Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
FELSEFE (38)

17–32 / 38 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları Yazar: Louis Althusser 1,00 

    İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, Althusser’in 1970 Haziranı’nda La Penseée’de yayınlanır yayınlanmaz bütün dünyada büyük yankılar uyandıran ve yankıları hâlâ devam eden aynı adlı ünlü makalesini, bu makalenin 1969 tarihli ilk versiyonunu ve La Penseée’de yayınlanan makalede dile getirilen fikirlere yönelik eleştirilere Althusser’in Aralık 1976 tarihinde -ve bu tarih itibariyle- verdiği cevapları içeren bir derlemedir.

    Karl Polanyi, “yoksulluk” toplumda süren “doğa”dır, demişti. Çoktandır sadece kendilerini ve kendileri gibi düşünenleri ideolojinin dışında, başkalarını da daima ideolojinin içinde gören siyasi, felsefi, dini, ahlaki, kültürel ve etnik kamplarla kuşatılmış haldeyiz. Üstelik her meselede sadece kendilerini haklı başkalarını haksız, kendilerini iyi başkalarını kötü, kendilerini doğru başkalarını yanlış görmekteler. Güzellik ise sadece onlara has, başkaları çirkin de üstelik… Ve en kötüsü, aynı/özdeş olanı dost ve başka/farklı olanı daima (inkar ve asimilasyon işe yaramadığında) imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar, tıpkı “doğa” durumunda olduğu gibi! Althusser, işte bunun, yani ideolojinin neden, nasıl ve niçinini anlatıyor, belli ki kimsenin okuduğu yok bu kitabı!

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    İlk Yunan Filozoflarında Tanrı Düşüncesi Yazar: Werner Jaeger 1,00 

    Werner Jaeger, Parmenides, Herakleitos, Empedokles gibi karanlık ve zor düşünürlerin metinlerini ayrıntılı bir şekilde yorumlarken, Tanrı düşüncesinin Yunan felsefesinde en başından itibaren oynadığı belirleyici rolün altını çiziyor.

    “Burada, Yunan felsefi düşüncesinde teolojinin başlangıcının izini sürmek istiyorum…Tanrı ve tanrısallık meselesinin, erken dönem doğa filozoflarının düşüncesinde, genellikle kabul etmeye hazır olduğumuzdan çok daha geniş bir yer işgal ettiğini göreceğiz… Pozitivizm çağı ve onu temsil eden felsefe tarihçileri, bu ilk dönem düşünürlerinin sırasıyla ampirik ve bilimsel karakterlerini vurguladılar. Sokrates öncesi filozofların modernliğini kanıtlama hevesiyle, bu kitapta doğal teolojinin kökeni perspektifi içinde ilgilendiğimiz yönlerini çoğu zaman önemsizleştirdiler. Halbuki bu, bizzat Antik Çağ düşünürlerinin bu filozofları görme biçimidir.”

  • İmgelem Yazar: Jean Paul Sartre 1,00 

    İlk olarak 1936’da yayımlanan ve bugün itibariyle Sartre felsefesinin tamamlayıcı parçalarından biri olan İmgelem filozofun özellikle Descartes ve Bergson’a yönelik önemli eleştirilerini ve Husserl fenomenolojisi üzerine değerlendirmelerini içeriyor.

    “Ancak, bir imgeyi imge olarak dolayımsızca kavramak ile genelde imgelerin doğası üstüne düşünceler kurmak başka başka şeylerdir. İmge olarak varoluşa ilişkin hakiki bir kuram oluşturmanın tek yolu, bu konuda düşünümlü bir deneyden doğrudan kaynaklanmayan herhangi bir şey ileri sürmekten kesinlikle kaçınmaktır. Gerçekten de, imge olarak varoluş güçlükle ele geçirilebilecek bir varlık kipidir. Zihnimizi yormamızı gerektirir; ama en önemlisi, tüm varoluş kiplerini fizik varoluşu örnek alarak kurma yolundaki neredeyse alt edilmez alışkanlığımızdan kurtulmamız gerekir. Varlık kiplerinin birbirine böyle karıştırılması, başka her yerde olduğundan daha akılçeler burada, çünkü imge olarak kâğıt yaprağı ile gerçeklik olarak kâğıt yaprağı, birbirinden farklı iki varoluş düzleminde tek ve aynı yapraktır zaten.”

  • İnanç Uykusu Yazar: Eyüp Erdoğan 1,00 

    Mersin Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Eyüp Erdoğan’dan, inancın doğasına, niçin inandığımıza, inanç ve özgürlük ilişkisine dair ufuk açıcı, zevkle okunan bir çalışma: İnanç Uykusu

    İnsan inanmakta özerk ise özgürdür. İnanmanın kendisi engellenmiş ya da insan bir başkasınca, bilerek ya da bilmeyerek, herhangi bir inanmaya zorlanmışsa, insanda inanç özgürlüğü eksik demektir. (Örneğin, uyutum yoluyla uyuşturulmuş insanda, inanmanın kendisi engellenmiş ya da kötürümleştirilmiştir.)

    Uyutum yoluyla uyuşturulmuşsanız, akvaryum içindeki balık gibisiniz! Balık akvaryum içinde olmayı ne kadar özgür iradesiyle seçtiyse, siz de uyumayı o kadar özgür iradenizle seçtiniz. Balık akvaryum içinde olduğunun ne kadar farkındaysa, siz de uyuduğunuzun o kadar farkındasınız…

  • İnsanın Eskimişliği I. Cilt – İkinci Endüstri Devrimi Çağında İnsan Ruhu Üzerine Yazar: Günther Anders 1,00 

    Filozof, aktivist ve eleştirmen kimliğiyle günümüz tartışmalarına hızla yeniden dahil olmaya başlayan Günther Anders (1902-1992), en önemli yapıtı sayılan İnsanın Eskimişliği’nde ortaya attığı “Prometheusçu Utanç” kavramıyla, teknolojiye yönelik en erken tarihli ve en zengin eleştirilerden birini dile getiriyor.

    Günlük hayatımıza iyice nüfuz ettiği halde hâlâ net bir şekilde hesaplaşamadığımız teknolojik başarılar karşısında nasıl bir tavır takınacağımız sorusu üzerine kafa yoranlar, Anders’in eleştirilerini güncel gelişmelere uyarlamakta zorluk çekmeyecekler. 

    İnsanın Eskimişliği, kanımca son yılların en önemli kitaplarından biri. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı merak edenlerin, özel yaşamının ötesine geçip etkin bir rol oynamak isteyenlerin, dahası bir şeylerin değişmesinden yana olanların ıskalamaması gereken bir derleme. Anders’in özgün gözlemlerinden nasibini almamış eylem ve projelere daha baştan demode gözüyle bakılabilir. Bu türden bir felsefeye temas etmeyen felsefi yaklaşımlar lüksten ibarettir.”

    Helmut Gollwitzer

  • Kadim Felsefe Yazar: Aldous Huxley 1,00 

    Cesur Yeni Dünya’nın yazarı Aldous Huxley, Kadim Felsefe’de okurlarını Doğu ve Batı’nın eskimeyen felsefi ve dini geleneklerinde eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, Eckhart ve Buddha’dan Gazali ve Mevlana’ya kadar, içsel aydınlanmanın en önemli üstatlarından yapılan alıntılarla çok önemli bir antoloji görevi de görüyor.

  • Kafka’dan Yana, Kafka’ya Karşı Yazar: Günther Anders 1,00 

    20. yüzyılın en orijinal, en açık sözlü filozoflarından biri olduğu halde yakın bir tarihe kadar gölgede bırakılan, “Umutsuzsam bana ne! Değilmişim gibi devam!” ilkesini benimseyen Günther Anders nihayet Türkçede. Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı, polemikçi yaklaşımıyla, Kafka okurlarını ve eleştiri türünü sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacak…

    “Kafka… masada oturmuş, önünde boş bir tabak, inatla, tabakta olmayan yemeği kaşıklayan birini andırır. Dolu zannedenlere, tabağın gerçekten de boş olduğunu göstermek istercesine.”

  • Marx İçin Yazar: Louis Althusser 1,00 

    “İlk hayaletlerden birinin Hegel’in gölgesi olduğunu görmek…” Şurası artık kesin, ancak ekonomi (kapitalizm) temelinde varolabilen nasyonalizm ile sosyalizm arasındaki netameli ilişkinin doğasını anlayabilmenin sine qua non koşulu bu öneride gizli. Hatta etik-ekonomik bir -ideal değil- idea, “düzenleyici fikir” olarak komünizmin doğasını anlayabilmek de… Anaakım Marksistlerin aksine, Althusser’in deyişiyle, “Genç Marx asla Hegelci değildi”, bilakis, radikal bir Hegel eleştirisinden doğmuştu! Kantçı anlamda bir eleştiriden…

    Marx’ın Hegel’den kopuş sürecini, yani “öğe” değiştirebilmesini mümkün kılan çalışmayı tanımlamak için Althusser’in kullandığı kavram bilindiği üzere “epistemolojik kopuş”tur. Marx İçin ise işte bu “epistemolojik kopuş” sürecini enine boyuna analiz ettiği opus magnum’udur Althusser’in. İyi okumalar!
    -Ahmet Öz-

    “Marx İçin”: Bir çağrı, hatta bir slogan niteliğinde ki bu ad, bugün hâlâ otuz yıl önceki kadar yüksek sesle ve güçlü bir şekilde -belki de yeniden- çınlıyor. Ama bambaşka nedenlerle ve tamamen farklı bir bağlamda çınlıyor. Alt husser’in kitabı bugün artık yeni okurlara seslenmektedir; dahası, bu kitabı yeniden okuyacak eski okurların kendileri ve metin algılayışları da elbette derinden değişmiştir.
    -Étienne Balibar-

  • Marx ve Sonrası – Marksist Düşünceye Katkılar Yazar: Kurtul Gülenç, Önder Kulak, 1,00 

    “Elinizdeki kitapta derlenen makalelerin odak noktası, Marx’tan başlayıp, Marksist düşüncenin temellerini oluşturan klasiklere dair kapsamlı okumaların birer sonucu olarak, ayrıntılı serimlemeler ve yeni katkılar sunabilmektir. Böylesi bir odak noktası belirlemenin temel nedeni, klasiklerin yeniden okunarak, hem metinlerin sunduğu çerçevede temellerin kuvvetlendirilebileceği, hem de hermeneutik sınırlar içinde yeni adımlar atılabileceği fikridir. Bu fikri içeren çabaların özellikle Marksist teorinin günümüzde yaşamış olduğu bunalımı anlamaya ve hem bu bunalımı tetikleyen hem de bu bunalımın yaratmış olduğu problemleri mercek altına almaya büyük katkı sunacaklarını düşünüyoruz.” Karl Marx’ta Yabancılaşma, Meta Fetişizmi ve Şeyleşme Kavramları Din Halkın Afyonu mudur? Karl Marx’ta Din, İdeoloji ve Eleştiri Post-Marksist Siyaset Anlayışı ve Eleştiriler

  • Mekanın Poetikası Yazar: Gaston Bachelard 1,00 

    Mekânın Poetikası Bachelard’ın iki büyük yapıtından, opus magnumundan biridir. Zamanın/zihnin izinden koşan Bilimsel Zihnin Oluşumu’nun aksine bu yapıtında Bachelard, mekânın zaman/zihin tarafından, dil aracılığıyla nasıl doldurulduğunu, dondurulduğunu, katılaştırıldığını analiz eder: ev, tavanarası, çekmece, dolaplar, sandıklar, yuva, kabuk, köşeler, minyatür ve uçsuz bucaksızlık…

    Dil anlamlandırır, poetik hayalgücüyse tüm bu anlamlandırma süreçlerine direnir, varlığın açılmasını sağlar Bachelard’a göre. Felsefe, fenomenoloji, psikanaliz, fizik, biyoloji, nöroloji… hepsi dolaysız olanın, başka deyişle poetik hayalgücünün karşısında ikincildir artık. Bachelard epistemolojisinde yeni bir momenti temsil eden Mekânın Poetikası, değişimin ve sürekliliğin kıskacında yersiz kalan düşüncenin dil-gerçeklik, zaman-mekân, sonlu-sonsuz, içsellik-dışsallık, büyük-küçük diyalektikleri aracılığıyla kendisine poetik bir yer inşa etme girişiminin adıdır. Bachelard’ın dediği gibi, şairlere kulak vermek gerekir…

  • 5 üzerinden 3.00 oy aldı
    Metafizik-Kavram ve Sorunlar Yazar: Theodor W. Adorno 1,00 

    Theodor W. Adorno’nun metafizik üzerine verdiği derslerin notları ilk kez okurlarla buluşuyor.

    Adorno, derslerin ilk bölümünü Aristoteles’e ayırırken, ikinci bölümde sözü 20. yüzyıla getirerek II. Dünya Savaşı’nda yaşananların ardından metafizikle uğraşmanın mümkün olup olmadığı meselesini tartışıyor.

    “Bu yüzden, metafiziğin ne demek olduğuna dair başlangıç düzeyinde bilgi vermek yalnızca zor olmakla kalmıyor, ayrıca dediğim gibi, metafiziğin konusunu bir nebze olsun açıklıkla tanımlamak bile pek güçtür. İçinizden onun eserleriyle tanışıklığı olanların bileceği gibi, metafiziğe dair şikâyetlerinde sözünü esirgemeyen Nietzsche ile okul çocuğu olarak ilk karşılaştığım zamanki kendi eski deneyimim aklıma geliyor; konu metafizik olunca yolumu bulmakta nasıl zorlandığımı hatırlıyorum. Benden epeyce yaşlı birilerinden öğüt istediğim zaman bana metafiziği anlamak için çok erken olduğu ama bir gün anlayabileceğim söylendi. Böylece metafiziğin konusuna ilişkin sorunun cevabı ertelendi.”

  • Metaforlar Yazar: Mark Johnson, George Lakoff, 1,00 

    Şimdiden bir klasik olan Metaforlar/Hayat, Anlam ve Dil metafor anlayışımız ile onun dil ve zihindeki rolünü değiştirdi. Yazarlara göre metafor temel bir zihin mekanizmasıdır; bize sayısız başka şeyi kavramamızı sağlayacak fiziksel ve sosyal tecrübemiz konusunda bildiğimiz şeyleri kullanma imkânı veren bir mekanizma. En temel tecrübe anlayışlarımızı yapıya kavuşturdukları için metaforlar, hayatımızın “olmazsa olmazlarıdır.” Metaforlar algı ve eylemlerimizi biz farkında olmadığımız halde şekillendirir.

    “Çok tartışılan metafor konusunda bugüne kadar karşılaştığım en orijinal ve değerli kitap.”
    -James D. McCawley-

    “Örneklerinin zenginliği ve analizlerinin açıklığıyla, Lakoff ve Johnson dikkatimizi metafor versus kategori sorununa çekmeye zorluyor. Metaforlar, günümüzde birbirlerinden büyük ölçüde izole olmuş disiplinler arasında gerçekleştirilmiş başarılı bir işbirliği örneğidir.”
    -Robert Greene, Modern Language Notes-

    “Eğlenceli ve entelektüel açıdan tahrik edici… Lakoff ve Johnson’ın her sayfada gösterdiği gibi, metafor hakkındaki en önemli gerçek onun tecrübe edildiği gerçeğidir – ve bu kitap okunmayı tecrübe edilmekten daha çok talep etmiyor. Tecrübe esnasında doğan fikirler, okuyucuların kavram yapıları kadar yazarlarının kavram yapılarını da temsil ediyor. Her insanî iletişimde yaygın bu özellik, Lakoff ve Johnson’ın artistik vizyonuyla bu kitapta belirginleşiyor, zor anlaşılan bir insanî konu hakkındaki bu etkileyici insan ürünü kitapta gözler önüne seriliyor.”
    -John M. Lowler, Language-

  • Mit ve Anlam Yazar: Claude Levi-Strauss 1,00 

    Lévi-Strauss, önce çağının egemen sosyal bilimler felsefesine; ardından antropolojideki üç ana akım olan evrimcilik, difüzyonizm ve fonksiyonalizme; varoluşçuluk ve hümanizme; Avrupamerkezci “tarih” ve “insan” kavrayışlarına; ve nihayet kendi toplumunun uygarlığına, yani tartışılamayacak denli kesin olduğuna inanılan modern Batının önkabullerine meydan okumuş ve hepsinin yetersizlik ve göreceliklerini tek tek göstermiştir.

  • Model Kavramı Yazar: Alain Badiou 1,00 

    1968 Mayıs olayları arifesinde kaleme alınan Model Kavramı, L. Althusser başkanlığında geliştirilen “Bilimadamları İçin Felsefe Dersleri” tasarısının bir parçasıdır. Bu disiplinlerarası çalışmada modelleme ve ideoloji ilişkisinin doğasını araştıran A. Badiou, sıradan okur tarafından da nesnel bilginin taşıyıcısı sayılan matematiksel modellerin taraflılığını vurgulamakta. Aradan geçen yıllarda yaşanan gelişmeler, mantıksal pozitivizm ve ampirizmden kendini ayıran bu kitabın önemini hep gündemde tutmuştur. Model Kavramı adlı çalışmanın en çarpıcı yanı, A. Badiou metinlerinden beklenmediği kadar açık ve kolay okunur olmasıdır. Bu çalışma matematiğin epistemolojisi başta olmak üzere bilim felsefesi açısından da, tartışılacak yanlarıyla birlikte, güncelliğini korumaktadır.

    “Bu küçük kitap gerçekten de kaleme alındığı çağın (altmışlı yıllar) malı olduğu içindir ki bizim çağımızın malı da olabilir.”
    -Alain Badiou-

  • Ölüm ve Felsefe Yazar: Jeff Malpas, Robert C. Solomon, 1,00 

    Konu ölüm olduğu zaman, esprilerle derin içgörüler, zarif nüktelerle kasvetli düşünceler birbirine karışır; ölüm marazi bir konu olabilir, ama ölüm konulu sohbetler ve paylaşılan düşünceler kasvetten çok neşe ve keyif üretme, yaşamın değerini arttırma ve dostluklar kurma olanağı taşır.

    “Ölümü yalnızca bir olay olarak görüp önemsememizi isteyen felsefeciler bile, insan yaşamını doğru anlayıp onu doğru yaşamak için ölüme dair uygun bir anlayışa ulaşmanın kesinlikle çok önemli olduğunu bazen yalnızca ima yoluyla olsa bile yine de vurgular… Gerçekten de, bu kitaptaki denemelerin birçoğuna göre ölümün anlam ve önemi, ölümün kendisi demek olan varoluşun sonlanması gibi tek bir olguda değil, daha ziyade zinde ve doyumlu bir insan yaşamını sağlayacak olanaklar ile ölüm olgusu arasındaki ilişkide bulunacaktır.”

    J.E. Malpas ve Robert C. Solomon tarafından hazırlanan Ölüm ve Felsefe’de bulacağınız başlıklardan bazıları:

    -Ölümün İddia Edilen Önemsizliği Üzerine

    -Ölüm ve İskelet

    -Ölüm ve Aydınlanma

    -Ölüm Fetişizmi, Marazi Tekbencilik

  • Rasyonalist Bağlanma Yazar: Gaston Bachelard 1,00 

    Bachelard, epistemoloji ve rasyonalizm üzerine düşünmeye devam ediyor: “Birçok kez deneyimlenmiş olan, iyi bilinen, sadıkane, kolayca, hararetle yinelenen şey, rasyonel ve nesnel tutarlılık izlenimi uyandırır. Rasyonalizm de hafif bir okul tadı vermeye başlar… Bunun için, ince girişimlerde bulunup, aklın yalnız kendi yapıtından kuşku duymasına değil, etkinliklerinin her birinde kendini sistemli biçimde bölmesine de yol açmak gerekir. Kısacası, insan aklına kabına sığmazlık ve saldırganlık işlevini geri vermek gerekir.”

    “Gaston Bachelard’ın rasyonalizminin rahatlatıcı bir rasyonalizme karşı çıkmak olduğu o kadar doğrudur ki, Bachelard kendi rasyonalizmini ayırt etmek için bir terim, “rasyonalizm-üstücülük” terimini icat eder, sistematik biçimde bölünmüş aklın saldırganlığını aklın kendisine karşı kullanır.”
    -Georges Canguılhem-

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları