Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT DIŞI (46)

129–141 / 141 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Tıp Budur! Akıl Giren Bedene Doktor Girmez Yazar: 1,00 

    Tıp Bu Değil kitaplarını ülkenin gündemine sokan ekip şimdi de Tıp Budur! diyor.

    En “kutsal” insani değerlerin bile paranın saltanatı altına girdiği şu çağda, insanın ve insan sağlığının en kaba biçimleriyle çıkar malzemesine dönüşmesi kaçınılmazdı. Tıpta, sağlıkta, siyasette, her yerde sürekli biçimde şarlatanların, değer hırsızlarının baskın çıkması, iyi insanı insan için çalışmaktan vazgeçiremeyeceği gibi, iyi hekimi de doğru bildiği yoldan ayıramaz. Bu kitap gerçek tıp bilimine; kazanç için değil, insan için sağlık hizmetine bir çağrıdır.

  • Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur Yazar: Metin Gülbay 1,00 

    Bir Toplum Mühendisliği Çalışması

    “Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur”

    Cumhuriyet nesilleri “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışıyla yetişti.

    Oysa yüzlerce uluslararası örgüte üye olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, içinde onlarca
    kadim halkın bakiyelerini barındıran bir devletin, çokdinli bir yapıyı bu kadar budamaya rağmen yine de sona erdiremeyen bir ülkenin halkı olarak, kime dost kime düşman diyebiliriz ki?

    Metin Gülbay, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok?” mu sorusunu, Türkiye’nin önde gelen isimlerinden bazılarına yöneltti:

    Yrd. Doç. Dr. Rula Baysan, Ahmet Ümit, Prof. Dr. Arus Yumul, Em. Koramiral Atilla Kıyat, Prof. Dr. Aydın Uğur, Doç. Ferhat Kentel, Gündüz Vassaf, Prof. Dr. Mehmet Altan, Prof. Dr. Murat Belge, Murat Kapkıner, Oral Çalışlar, Osman Arolat, Serdar Kaya, Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu.

  • Uzlaşma ve Kokuşmuş Uzlaşmalar Yazar: Avishai Margalit 1,00 

    Siyasal uzlaşma ne zaman kabul edilebilir ? ve ne zaman, temelden kokuşmuş, sonu nereye varırsa varsın asla kabul etmememiz gereken bir şeydir? Peki ya kokuşmuş uzlaşma siyaseten gerekliyse? Uzlaşma büyük bir siyasal erdemdir, özellikle de barış uğrunaysa. Fakat Avishai Margalit’in ileri sürdüğü gibi, kabul edilebilir uzlaşmanın barış için bile ahlaki sınırları vardır. Ama işte nedir bu sınırlar? Uzlaşmayla sağlanmış barış hangi noktada adaletsiz olur? Şaşırtıcı derecede az dikkat çekmiş hayati önemdeki sorular üzerine odaklanan Margalit, sadece savaşı adil kılan şeyle değil, ne tür bir uzlaşmanın adil bir barışa olanak sağladığıyla da ilgilenmemiz gerektiğini ileri sürüyor.

    Münih anlaşması, Yalta Konferansı ve Arap-İsrail barış müzakereleri de dahil geniş bir örnek yelpazesini inceleyen İsrail solunun en etkili ismi Margalit, çeşitli biçimleriyle siyasal uzlaşmanın doğasını didik didik ediyor. Felsefeyi, siyaseti ve tarihi birleştiren, canlı ve kolay anlaşılır bir üslupla yazılmış Uzlaşma ve Kokuşmuş Uzlaşmalar, savaş, barış, adalet ve mezhepçilik hakkında şaşırtıcı yeni içgörülerle dolu.

    “Türkiye’nin kadim Kürt Sorunu’nun -yani demokratikleşme sorununun- şiddetten arındırılarak siyasal ve yasal yöntemlerle -eşitlik ve özgürlük temelinde- çözümünün tartışıldığı bugünlerde Margalit, sadece barış, uzlaşma ve onur siyaseti üzerine düşünceleriyle değil demokrasi, muhafazakarlık ve din üzerine çarpıcı görüşleriyle de dikkatle okunmayı gerektiren, ufuk açıcı bir düşünür. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Margalit’in etik, ahlak, din, mezhepçilik ve siyaset ilişkilerine dair somut analizleri ve yeni bir siyaset inşa etmeye dönük pratik önerileri Türkiye üzerine düşünen tüm insanların ufkunu genişletecek ve kendi siyasal bakış açılarını eleştirel bir biçimde ele almalarına neden olacak güçte, elverir ki dikkatle okunsun.”

    “Avishai Margalit etiğin ihmal edilmiş fakat önemli bir alanına, uzlaşmaların ahlaki olarak kabul edilebilir olduğu zamana, güçlü bir ışık tutuyor. Yeni ve ikna edici ayrımlar ortaya koyup hem çağdaş hem de yakın geçmişteki tarihsel olayların birtakım ana meselelerini aydınlatıyor.”
    -Kenneth J. Arrow, Nobel İktisat Ödülü sahibi-

    “Bu kitap geniş tartışmalar yaratacak, çünkü uzlaşma –yapıldığı zaman, karşı konulduğu zaman– siyasal hayatta can alıcı bir konu, ve Avishai Margalit de analitik becerileri ve ahlaki sezgisiyle evrensel saygı kazanmış biri. Margalit’in verdiği örnekler kitaba tarihsel derinlik ve önem katıyor. Metin canlı, kolay anlaşılır ve akılda kalıcı. Bu kitap beni içine çekti ve sonuna kadar da ilgimi canlı tuttu.”
    -Michael Ignatief-

    “Bu kitap siyaset felsefesindeki temel fakat ihmal edilmiş bir konunun ortaya çıkarılması ve ele alınışı bakımından son derece önemlidir. Kaleme alınış tarzı da, anlatım akışını hiçbir şekilde kesmeden özenli ve ayrıntılı argümantasyonlar ortaya koyan örnek ve anekdotlarla öne çıkıyor.”
    -Arthur Ripstein, Toronto Üniversitesi-

  • Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek Yazar: Bronislaw Malinowski 1,00 

    Antropolojiyi “masabaşı”nda yapılan bir iş olmaktan çıkaran Bronislaw Malinowski, bugün hatasıyla sevabıyla bizzat bir düşünce klasiği haline gelmiş durumda. Yabanıl Toplumda Suç ve Gelenek de onun temel metinlerinden biri. Okur bu küçük kitapta, yapıtlarından birine Batı Pasifik Argonautları gibi şiirsel bir isim verebilmiş olan Malinowski’nin hâlâ birçok soru üretmeye elverişli düşünceleriyle ilk elden tanışma fırsatı bulacak.

    “Çağdaş insanbilimci, elde ettiği sonuçları kâğıda dökerken, doğal olarak daha önce edindiği geniş ve bir anlamda dağınık, hatta gözle görülür, elle tutulur olmaktan uzak deneyimlerini de kesin olgulara katacak; gelenek, inanç ve örgütlenmeyle ilgili ayrıntıları, ilkel kültür üzerine ortaya atılmış olan genel kuramlar zemini üzerinde yansıtacaktır. Bu kitap, işte bu türden bir itkiye teslim olmuş bir alan araştırmacısının ürünüdür.”

  • Yalnız Şehir Yazar: Olivia Laing 1,00 

    “Zekâ dolu, tutkulu, acımasız ve esaslı bir kitap. Olivia Laing yalnızlığın köklerini, ürkütücü sonuçlarını ve sanatla olan karmaşık ama güzel ilişkilerini korkusuzca takip edip çarpıcı, dokunaklı ve büyüleyici bir eser ortaya çıkarmış.” –Helen Macdonald

    Anlamaya başlamıştım, yalnızlık kalabalık bir yerdi: Kendi içinde bir şehirdi. Ve biri bir şehirde yaşamaya başladı mı ilk başlayacağı nokta kaybolmak olur. Zamanla kafanızda bir harita oluşmaya başlar, sevdiğiniz yerler ve tercih ettiğiniz yollardan oluşan bir koleksiyon: Başka bir kişinin asla kopyasını çıkaramayacağı ya da çoğaltamayacağı bir labirent. O yıllarda inşa etmekte olduğum ve şimdilerde de devam etmekte olan şey bir yalnızlık haritası… Yalnız olmak ne demekti ve bu yalnızlık insanların hayatlarında nasıl işlev görüyordu anlamak istedim. Anlayayım ki sanat ile yalnızlık arasındaki karmaşık ilişkinin şemasını çıkarmaya teşebbüs edebileyim. (Kitaptan)

    Olivia Laing, New York’ta, gizlenmenin ve göz önünde olmanın aynı anda mümkün olduğu o koca şehirdeki yalnızlık günlerinde, her biri yalnızlığı ve dışlanmışlığı farklı biçimlerde deneyimlemiş ve bunu eserlerine yansıtmış sanatçıların izini sürüyor. Yalnızlığın –tam da her türlü iletişim aracına sahip olduğumuz bir çağda temas etmeye olan korkumuzla nasıl çoğaldığını keşfediyor. Ve New York gibi şehirlerde yaşamanın kendine özgü bir yalnızlık hissi doğurduğunu…

    Laing, aralarında Andy Warhol, Henry Darger, David Wojnarowicz ve Edward Hopper’ın bulunduğu “yalnızlık sanatını” iskân edinmiş sanatçıların yaşamları ve yapıtlarıyla kendi deneyimlerini bir araya getiriyor. Laing’e göre “yalnızlık bir şehir” ve orada yaşamı düzenleyen hiçbir kural yok. Yalnız Şehir’in hepimize öğrettiği bir şey varsa o da yalnızlığın utanılacak bir şey olmadığı ve hislerimizi yaşamak için “bir avuç zamanımız” olduğu.

  • Yarasa Gibi Düşünmek ve Felsefe Üzerine 34 Başlık Yazar: Peter Cave 1,00 

    Var olduğunuzu nereden biliyorsunuz ki? Devasa bir böcek olarak uyanmak Kafanızdaki nöronlar nasıl ateşlenir? Nasıl özgür oluruz ? Aristoteles’i atlatmak Bilginin ne olduğunu bilmek Arzu nesnesi olma Makinedeki hayalet olmak Duygulara ve inançlara sahip olmamak Sesleri anlama dönüştürmek Ne hakkında konuştuğumuzu bilmek Kaygan zeminlerde yaşayabilmek Kimi kurtaracağınıza nasıl karar verirsiniz?

  • Yargılama Fakültesi Yazar: Kolektif 1,00 

    Yargılama Fakültesi, “nasıl yargılamalı” sorusu üzerinden Jean-François Lyotard felsefesinin ele alındığı beş metnin yanı sıra, Lyotard’ın bir değerlendirmesini de içeriyor. Metinlerin her biri, aralarında gerçek bir devamlılık ilişkisi olmaksızın, Lyotard düşüncesinden hareketle bir tartışma açmakta. Böylece Derrida, Nancy, Lacoue-Labarthe, Descombes ve Kortian, hem Lyotard düşüncesiyle ilişkilerini ortaya koymuş oluyorlar hem de yargılama sorusu etrafında kendi düşüncelerini geliştiriyorlar.

    “Zira yasa yasaktır. İsim ve sıfat… O yasaktır: Ama bu onun yasakladığı anlamına gelmez, kendisi yasaktır, yasak bir yerdir. Kendi kendini yasaklar ve insanı da kendine has çelişkisi içinde bırakarak kendisiyle çelişir: Yasaya varamayız ve onunla saygı çerçevesinde ilişki kurabilmek için, yasayla bir ilişkinin olmaması gerekir. Sadece yasanın temsilcileriyle, örnekleriyle, muhafızlarıyla ilişkiye girmek gerekir. Ve bunlar, aracı oldukları kadar kesintiye de uğratırlar. Yasanın kim olduğunu, ne olduğunu, nerede olduğunu, kendini nerede ve nasıl mevcudiyete sunduğunu, nereden geldiğini ve nereden konuştuğunu bilmemek gerekir.”

  • Yasak Bilgi Yazar: Roger Shattuck 1,00 

    Bilmememizin daha iyi olacağı şeyler var mı? Bilgi sorunlarımızı çözecek mi? Tehlikeli sonuçlarına rağmen merak, neden hâlâ karşı konulamaz bir noktada? Bilme isteğine sınır konulabilir mi? Bu ve benzeri sorulara, Cennet’ten kovulma pahasına yasak elmayı yiyen Adem ve Havva’dan tanrılardan ateşi çalan Prometheus’a, sevgilisini görme yasağını delen Psykhe’den on sekizinci yüzyılın tabu tanımaz yazarı Marquis de Sade’a kadar birçok mit, tarihi figür ve eser üzerinden cevap arayan Roger Shattuck, okuyucuyu yasak bilgiye duyulan merakın karşı konulamaz cazibesini keşfetmeye davet ediyor.Boston Üniversitesi Modern Diller ve Edebiyat Bölümü profesörlerinden Roger Shattuck, tarih ve edebiyatın bu zorlu sentezinde, Yasak Bilgi’yle günlük hayattaki ahlaki sorumluluklarımızın anlamına meydan okuyor.

  • Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri: Avrupa İmgeleminde Otomatlar Yazar: Minsoo Kang 1,00 

    2000 yılı aşkın bir süredir bizimle birlikte yaşayan, tekinsiz olduğu kadar cazip bir kavram: Otomat. Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri: Avrupa İmgeleminde Otomatlar, tekniğin, düşüncenin ve edebiyatın yollarının kesiştiği bu büyüleyici konuya dair en kapsamlı metinlerden biri. Minsoo Kang, çok sayıda önemli felsefe ve edebiyat yapıtının ışığında bizleri Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri’ne davet ediyor…

    “Özellikle robotbilim, yapay zekâ ve sibernetik gibi çağdaş meselelere ilgi duyan genel okur için, her bir tarihsel dönemde otomatın kullanımı, otomata dair düşünceler ve fanteziler konusunda bilgiler veren tarihsel ve düşünsel bağlamları kısa ve öz bir biçimde anlatarak, Batı’nın otomata duyduğu içkin hayranlığın geniş kapsamlı bir anlatımını sundum. Bu noktada amacım, Batı uygarlığının ilk dönemine kadar uzanan otomat hayranlığını gözler önüne sermek ve günümüzde yapay varlıklara beslenen merakın, bitmez tükenmez bir takıntının son tezahürü olduğunu göstermektir.”

  • Yıl 501: Fetih Devam Ediyor Yazar: Noam Chomsky 1,00 

    Chomsky, ABD ve Batı’nın dış politikalarını bu şekilde özetliyor:
Yıl 501 – Fetih Devam Ediyor.

    “Avrupalılar, ‘öldürmek üzere savaşıyordu’ ve kana susamışlıklarını tatmin edecek araçlara da sahiplerdi. Amerika kolonilerinde, yerliler İspanyollar ile Britanyalıların vahşiliklerinden şaşkınlığa düşmüştü…

    Dünya nüfusunun çoğu için bu çatışmalar büyük ölçüde rakip uyuşturucu çeteleri ya da mafya babaları arasındaki çatışmalara benzer. Tek mesele, hırsızlık ve cinayet hakkına kimin sahip olacağıdır. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, ABD küresel polis haline gelmiş, imtiyazın çıkarlarını garanti etmiştir. Dolayısıyla, saldırganlık, uluslararası terörizm, katliam, işkence, kimyasal ve bakteriyolojik savaş ve akla gelebilecek her türlü insan hakkı ihlali alanlarında etkileyici bir sicile sahip olmuştur. Şaşırtıcı değildir, oyunun kuralı budur. Ayrıca bu olguların ana akımın dışında ara sıra belgelenmesinin yetkililer arasında sinir krizlerine yol açması da şaşırtıcı değildir.”

  • Yunan Kültüründe Yakındoğu Etkileri Yazar: Walter Burkert 1,00 

    Walter Burkert, göz kamaştıran “Yunan mucizesi”nin Semitik Yakındoğu’ya borcunu titiz bir araştırmayla ortaya koyuyor.

    “Burkert, Yunanların kendilerine özgü yeteneklerini yadsımaksızın, yarattıkları mucizenin büyük bir kısmının, diğer kültürlerin etkisine açık olmaktan ileri geldiğini gösteriyor.”
    Carol G. Thomas

    “Burkert’in arkeoloji ve filolojiye hakimiyeti, son derece değerli bir kitap ortaya çıkarmasına imkan sağlıyor.”
    Peter Krentz

  • Yunanca – Türkçe Arkaik Sözler ve Eylemsiler Sözlüğü Yazar: Kolektif 1,00 

    Hem Yunanca öğrenenler hem de bu dilin zengin dünyasını daha iyi anlamak isteyenler için bir başucu kitabı:

    “Yunanca – Türkçe Arkaik Sözler ve Eylemsiler Sözlüğü bu alanda yapılmış çalışmalar ve tarafımızdan yapılan araştırma ve taramalar sonucunda elde edilen veriler temel alınarak hazırlanmıştır. Sözlükte yer alan maddeler tematik değil alfabetik sıraya göre dizilmiştir ve sözlük yaklaşık 5000 Yunanca arkaik söz, özdeyiş, kalıplaşmış yapı ve eylemsi içermektedir.

    Yunan mitolojisinden çok sayıda sözcük ve söz, Ezop masallarından özdeyişler, çağdaş Yunan yazınında ve kültüründe canlılığını korumakta ve gerek yazılı gerekse sözlü anlatımda farklı iletişim durumlarında sık sık kullanılmaktadır. Bunun sonucu olarak sözlükte Yunan mitolojisine dayanan çok sayıda olay ve mitolojik figüre yer verilmektedir.

    Antik Yunan kültüründe önemli yer tutan klasik düşüncenin temsilcilerinden kabul edilen filozof, tarihçi, politikacı, tragedya yazarı ve matematikçiler tarafından söylenmiş ve günümüzde özdeyiş özelliği taşıyan bazı sözlere de sözlükte yer verilmektedir.”
    -İbrahim Kelağa Ahmet-

  • Zaman Akıp Giderken: Sanayi Devrimlerinden Bilgi Devrimine Yazar: Francisco Louça, Chris Freeman, 1,00 

    Devrimci teknolojilerin, ticaret çevrimi, ekonomi ve toplum üzerindeki etkisini en iyi hangi şekilde kavrayabiliriz? İktisat, niçin tarih olmadan, kurumsal ve teknik değişmenin bir idraki olmadan anlamsızdır? ‘Yeni Ekonomi’ ‘tarihin sonu’ mu demektir?

    Bunlar, Sanayi Devrimi’nden bugüne kadar modern ekonomik büyümeyi yetkin bir biçimde analiz eden bu çalışmada ele alınan sorulardan bazılarıdır. Chris Freeman ve çalışma arkadaşı Francisco Louçã, beş teknolojik devrimin tarihini izleyip kaydediyorlar: Su gücüyle makineleşme, buhar gücüyle makineleşme, elektriklendirme, motorlaşma ve bilgisayarlaşma. Yazarlar, ekonomik büyümenin analizinde, bilimle teknolojinin yanı sıra, siyasetin, kültürün, örgütsel değişmenin ve girişimciliğin de hesaba katılması gerektiğini tanıtlamaktadırlar.
    Bu, sosyal bilimlerin geneli açısından ilgiye değer nitelikte, kapsamlı, son derece güncel ve ikna edici bir çalışma.

    “İktisat tarihine yönelik çok önemli bir katkı niteliğindeki bu çalışma, kapitalizm çağında tarihsel gelişmenin temel bir ritmi olarak ‘uzun dalgalar’ kavramını onsekizinci yüzyılın Lancashire’ından yirmibirinci yüzyılın Silicon Vadisi’ne uzanan zaman aralığının tamamına uygulama konusunda, benim bildiğim en hayranlık uyandırıcı ve ikna edici girişimdir.”
    Eric Hobsbawm 

    “… Bu kitap bilgiye ve sağduyuya işaret ediyor. Bunlar ender rastlanan değerler…”
    David Landes
    Birimi’nin] kurucusu ve eski direktörüdür (1966-81).
    Francisco Louçã ISEG [Lizbon Teknik Üniversitesi’ne bağlı Yüksek İktisat ve İşletme Enstitüsü], Lizbon’da iktisat profesörüdür. 

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları