Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
BİLİMKURGU KLASİKLERİ (27)

1–20 / 27 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • 2001:Bir Uzay Destanı Yazar: Arthur C. Clarke 1,00 

    “Aman Tanrım, yıldızlarla dolu!”

    2001: Bir Uzay Destanı, Bilimkurgu Klasikleri dizisinin bir parçası olarak yeniden İthaki Yayınları’nda!

    Gizemli bir monolit, Ay’ın yüzeyinde gömülü halde bulunduğunda, bilim insanları büyük bir şaşkınlıkla bu monolitin en azından 3 milyon yıllık olduğunu keşfederler. Daha da hayret verici olan, ortaya çıkarıldıktan sonra monolitin Satürn’e doğru güçlü bir sinyal göndermesidir. Bu sinyalin kaynağını öğrenmek için Discovery yola çıkar. Discovery’nin tayfası en iyinin iyisidir ve yanlarında, onlara destek olması için bilinç sahibi süper bilgisayar HAL 9000 de vardır. Fakat Hal’ın programlaması insan zihnine biraz fazla benzemekte ve Discovery’nin her bir parçasının kontrolünü elinde bulundurmaktadır. Monolitin peşinden gitmek istiyorlarsa, bu psikotik bilgisayarla başa çıkmak zorundadırlar.

    Arthur C. Clarke’ın Stanley Kubrick ile beraber geliştirdiği, filmle aynı zamanda yazılan bu klasik roman, uzay keşfiyle insan evrimini, yapay zekâyla insanın evrendeki yerinin sorgulamasını bir araya getirdiği kurgusuyla, bilimkurgu yazınında bir dönüm noktası niteliği taşıyor.

    Kitabın yazılış süreci üzerine notlar ile…
    Kitaba ilham olan Gözcü ve Şafakta Karşılaşma öyküleri ile…
    Arthur C. Clarke ve Stanley Kubrick’in önsözüyle…

  • Anlatış Yazar: Ursula K. Le Guin 1,00 

    Locus En İyi Roman Ödülü

    Karanlığın Sol Eli ve Sürgün Gezegeni gibi unutulmaz kitapların dahil olduğu Hainli Döngüsü’nün özenli bir parçası olan Anlatış, 1974’te yayımlanan Mülksüzler’in ardından Le Guin’in yazdığı ilk Ekumen ve şimdilik, yazarın kaleminden çıkmış son bilimkurgu romanı.

    Bu kitapta Le Guin, çoğu eserinde olduğu gibi yine ötekilik ve iletişim gibi temalara eğilerek önyargılarımıza ayna tutuyor. “Din” kavramını sorguluyor ve son derece politik bir bilimkurgu sunuyor. Yine de Le Guin, tüm bunların ötesinde edebiyatın kendisine dönüyor, çünkü bu romanın odağında birçok önemli değeri simgeleyen bir kültür, usul usul sürdürülen bir gelenek var: Hikâye anlatıcılığı.

    Edebiyat ve tarihle arası iyi olan Sutty, baskıcı bir rejimin altında değerlerin nasıl kaybolduğunu, tarihin nasıl silindiğini görmek, bu rejimin ulaşamadığı noktalardaki direnişi incelemek, efsanelerde bahsedilen hikâye anlatıcılarının dünyasını keşfetmek için Aka gezegeninde bir yolculuğa çıkar. Geride bıraktığı dünya ile vardığı dünya arasındaki farklar dehşete düşürücü, benzerlikler ise düşündürücüdür.

    Anlatış, dinlemek, anlamak ve inanmakla, hakikati tanımlamaya çalışmakla ilgili bir yolculuk öyküsü.

    “Le Guin Anlatış’ta kurgusunu hem şairane yazıyor hem de alegorinin derinliğiyle kusursuzca birleştiriyor.”

    –Jonathan Lethem

  • Arcturus’a Yolculuk Yazar: David Lindsay 1,00 

    “Arcturus’a Yolculuk’u büyük bir heyecanla okudum.”
    -J.R.R. Tolkien-

    “Arcturus’a Yolculuk yıkıcı, dayanılmaz ve karşı konulmaz bir eser.”
    -C.S. Lewis-

    “Tutku ve vahşetle döşenmiş, gizem dolu bir kitap.”
    -Philip Pullman-

    “İngilizce yazılmış çok az roman Arcturus’a Yolculuk gibi sıradışı ve etkileyici olmayı başarmıştır.”
    -Michael Moorcock-

    “Özgür Olabilmek İçin İnsanın Kendine Ait Bir Evreni Olmalıdır.”

    J.R.R. Tolkien, C.S. Lewis, Alan Moore ve Michael Moorcock gibi 20. yüzyıl spekülatif kurgusunun en büyük isimlerini büyüsü altına alan Arcturus’a Yolculuk, her gizemli hikâye gibi, bir toplantıyla başlar. Ardından her arayış hikâyesinde olduğu gibi, kahramanımız uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Yine de Arcturus’a Yolculuk’ta karşılaşacağınız bu akıl almaz anlatıyı başka hiçbir kitapta bulamazsınız.

    Arcturus’a Yolculuk’u okurken kendinizi, iyi ile kötü çatışmasının donma noktasında, evrenin anlamı için verilen savaşın en kızgın anında bulacaksınız. Arcturus’a Yolculuk tanımlanmaya direnen bir kitap. Birinci elden tecrübe edip acı eşiğinizi güçlendirmeniz şiddetle tavsiye olunur.

    Arcturus’a Yolculuk, hayaller dünyasında bir benlik arayışı.

  • Ay Zalim Bir Sevgilidir Yazar: Robert A. Heinlein 1,00 

    Robert A. Heinlein şüphesiz ki tarihin en etkili bilimkurgu yazarlarından; Isaac Asimov’un deyişiyle bilimkurguya yön veren üç büyük yazardan biriydi. Samuel R. Delany ise yazarın tür üzerindeki etkisini, “Heinlein’ın etkisinden kurtulmaya çalışanlar her seferinde gökyüzü ya da okyanus gibi engin bir şeyle uğraştıklarını fark ediyorlar,” diyerek anlatmıştı. En iyi roman dalında Hugo Ödülü’nü dört kez kazanan üstat halen bu rekoru elinde tutuyor. Hugo ve Prometheus ödüllü Ay Zalim Bir Sevgilidir ise pek çoklarınca yazarın en iyi eseri olarak kabul ediliyor. Ay’ı Dünya’dan kontrol eden Otorite’ye karşı, yalnızca mahkûm ve sürgünlerin gönderildiği ceza kolonisine dönüşmüş Ay’daki isyanın ve devrimin öyküsü bu. Ayrılıkçı hareketin liderleri haline gelen bir bilgisayar uzmanı, karizmatik bir genç kadın ve yaşlı bir akademisyenin köleleştirilmiş insanların geleceğini değiştirme hikâyesi. Ve birbirinden farklı bu üçlüye ek olarak, kendi kendine bilinç kazanmış, mizah yolunda tüm özelliklerini devrimin nihai başarısına adamış olan süper bilgisayar Mike’ın çabası burada anlatılan. Ay Zalim Bir Sevgilidir siyaset, insanlık, tutku, devrim, teknoloji, mizah ve insan özgürlüğüne adanmış yaşamların peşinde koşan bir başyapıt. LeGuin’in Mülksüzler’i gibi, siyasi bilimkurguda bir devrim! “Heyecan verici, zihin açıcı, inanç zorlayıcı… Döneminde yazılan her şeyden daha iyi!” -Theodore Sturgeon- “Ay’daki devrimi ve bilinç kazanan bir robotu incelikle anlatan eşsiz bir klasik.” -Jo Walton- “Beatles müzik için ne anlama geliyorsa, Heinlein da bilimkurgu için eşdeğer öneme sahip.” -John Scalzi- “Heinlein, bilimkurgunun üç büyük novasından biri.” -Isaac Asimov-

  • Ben Robot Yazar: Isaac Asimov 1,00 

    Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

    -Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
    -Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
    -Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

    Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.

    Ben, Robot 25 sene sonra yeni edisyonuyla, İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisinin bir parçası olarak geri dönüyor.

  • Bitmeyen Savaş Yazar: Joe Haldeman 1,00 

    Hugo En İyi Roman Ödülü

    Nebula En İyi Roman Ödülü

    Locus En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü

    Damon Knight Memorial Grand Master Ödüllü Yazar

    “Ölümcül Bir Hastalığın Oldukça Sağlıklı Kurbanlarıydık.”

    Joe Haldeman, yalnızca tarihin en iyi bilimkurgucularından biri değil ayrıca bir Vietnam gazisi. Robert A. Heinlein’ın, “Okuduğum en iyi gelecek nesil savaşı tasviri olabilir,” diye tanımladığı Bitmeyen Savaş ise askeri bilimkurgunun antimilitarist mucizesi.

    İnsanlığın, çökmüş yıldızlar aracılığıyla galaksinin çeşitli yerlerine anında seyahat edebildiği bir gelecekte, insanlar Tauranlar dedikleri, iletişim kuramadıkları bir uzaylı ırkla savaştadır. Dünyanın geleceği parlak gençlerinden oluşan elit saldırı takımlarından oluşan ordu, çeşitli liman gezegenlerin kontrolü için bu ırkla çatışma halindedir.

    Binlerce ışık yılı uzaktaki gezegenlere yapılan seferler… Zaman genişlemesi yüzünden Dünya’da daha hızlı akan yıllar… Canlılara düşman koşullarda verilen eğitimler… Ve tüm bu şartlar yüzünden, Dünya’ya döndüklerinde ayak bastıkları gezegenlerden çok daha yabancı bir gezegenle karşılaşan askerler…

    -John Scalzi’nin önsözüyle-

    “Bitmeyen Savaş’ın en iyi askeri bilimkurgu romanı olduğunu söylemek bile onun için yetersiz bir övgü.”

    -William Gibson-

    “Bitmeyen Savaş sadece harika bir bilimkurgu romanı değil, aynı zamanda harika bir Vietnam Savaşı romanı.”

    -Iain M. Banks-

    “Amerikan bilimkurgusunun tüm beklentileri rahatlıkla aştığı sayılı kitap var. Bitmeyen Savaş da bunlardan biri.”

    -Jonathan Lethem-

  • Cesur Yeni Dünya Yazar: Aldous Huxley 1,00 

    “Cesur Yeni Dünya” bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”
    “Cesur Yeni Dünya”nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda ‘birey yok edilse de süren macerasının’ sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp ‘iyi edebiyat’ kategorisine yükseltiyor.

  • Çocukluğun Sonu Yazar: Arthur C. Clarke 1,00 

    1953’te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke’ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015’te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.

    Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir “öteki” anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…

    “Böyle bir kitap yıllardır yazılmadı.”
    -C. S. Lewis-

    “Ürkütücü derecede mantıklı, inandırıcı ve acımasız bir kehanet girişimi. Clarke gerçek bir usta.”
    -Los Angeles Times-

  • Dr. Moreau’nun Adası Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Edward Prendick, geçirdiği bir gemi kazası sonucunda kendisini Pasitif Okyanus’nun ortasında, kimselerin uğramadığı volkanik bir adada bulur. Ama şansına, ada pek ıssız sayılmaz: Kendisini deneylerine adamış bir bilim adamı olan Dr. Moreau, alkolik asistanı Montgomery, onun tuhaf hizmetkarı M’ling ve Moreau’nun korkunç deneylerinin ürünü tuhaf yaratıklar. Prendick, adanın içindeki ormanlarda pusu kuran tehlikelerin arasında çıktığı yolculuklarda garip ayinlerle, Kanun’la karşılaşacak, yeni ve tuhaf arkadaşlar edinecektir.

    Bilimkurgunun büyük ustalarından H.G. Wells’ten, doğayla oyuna girişmenin tehlikelerinin ve insan olmanın anlamını sorgulayan, çarpıcı bir başyapıt.

  • Dune Yazar: Frank Herbert 1,00 

    “Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.”
    -Arthur C. Clarke-

    “Güçlü, inandırıcı ve usta işi.”
    -Robert A. Heinlein-

    “Modern bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.”
    -Chicago Tribune-

    En İyi Roman kategorisinde Hugo Ödülü
    En İyi Roman kategorisinde Nebula Ödülü

    Okurlar tarafından 20. yüzyılın en iyi bilimkurgu yapıtı seçilen Dune serisi, yepyeni kapakları ve gözden geçirilmiş çevirileriyle 50. yılında İthaki’de.

    Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından biri sayılan Dune, genç Paul Atreides’in hikâyesini anlatır. Atreides’in ailesi, evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj ‘baharatının’ tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikâye doğacaktır.

    Frank Herbert’ın yarattığı evren, yıllar boyunca milyonlarca okurun zihninde gerçekliğini kabul ettirdi ve bugün de ayakta.

    İyi bir bilimkurgu ve iyi bir edebiyat yapıtı okumak isteyen herkesin yolu Dune serisinde birleşiyor… İthaki’nin yepyeni “Bilimkurgu Klasikleri” dizisi Dune efsanesiyle başlıyor…

  • Dune Çocukları Yazar: Frank Herbert 1,00 

    “Tıpkı insan hayatı gibi, her gezegenin de bir başlangıcı ve bitişi vardır.”

    Frank Herbert, deneylerden çok deneysel yaklaşımların had safhaya ulaştığı, tür içerisindeki “iyi edebiyat iyi edebiyattır”cıları bir araya getiren yeni dalga bilimkurgu akımının en önemli temsilcilerinden. Türün tüm olanaklarını, suyunu çıkarana kadar kullandığı Dune serisinin üçüncü kitabı Dune Çocukları, din ve güç arasındaki ince çizginin altını çizen sayılı romanlardan.

    Paul’ün çöle gidişinin üzerinden dokuz sene geçmiş, çöl gezegeni artık yeşillenmeye başlamıştı. Baharat üretimi de giderek artıyordu. Bu değişimlerle beraber çöl terk ediliyor, kök salmış âdetlerden sapılıyordu.

    Baharatın sağladığı geleceği görme gücünden yoksun kalan Alia, İmparatorluk’u kaybetmemek adına elinden geleni yaparken, karşısında geçmişinden hesaba katmadığı rakipler bulacaktı. Çölün derinliklerinden çıkagelen Vaiz, Paul’ün dinine karşı vaazlar veriyordu. Unutulmayan kan davaları tekrar gün yüzüne çıkacaktı.

    Paul’ün ikizleri, II. Leto ve Ganimet ise İmparatorluk’un yeni mehdileri olarak yetiştirilmekteydi. Fakat onların da kendi planları vardı.

    Dune Çocukları, efsanesiyle uzlaşamayan bir gezegenin yörüngede kalma mücadelesi.

  • Dune Mesihi Yazar: Frank Herbert 1,00 

    Bir edebiyat klasiği olan, dünyanın en çok satan bilimkurgu serisi muhteşem Dune efsanesi, ikinci kitabı Dune Mesihi’yle macerasına devam ediyor. Paul Muad’dib, gezegenlerin hakimi, kutsal savaşın görkemli galibi, prensken devrimci olan bir lider, fanatik bir dini kardeşliğin mesihi…

    Fremenlerin başına geçip Dune adıyla bilinen Arrakis gezegenini kontrol etmeye başlamakla kalmayıp evrenin hükümdarı olan Paul, çağlar süren bir düzene son vermiş, bir halkın kurtuluşu olmuş ve bir gezegenin en büyük ütopyasını gerçekleştirmeye ant içmiştir. Ancak zaferinden on iki yıl sonra, tüm bu güçlere sahip olmasının sebebi olan etkenler onun için bir tehlikeye dönüşür. Paul ise öngörülerine rağmen, felaket getireceğini düşündüğü geleceği değiştirmeye kararlıdır.

    “İnanılmaz… Dune’a ait her şeye sahip, belki daha da fazlasına.”
    -Galaxy Magazine-

  • Dune Tanrı İmparatoru Yazar: Frank Herbert 1,00 

    Bilimkurgu edebiyatının en mühim anlatılarından biri olan Dune efsanesi dördüncü kitap Dune Tanrı İmparatoru ile devam ediyor.

    Dune Çocukları’ndaki olayların üzerinden üç bin yıldan fazla geçmiştir. Dune artık çok farklı bir gezegendir. Fakat değişmeyen bir şey var: Dune’un Tanrı İmparatoru II. Leto.

    Dune adıyla bilinen Arrakis gezegeninden evreni kontrol eden Tanrı İmparator II. Leto, evrene daha önce tatmadığı uzunlukta bir barış getirmişti. Fakat son yaklaşıyordu. İnsanlığın evrimini ve geleceğini tayin edebilecek tek kişi olan Tanrı İmparator II. Leto nihai zaferine ulaşmak için çok büyük bir fedakârlıkta bulunmalıydı…

  • Frankenstein Yazar: Mary Sheley

    Frankenstein, günümüz bilimkurgusunun başlangıç noktası.” — Stephen King

    Frankenstein’ın başarısı, insanlığın sonu gelmeyen korkularından biri olan tehlikeli bilgiye karşı korkuyu yeniden ortaya koymasında saklı.” — Isaac Asimov

    “SEVGİ UYANDIRAMIYORSAM, KORKU SALACAĞIM, ÖZELLİKLE DE SANA ÇÜNKÜ SÖNDÜRÜLMEZ BİR NEFRET DUYUYORUM YARATICIMA.”

    Mary Shelley yaşadığı dönem, bulunduğu çevre ve geldiği aile sebebiyle edebiyat tarihinin nevi şahsına münhasır yazarlarından biri olsa da ona ölümsüzlüğü getiren şey “yaratıcılığı”. Shelley’nin iki asır önce kaleme aldığı Frankenstein pek çoklarınca ilk bilimkurgu eseri olmasının yanı sıra gotiğin, korkunun hatta romansın bir araya geldiği gerçek bir edebiyat klasiği. Eserden daha büyük popülariteye ulaşan, kişinin kendi yaratımı tarafından yok edildiği “Frankenstein Teması” ise hem kültürümüzün önemli bir parçası hem de Shelley’nin izlerini takip eden pek çok yazarın çıkış noktası.

    Doğanın sınırlarını zorlamaya kararlı olan genç bilim insanı Victor Frankenstein ceset parçalarını birleştirip uzun çalışmaları sonucunda yaratığına can verir. Başlangıçta nezaket ve iyilik dolu olan canavar, toplumun zulmünden dolayı gün geçtikçe acımasızlaşır ve onu terk eden yaratıcısından intikam almaya karar verir.

    Yaratıcının, yaratımına karşı bir sorumluluğu var mı? Yoksa canavar dünyada yalnız bırakıldığı için intikam aramakta haklı mı?

    Frankenstein, bilimkurgunun Aydınlanması.

    Neil Gaiman’ın sunumuyla

  • Görünmez Adam Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Görünmez Adam, yayımlanışının 110. yılında, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri’ne katılıyor!

    “H. G. Wells,  çocukken okumayı en sevdiğim yazardı.”

    -Vladimir Nabokov-

    “Wells’in kurguları okuduğum ilk kitaplardı; belki de okuduğum son kitaplar da onlar olacak.”

    -Jorge Luis Borges-

    “Şüphesiz Görünmezlik, İstediklerimi Elde Etmemi Sağlıyordu Ama Onların Tadını Çıkarmamı da İmkânsız Kılıyordu.”

    H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Yazdığı bilim fantazileri nesiller boyu yazarları etkilemiş, onlara yol göstermiş; ilk basıldıkları dönemden itibaren etkilerini yitirmeden okurların gönlünde taht kurmaya devam etmiştir. Görünmez Adam da Wells’in eserleri içinde en akılda kalıcı olanlardan biri.

    Tuhaf görünüşlü yabancı, bir tipi sırasında Iping Köyü’ne gelir. Garip hareketleri, giyinişi, suratının tamamının bandajlar içinde olması ve gözlüklerini bir an olsun gözünden çıkarmaması köy sakinleri tarafından kimi zaman şüpheyle, kimi zaman düşmanca karşılanır. Kısa süre içerisinde hakkındaki dedikodular giderek yoldan çıkan bir dizi olaya neden olacaktır.

  • Işık Tanrısı Yazar: Roger Zelazny

    “Zelazny’nin dehasının muhteşem bir örneği. Karakterler ilgi çekici ve başdöndürücü… Işık Tanrısı… bir şaheser.”
    -Salisbury (N.C) Post-

    “Roger Zelazny, bilimkurgunun en iyi hikâye anlatıcılarından. Uçsuz bucaksız ve içgüdüsel diliyle adeta bir şair!”
    -Greg Bear-

    “Yazılmış en iyi beş bilimkurgu romanından biri.”
    -George R. R. Martin-

    “Eğlenceli ve zekice yazılmış. Okuduktan sonra yazar olmayı isteyeceğiniz bir roman.”
    -Neil Gaiman-

    “Asla bir tanrı olduğunu iddia etmedi. gerçi bir tanrı olmadığını da iddia etmedi.”

    Roger Zelazny, farklı pek çok mitolojiyi bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Hint mitolojisiyle harmanlanan Işık Tanrısı ise sadece bilimkurguyu değil, tüm spekülatif kurguyu değiştiren, benzersiz bir roman. Gaiman’ın en iyi romanı olarak kabul edilen Amerikan Tanrıları’na fikir babalığı yapmakla kalmamış, tanrılar ve insanlar arasındaki isim oyunlarına da ilham kaynağı olmuştur. Martin’in epik serisi Buz ve Ateşin Şarkısı’ndaki Işık Tanrısı da ismini bu romandan alır, tıpkı Sam Tarly’nin ismini bu romanın başkahramanı Sam’den aldığı gibi.

    Dünya yok olalı çok uzun bir süre olmuştur. Kolonileşmiş bir gezegendeki tüm teknolojik gücü ele geçiren insanlar ise kendilerini ölümsüz kılmış ve Hint tanrılarının rolünü üstlenerek o gezegenin kontrolünü ele geçirmiştir.

    Ancak bu kötü niyetli topluluğa karşı çıkacak biri vardır: Siddhartha ya da Mahasamatman; nam-ı diğer Işık Tanrısı.Işık Tanrısı, tanrılaşmış insanlara tanrısal bir müdahale.
    George R. R. Martin’in sonsözüyle.

  • Kaplan! Kaplan! Yazar: Alfred Bester 1,00 

    “Bester’in iki muazzam kitabı zamanının ötesine geçmeyi başardı. Yaklaşık altmış senedir herkesin en iyi on bilimkurgu kitabı listesindeki yerlerini korudular.”

    -Robert Silverberg-

    “En sevdiğim kitap ne mi? Kaplan! Kaplan!

    -William Gibson-

    “Bilimkurgu edebiyatı gerçek deha ürünü çok az eser çıkardı ve bu da onlardan biri.”

    -Joe Haldeman-

    “Pekçoklarınca şimdiye dek yazılmış en iyi bilimkurgu romanı.”

    -Samuel R. Delany-

    Kaplan! Kaplan!, Alfred Bester’in yazdığı en iyi eser.”

    -James Lovegrove-

    “Yüksek maceranın, zengin yaşamanın ve zor ölmenin olduğu bir Altın Çağ’dalardı… ama kimse öyle düşünmüyordu. Servet ve hırsızlığın, talan ve yağmacılığın, kültür ve ahlaksızlığın geleceği… ama kimse bunu kabul etmiyordu. Aşırıların çağındaydılar, ucubelerin büyüleyici yüzyılı… ama kimse bunu sevmiyordu.”

    Uzayda ölüme terk edilen ve 170 gün boyunca havasız ortamda hayatta kalmayı başaran Gully Foyle, kendine geldikten sonra gemi enkazından kurtulur ve intikamını almak için yola koyulur. Tüm Dünya’yı değiştirecek bir sırrı da yanında taşımaktadır.

    Alfred Bester Kaplan! Kaplan!’da bilimkurguya getirdiği tüm yenilikleri bir seviye ileri götürüyor ve belki de yazılmış en iyi bilimkurgu romanını ortaya çıkarıyor. Kaplan! Kaplan!, bilimkurgu edebiyatındaki Monte Kristo Kontu.

    Graham Sleight’ın sunumuyla

    Neil Gaiman’ın sonsözüyle

  • Kıyamete Bir Milyar Yıl Yazar: Boris Strugatski, Arkadi Strugatski, 1,00 

    “Strugatski Kardeşler’den biri Gogol’ün diğeri ise Çehov’un soyundan geliyor ama hiç kimse hangisinin hangisi olduğundan emin değil. Bu kitap kesinlikle harika.”
    -Ursula K. Le Guin-

    “Türü bilimkurgu olsun ya da olmasın, bu kitap okuduğum en iyi, en etkileyici kitaplardan biri.”
    -Theodore Sturgeon-

    “Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın?”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Henüz taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biri.

    Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü’nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa’ya, eşinin annesinin evine gönderir.

    Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir.

    Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır? Kıyamete Bir Milyar Yıl, edebiyatın “Sorun sende değil, kâinatta!” deme biçimi.

  • Maymunlar Gezegeni Yazar: Pierre Boulle 1,00 

    “Maymunlar Gezegeni, Gulliver’ın Gezileri’nin gelecekteki versiyonu.”
    -Louisville Times-

    “Romanın şaşırtıcı finali bile tek başına dehşet verici.”
    -Newark News-

    “Aklını kullanabilen insanlar mı? Hayır, bu mümkün değil; bu noktada yazar ne yazık ki maksadını aşıyor!”

    Pierre Boulle, Avrupa’dan çıkıp yazdığı bilimkurgu romanıyla vahşi batılı meslektaşlarıyla baş edebilen ilk, belki de son frankofon. Maymunlar Cehennemi ve diğer sinema uyarlamalarına da ilham kaynağı olan Maymunlar Gezegeni ise, insanlığın en derin korkularından birinin eşsiz anlatısı.

    Çok da uzak olmayan bir gelecekte üç uzay gezgini; verimli ormanları, yaşanabilir iklimi ve temiz havasıyla Dünya’ya fazlasıyla benzeyen bir gezegene iniş yapar. Bu gezegen her yönüyle kusursuz gözükse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

    Gerçek, çok geçmeden açığa çıkar: Bu gezegende insanlar vahşiyken, uygar maymunlar onların efendileridir. Henüz maceranın başında yol arkadaşlarından kopup tek başına mücadele etmek zorunda kalan Ulysse Mérou, bu cennet görünümlü cehennemden kurtulmanın yollarını tek başına bulmak zorundadır.

    Ulysse, insanlığın kurtarıcısı olmayı başarabilecek mi? Yoksa bu lanetli geleceğin son tanığı mı olacak?
    Maymunlar Gezegeni, insanlar gezegeninden daha insani bir satir.

  • Pazartesi Cumartesiden Başlar Yazar: Arkadi Strugatski, Boris Strugatski, 1,00 

    “Strugatski Kardeşler, varsayılan önermelerden mantıklı çıkarımlar yaparak fantastik geleneğin realistleri olduklarını gösteriyorlar.”
    -Stanis?aw Lem-

    “Strugatski Kardeşler beni en az Orwell, Huxley ve Dick kadar etkiledi.”
    -Jonathan Lethem-

    “İnsan, İstediğini Elde Edebiliyor Ve Elde Edebildiğini İstiyorsa, O Zaman Mutludur.”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Pazartesi Cumartesiden Başlar ise büyünün ve bilimin muazzam karışımıyla, Strugatski Kardeşler’in külliyatı içerisinde bile benzeri bulunmayan bir eser.

    Her şey bilgisayar mühendisi Saşa Privalov’un iki otostopçuyu arabasına almasıyla başlar. Bu iki otostopçu imkânsızın sıradanlaştığı, sonsuzluğun sadece bir pazartesi gününden ibaret olduğu, mitolojik karakterlerin koridorlarında cirit attığı YOKHİÇ Enstitüsü’nde çalışmaktadır. Privalov da büyü araştırmalarının ciddi bir iş olduğu bu tuhaf dünyanın ister istemez içine çekilir.

    Strugatskiler’in bilim üzerine kurguladıkları büyü akademisi, J. K. Rowling’in Hogwarts’ına, Patrick Rothfuss’un Üniversitesi’ne yıllara öncesinden gelen bir esin. Strugatskiler’in isterlerse Kafka olabileceklerini ama büyük bir mutlulukla kendi yollarını çizdiğini gösteren bu kitap, yazılmış en benzersiz satirlerden de biri.

    Bilim, büyü ve sosyalizmin bir araya geldiği bir dünyada, kaos ne kadar uzakta olabilir ki? Pazartesi Cumartesiden Başlar, büyünün çarpım tablosu.