Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT DIŞI (39)

113–128 / 133 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Suçluluk Sorunu Yazar: Karl Jaspers 1,00 

    “Peki ama neredeyse yetmiş yıl sonra bu kitap bizim için ne anlam ifade ediyor?

    Suçun daima geçmişte kalana dair olduğu doğrudur. Ama geçmişe ilişkin suç (Vergangenheitsschuld), o dönemi yaşayan kuşağa tümüyle sirayet etmiş bir suçtur. Söz konusu dönem çoktan tarihin tozlu sayfalarında kalsa bile, gölgesi şimdinin üstüne vurur ve sonraki kuşaklara da bir tür suçluluk ve sorumluluk duygusu bulaştırır. Geçmişimiz öyle kolayca kurtulabileceğimiz, yok saydığımızda veya unutmak istediğimizde bir duman halinde lambasına dönecek Alaaddin’in Cin’i değildir. Geçmişimiz sadece tarih değil, aynı zamanda bugünümüzün geleceğidir de.

    Jaspers’in de altını çizdiği gibi; geçmişte göklere çıkarılan şeylerle şimdi mücadele edildiği, geçmişte mücadele edilen şeylerinse şimdi göklere çıkarıldığı bir yerde, gerçekte anlamlı ve bize umut verecek bir fark yoktur. Gelin geleceğimiz için, birbirimiz için ve bir arada yaşayabilmemiz için anlamlı bir fark yaratmaya cüret edelim!”
    -Gökhan Yavuz Demir-

  • Suret Yazar: Kolektif 1,00 

    Altı ayda bir yayımlanan Suret Psikokültürel Analiz Dergisi İthaki Yayınları’yla yoluna devam ediyor.

    Bu sayının dosya konusu: TEKİNSİZ.

     

    Tekinsiz’e Dair: M. BİLGİN SAYDAM

    Tuhaflığı Boğmak – “Kuş Sevenler, Küçük Çocuklar”: BURÇAK ERDAL

    Enkidu’nun Uykusu – Ölüm, Tekinsiz ve Metafor: HAKAN KIZILTAN

    Alkarısı/Albasması İnancı Üzerine: TÜLAY ASLIHAK UĞURELLİ

    Tekinsiz Dönüş: YAVUZ ERTEN

    Var Olan Yokluklar, Ne Ölü Ne Diri Canlar… Tekinsizlik, Yas ve Şiddet: BERRAK KARAHODA

    Kaygı Nedir?: CEREN KORULSAN

    Kaygı, Yanıltmayan Tek Afekttir! : ÖZGÜR ÖĞÜTCEN

    Canlılığa ve Canavar’a Tahammül: M. IŞIL ERTÜZÜN

    Hitchcock’un Vertigo’su Üzerine Söyleşi

     

    Dosya Dışı:

    Ara’f’dalıklar – “Ruhun Öykübilimi Olarak Psikomitoloji”: OYA ARCA

    Hamam’da Herkes Ötekinin Baktığına Bakar: STELLA OVADİA

    Moonlight: “Siyah Çocuklar Ay Işığında Mavi Görünür”: BATURALP ASLAN

  • Suret – Psikokültürel Analiz Yazar:

    Suret Psikokültürel Analiz, “Sapkınlık” teması etrafındaki doyurucu yazılarla okurların karşısına çıkıyor.

    Portman Kliniği’nde uzun süre çalışan Ülkü Gürışık ile yapılan söyleşi de oldukça merak uyandırıcı nitelikte.

    Sapkınlığın tanımına ve hangi görünümler altında karşımıza çıktığına yoğunlaşan yazılardan bazıları şöyle:

     

    Cinsiyetlenme ve Fantezinin Mantığı: Ceren Korulsan

     

    Sapkınlık nedir? “Gayet iyi biliyorum ama yine de…”: Özgür Öğütcen

     

    Sapkınlıklar ve Neoliberalizm: Ceylin Özcan

     

    Sapkınlıklara Giriş: Özge Soysal

     

    Yeryüzü Mutsuzluğu: Hakan Kızıltan

     

    Başlangıçta Sapkınlık Vardı(r): Hakan Kızıltan – M. Bilgin Saydam

     

    Ülkü Gürışık ile Söyleşi: Sapkınlık ve Klinik Görünümleri

     

    Piyanist’in İçsel Müziği: Özden Terbaş

     

    Şey; Bana Hem En Mahrem Hem De Yabancı Olan: Sevinç Beyza Toktay

     

    Sapkın İlişkilenmeler, Toplumsal Yadsıma ve Duvar Üzerine: İlker Özyıldırım – Barış Özgen Şensoy

  • Tahsilli Bir Domuzun Anıları Yazar: Russell Potter 1,00 

    Tarihin şahit olduğu en yetenekli, en sevimli, en seçkin (ve en şanslı) domuzun anıları.

    ‘Sam’in gençlere özgü hassasiyetinden kaynaklanan o Tesadüfi durum söz konusu olmasaydı, şüpheniz olmasın, Masanızda yazdığım bu Kitap yerine bir dilim Domuz pastırması ve bir Dizi Kaburga duracak -ve benim tek fani kalıntım da bunlardan ibaret olacaktı.’
    Salford’daki bir çiftlikte geçirdiği ilk dönemlerinin sıradanlığından yıldırım hızıyla Şöhrete yükselişiyle asla unutamayacağınız Olağandışı bir hikâye yaşayan TOBY’nin akıl çelen anıları işte böyle başlıyor. Zira bunlar sıradan Anılar değil; bir domuzun anıları.

  • Tanınma Uğruna Mücadele Yazar: Axel Honneth 1,00 

    Çağımızın önemli düşünürlerinden Axel Honneth, felsefenin gerçek anlamda hayata dokunduğu bu çalışmasında etik ve siyasette başköşeyi işgal eden tanınma kavramını Hegel’in gençlik metinlerinden yola çıkarak tartışmaya başlayıp çağdaş psikanalizle, bilimin yeni bulguları ve deneyimsel içeriğiyle harmanlayarak çağdaş felsefenin problemlerini yeniden ele alabilecek biçimde güncelliyor…

    “Kendimize, ancak başkalarının gözünden yansıyan kendi bakışımızda kendimiz olarak erişebiliriz. Bir başka deyişle, kişinin kendi kendisiyle olan özdeşliği ancak diyalektik olabilir ve ‘başkası’ üzerinden dolaylandığı ölçüde gerçekleşebilir.”

    “Honneth’in kitabı felsefi gelenek ile modern siyaset biliminin buluşup iç içe geçtiği, şimdiye kadar karanlıkta kalan bir bölgeye ışık tutuyor. Çığır açan bir çalışma…”
    -Charles Taylor-

  • Tanrılar Doğduklarında Yazar: Carolina Lopez-Ruiz 1,00 

    “Hayran olunacak bir birikim… López-Ruiz, Yunanlarla Sami kökenli komşuları arasındaki dostluğa ve karşılıklı alışverişe yeniden can veriyor.” Page duBois

    Tanrılar Doğduklarında, Yunanlarla Yakındoğu halkları arasındaki temasların ayrıntılı bir portresini çizerken, kültürel etkileşim teorileri için de yepyeni bir model sunuyor.

  • Theodor Adorno: Kültür Endüstrisinin Kıskacında Kültür Yazar: Önder Kulak 1,00 

    Elinizdeki çalışma, Theodor Adorno’nun eleştirel yaklaşımı ışığında bir yandan kültür endüstrisini açımlamaya ve sorgulamaya çalışırken, diğer yandan okuru beğenilerimizi tartışmaya çağırıyor. Kültür endüstrisinin kıskacında yaratılan kültürün, bireyin özgün beğenilerini yansıtamayacağını savunarak, bir başka seçeneğin mümkün olduğu sonucuna da varıyor.

    Günümüzde kültür endüstrisinin internet ve dijital oyunlar aracılığıyla kazandığı etki ve yaygınlaşma, dahası endüstriyel kültürün tüketicilerinin aynı zamanda üreticileri haline gelmeleri Adorno tarafından tahayyül bile edilemezdi. Elbette, bunlar televizyonun ulaştığı nokta gibi Adorno’nun düşüncelerini doğrulamakta ama aynı zamanda çizdikleri sınırları zorlamaktadırlar. Bundan dolayı, Adorno’nun felsefesinin bahsedilen değişimler ve yeni formlar bakımından tekrar değerlendirilmesi son derece elzemdir.

    Önder Kulak’ın çalışması, kültür endüstrisi fenomenine dair Adorno’nun eleştirileri üzerine bir rehber kitap olma niteliği taşıyor.

  • Tıp Bu Değil 2 Yazar: 1,00 

    İlk Tıp Bu Değil kitabı Türkiye’de sağlığa ve tıbba bakış açısını değiştirdi. Elinizdeki ikinci kitaptan sonra da artık hiç kimse insan için, toplum sağlığı için apaçık zararlı anlayışlarını, politikalarını eskisi gibi rahat savunamayacak. Çok önemli bir konu diyoruz; konu insan hayatıdır, ötesi var mı? Bu kitaba kimse ilgisiz kalamadı, kalamayacak. İnsana hizmet mi, toplum yararı mı diyorlar; aynı zamanda her kanattan tüm görüşler için bir samimiyet testi Tıp Bu Değil çalışması…

  • Tıp Budur! Akıl Giren Bedene Doktor Girmez Yazar: 1,00 

    Tıp Bu Değil kitaplarını ülkenin gündemine sokan ekip şimdi de Tıp Budur! diyor.

    En “kutsal” insani değerlerin bile paranın saltanatı altına girdiği şu çağda, insanın ve insan sağlığının en kaba biçimleriyle çıkar malzemesine dönüşmesi kaçınılmazdı. Tıpta, sağlıkta, siyasette, her yerde sürekli biçimde şarlatanların, değer hırsızlarının baskın çıkması, iyi insanı insan için çalışmaktan vazgeçiremeyeceği gibi, iyi hekimi de doğru bildiği yoldan ayıramaz. Bu kitap gerçek tıp bilimine; kazanç için değil, insan için sağlık hizmetine bir çağrıdır.

  • Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Yazar: Metin Gülbay 1,00 

    Bir Toplum Mühendisliği Çalışması

    “Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur”

    Cumhuriyet nesilleri “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışıyla yetişti.

    Oysa yüzlerce uluslararası örgüte üye olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, içinde onlarca
    kadim halkın bakiyelerini barındıran bir devletin, çokdinli bir yapıyı bu kadar budamaya rağmen yine de sona erdiremeyen bir ülkenin halkı olarak, kime dost kime düşman diyebiliriz ki?

    Metin Gülbay, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok?” mu sorusunu, Türkiye’nin önde gelen isimlerinden bazılarına yöneltti:

    Yrd. Doç. Dr. Rula Baysan, Ahmet Ümit, Prof. Dr. Arus Yumul, Em. Koramiral Atilla Kıyat, Prof. Dr. Aydın Uğur, Doç. Ferhat Kentel, Gündüz Vassaf, Prof. Dr. Mehmet Altan, Prof. Dr. Murat Belge, Murat Kapkıner, Oral Çalışlar, Osman Arolat, Serdar Kaya, Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu.

  • Uzlaşma ve Kokuşmuş Uzlaşmalar Yazar: Avishai Margalit 1,00 

    Siyasal uzlaşma ne zaman kabul edilebilir ? ve ne zaman, temelden kokuşmuş, sonu nereye varırsa varsın asla kabul etmememiz gereken bir şeydir? Peki ya kokuşmuş uzlaşma siyaseten gerekliyse? Uzlaşma büyük bir siyasal erdemdir, özellikle de barış uğrunaysa. Fakat Avishai Margalit’in ileri sürdüğü gibi, kabul edilebilir uzlaşmanın barış için bile ahlaki sınırları vardır. Ama işte nedir bu sınırlar? Uzlaşmayla sağlanmış barış hangi noktada adaletsiz olur? Şaşırtıcı derecede az dikkat çekmiş hayati önemdeki sorular üzerine odaklanan Margalit, sadece savaşı adil kılan şeyle değil, ne tür bir uzlaşmanın adil bir barışa olanak sağladığıyla da ilgilenmemiz gerektiğini ileri sürüyor.

    Münih anlaşması, Yalta Konferansı ve Arap-İsrail barış müzakereleri de dahil geniş bir örnek yelpazesini inceleyen İsrail solunun en etkili ismi Margalit, çeşitli biçimleriyle siyasal uzlaşmanın doğasını didik didik ediyor. Felsefeyi, siyaseti ve tarihi birleştiren, canlı ve kolay anlaşılır bir üslupla yazılmış Uzlaşma ve Kokuşmuş Uzlaşmalar, savaş, barış, adalet ve mezhepçilik hakkında şaşırtıcı yeni içgörülerle dolu.

    “Türkiye’nin kadim Kürt Sorunu’nun -yani demokratikleşme sorununun- şiddetten arındırılarak siyasal ve yasal yöntemlerle -eşitlik ve özgürlük temelinde- çözümünün tartışıldığı bugünlerde Margalit, sadece barış, uzlaşma ve onur siyaseti üzerine düşünceleriyle değil demokrasi, muhafazakarlık ve din üzerine çarpıcı görüşleriyle de dikkatle okunmayı gerektiren, ufuk açıcı bir düşünür. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Margalit’in etik, ahlak, din, mezhepçilik ve siyaset ilişkilerine dair somut analizleri ve yeni bir siyaset inşa etmeye dönük pratik önerileri Türkiye üzerine düşünen tüm insanların ufkunu genişletecek ve kendi siyasal bakış açılarını eleştirel bir biçimde ele almalarına neden olacak güçte, elverir ki dikkatle okunsun.”

    “Avishai Margalit etiğin ihmal edilmiş fakat önemli bir alanına, uzlaşmaların ahlaki olarak kabul edilebilir olduğu zamana, güçlü bir ışık tutuyor. Yeni ve ikna edici ayrımlar ortaya koyup hem çağdaş hem de yakın geçmişteki tarihsel olayların birtakım ana meselelerini aydınlatıyor.”
    -Kenneth J. Arrow, Nobel İktisat Ödülü sahibi-

    “Bu kitap geniş tartışmalar yaratacak, çünkü uzlaşma –yapıldığı zaman, karşı konulduğu zaman– siyasal hayatta can alıcı bir konu, ve Avishai Margalit de analitik becerileri ve ahlaki sezgisiyle evrensel saygı kazanmış biri. Margalit’in verdiği örnekler kitaba tarihsel derinlik ve önem katıyor. Metin canlı, kolay anlaşılır ve akılda kalıcı. Bu kitap beni içine çekti ve sonuna kadar da ilgimi canlı tuttu.”
    -Michael Ignatief-

    “Bu kitap siyaset felsefesindeki temel fakat ihmal edilmiş bir konunun ortaya çıkarılması ve ele alınışı bakımından son derece önemlidir. Kaleme alınış tarzı da, anlatım akışını hiçbir şekilde kesmeden özenli ve ayrıntılı argümantasyonlar ortaya koyan örnek ve anekdotlarla öne çıkıyor.”
    -Arthur Ripstein, Toronto Üniversitesi-

  • Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek Yazar: Bronislaw Malinowski 1,00 

    Antropolojiyi “masabaşı”nda yapılan bir iş olmaktan çıkaran Bronislaw Malinowski, bugün hatasıyla sevabıyla bizzat bir düşünce klasiği haline gelmiş durumda. Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek de onun temel metinlerinden biri. Okur bu küçük kitapta, yapıtlarından birine Batı Pasifik Argonautları gibi şiirsel bir isim verebilmiş olan Malinowski’nin hâlâ birçok soru üretmeye elverişli düşünceleriyle ilk elden tanışma fırsatı bulacak.

    “Çağdaş insanbilimci, elde ettiği sonuçları kâğıda dökerken, doğal olarak daha önce edindiği geniş ve bir anlamda dağınık, hatta gözle görülür, elle tutulur olmaktan uzak deneyimlerini de kesin olgulara katacak; gelenek, inanç ve örgütlenmeyle ilgili ayrıntıları, ilkel kültür üzerine ortaya atılmış olan genel kuramlar zemini üzerinde yansıtacaktır. Bu kitap, işte bu türden bir itkiye teslim olmuş bir alan araştırmacısının ürünüdür.”

  • Yalnız Şehir Yazar: Olivia Laing 1,00 

    “Zekâ dolu, tutkulu, acımasız ve esaslı bir kitap. Olivia Laing yalnızlığın köklerini, ürkütücü sonuçlarını ve sanatla olan karmaşık ama güzel ilişkilerini korkusuzca takip edip çarpıcı, dokunaklı ve büyüleyici bir eser ortaya çıkarmış.” –Helen Macdonald

    Anlamaya başlamıştım, yalnızlık kalabalık bir yerdi: Kendi içinde bir şehirdi. Ve biri bir şehirde yaşamaya başladı mı ilk başlayacağı nokta kaybolmak olur. Zamanla kafanızda bir harita oluşmaya başlar, sevdiğiniz yerler ve tercih ettiğiniz yollardan oluşan bir koleksiyon: Başka bir kişinin asla kopyasını çıkaramayacağı ya da çoğaltamayacağı bir labirent. O yıllarda inşa etmekte olduğum ve şimdilerde de devam etmekte olan şey bir yalnızlık haritası… Yalnız olmak ne demekti ve bu yalnızlık insanların hayatlarında nasıl işlev görüyordu anlamak istedim. Anlayayım ki sanat ile yalnızlık arasındaki karmaşık ilişkinin şemasını çıkarmaya teşebbüs edebileyim. (Kitaptan)

    Olivia Laing, New York’ta, gizlenmenin ve göz önünde olmanın aynı anda mümkün olduğu o koca şehirdeki yalnızlık günlerinde, her biri yalnızlığı ve dışlanmışlığı farklı biçimlerde deneyimlemiş ve bunu eserlerine yansıtmış sanatçıların izini sürüyor. Yalnızlığın –tam da her türlü iletişim aracına sahip olduğumuz bir çağda temas etmeye olan korkumuzla nasıl çoğaldığını keşfediyor. Ve New York gibi şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir yalnızlık hissi doğurduğunu…

    Laing, aralarında Andy Warhol, Henry Darger, David Wojnarowicz ve Edward Hopper’ın bulunduğu “yalnızlık sanatını” iskân edinmiş sanatçıların yaşamları ve yapıtlarıyla kendi deneyimlerini bir araya getiriyor. Laing’e göre “yalnızlık bir şehir” ve orada yaşamı düzenleyen hiçbir kural yok. Yalnız Şehir’in hepimize öğrettiği bir şey varsa o da yalnızlığın utanılacak bir şey olmadığı ve hislerimizi yaşamak için “bir avuç zamanımız” olduğu.

  • Yarasa Gibi Düşünmek ve Felsefe Üzerine 34 Başlık Yazar: Peter Cave 1,00 

    Var olduğunuzu nereden biliyorsunuz ki? Devasa bir böcek olarak uyanmak Kafanızdaki nöronlar nasıl ateşlenir? Nasıl özgür oluruz ? Aristoteles’i atlatmak Bilginin ne olduğunu bilmek Arzu nesnesi olma Makinedeki hayalet olmak Duygulara ve inançlara sahip olmamak Sesleri anlama dönüştürmek Ne hakkında konuştuğumuzu bilmek Kaygan zeminlerde yaşayabilmek Kimi kurtaracağınıza nasıl karar verirsiniz?

  • Yargılama Fakültesi Yazar: Kolektif 1,00 

    Yargılama Fakültesi, “nasıl yargılamalı” sorusu üzerinden Jean-François Lyotard felsefesinin ele alındığı beş metnin yanı sıra, Lyotard’ın bir değerlendirmesini de içeriyor. Metinlerin her biri, aralarında gerçek bir devamlılık ilişkisi olmaksızın, Lyotard düşüncesinden hareketle bir tartışma açmakta. Böylece Derrida, Nancy, Lacoue-Labarthe, Descombes ve Kortian, hem Lyotard düşüncesiyle ilişkilerini ortaya koymuş oluyorlar hem de yargılama sorusu etrafında kendi düşüncelerini geliştiriyorlar.

    “Zira yasa yasaktır. İsim ve sıfat… O yasaktır: Ama bu onun yasakladığı anlamına gelmez, kendisi yasaktır, yasak bir yerdir. Kendi kendini yasaklar ve insanı da kendine has çelişkisi içinde bırakarak kendisiyle çelişir: Yasaya varamayız ve onunla saygı çerçevesinde ilişki kurabilmek için, yasayla bir ilişkinin olmaması gerekir. Sadece yasanın temsilcileriyle, örnekleriyle, muhafızlarıyla ilişkiye girmek gerekir. Ve bunlar, aracı oldukları kadar kesintiye de uğratırlar. Yasanın kim olduğunu, ne olduğunu, nerede olduğunu, kendini nerede ve nasıl mevcudiyete sunduğunu, nereden geldiğini ve nereden konuştuğunu bilmemek gerekir.”

  • Yasak Bilgi Yazar: Roger Shattuck 1,00 

    Bilmememizin daha iyi olacağı şeyler var mı? Bilgi sorunlarımızı çözecek mi? Tehlikeli sonuçlarına rağmen merak, neden hâlâ karşı konulamaz bir noktada? Bilme isteğine sınır konulabilir mi? Bu ve benzeri sorulara, Cennet’ten kovulma pahasına yasak elmayı yiyen Adem ve Havva’dan tanrılardan ateşi çalan Prometheus’a, sevgilisini görme yasağını delen Psykhe’den on sekizinci yüzyılın tabu tanımaz yazarı Marquis de Sade’a kadar birçok mit, tarihi figür ve eser üzerinden cevap arayan Roger Shattuck, okuyucuyu yasak bilgiye duyulan merakın karşı konulamaz cazibesini keşfetmeye davet ediyor.Boston Üniversitesi Modern Diller ve Edebiyat Bölümü profesörlerinden Roger Shattuck, tarih ve edebiyatın bu zorlu sentezinde, Yasak Bilgi’yle günlük hayattaki ahlaki sorumluluklarımızın anlamına meydan okuyor.