmamış olması, ironik ve parodik yapılara dayanan modern ve postmodern yapıtların değerlendirilmesinde ciddi sorunlar yaratmaktadır.

    ‘İroni’ kavramının ve tekniklerinin yeterince tanınmaması, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi ‘ironik yazarlar’ın kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesinin önüne geçmiş hatta çoğu zaman yanlış değerlendirilmelerine yol açmıştır. ‘Parodik ve satirik’ yapılara ilişkin bilgi yokluğu da benzer sorunlara neden olmuş, özellikle çağdaş roman okumalarında karşımıza çıkan postmodern tekniklerin ele alınmasında kullanılacak bazı ‘kavramsal araçlar’, Türk edebiyat eleştirisinde tümüyle göz ardı edilmiştir. Bilgi ve kaynak yokluğunun salt eleştiri için bir sorun ürettiğini düşünmek saflık olur, aynı zamanda yazar ve okurlar için de ciddi yoksullaşmalara yol açan bir olgudur bu. İşte tüm bu güçlükleri aşmanın yolu kuşkusuz konuyu enine boyuna analiz eden çalışmaların yazılması ve yayınlanmasıdır.”

    Oğuz Cebeci, Komik Edebi Türler: Parodi, Satir ve İroni’de hem yukarıda değinilen güçlüklerin üstesinden gelmemize katkı sağlayacak biçimde komik edebi türlerin kapsamlı bir analizini yaparak bu türlere ilişkin bütünlüklü bir tanım sunmakta hem de teorik araçların yapıt analizinde nasıl kullanılacağını mükemmel bir biçimde örnekleyerek eleştiri literatürümüz açısından “dönüştürücü” olacağına inandığımız bir müdahalede bulunmaktadır…

  • Maskenin Düştüğü Yer Yazar: Yankı Enki 1,00 

    “İnsanoğlunun en eski ve en kuvvetli hissi korkudur ve korkuların en eskisi, en kuvvetlisi bilinmeze dair korkudur,” der korku edebiyatının büyük üstadı H. P. Lovecraft. Bir diğer korku edebiyatı ustası Algernon Blackwood ise korkuyla olan ilişkisini “Bir hayalet görülmüşse, onun ne olduğu, beni onu neyin gördüğünden daha az ilgilendirir,” diyerek açıklar.

    İşte bu sözler ışığında Yankı Enki, yerli eleştirmenlerin elinin pek uzanmadığı bir alan olan ve hem insan hem de hayvan olanın, ölümsüz olup da ölmek isteyenin, her zaman evsiz ve yabancı olanın, gömülüp de geri dönenin, gölgelerde gizlenenin ve bilinmeyenin edebiyatı olan korku edebiyatının tekinsiz derinliklerine dalıp vampirlerden kurtadamlara, gotikten moderniteye kadar türü enine boyuna tartışıyor.

    Bir eleştirel denemeler derlemesi olan Maskenin Düştüğü Yer, uygarlık ve barbarlık, insan ve hayvan, kültür ve doğa gibi modern ve müphem tanım kümeleri ile korku edebiyatının zaman, mekân ve kahramanları arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini zengin örneklerle anlatıyor.

    Korku edebiyatı bir kaçış edebiyatı değil, kaçtıklarımıza dönüş edebiyatıdır.

  • Metafor ve Şiir Dilinin Yapısal Özellikleri Yazar: Oğuz Cebeci 1,00 

    Platon ve Aristo’dan günümüze kadar en çok tartışılan konulardan biri olan metafor, yalnızca edebiyatta ve sanatta değil, genel olarak insan düşüncesinde ve gündelik dilde de başrol oynayan bir kavram. Metafor ve Şiir Dilinin Yapısal Özellikleri, bilişim bilim ve psikanalitik kuramın da katkılarıyla, insan zihninin niçin ve ne şekilde metafora başvurduğunu anlamaya yönelik bir çaba.

    Oğuz Cebeci, Psikanalitik Edebiyat Kuramı ve Komik Edebi Türler’den sonra, hayati bir konuyu daha Türkçe edebiyattan zengin örneklerle tartışıyor.

  • Orhan Pamuk Edebiyatında Tarih ve Kimlik Söylemi Yazar: Zafer Doğan 1,00 

    Orhan Pamuk Edebiyatında Tarih ve Kimlik Söylemi, Türkiye’deki kimlik sorunlarının Orhan Pamuk’un eserlerinde hangi söylem biçimleriyle ifade edildiğini edebiyat ve tarihin kesiştiği bir eksende incelemeyi hedefleyen ve sadece içerdiği kavramsal zenginlik açısından değil, yöntemindeki tutarlılık ve berraklık açısından da “Orhan Pamuk incelemeleri” arasında özel yeri olan bir kitap.

    Disiplinlerarası bir yaklaşımın zenginliğini ve derinliğini barındıran çalışmasında Zafer Doğan ulusal alegori, merkez-taşra ve Doğu-Batı karşıtlığının yarattığı gerilim, modernleşme ve gelenek gibi Türk edebiyatının hep merkezinde yer almış izleklerin Orhan Pamuk edebiyatında nasıl ele alındığını inceliyor; başlı başına, “Bir edebiyat yapıtına nasıl bakmalıyız?” sorusunun yanıtını veriyor.

    “Gelenek, hafıza ve onun şimdiyle nasıl bir ilişki kurabileceği üzerine yaratıcı bir şekilde kafa yoranlar geleneğe en yakın ya da Batılılaşma etkisine en uzak kesimlerin içinden değil, bizzat Orhan Pamuk gibi bu etkiye en açık olanların içinden çıkar. Orhan Pamuk, cumhuriyetin ilk yıllarındaki, gelenekten elini eteğini çekerek modern olunabileceğini düşünen aydınlardan farklı olarak böyle bir şeyin ancak kültürel bir çoraklığa yol açabileceğini sezmiş; bu nedenle de tasavvuf ve klasik Şark eserlerinden olabildiğince yararlanmıştır. Üstelik bunu edebiyat geleneğimizin pek aşina olmadığı ve yadırgadığı estetik edebi biçimleri kullanarak yapmıştır. Onun bu tavrı Doğucu ve milliyetçi reflekslerin öngördüğü “geleneğin dirilişi” için yapılan gelenek sahipçiliğinden mantık olarak farklıdır. Bu tür bir yerelcilik tutumunu benimsemez. Geleneği yararlanabileceği bir kumaş dolabı gibi açıp, o kumaşları kesip biçerek yeni bir elbise diken terzi gibidir. Kısacası geleneği modernleştiren bu tutum, çorak ve renksiz bir küresel modernliğin de, gelenekçi sığ bir yerelciliğin de ötesine geçer. İşte Orhan Pamuk’un bu konumu, Doğu Batı arasındaki gri, muğlak alanda rahatça dolaşabilmesine imkân tanır. Bu konum, aynı zamanda onu medeniyetlerin çatışmasından doğan endişe ve huzursuzluğu anlamaya sevk eder.”