Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT DIŞI (39)

33–48 / 134 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Edebiyat ve Kuramlar Yazar: Fatma Erkman Akerson 1,00 

    Edebiyat üzerine çağlar boyunca neler düşünülmüş, edebiyattan neler beklenmiş? Bu kitap işte bu sorulara cevap arıyor. Sümerlerden başlayarak, Eski Yunan, Ortaçağ, İslam düşünürleri, Aydınlanma, Romantik Akımlar, Ondokuzuncu yüzyılın tarihsel bakış açıları, Tanzimat dönemi, Yirminci yüzyılın yazar, metin, toplum ve okur odaklı yaklaşımları, Yapısalcılık, Göstergebilim, Postmodernizm gibi dönemeçlerde yoğunlaşıyor. Gilgameş’ten, Aristoteles’ten, Dante’den, İbni Sina ve İbni Kuteybe’den, Vico’dan geçerek çağdaş eleştiri kuramlarına, Namık Kemal’e ve Şinasi’ye, Auerbach’a ve Bakhtin’e varıyor. Çağdaş akımlarla eski bakış açıları ve Batı kaynaklı eleştiri akımları ile Doğu kaynaklı anlayışlar arasındaki köprüleri kurmaya çalışıyor. Edebiyat eleştirisi ile ilgilenenler için vazgeçilmeyecek bir başvuru kitabı.

  • Eleştiri ve Bilginin Gelişmesi Yazar: Imre Lakatos, Alan Musgrave, 1,00 

    Elinizdeki kitap,  Thomas Kuhn’un bilim felsefesinde paradigma değiştiren Bilimsel Devrimlerin Yapısı (1962) adlı yapıtının yarattığı sorunlar üzerine eleştirel bir değerlendirme niteliğindeki makalelerden oluşuyor.

    Başta Popper, Lakatos ve Feyerabend olmak üzere, bilimsel bilginin gelişmesinin hangi koşullar altında gerçekleştiğini ele alan katılımcıların metinleri ve Kuhn’un eleştirmenlerine verdiği yanıt, bugün hâlâ verimli tartışmalara gebe, çünkü bilim insanlarının “devrim” niteliğinde kuramlar ortaya atmadıkları zamanlarda neyle meşgul oldukları sorusu cazibesini korumakta.

    Imre Lakatos ve Alan Musgrave’in yayıma hazırladığı kitapta makaleleri bulunan isimler şöyle: Thomas Kuhn, John Watkins, Stephen Toulmin, L. Pearce Williams, Karl Popper, Margaret Masterman, Imre Lakatos, Paul Feyerabend.

  • Evrimci Açıdan Din, Psikoloji, Siyaset Yazar: Kaan Arslanoğlu 1,00 

    “Bu kitapta tarif ettiğim gözlüğü kullandığınız anda hiç yaşamadığınız bir berraklık kazanacak görüşünüz… Dünya… ve insan. Elbette, yüzde yüz bir netlik bu gözlükle de elde edilemez. Ama önceki görüşünüze göre coşkulu bir sevinç yaşayacaksınız. Fakat kim bilir belki de bu açıklıktan, berraklıktan hoşlanmayacaksınız. Artık kişilik yapınıza göre… Belki insanların büyük bölümünün körlüğü bilinçli olarak yeğlemelerinde, onlara sunulan bu gözlüğe karşı direnmelerinde bir hikmet var.

    İnsan bu. Onu, yani kendini tüm renk ve çizgileriyle apaçık görmekten belki de bilerek kaçınıyor insan soyu. Ne var ki eğer cesaretliyseniz bir denemekte fayda var. Heyecan verici bir zihin açıklığı fırsatı elinizde…” Kaan Arslanoğlu, Evrimci Açıdan Din, Psikoloji, Siyaset isimli yeni kitabında, günümüz Türkiye’sinin hayati sorunlarını insanlığın en eski zamanlarda başlayan macerasıyla birlikte, bilimsel gelişmelerin ışığında ele alıyor. Arslanoğlu’nun çarpıcı gözlemleri ve samimi dili, kimliği ne olursa olsun bütün okurları etkileyecek ve düşünmeye yöneltecek.

  • Felsefi ve Siyasi Yazılar Yazar: Louis Althusser 1,00 

    Yazılar’ın bu altıncı ve son cildi, Althusser düşüncesinin klasik temalarından oluşan metinleri bir araya getiriyor. Felsefe, bilim, din ve ideoloji nasıl tanımlanmalıdır ve aralarındaki ilişkilerin doğası nedir? Tarih nedir? Öznesiz bir süreç olarak tarih nedir? Marx’ın gençlik yapıtlarıyla Kapital arasında gerçekleştirdiği “epistemolojik kopuş” ne anlama gelir? Ve felsefe nedir? Söz bir kez daha Althusser’in:
    Marksizmi emek felsefesi olarak gören bütün idealist yorumlar, bütün emek ideolojileri incelendiğinde, bunların 1844 Elyazmaları’nın konularını yinelediği ya da bir “praksis” Fenomenolojisi kurmaya çalıştıkları a posteriori olarak kolayca fark edilir. Ama burada söz konusu olanın, başka bir alana, bilimin alanına yerleşmiş tarihsel materyalizm değil, felsefi ideoloji olduğu söylenerek itiraz edilecektir.

    Emek kavramı, şu kavramlarda “parçalanır”: emek süreci, emek sürecinin toplumsal koşullarının yapısı, (emek değil) emek gücü, (emeğin değil) emek gücünün değeri, somut emek, soyut emek, emek gücünün uygulamaya koyulması, emek miktarı, vb. Tüm bu “parçalanmalar” yalnızca basit, kökensel emek mefhumunun tarihsel materyalizm için teşkil ettiği büyük epistemolojik engelin, tarih biliminin önünden kaldırıldığı belirli biçimlerdir. Marx Kapital’de, emeğin “toplumsal” niteliğinden, gitgide daha çok toplumsallaşan emekten bahsettiğinde, bu ifadelerdeki, emek kelimesi, teorik olarak ilksel ve dolayısıyla kendiliğinden bilimsel olan bir ana kavrama yani Emek kavramına göndermez, kısa bir listesini verdiğim birleşik yeni kavramlara gönderir.

  • Fildişi Kuyu Yazar: Nihan Kaya 1,00 

    Nihan Kaya, yaratıcılığın “fildişi kuyu” olduğunu iddia ediyor. Bütün bir psikanalitik düşüncenin panoraması olan Fildişi Kuyu, farklı türde edebiyat metinlerinin, çeşitli estetik teorilerinin iç dinamiklerini tartışıyor, psikanalitik kuramın edebiyata nasıl ve ne şekilde uygulanabileceğini örneklerle gösteriyor. Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş tekrar baskısıyla Fildişi Kuyu yeniden okurla buluşuyor.

    “Edebiyatçılar tarihte sık sık fildişi kulede olmakla suçlandı. Halbuki edebiyatçı, ‘fildişi kuyu’dan yazıyor. Evet, burası fildişi. Ama dünyaya yukarıdan bakan, hayattan kopuk bir kule değil. Bilakis, ‘dikey hayat’la, yüzeyde olan biten her şeyin deriniyle, iç dinamikleriyle meşgul bir sondaj kuyusu. Edebiyat da psikoloji de, görünen gerçekliğin altındakilere ulaşmayı amaçlıyorlar. Yazar eserini hazırlarken gündelik hayatla arasına mesafe koymak zorunda; ama hayatın dışından değil, olabildiğince derininden bir çaba bu. Bu yüzden edebiyat ve psikoloji, bize fildişi bir kuyunun içinden sesleniyor, bizi o fildişi kuyunun içine çağırıyorlar.”

  • Futbol Adamları Yazar: Simon Kuper 1,00 

    Modern Futbolun Devlerine Bir Bakış

    Dünyanın en iyi spor yazarlarından Simon Kuper’in fırçasıyla, futbol dünyasının en önemli isimlerinin portreleri:
    Cristiano Ronaldo, Didier Drogba, Dirk Kuyt, Alex Ferguson, Jose Mourinho, Zinedine Zidane, Kaka, Thierry Henry, Cesc Fabregas, Andres Iniesta…

    Başka hiçbir yerde karşılaşamayacağınız anekdotlar ve bilgilerle dolu, futbol kadar eğlenceli bir futbol kitabı!
    William Hill Ödülü

  • Futbol Dünyayı Nasıl Açıklar? Yazar: Franklin Foer 1,00 

    Kızılyıldız taraftarları nasıl Sırp ordusunun en önemli parçalarından biri haline geldi?
    Celtic ve Rangers arasındaki ezeli rekabetin köklerinde ne yatıyor?
    Chelsea holiganları niçin toplama kamplarına gezi düzenliyorlar?
    Juventus ve Milan, hakemleri ve medyayı nasıl yönlendiriyor?
    Barca, niçin bir kulüpten daha fazlası?
    İran’da kadınlar maç seyredebilmek için neler yapıyor?

  • Futbol mu? Yok Daha Neler ! Yazar: Bilgehan Uçak 1,00 

    Türkiye’nin as takımıyla futbola, spora ve hayata dair sportmence söyleşiler.

     

    • Şahin Alpay
    • Mehmet Altan
    • Ergun Babahan
    • Mehmet Barlas
    • Canan Barlas
    • Murat Belge
    • Ahmet Çakar
    • Cengiz Çandar
    • Mehmet Demirkol
    • Sinan Genim
    • Faruk Ilgaz
    • Selim İleri
    • Cemil İpekçi
    • Juan Kaan
    • Eser Karakaş
    • Hakan Bilal
    • Kutlualp
    • Ömer Madra
    • Herkül Millas
    • Şafak Pavey
    • Mustafa Sarıgül
    • Cem Semerci
    • Hale Soygazi
    • Ahmet Ümit
    • Gündüz Vassaf

     

  • Futbol Taktikleri Tarihi Yazar: Jonathan Wilson 1,00 

    Nihayet! Futbol literatürünün klasiklerinden biri olan Inverting the Pyramid, diğer bir deyişle Futbol Taktikleri Tarihi artık Türkçede.

    “Futbolun sahada nasıl oynandığına dair yazılmış en iyi kitap.”

    Simon Kuper

    Jonathan Wilson’ın bu ödüllü çalışması ne basit bir taktik analizi kitabı ne de sayı ve dizilimlere boğulmuş bir istatistik derlemesi. Futbol taktiklerinin tarihsel gelişimini coğrafya, tarih, kültür ve hatta siyaset ekseninde ele alan ve futbolun hem saha içi hem de saha dışındaki evrimini konu edinen bir başyapıt.

    Güney Amerikalıların sömürgecilere karşı kendi becerilerini nasıl kabul ettirdiğinden, Avrupa’nın bireysel beceriyi takım düzenine göre uyarlamasına; beş forvetli dönemden, merkez golcülü yapıya; İskoçların pas oyununu dünyaya nasıl kabul ettirdiğine kadar pek çok tarihsel süreç bu kitapta gözler önüne seriliyor, taktiklerin tarihiyle ilgili onlarca soru kendine yanıt buluyor.

    Futbol Taktikleri Tarihi futbol izleme, yorumlama, kurgulama hatta oynatma seyrinizi değiştirecek ve oyunun kavramsal evreniyle olan mesafenizi yeniden düzenleyecek bir eser. Kim bilir, belki de birileri anlamakla yetinmeyip değiştirme üzerine de adım atacak ve bu kitabın ileriki baskılarına yerel katkılar sunacak.

    Yine de şimdilik “anlamakla” başlayalım.

    İbrahim Altınsay’ın önsözüyle

    Britanya Spor Kitapları En İyi Futbol Kitabı Ödülü

  • Geçmişi Susturmak Yazar: Michel-Rolph Trouillot 1,00 

    Michel-Rolph Trouillot, Aydınlanma’nın (veya o hat üzerinden devam edersek bugünkü “yüksek” medeniyetin) tam ortasında duran bir çelişkiyi ele alıyor. İnsanlık adına ortaya atılan büyük fikirlerin ancak belli suskunluklar pahasına kabul görebildiğini anlatıyor: Şöyle diyor: “Aydınlanma Çağı öyle bir çağdır ki Nantes’lı köle simsarları unvan satın alıp felsefecilerle kol kola yârenlik edebilir. Özgürlük savaşçısı Thomas Jefferson, hiçbir ahlâkî veya entelektüel sıkıntı yaşamadan köle sahibi olabilir.”

    “Tarihsel kültürle ilgilenen herkese seslenen bir kitap…”
    -American Historical Review-

  • Genel Dilbilim Yazıları Yazar: Ferdinand de Saussure 1,00 

    20. yüzyılın başlarında Cenevre Üniversitesi’nde verdiği derslerin yüzyılın ikinci yarısında felsefe ve tüm sosyal bilimleri derinden etkileyeceği ne Saussure’ün aklına gelirdi ne de ders notlarını derleyen öğrencilerinin. Bu etkiden de anlaşılacağı üzere Genel Dilbilim Dersleri yalnızca dilbilimin mahiyeti üzerine düşüncelerin yer aldığı bir metin olmaktan uzaktı, bütün sosyal bilimlere hem bir örnek oluşturuyor hem de onları kendi yöntemleri üzerine düşünmeye sevk ediyordu. Bu dönemin ürünü olan yapısalcılık ve post-yapısalcılık akımları Saussure’ün sadece derslerinden haberdardı, oysa bir de, bilerek veya bilmeyerek ihmal edilen ustanın kendi kaleminden çıkmış yazıları ve notları vardı…

    Üstelik, 1996’da bulunan ve bu kitapta yayınlanan bu elyazmalarının sunduğu Saussure portresi, dikkatli okurun rahatlıkla kavrayacağı şekilde, çok daha zengin bir eleştirel düşünce sunmaktaydı okuyucularına. Simon Bouquet ve Rudolf Engler tarafından yayına hazırlanan ve ilk olarak 2002 yılında Fransa’da yayınlanan Genel Dilbilim Yazıları, kapsamlı Önsöz’ü, Notlar’ı ve Ekler’iyle birlikte Savaş Kılıç tarafından mükemmelen Türkçeye çevrildi. Günümüzde yine radikal bir eleştiri ve düşünme sürecine kaynaklık eden, yeni-Saussure’cülüğün çıkış noktası Genel Dilbilim Yazıları nihayet Türkçede! İyi okumalar…

  • Günlük Yaşamın Psikopatolojisi Yazar: Sigmund Freud 1,00 

    Yayımlanışının üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, Günlük Yaşamın Psikopatolojisi hâlâ Freud’un en çok okunan metinlerinden biri. “Özel Adların Unutulması”, “Dil Sürçmeleri”, “Yanlış Okumalar ve Kalem Sürçmeleri”, “İzlenimlerin ve Tasarıların Unutulması” gibi konu başlıkları bu ilginin nedenini açıklıyor. Çarpıcı anekdotlar ve olgularla dolu olan Günlük Yaşamın Psikopatolojisi, aynı zamanda Freud’u okumaya başlamak için en elverişli metinlerden biri.

    “Yaratıcı dâhi yazarların, zihinsel süreçler hakkında bölük pörçük içgörüleri olmuştur ama Freud’dan önce hiçbir sistematik araştırma yöntemi bulunmamaktadır. Onun bu aracı mükemmelleştirmesi yavaş yavaş olmuştur, çünkü böyle bir araştırmanın önündeki güçlükler de yavaş yavaş ortaya çıkmıştır.”
    -James Strachey-

  • Hakkıyla Yazar: Jean François Lyotard, Jean Loup Thebaud, 1,00 

    “Denize bırakılan şişeler gibi kitaplar yazdım ve sen de onları okuyorsun; sorular soran, hatta bununla da kalmayıp okuma yorumları öneren bir okursun, yani konuşmaya başlayan bir okursun. Bir okur, yazılı mesajların alıcısıdır. Konuşmaya başlayan bir okur ise, tersine yeni mesajlar gönderen bir konuma geçer. Her ne kadar bu mesaj bir soru olsa da, sırası geldiğinde bir cevap beklese de… Bu şekilde, şu anki oyunumuzda roller bir anlamda tersine dönmüştür, çünkü senin sorularını dinlemeye ve sırası gelince, onlardan hareketle konuşmaya çalışan benim. Yazmış olduklarım, senin kafanda ne ölçüde soru uyandırıyorsa sorularını buna göre soruyorsun ve sonra bu sorular benim kafamda kimi sorular uyandırıyor: rollerin değiş-tokuş edilmesi, yer değiştirmesi, bunlar tam da bu kitabın üretilmesini sağlayan şeyler. Daha öncekiler üzerine bir kitap değil bu ve olamaz da, çünkü burada ben, kitaplar yazmış olan kişi değil, o kitapları okumuş olan kişiyi (seni) dinleyen kişiyim. İşte benim tarafımdan yazılmış olmayacak, ‘bana’ ait bir kitap.”

    Hakkıyla’da Lyotard, dil felsefesinden, Kant’tan ve Lévinas’tan ödünç aldığı kavramlarla, Libidinal Ekonomi’nin yarattığı “skandaldan” sonra kendi politik duruşunu hazırlar ve ilan eder. Burada söz konusu olan, ne politik sorunun naif bir poetik düşünce adına terk edilmesi, ne de Lyotard’ın totaliter eğilimler taşıdığından şüphe ettiği spekülatif Hegel düşüncesinin yarattığı hayal kırıklığının ardından, basitçe Kant’a geri dönülmesidir. Söz konusu olan daha ziyade, Lyotard’ın politik düşüncesinin adalet sorusu etrafında yeniden şekillenmesidir.

  • Harika Portakal Yazar: David Winner 1,00 

    Bu kitap, futbolun entelektüel ve estetik doğasına dair detaylı bir araştırma. İçinde tüm zamanların en harika “mağlup”larından biri olan Hollanda milli takımına dair bir güzellemenin olduğu meşakkatli bir çaba. Mağlup diyorsak, galip olanlarından; zira hem 1974 hem de 1978’de kaybetmesine rağmen, dünya futbol tarihine, halen daha etkileri devam eden “Total Futbol”u miras bırakmış bir okul bu. Zaferin değil acının estetiğini konu alan…

    David Winner’ın Harika Portakal’ı da bu kıymetin hakkını veriyor ve “total bir futbol kitabı” yazıyor: Mimariden resime, tarihten sosyolojiye, felsefeden sanat tarihine, tüm beşeri bilimlerde gezinerek yüzyılın futbol mucizesinin kaynaklarına bakıyor. 1960’larda tüm dünyayı sarsan kültürel ve sosyal uyanışının izlerini Hollanda futbolunun derinliklerinde keşfediyor. Müthiş bir kazı çalışması bu; futbolun yaşama benzeyen yanlarını bir klişe basitliğinde değil, entelektüel bir titizlikle yapıyor.

    Kitap, Rinus Michels komutasında Cruff yönetiminde Ajax’la başlayıp, Hollanda milli takımında demlenen, sonrasında doğduğu topraklarla yetinmeyip Barselona, AC Milan, Arsenal ve daha nicelerinde devam eden geleneğin hikâyesini anlatıyor. Ki, dünya futbol yazınında bugün oynanan kolektif futbolun esvabı mucizesi olan ekolu anlamak için gösterilen en büyük çabalardan biri Winner’ın Harika Portakal’ı diyebiliriz.

    Futbol kitapları arasında, adeta bir “Cruyff çalımı” güzelliğinde olan bir kitap, oyuna dair “başka türlü” güzellikler tahayyül edenler için keyifli bir okuma olacaktır. Nihayetinde eski Provo anarşisti Roel van Dulin’in dediği üzere: “Herkesin top tepmeye ihtiyacı vardır.”

    Uğur Vardan’ın Sunumuyla

  • Hay bin Yakzan’ı Okumak Yazar: Avner Ben-Zaken 1,00 

    İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzan’ı, İbranice, Latince ve İngilizce çevirileriyle, Pico Della Mirandola, Locke, Rousseau gibi isimler dahil olmak üzere, klasik İslam felsefesinden Rönesans hümanizmine ve Avrupa Aydınlanması’na kadar uzanan geniş bir tarihsel alanda, otodidaktizm tartışmalarının esin kaynağı olmuştur. Avner Ben-Zaken’in çalışması, metnin bu dolambaçlı seyahatini, farklı kültürel ortamlarda yol açtığı tartışmaları ve bu ortamlara nasıl uyarlandığını gösteriyor. “On İkinci Yüzyıl’dan bir Arapça metnin, Batı tarihinin dört dönemindeki macerasını izleyen büyüleyici bir çalışma.” -Bernard Bailyn, Harvard Üniversitesi-

  • Hegel Varyasyonları: Tinin Fenomenolojisi Üzerine Yazar: Fredric Jameson 1,00 

    “…Üstelik ahlakçılar ya da bilimciler bile başaramazken dili ciddiye almanın anlamı nedir? Bence onların dille ilgili sorununun iki yönü vardır: Bir taraftan niyetin dilde duyu-algısından daha fazla kaydedilemeyeceğini hiçbiri anlamamış görünüyor. “Kastettikleri”, “söylemek istedikleri” ya da “söylemeye niyet ettikleri” şey daima ölümcül bir tarzda söylediklerinin tersi çıkar. Dilin ya katı olguyu ya da görünüşün ötesini ifade etmesini isterler, ama dil ancak bu iki karşıtlık arasındaki diyalektik ilişkiyi aktarabilir.”

    Jameson’ın “negatifin emeği”ni Diyalektiğin Birleştirici Güçleri’nde en özenli şekilde sunduğunu düşünen okurları Hegel Varyasyonları hem şaşırtacak hem de onlara eleştirel bir destek sağlayacak. Hacmen küçük olsa da, Varyasyonlar’ın asla hafif sayılamayacak argümanları Jameson’ın Hegel’in zorlu soyutlamalarıyla girdiği teorik mücadelenin bir başka keyifli bölümünü okura sunuyor.
    -Peter Hitchcock, CUNY-