Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT DIŞI (46)

97–112 / 141 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Model Kavramı Yazar: Alain Badiou 1,00 

    1968 Mayıs olayları arifesinde kaleme alınan Model Kavramı, L. Althusser başkanlığında geliştirilen “Bilimadamları İçin Felsefe Dersleri” tasarısının bir parçasıdır. Bu disiplinlerarası çalışmada modelleme ve ideoloji ilişkisinin doğasını araştıran A. Badiou, sıradan okur tarafından da nesnel bilginin taşıyıcısı sayılan matematiksel modellerin taraflılığını vurgulamakta. Aradan geçen yıllarda yaşanan gelişmeler, mantıksal pozitivizm ve ampirizmden kendini ayıran bu kitabın önemini hep gündemde tutmuştur. Model Kavramı adlı çalışmanın en çarpıcı yanı, A. Badiou metinlerinden beklenmediği kadar açık ve kolay okunur olmasıdır. Bu çalışma matematiğin epistemolojisi başta olmak üzere bilim felsefesi açısından da, tartışılacak yanlarıyla birlikte, güncelliğini korumaktadır.

    “Bu küçük kitap gerçekten de kaleme alındığı çağın (altmışlı yıllar) malı olduğu içindir ki bizim çağımızın malı da olabilir.”
    -Alain Badiou-

  • Montesquieu – Siyaset ve Tarih Yazar: Louis Althusser 1,00 

    “Montesquieu’yü Montesquieu yapan özellik, ele aldığı konuya duyduğu merak değil, sahip olduğu zekâdır. Anlamaktan başka bir şey istemiyordu. Bu yolda gösterdiği çabayı ve duyduğu gururu açığa vuran bazı tasvirlere de sahibiz zaten. Montesquieu’nün güncelerden, tarihlerden, derleme ve anlatılardan, metin ve belgelerden oluşan uçsuz bucaksız mirasa dalmasının tek amacı, bunların arkasında yatan mantığı kavramak, nedeni açığa çıkartmaktı… Bu yüzden de Montesquieu’de keşfeden bir insanın derin sevinci görülüyordu. Bunu kendisi de biliyordu… Montesquieu, düşüncesinin daha dünyaya gelir gelmez, kendini teslim alır almaz ve de meslek yaşamını oluşturan otuz yıllık çalışma süresi boyunca, yeni bir dünyanın kapısını açtığını gayet iyi hissetmektedir. Biz bu keşfe alıştık. Öyle ki, onun büyüklüğünü övdüğümüzde, Montesquieu’yü kendi kültürümüzün gereklerinden biri olarak saptamadan edemiyoruz; Montesquieu gökyüzüne çakılı bir yıldız gibidir; ne yazık ki, kendisini çaktığımız gökyüzünü bizlere açabilmesi için nasıl da yürekli ve tutkulu olması gerektiğini tam anlamıyla kavrayamıyoruz.”

    Marksist kuramın en özgün isimlerinden Louis Althusser, bu kitapta Montesquieu’nün bir siyaset düşünürü olarak getirdiği yenilikleri ve önemini, dahası zaaflarını incelikle yorumluyor.

  • Müziği Boğan Gürültü: İdeolojinin Kıskacında “Musiki” Yazar:

    Osmanlı’nın son döneminden günümüze “Türk musikisi” tartışmalarının zengin bir materyale dayanan geniş bir panoraması ve yorumu.

    Tarihyazımında “uzun yüzyıl” kavramına aşinayız, ancak bu uzun yüzyılın daha da uzun olabileceğini, bitmek bilmeyebileceğini bugünkü tartışmalarımızdan hareketle daha iyi anlıyoruz.

    Güneş Ayas, Müziği Boğan Gürültü adlı çalışmasıyla, Osmanlı toplumunda geniş bir sosyal zemine yayılan ve çoğu zaman birleştirici bir vazife gören, hatta farklı dinlere mensup insanların birlikte icra ettiği “musiki”nin, özellikle Cumhuriyet’le birlikte ideolojik bir söylemin parçası haline geldiğini, yeniden tanımlama girişimleri arasında Doğu-Batı-Türklük üçgeninde kimliğini yitirdiğini, suların nispeten durulmasının ümit edildiği yıllarda ise Zeki Müren gibi ikonik bir ismin kariyerinin de gösterdiği gibi yüksek kültür-popüler kültür tartışmalarının ortasında kaldığını ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.

    “Şehrin kültür hayatının ayrılmaz bir parçası olan Osmanlı müziği, Osmanlı şehir toplumunu yatay ve dikey olarak birleştiren bir üst kültür diliyken, nasıl oldu da önce bir problem haline geldi, sonra da adım adım merkezdeki yerini kaybetti? Osmanlı-Türk müziği… çoğu zaman müziğin kendisiyle hiç ilgisi olmayan siyasal gündemlere hizmet eden bir ideolojik tartışma konusu haline geldi. Öyle dönemler oldu ki, bu müzik, icracıları ve dinleyicileriyle değil, savunucuları ve düşmanlarıyla anılır oldu… İdeolojinin kıskacında müziğin sesi duyulmaz oldu.”

  • Ölüm ve Felsefe Yazar: Jeff Malpas, Robert C. Solomon, 1,00 

    Konu ölüm olduğu zaman, esprilerle derin içgörüler, zarif nüktelerle kasvetli düşünceler birbirine karışır; ölüm marazi bir konu olabilir, ama ölüm konulu sohbetler ve paylaşılan düşünceler kasvetten çok neşe ve keyif üretme, yaşamın değerini arttırma ve dostluklar kurma olanağı taşır.

    “Ölümü yalnızca bir olay olarak görüp önemsememizi isteyen felsefeciler bile, insan yaşamını doğru anlayıp onu doğru yaşamak için ölüme dair uygun bir anlayışa ulaşmanın kesinlikle çok önemli olduğunu bazen yalnızca ima yoluyla olsa bile yine de vurgular… Gerçekten de, bu kitaptaki denemelerin birçoğuna göre ölümün anlam ve önemi, ölümün kendisi demek olan varoluşun sonlanması gibi tek bir olguda değil, daha ziyade zinde ve doyumlu bir insan yaşamını sağlayacak olanaklar ile ölüm olgusu arasındaki ilişkide bulunacaktır.”

    J.E. Malpas ve Robert C. Solomon tarafından hazırlanan Ölüm ve Felsefe’de bulacağınız başlıklardan bazıları:

    -Ölümün İddia Edilen Önemsizliği Üzerine

    -Ölüm ve İskelet

    -Ölüm ve Aydınlanma

    -Ölüm Fetişizmi, Marazi Tekbencilik

  • Ölümsüz Hemingway Yazar: Clancy Sigal 1,00 

    Ernest Hemingway, birçoklarına göre hayatını dolu dolu yaşadı, ama o hayat nelerle doluydu? Usta yazarın eserlerinin arkasında bu “dolu” hayat mı yatıyordu yoksa önemli olan, hayatındaki boşluklar mıydı?

    Ölümsüz Hemingway, kendi dertleriyle dünyanın dertleri arasında kalmış bir yazarın, bir macera romanını aratmayacak yaşam öyküsüne sahne oluyor. Hayatı boyunca ölümle iç içe olan Hemingway’in, gazetecilik ile roman ve öykü yazarlığı arasında gidip gelen edebi geçmişi, bizi gündelik gerçeklik ve kurgusal gerçeklik arasındaki ilişkinin tuhaflığını yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Sadece Hemingway’in hayatından kesitler sunmayan, yirminci yüzyılın toplumsal ve siyasi portresini de resmeden bu kitap, günümüzde Hemingway’i okumanın nasıl bir anlamı olabileceğini sorgularken, “ölümsüz yazar” mitini de kurcalıyor.

    Hemingway, küçüklüğünden beri ava çıkan, cephelere gidip çarpışmalara tanıklık eden, sayısız hastalık ve kaza atlatan, yaralanmayı adeta sanata dönüştüren biriydi. Ölüm ve kalım, yaşamak ve yazmak arasındaki mesafeydi onun meselesi. Anlaşılan o ki Hemingway’i sadece kendisi öldürebilirdi…

    “PEN Yaşamboyu Başarı Ödülü” sahibi Clancy Sigal’ın kaleme aldığı bu eser, Bram Stoker’ın Kayıp Günlüğü’yle başladığımız ve Jack Kerouac ile Allen Ginsberg’ün Mektuplar’ıyla devam ettiğimiz Kalem & Yaşam dizimizin üçüncü kitabı.

  • Orhan Pamuk Edebiyatında Tarih ve Kimlik Söylemi Yazar: Zafer Doğan 1,00 

    Orhan Pamuk Edebiyatında Tarih ve Kimlik Söylemi, Türkiye’deki kimlik sorunlarının Orhan Pamuk’un eserlerinde hangi söylem biçimleriyle ifade edildiğini edebiyat ve tarihin kesiştiği bir eksende incelemeyi hedefleyen ve sadece içerdiği kavramsal zenginlik açısından değil, yöntemindeki tutarlılık ve berraklık açısından da “Orhan Pamuk incelemeleri” arasında özel yeri olan bir kitap.

    Disiplinlerarası bir yaklaşımın zenginliğini ve derinliğini barındıran çalışmasında Zafer Doğan ulusal alegori, merkez-taşra ve Doğu-Batı karşıtlığının yarattığı gerilim, modernleşme ve gelenek gibi Türk edebiyatının hep merkezinde yer almış izleklerin Orhan Pamuk edebiyatında nasıl ele alındığını inceliyor; başlı başına, “Bir edebiyat yapıtına nasıl bakmalıyız?” sorusunun yanıtını veriyor.

    “Gelenek, hafıza ve onun şimdiyle nasıl bir ilişki kurabileceği üzerine yaratıcı bir şekilde kafa yoranlar geleneğe en yakın ya da Batılılaşma etkisine en uzak kesimlerin içinden değil, bizzat Orhan Pamuk gibi bu etkiye en açık olanların içinden çıkar. Orhan Pamuk, cumhuriyetin ilk yıllarındaki, gelenekten elini eteğini çekerek modern olunabileceğini düşünen aydınlardan farklı olarak böyle bir şeyin ancak kültürel bir çoraklığa yol açabileceğini sezmiş; bu nedenle de tasavvuf ve klasik Şark eserlerinden olabildiğince yararlanmıştır. Üstelik bunu edebiyat geleneğimizin pek aşina olmadığı ve yadırgadığı estetik edebi biçimleri kullanarak yapmıştır. Onun bu tavrı Doğucu ve milliyetçi reflekslerin öngördüğü “geleneğin dirilişi” için yapılan gelenek sahipçiliğinden mantık olarak farklıdır. Bu tür bir yerelcilik tutumunu benimsemez. Geleneği yararlanabileceği bir kumaş dolabı gibi açıp, o kumaşları kesip biçerek yeni bir elbise diken terzi gibidir. Kısacası geleneği modernleştiren bu tutum, çorak ve renksiz bir küresel modernliğin de, gelenekçi sığ bir yerelciliğin de ötesine geçer. İşte Orhan Pamuk’un bu konumu, Doğu Batı arasındaki gri, muğlak alanda rahatça dolaşabilmesine imkân tanır. Bu konum, aynı zamanda onu medeniyetlerin çatışmasından doğan endişe ve huzursuzluğu anlamaya sevk eder.”

  • Osmanlı’nın Tasfiyesi (1. Cilt) Yazar: Cengiz Yazoğlu

    Osmanlı’nın parçalanması, 19. yüzyılın başlarından itibaren Batı’nın önde gelen meselesi olmuştur.

    “Tanzimat”, “Meşrutiyet”, “Hürriyet” derken, İngiltere’nin başrolü oynadığı büyük bir planın uygulamaya konulması neticesinde Osmanlı Saltanatı ile Hilafet tarih sahnesinden silinmiş, yerine, geçmişle bütün bağlarını koparmış yeni bir devlet kurulmuştur. Burada apaçık bir tasfiye söz konusudur ve işte bu kitap, bütün oyuncularıyla birlikte “Osmanlı’nın Tasfiyesi”nin hikâyesidir.

  • Osmanlı’nın Tasfiyesi (2. Cilt) Yazar: Cengiz Yazoğlu

    Osmanlı’nın parçalanması, 19. yüzyılın başlarından itibaren Batı’nın önde gelen meselesi olmuştur.

    “Tanzimat”, “Meşrutiyet”, “Hürriyet” derken, İngiltere’nin başrolü oynadığı büyük bir planın uygulamaya konulması neticesinde Osmanlı Saltanatı ile Hilafet tarih sahnesinden silinmiş, yerine, geçmişle bütün bağlarını koparmış yeni bir devlet kurulmuştur. Burada apaçık bir tasfiye söz konusudur ve işte bu kitap, bütün oyuncularıyla birlikte “Osmanlı’nın Tasfiyesi”nin hikâyesidir.

  • Oyunu Okumak: Sarı Siyah Bir Yıl Yazar: Moritz Rinke 1,00 

    Sarı-siyah çarpan bir yürekten canlı yayın!

    Farklı renklere gönül vermiş Almanya Yazarlar Milli Takımı bir seneliğine Borussia Dortmund’un en duygusal sezonlarından birine tribünlerden eşlik edip ortaya futbol ve edebiyat ortaklığının en sıradışı eserlerinden birini ortaya çıkarıyor: Oyunu Okumak.

    Efsane menajer Klopp’un ayrıldığı, emektar kaptan Sebastian Kehl’in futbolu bıraktığı, büyük başarılar beklenirken küme düşme korkusunun yaşandığı belki de Dortmund tarihinin en dramatik sezonu.

    Klopp’un Dortmund’dan ayrılmadan önce kitaba özel olarak verdiği röportaj da yazarların anlatılarına eşlik ediyor.

    Duvar’da, o sarı siyah duvarda
    Nasıl göründüğünün önemi yoktur.
    Dışarıda müdür mü olduğun
    yoksa hapis mi yattığın
    Umurunda değildir Duvar’ın,
    renklerini taşıdığın
    ve dakik olduğun sürece.

    Tan Morgül’ün sunumuyla
    Kaptan Sebastian Kehl’in sonsözüyle

  • Oyunun Efendileri: Futbolun Süper Zenginlerinin Önlenemez Yükselişi Yazar: 32,00 

    Bir endüstri olarak futbolu inceleyen benzersiz bir çalışma.

     

    “Futbol dünyasının patronları kimler? Piyasada harcanan müthiş paraların kaynağı nereden geliyor? Bu paraları harcayanlar futbolu ne olarak kullanıyorlar?” gibi soruların yanıtı her zaman merak konusu olmuştur.

     

    Oyunun Efendileri‘nde James Montague bu soruların cevaplarını bulmak için daha önce kimsenin cesaret edemediği kadar derinlere iniyor.  Kitap hem kulüp sahipliğinin tarihçesini anlatıyor hem dünyadaki süper zenginlerin futbol üzerinden ilişkilerini masaya yatırıyor hem de modern futbolun arkasındaki gerçek güçleri ortaya çıkarmak için ülke ülke yolculuk ediyor.

     

    Genel olarak Oyunun Efendileri, dünyadaki büyük kulüplerin etrafında şekillenen bir futbol kitabı. Fakat bunun ötesinde, küresel ekonomiyi ve futbolun bu ekonominin içindeki önemli yerini inceleyen ve onun yalnızca saha içinde oynanmayan bir oyun olduğunu ustaca gözler önüne seren eşsiz bir eser.

  • Paranın Felsefesi Yazar: Kolektif 1,00 

    Bu eserin büyüklüğü, bizzat düşüncede olduğu kadar toplumsal gerçeklikte de her türden ölçülemezliği gün yüzüne çıkarıp kavramsal olarak açığa vurmak için para formunu sürekli ve farklı şekillerde kullanmasında yatıyor.
    -Fredrıc Jameson-

    Bugün sosyolojinin kurucu babaları arasında sayılan ve modernliğin en kuşatıcı analizlerine imza atmış Simmel’in yazgısı da döneminin şimdi hatırlamadığımız akademik sosyologlarınca aforoz edilmek olmuştu. Halbuki, dünün parlak kariyerli sosyoloji profesörlerince “sosyoloji alanında başarılı sayılmayan” Simmel’in biricik sosyolojik muhayyilesi, yıllar sonra bugün gözlerimizi kamaştırıyor. Yahudi ve yabancı Simmel, zamanının akademik sosyoloji standartlarına riayet etmemiş ve hatta meydan okumuştur.
    -Gökhan Yavuz Demir-

  • Pratik Etik Yazar: Peter Singer 1,00 

    Peter Singer, yayımlandığı günden itibaren büyük ses getiren Pratik Etik’te, gündelik hayat ve etik konusunu çarpıcı başlıklar altında tartışıyor.

    “En önemli etik meseleler her gün karşımıza çıkanlardır: Aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanlara yardım edebilecekken, eğlencemize para harcamak doğru mu? Hayvanlara, sadece bize yememiz için et üreten makinelermiş gibi davranmamız haklı gösterilebilir mi? Yürüyebiliyorsak, bisiklet kullanabiliyorsak ya da toplu taşıma araçlarına binebiliyorsak, bir yandan gezegeni ısıtan sera gazlarını da salarak araba kullanmalı mıyız? Kürtaj ve ötenazi gibi öteki sorunlar neyse ki çoğumuz için gündelik kararlardan değil; fakat gene de önemli, çünkü hayatımızın bir noktasında ortaya çıkabilir. Bunlar ayrıca, demokratik bir toplumdaki her aktif katılımcının bilgiye dayalı, enine boyuna düşünülmüş görüşlere sahip olması gerektiği güncel kaygılara ilişkin meseleler.”

    “Bu kitap ahlak felsefesinin nasıl uygulanacağına dair bir model sunuyor. Ahlak felsefesini uygulamak (yalnızca okumanın aksine), kişinin en temel ahlaki inançlarının tarafsız ve açık görüşlü bir sorgulamasını içerir; teorinin ve savların baskısıyla kişinin inançlarını (ve uygulamalarını) değiştirmek için ihtiyaç duyduğu entelektüel cesareti gerektirir. Singer bu kitapta tartıştığı ahlaki meselelerin her birine böylesi bir tarafsızlık, açık görüşlülük ve entelektüel cesaretle yaklaşıyor.”
    -Mylan Engel Jr., Northern Illinois Üniversitesi, The American Journal of Bioethics-

  • Propaganda ve Toplumsal Zihin Yazar: Noam Chomsky 1,00 

    Ünlü muhabir David Barsamian, Propaganda ve Toplumsal Zihin’de Chomsky’nin çağdaş ve tarihsel kavramlar üzerine pek çok konudaki düşüncelerini gözler önüne seriyor. Önemli bir tarih olan Kasım 1999’daki “Seattle Olayları” sonrasında yapılan röportajda, Chomsky; medyanın kurumsal hâkimiyetine, çevreye ve hatta kendi hayatlarımıza karşı bir hareket oluşturma ihtimalini tartışıyor. Ayrıca, dil ve zihin hakkındaki fikirleri üzerinden yürüyen bu tartışmada, öne çıkan dilbilimsel görüşlerini de okuyucularla paylaşıyor.

    “Noam Chomsky, adaletsizlik ve kandırmacalara karşı çıkan en önemli isimlerden biridir.”

    – Edward Said

    “Bir konuşmacıya ihtiyaç duyduğunuz, imzasıyla destekleyen birini aradığınız, yardıma ihtiyacınız olduğu zaman Noam Chomsky oradadır. Onun pratiği, ne düşünüyorsa onu söylemektir, ama sizin ne düşünmeniz gerektiğini söylemez. Onun pratiği, başı dertte olanı rahat­latmak ve eziyet edip rahat edenlere sıkıntı yaratmaktır. Ka­ranlık güçlere en basit şekilde lanet okumak yerine, onun pratiği bizim görmemiz için bir mum yakmaktır.”

    – David Barsamian

  • Rakamlar Oyunu – Futbol Hakkında Bildiğiniz Her Şey Neden Yanlıştır Yazar:

    Gezegenin en popüler sporunu anlamak için ezber bozan bir el kitabı
    Futbol her geçen gün kendini yeniliyor ve bu yenilenmenin merkezinde de rakamlar bulunuyor. Rakamlara doğru şekilde bakıldığında ilk akla gelen favoriler bile artık göz ardı edilebiliyor.
    Rakamlar Oyunu’nda eski bir kaleci olan ardından da futbol istatistikleri uzmanına dönüşen Chris Anderson ve davranış analisti David Sally bir araya gelip müsabakanın galibini öngörmek adına rakamların aslında ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Rasyonalist Bağlanma Yazar: Gaston Bachelard 1,00 

    Bachelard, epistemoloji ve rasyonalizm üzerine düşünmeye devam ediyor: “Birçok kez deneyimlenmiş olan, iyi bilinen, sadıkane, kolayca, hararetle yinelenen şey, rasyonel ve nesnel tutarlılık izlenimi uyandırır. Rasyonalizm de hafif bir okul tadı vermeye başlar… Bunun için, ince girişimlerde bulunup, aklın yalnız kendi yapıtından kuşku duymasına değil, etkinliklerinin her birinde kendini sistemli biçimde bölmesine de yol açmak gerekir. Kısacası, insan aklına kabına sığmazlık ve saldırganlık işlevini geri vermek gerekir.”

    “Gaston Bachelard’ın rasyonalizminin rahatlatıcı bir rasyonalizme karşı çıkmak olduğu o kadar doğrudur ki, Bachelard kendi rasyonalizmini ayırt etmek için bir terim, “rasyonalizm-üstücülük” terimini icat eder, sistematik biçimde bölünmüş aklın saldırganlığını aklın kendisine karşı kullanır.”
    -Georges Canguılhem-

  • Ritüeller – Yapı ve Anti-Yapı Yazar: Victor Turner 1,00 

    Victor Turner’ın bir antropoloji klasiği haline gelen bu kitabı başlıca iki kısma ayrılıyor. Turner ilk kısımda, Afrika’da Ndembu kabilesiyle yaşayarak yaptığı saha çalışmalarının verilerini okurlarla paylaşıyor. Ndembuların ritüellerini tek başlarına ve karşılaştırmalı olarak derinlemesine bir analize tâbi tutan yazar, ikinci kısımda gerek tarihsel gerek çağdaş oluşum ve olgulardan örneklerle “komünitas” kavramını sorgulayarak yorumlarının âdeta sağlamasını yapıyor. Fransisken Tarikatı’ndan Bengal’deki dini gruplara ve Gandi’ye kadar geniş bir yelpazede okurlara yol gösteren Ritüeller, Lévi-Strauss ve Mircea Eliade’nin metinlerini takip edenlerin özellikle ilgileneceği bir çalışma.

    Victor W. Turner (1920-1983): Doktorasını Manchester Üniversitesi’nde tamamlayıp, Stanford Üniversitesi’nde görev yapmıştır. Diğer önemli yapıtları arasında Dramas, Fields, and Metaphors; From Ritual to Theatre sayılabilir.