Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
BİLİMKURGU (69)

33–48 / 103 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Doctor Who Savaş Makineleri Cep Boy Yazar:

    Büyük Zaman Savaşı ve Savaş Doktoru’na dair şimdiye dek anlatılan en detaylı hikâye!

     

    “Eğer Dalekleri yenmemize yardımı olacaksa, Doktor, milyarlarca kişinin ölümü bizim için hiçbir anlam ifade etmez.”

     

    Büyük Zaman Savaşı yüzyıllardır sürüyor ve evreni tahrip ediyordu. İnsanların yaşadığı gezegenler, Dalekler tarafından ele geçirilmişti. Yorgun ve kızgın Doktor’un başını çektiği bir TARDIS filosu Daleklere saldırmaya hazırlanırken aniden Doktor’un TARDIS’i hemen altında bulunan gezegen Moldox’a çakılmaktan kurtulamadı. Bu kaotik toprak parçasında kısılı kalan Doktor’un dikkatinden bir şey kaçmamıştı: Dalekler insanları topluyor ancak öldürmüyorlardı. Cinder adında genç bir Dalek avcısıyla karşılaşan Doktor, durumun aslını öğrenmeye hazırdı. Moldox’tan Gallifrey’e kadar uzanan zorlu macerada, Daleklerin planını çözmeye çalışan ikili her şeyi hatta herkesi değiştirecek olaylara şahit olacaklardı. 8. ve 9. Doktor arasında köprü kuran, Doctor Who 50. Yıl Özel Bölümü olan The Day of the Doctor’la tüm dünyaya tanıtılan Savaş Doktoru’nun yalnızca kendisine ait ilk ve tek macerası: Savaş Makineleri.

     

    “Pek çok suratım oldu. Pek çok yaşamım. Hepsini gün yüzüne çıkarmadım. Unutmak için çok çabaladığım tek bir yaşamım oldu… Zaman Savaşı’nda savaşan Doktor.”

  • Doctor Who Siluet Yazar: Justin Richards 1,00 

    “Vastra, Strax ve Jenny mi? Ah hayır, onları rahatsız etmemize gerek yok. Güven bana.”

    12. Doktor’u Viktorya dönemi Londra’sında Paternoster Çetesi’yle buluşturan yepyeni ve esrarengiz Doctor Who macerası “Siluet” Türkçede!

    Marlowe Hapworth kilitli çalışma odasında ölü bulunur. Kimliği belirlenemeyen bir saldırgan tarafından öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Bu tam da Meşhur Dedektif Madam Vastra’ya göre bir iştir. Eldivensiz boks yapan Rick Bellamy’nin hayatı, cenazeci kılıklı biri tarafından elinden alınır. Bu olay Sontaran Strax’ı öfkelendirir. Gariplikler Karnavalı: Acayip ve büyüleyici gösteriler ve akrobatlarla dolu bir eğlence. Burası Jenny Flint’in sorularına cevap aradığı yerdir.

    Bütün bunların birbiriyle bağlantısı nedir? Peki zengin fabrikatör Orestes Milton’ın bu olaylarla ilgisi ne? Doktor ve Clara hakikatin peşine düşmek için diğerlerine katılırken, kendilerini hiçbir şeyin ve hiç kimsenin göründüğü gibi olmadığı bir dünyanın ortasında bulurlar. Gelmiş geçmiş en tehlikeli silah Londra’nın üstüne salınmadan gerçeği ortaya çıkarmayı başarabilecekler mi?

  • Doctor Who Trenzalore Öyküleri Yazar: M. Morris, J. Richards, P. Finch, 1,00 

    “Yüzyıllardır buradayım, bir an olsun rahat vermediler…”

    Öngörüldüğü üzere, evrenin orduları Trenzalore kapılarına dayanmıştı. Gezegenin yerle bir olmasının önünde tek bir engel vardı: Doktor. Bu pejmürde adam, dokuz yüz yıl boyunca gezegeni ve üzerindeki Noel adlı ufak kasabayı kötü niyetli güçlere karşı korumuştu.O korkunç yıllarda yaşanan olayların bir kısmı kayıtlara geçti. Ancak diğer pek çok hikâye gizemini korumayı başardı. Ta ki bugüne dek…

    Bu kitapta anlatılanlar, yüzyıllar boyunca Noel’in ve sakinlerinin yüzleştiği tehlikeleri savuşturan Doktor’un öykülerinden sadece birkaçı. Bu öyküler, günün sonunda dizleri titreyen canavarların ve her şeye rağmen onlara karşı duran bir adamın son anına kadar nasıl direndiğinin şimdilik elimizdeki tek kanıtı.

  • Doctor Who Trenzalore Öyküleri Cep Boy Yazar:

    “Yüzyıllardır buradayım, bir an olsun rahat vermediler…”

     

    Öngörüldüğü üzere, evrenin orduları Trenzalore kapılarına dayanmıştı. Gezegenin yerle bir olmasının önünde tek bir engel vardı: Doktor. Bu pejmürde adam, dokuz yüz yıl boyunca gezegeni ve üzerindeki Noel adlı ufak kasabayı kötü niyetli güçlere karşı korumuştu.O korkunç yıllarda yaşanan olayların bir kısmı kayıtlara geçti. Ancak diğer pek çok hikâye gizemini korumayı başardı. Ta ki bugüne dek…

     

     

    Bu kitapta anlatılanlar, yüzyıllar boyunca Noel’in ve sakinlerinin yüzleştiği tehlikeleri savuşturan Doktor’un öykülerinden sadece birkaçı. Bu öyküler, günün sonunda dizleri titreyen canavarların ve her şeye rağmen onlara karşı duran bir adamın son anına kadar nasıl direndiğinin şimdilik elimizdeki tek kanıtı.

  • Doctor Who: Buz Çarkı Yazar:

    Çark. Satürn’ün bir uydusu etrafında dönüp kaynaklara muhtaç Dünya için bir maden kolonisine ev sahipliği yapan, buzdan ve metalden bir halka… Problemlerinin ardı arkası kesilmeyen bir koloni. Giderek artan ekipman arızaları ve hırsızlıklar. Çark’ta görülmeye başlanan gizemli yaratıkların hikâyelerini anlatan çocuklar. Harap haldeki madenlere inmeyi reddeden bazı genç madenciler…

     

    Bu gençlerden biri Satürn’ün halkalarında gezerken gizemli, mavi bir kulübeyi yok olmaktan kurtaracağından habersiz.

     

    Çark’a ulaştıklarında ise Doktor ile yol arkadaşları Jamie ve Zoe süregelen sabotajın şüphelilerinden biri haline gelince büyük zorluklarla yüzleşmeye başlarlar. Çok geçmeden kendilerini, mazisi Güneş Sistemi’nin yaratılışına kadar uzanan bir gizemin içinde bulurlar. Ve bu gizem, Çark’ı yok etmek üzeredir…

     

    Çağımızın en büyük bilimkurgu yazarlarından biri olan Stephen Baxter’dan soluk soluğa ve benzersiz bir Doctor Who macerası.

  • Doctor Who: Ölüm Şehri Yazar: James Goss, Douglas Adams, 1,00 

    Otostupçunun Galaksi Rehberi serisinin yazarı Douglas Adams’ın senaryosunu yazdığı aynı adı taşıyan klasik bir Doctor Who macerası: Ölüm Şehri… Doktor, Romana’yı tatil için Paris’e götürmeye karar verir. Ancak TARDIS onları 1979’a, zamanın dokusunda bir yırtık olan o gizemli yıla sürükler.

    Çok geçmeden uzaylı bir ırkın, dünyanın en meşhur tablosu Mona Lisa’yı çalma, zaman makinesi yapma ve çok korkulan bir ırkı diriltmeyle ilgili planlarının içinde olduklarını fark ederler. Artık gizemli ve hoş Kont Scarlionilerin entrikalarını bozulması ve insan ırkının kurtarılması Doktor ve Romana’ya bağlıdır.

    Tüm zamanların belki de en sevilen Doktor’u 4. Doktor’dan benzersiz bir macera.

    “Diziyi seviyorsanız, kitaba bayılacaksınız.”
    -Geeks of Doom-

    “Baştan sona Mona Lisa’yla ilgili bir kitap olan Ölüm Şehri’nin, bir başyapıt olmasına şaşmamak gerek.”
    -Doctor Who TV-

    “Birinci sınıf bir eser.”
    -Starburst Magazine-

  • Dönüş Yazar: Robert Charles Wilson 1,00 

    HUGO EN İYİ ROMAN ÖDÜLÜ

    LOCUS EN İYİ BİLİMKURGU ROMANI ÖDÜLÜ ADAYI

    JOHN W. CAMPBELL EN İYİ BİLİMKURGU ROMANI ÖDÜLÜ ADAYI

    “Robert Charles Wilson eşsiz bir yazar. Dönüş de muazzam bir roman.” –Stephen King

    “Okurun aklını alan fikirlere sahip bir bilimkurgu öyküsü anlattığı kadar insani bir hikâye de anlatması nazarımda Dönüş’le ilgili en mükemmel şeylerden biri.” –Jo Walton

    “Wilson, nefes kesici bilimkurgu-gerilim eseri Dönüş’te dokunaklı bir aşk hikâyesini, baba-oğul çatışmasını, apokaliptik bir dünyayı ve ekolojik sorunları mükemmel bir şekilde bir araya getiriyor.” –Publishers Weekly

    “Robert Charles Wilson yaşayan en büyük bilimkurgu yazarlarından biri. Dönüş’te de bu ifadenin doğruluğu tekrar ortaya çıkıyor. Dönüş, son zamanların en iyi bilimkurgu romanı.” –Rocky Mountain News

     “Robert Charles Wilson ince bir zekâya sahip kışkırtıcı bir yazar. Okur, Wilson’ın hikâyeyi nereye götürdüğünü bildiğini düşünürken birden kendini tamamıyla farklı bir yerde buluyor.” –Robin Hobb

    Robert Charles Wilson’ın, milenyum sonrası bilimkurgu edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilen ödüllü eseri Dönüş ile “Dönüş Üçlemesi” başlıyor.

    Yıldızların kaybolduğu, gökyüzünün karardığı bir ekim gecesi, Ekim Olayı’na tanık olan üç genç: Tyler Dupree, Diane Lawton ve Jason Lawton. Tanık oldukları olay yalnızca kendi hayatlarını değil, tüm dünyanın gidişatını değiştirir. İsyanlar, intiharlar ve cinayetler hızla artış gösterirken inanç hareketleri de tıpkı dünyanın çevresindeki bariyer gibi dört bir yanı sarar. Bilim insanlarının çatısı altında toplandığı yeni bir kuruluş olan Perihelyon, Dönü’nün gezegene etkilerini çözmeye çalışırken hükümetler ve şartlar sürekli değişmekte,  tüm bunların ortasında, üç gencin Dönü’nün ve hayatın kendisiyle olan mücadelesi gittikçe tuhaflaşarak sürmektedir.

    İnsan ırkı, evrende yalnız olmadığının farkına acı bir biçimde varacaktır.

  • Dr. Moreau’nun Adası Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Edward Prendick, geçirdiği bir gemi kazası sonucunda kendisini Pasitif Okyanus’nun ortasında, kimselerin uğramadığı volkanik bir adada bulur. Ama şansına, ada pek ıssız sayılmaz: Kendisini deneylerine adamış bir bilim adamı olan Dr. Moreau, alkolik asistanı Montgomery, onun tuhaf hizmetkarı M’ling ve Moreau’nun korkunç deneylerinin ürünü tuhaf yaratıklar. Prendick, adanın içindeki ormanlarda pusu kuran tehlikelerin arasında çıktığı yolculuklarda garip ayinlerle, Kanun’la karşılaşacak, yeni ve tuhaf arkadaşlar edinecektir.

    Bilimkurgunun büyük ustalarından H.G. Wells’ten, doğayla oyuna girişmenin tehlikelerinin ve insan olmanın anlamını sorgulayan, çarpıcı bir başyapıt.

  • Dune Yazar: Frank Herbert 1,00 

    “Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.”
    -Arthur C. Clarke-

    “Güçlü, inandırıcı ve usta işi.”
    -Robert A. Heinlein-

    “Modern bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.”
    -Chicago Tribune-

    En İyi Roman kategorisinde Hugo Ödülü
    En İyi Roman kategorisinde Nebula Ödülü

    Okurlar tarafından 20. yüzyılın en iyi bilimkurgu yapıtı seçilen Dune serisi, yepyeni kapakları ve gözden geçirilmiş çevirileriyle 50. yılında İthaki’de.

    Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından biri sayılan Dune, genç Paul Atreides’in hikâyesini anlatır. Atreides’in ailesi, evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj ‘baharatının’ tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikâye doğacaktır.

    Frank Herbert’ın yarattığı evren, yıllar boyunca milyonlarca okurun zihninde gerçekliğini kabul ettirdi ve bugün de ayakta.

    İyi bir bilimkurgu ve iyi bir edebiyat yapıtı okumak isteyen herkesin yolu Dune serisinde birleşiyor… İthaki’nin yepyeni “Bilimkurgu Klasikleri” dizisi Dune efsanesiyle başlıyor…

  • Dune Çocukları Yazar: Frank Herbert 1,00 

    “Tıpkı insan hayatı gibi, her gezegenin de bir başlangıcı ve bitişi vardır.”

    Frank Herbert, deneylerden çok deneysel yaklaşımların had safhaya ulaştığı, tür içerisindeki “iyi edebiyat iyi edebiyattır”cıları bir araya getiren yeni dalga bilimkurgu akımının en önemli temsilcilerinden. Türün tüm olanaklarını, suyunu çıkarana kadar kullandığı Dune serisinin üçüncü kitabı Dune Çocukları, din ve güç arasındaki ince çizginin altını çizen sayılı romanlardan.

    Paul’ün çöle gidişinin üzerinden dokuz sene geçmiş, çöl gezegeni artık yeşillenmeye başlamıştı. Baharat üretimi de giderek artıyordu. Bu değişimlerle beraber çöl terk ediliyor, kök salmış âdetlerden sapılıyordu.

    Baharatın sağladığı geleceği görme gücünden yoksun kalan Alia, İmparatorluk’u kaybetmemek adına elinden geleni yaparken, karşısında geçmişinden hesaba katmadığı rakipler bulacaktı. Çölün derinliklerinden çıkagelen Vaiz, Paul’ün dinine karşı vaazlar veriyordu. Unutulmayan kan davaları tekrar gün yüzüne çıkacaktı.

    Paul’ün ikizleri, II. Leto ve Ganimet ise İmparatorluk’un yeni mehdileri olarak yetiştirilmekteydi. Fakat onların da kendi planları vardı.

    Dune Çocukları, efsanesiyle uzlaşamayan bir gezegenin yörüngede kalma mücadelesi.

  • Dune Mesihi Yazar: Frank Herbert 1,00 

    Bir edebiyat klasiği olan, dünyanın en çok satan bilimkurgu serisi muhteşem Dune efsanesi, ikinci kitabı Dune Mesihi’yle macerasına devam ediyor. Paul Muad’dib, gezegenlerin hakimi, kutsal savaşın görkemli galibi, prensken devrimci olan bir lider, fanatik bir dini kardeşliğin mesihi…

    Fremenlerin başına geçip Dune adıyla bilinen Arrakis gezegenini kontrol etmeye başlamakla kalmayıp evrenin hükümdarı olan Paul, çağlar süren bir düzene son vermiş, bir halkın kurtuluşu olmuş ve bir gezegenin en büyük ütopyasını gerçekleştirmeye ant içmiştir. Ancak zaferinden on iki yıl sonra, tüm bu güçlere sahip olmasının sebebi olan etkenler onun için bir tehlikeye dönüşür. Paul ise öngörülerine rağmen, felaket getireceğini düşündüğü geleceği değiştirmeye kararlıdır.

    “İnanılmaz… Dune’a ait her şeye sahip, belki daha da fazlasına.”
    -Galaxy Magazine-

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Dune Tanrı İmparatoru Yazar: Frank Herbert 1,00 

    Bilimkurgu edebiyatının en mühim anlatılarından biri olan Dune efsanesi dördüncü kitap Dune Tanrı İmparatoru ile devam ediyor.

    Dune Çocukları’ndaki olayların üzerinden üç bin yıldan fazla geçmiştir. Dune artık çok farklı bir gezegendir. Fakat değişmeyen bir şey var: Dune’un Tanrı İmparatoru II. Leto.

    Dune adıyla bilinen Arrakis gezegeninden evreni kontrol eden Tanrı İmparator II. Leto, evrene daha önce tatmadığı uzunlukta bir barış getirmişti. Fakat son yaklaşıyordu. İnsanlığın evrimini ve geleceğini tayin edebilecek tek kişi olan Tanrı İmparator II. Leto nihai zaferine ulaşmak için çok büyük bir fedakârlıkta bulunmalıydı…

  • Dünyalar Savaşı Yazar: H. G. Wells 1,00 

    “H. G. Wells’in yazdıkları insanı kendine hayran bırakan ve hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacağımız türden.” –Orson Welles

    “Bay Wells’in eserleri zamanın eskitemeyeceği ve gerçekleşmesi pek de imkânsız olmayan hikâyeler anlatıyor.” –Jules Verne

    “Her nesil Dünyalar Savaşı’nı kendi deneyimlerinin ışığında yeniden okuyup yeni bir şeyler öğrenebilir.” –Arthur C. Clarke

    “BU BİR SAVAŞ DEĞİL. HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ OLMADI; İNSANLARLA KARINCALAR ARASINDAKİ BİR SAVAŞTAN DAHA FAZLASI DEĞİL BU.”

    H.G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın ötesinden gelen bir yazar olan Wells, Dünyalar Savaşı’nda istila altındaki umutsuz ve çaresiz bir gezegenin hikâyesini anlatıyor: Dünya’nın.

    Gökyüzünden İngiltere’nin güneyine düşen silindirlerin yarattığı merak hemen sonra yerini korkuya bırakmıştır. Dünya, Mars’tan gelen canlıların istilası altındadır. Henüz ne olduğunu anlayamadan Marslılar tarafından katledilmeye başlayan insanlar, var güçleriyle karşılık vermeye ve direnmeye çalışırlar.

    Uzaylıların kontrolü altındaki İngiltere’de adsız anlatıcının tanıklıkları, insanlığın kaygı verici ümitsizliğinin ve hayatta kalma mücadelesinin karanlık bir portresini çizer. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık hükümdarlığı son mu bulacaktır, yoksa bir kurtuluş ihtimali var mıdır?

    Arthur C. Clarke’ın önsözüyle

    Henrique Alvim Corrêa’nın çizimleriyle

  • Dünyaların Savaşı Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Uzayın derinliklerinde… engin, soğuk ve duygusuz zihinler bu dünyayı kıskanç gözlerle izliyor ve bize karşı uygulayacakları planlarını yavaş yavaş geliştiriyorlardı.

    Herbert George Wells (1866-1946), Bromley, Kent’te doğdu. Bir manifaturacı dükkânındaki iki yıllık çıraklık dönemi de dahil olmak üzere yaşama birkaç ‘yanlış başlangıç’ yaparak başladıktan sonra, Güney Kensington’daki Normal Bilim Okulu’nun bursunu kazandı. Burada T.H. Huxley’den biyoloji dersleri aldı. 1890’da mezun olduktan sonra başladığı öğretmenlik kariyeri, sağlık sorunları nedeniyle pek de uzun sürmedi. 1893’te yaşadığı iç buhranı atlatmaya başladığı sıralarda çeşitli makaleler ve kısa öyküler yazmaya ve çok geçmeden de yaşamını gazetecilikten kazanmaya başladı.

    İlk romanı Time Machine (Zaman Makinesi; 2000, İthaki Yayınları) 1895’te yayımlandı. Bu romanı, 1897’de The Invisible Man (Görünmez Adam), 1898’de The War of the Worlds (Merihliler Yeryüzünde), 1901’de The First Men in the Moon (Ayda İlk İnsanlar), Anticipations, Mankind in the Making, A Modern Utopia ve diğer bilimsel yapıtları izledi. Bunların yanı sıra, Dickens geleneğine bağlı kalarak 1900’de The Wheels of Chance, Love and Mr. Lewisham, 1905’te Kipps, 1909’da Tono-Bungay ve 1910’da The History of Mr. Polly gibi romanlar da yazıyordu.

    Ölümüne kadar romanlar, kısa öyküler, bilimkurgu, biyografik ve tarihi yazılar kaleme aldı. 1934’te yazdığı Experiment in Autobiography, yaşamını, yapıtlarını, düşüncelerini gözden geçirdiği otobiyografik bir yapıttır.

  • Düşmüş Melekler Yazar: Richard K. Morgan 1,00 

    21. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Değiştirilmiş Karbon serisi ve çarpıcı ana karakteri Takeshi Kovacs dizinin ikinci kitabı Düşmüş Melekler’le geri dönüyor!

    Değiştirilmiş Karbon’daki olayların üzerinden otuz sene geçti. Ancak eski bir BM elçisi olan Takeshi Kovacs’ın maceraları hız kesmedi. Pek çok kez kariyer ve kılıf değiştirip yeni bir bedenle bu kez daha büyük olayların ortasında buldu kendini: Kanlı bir ayaklanmayı durdurmak üzere uzak bir gezegenin hükümetince tutulan bir askerdi artık.

    Ancak mesele taraf tutmaya geldiğinde ona kimin ödeme yaptığına bakmaksızın Kovacs istediği tarafı seçerdi – yani kendininkini. Haliyle sıradışı bir ekip onu kadim bir uzaylı gemisine yapılacak hazine avı için çağırdığında bu teklife hayır diyemezdi. Kalaşnikoflarını hazırlayıp görevini yarıda bırakan Kovacs için bu yeni macera tek başına yapamayacağı kadar büyüktü. Ama o istediğini almak için her şeyi yapmaya hazırdı; ölüleri diriltmeye bile.

    Yıldız Gemisi Askerleri ve Bitmeyen Savaş gibi eserlerin izinden giden askeri bilimkurgu/siberpunk türündeki Düşmüş Melekler, son zamanların en dikkat çeken bilimkurgu-aksiyon romanlarından biri.

    “Takeshi Kovasc geri döndü. Morgan, Değiştirilmiş Karbon’da yaratılan dünyayı çok daha ileriye taşıyor.” –Anthony Ryan

    “Bilimkurguyla gerilimi birleştirmedeki ustalığıyla türe hak ettiği yeri kazandırmayı başardı.” –Peter F. Hamilton

    “Morgan şirketlerin açgözlülüğünü, siyasetin çürümüşlüğünü muazzam bir kurguyla ele alıyor.” –The Times

  • Eksen Yazar:

    Robert Charles Wilson’ın, milenyum sonrası bilimkurgu edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilen ödüllü eseri Dönüş’ün devam kitabı Eksen ile “Dönüş Üçlemesi” devam ediyor.

     

    Eksen, Varsayımsallar’ın insan hayatını desteklemek için yarattığı, Kemer’in ötesindeki yeni dünyada geçiyor. Bu dünyadaki Ekvatorya ismi verilen kıtada insanlar kolonileşmiş ve yeni topluluklar oluşmuştur. Lise Adams ise on yıl önce ortadan kaybolan ve Marslılarla ilişkisi olduğunu düşündüğü babasının gizemini çözmek için Ekvatorya’ya gelir. Turk Findley ise eski bir denizcidir ve Ekvatorya’ya yeni bir hayat kurmak için gelmiştir.

     

    Yeni dünyada yaşanan bir kül yağmuru sonrası Turk ve Lise bir araya geldiğinde işler garipleşmeye başlar. Bu kül yağmuruyla Varsayımsallar’ın nasıl bir ilgisi vardır? Lise ile Turk karşılaştıkları gizemleri çözmeye çalışırken Dördüncüler’i ve Marslıları avlayan özel bir gruptan da kurtulmaya çalışırlar. Tüm bunlar olurken, bu misafirperver yeni gezegen gittikçe yabancılaşır. Bilinmez bir gücün yarattığı bu dünya ne kadar güvenlidir?

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları