Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
BİLİMKURGU (69)

65–80 / 103 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Kıyamet Kitabı Yazar: Connie Willis 1,00 

    İlk olarak 1992’de yayımlanan ve tüm zamanların en iyi bilimkurgu eserlerinden biri olarak gösterilen Kıyamet Kitabı, Hugo, Nebula ve Locus ödüllerini almış, Arthur C. Clarke ve BSFA ödüllerine de aday gösterilmiştir.

    Bugüne kadar toplamda 11 Hugo ve 7 Nebula ödülü kazanan ünlü bilimkurgu yazarı Connie Willis, 2011’de Amerikalı Bilimkurgu ve Fantezi Yazarları Derneği tarafından Yaşam Boyu başarı ödülüyle onurlandırılmıştır. Bu ödül daha önce Ursula Le Guin, Michael Moorcock, Ray Bradbury ve Isaac Asimov gibi isimlere verilmiştir.

    Sadece bilimkurgu okurlarının değil, tarihi roman hayranlarının da beğeniyle okuyacağı, sürükleyici bir öykü… Zamanda yolculuk yapıp 1348 yılına, İngiltere’deki Kara Veba salgınının tam ortasına giden Kivrin’in macerası, insanlığın hem geçmişi hem de geleceği üzerine yazılmış en güzel metinlerden biri.

  • Kıyamete Bir Milyar Yıl Yazar: Boris Strugatski, Arkadi Strugatski, 1,00 

    “Strugatski Kardeşler’den biri Gogol’ün diğeri ise Çehov’un soyundan geliyor ama hiç kimse hangisinin hangisi olduğundan emin değil. Bu kitap kesinlikle harika.”
    -Ursula K. Le Guin-

    “Türü bilimkurgu olsun ya da olmasın, bu kitap okuduğum en iyi, en etkileyici kitaplardan biri.”
    -Theodore Sturgeon-

    “Fantastik olayları fantastik olmayan varsayımlarla nasıl açıklarsın?”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Henüz taslak halindeyken sansürün hışmına uğrayan Kıyamete Bir Milyar Yıl ise yazarların en sıradışı ve aykırı romanlarından biri.

    Bir astrofizikçi olan Dimitri Malyanov, kendisine Nobel Ödülü’nü kazandıracağına inandığı projesi üzerine yoğunlaşmak için ailesini Odesa’ya, eşinin annesinin evine gönderir.

    Ancak bir sorun vardır; yalnız kalmasına rağmen sürekli rahatsız edilir. Önce içi votka ve havyar dolu bir kutu, ardından da mini etekli güzel bir kadın kapısında beliriverir. Bu ziyaretler, bilim insanı olan arkadaşlarının da geçerken uğramasıyla sonu gelmez bir hal alır. Hepsi de çok büyük bir keşfin eşiğinde olduklarını ama aniden dikkatlerinin dağıldığını iddia etmektedir.

    Acaba karanlık bir güç, bilimsel gelişmeleri engellemek mi istemektedir? Yoksa tüm bunların daha doğal bir açıklaması mı vardır? Kıyamete Bir Milyar Yıl, edebiyatın “Sorun sende değil, kâinatta!” deme biçimi.

  • Kudret Yazar: Ann Leckie 1,00 

    İmparatorluğun Kudretinden Sakının!

    Bir zamanlar Toren’in Adaleti binlerce bağılıyla galaksiye korku salan bir uzay gemisiydi. Şimdi ise Kalr’ın Merhameti’nin kumandanı olarak, Radch’ın Efendisi’nin emrinde.

    “Her ne kadar imkânsız olsa da, bu kitap Adalet’ten çok daha iyi.”
    -Felıcıa Day, The Guild çizgi roman serisinin yazarı, oyuncu-

    “Leckie, Iain M. Banks ve CJ Cherryh’nin varisi olmaya aday.”
    -Elızabeth Bear, Hugo ve John W. Campbell ödüllü yazar-

    “Leckie, çok ödüllü ilk kitabı Adalet’in devam kitabıyla başarısının tek seferlik olmadığını kanıtlıyor.”
    -Kırkus-

    “Bu devam kitabı, ilk kitapta tanıştığımız karakterler ile dünyayı derinleştiriyor ve hikâyeyi şaşırtıcı bir yöne taşıyor.”
    -Lıbrary Journal-

    “Okurların merakla beklediği uzay operası.”
    -Npr Books-

  • Kumsalda Yazar:

    “Nükleer savaşın ardından radyasyon zehirlenmesiyle ölen bir dünyanın unutamayacağınız bir anlatımı.” –The New York Times
    “DÜNYANIN SONU DEĞİL Kİ BU. YALNIZCA BİZİM SONUMUZ. DÜNYA ESKİDEN NASILSA YİNE ÖYLE DEVAM EDECEK.”
    Döneminin en çok okunan yazarlarından Nevil Shute’un iki dünya savaşını da gören bir uçak mühendisi olduğunu bilince, edebiyatındaki, mesleğini
    seven, çalışkan, iyi niyetli ama dünyanın korkunçluğuyla karşı karşıya kalan çaresiz karakterlerini daha iyi anlayabiliyoruz. Ancak Nevil Shute
    sadece karamsar değildi, mühendisliğin, bilimin insan hayatını nasıl daha iyiye götürebileceğini de düşünen bir yazardı. Yayımlandığı zamanın
    korkularını açıkça görebileceğimiz Kumsalda, günümüzde de kendini unutturmayan “büyük savaş” endişesini ve bu savaşın kazananı olmayacağını
    anlatıyor.
    Dünyadaki son nesil. Üçüncü Dünya Savaşı’nın masum kurbanları. Gittikçe yaklaşan radyoaktif bulut. Medeniyetin son günleri.
    Avustralya’ya sığınan Amerikan denizaltısı Scorpion’ın kaptanı Dwight Towers, eşiyle çocuklarının hâlâ yaşadığına inanmak istiyordu. Yeni
    istihbarat subayı Peter Holmes ise kaçınılmaz sonu ailesiyle nasıl karşılayacağını düşünüyordu. Hayatını çalışarak, birçok arzusunu gerçekleştirmeye
    cesaret edemeden geçiren biliminsanı John Osborne ise kalan zamanını elinden geldiğince güzel geçirmeye kararlıydı.

    Sonra bir umut: Seattle yakınlarından gelen bir sinyal. Belki de hayatta kalan birileri daha vardı. Son bir göreve çıkan bu adamlar ne olursa olsun pes
    etmeden kıyametle yüzleşeceklerdi.
    Kumsalda, hayal bile edemeyeceğimiz bir kâbusu yaşayan sıradan insanların hikâyesi.

  • Leviathan Uyanıyor ( Enginlik Serisi 1. Kitap) Yazar: James S. A. Corey 1,00 

    Geleceğe hoşgeldiniz.

    “Gelecek… tam da olması gerektiği gibi…”
    The Wall Street Journal

    “Gezegenlerarası sürükleyici bir macera.”
    Publishers Weekly

    İnsanlık güneş sistemini Mars’ı, Ay’ı, Asteroit Kuşağı’nı ve de ötesini kolonileştirmiştir. Fakat yıldızlar hâlâ erişilmezdir.

    Jim Holden Satürn’ün halkaları ile Kuşak’taki maden istasyonları arasında mekik dokuyan bir buz şilebinin idari subayıdır. O ve mürettebatı Scopuli adındaki terk edilmiş bir gemiye rastladıklarında korkunç bir sırla karşılaşırlar. Bu birileri için uğruna cinayet işlenecek bir sırdır hem de Jim ile mürettebatının hayal bile edemeyecekleri bir ölçekte. Jim gemiyi oraya kimin ve niye bıraktığını bulamazsa güneş sisteminde savaş çıkacaktır.

    Dedektif Miller bir kızı aramaktadır milyarlarca kişilik bir sistemdeki tek bir kızı. Fakat kızın ailesinde para boldur ve parayı veren düdüğü çalmaktadır. İpuçları onu Scopuli’ye ve isyancı sempatizanı Holden’a çıkardığında Miller bu kızın tüm olup bitenlerin anahtarı olabileceğini anlar.

    Holden ile Miller’ın Dünya hükümeti, Dış Gezegen devrimcileri ve gizli şirketler arasındaki ince bir çizgide yürümeleri gerekmektedir ve şans onlardan yana değildir. Fakat Kuşak’ta farklı kurallar geçerlidir ve küçük bir gemi bile evrenin kaderini değiştirebilir.

  • Mars Yıllıkları Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “İnsan olmayanın içindeki insanı göremez misin?” “İnsanın içindeki insan olmayanı görmeyi yeğlerim.” “Ray Bradbury, bizi aynaların yaşama biçimimizi merhametsizce yansıttığı, kendi içimizdeki ve uygarlığımızdaki hataların abartılarak altının çizildiği bir koridora sokar. Gizli okşayışlarla bizi önce bir memnuniyete sürükler, ardından da “Dünya’nın çarpık, öğütücü, açgözlü düzeni”yle insafsızca yüzleştirir.” -Fred Hoyle-

  • Mars Yıllıkları Yazar:

    “Bradbury’nin öyküleri ve romanları, edebiyatımızın en nadide parçalarından. Ona sahip olduğumuz için şanslıyız.” –Kim Stanley Robinson

    “Bradbury’nin öyküleri öylesine içinize işliyor ki bir daha unutamıyorsunuz.” –Margaret Atwood

     

    Ulusal Kitap Ödülü

    Pulitzer Onur Ödülü

    Ulusal Sanat Madalyası

     

    “BİZ DÜNYALILAR, BÜYÜK VE GÜZEL ŞEYLERİ YIKMAK KONUSUNDA HÜNERLİYİZDİR.”

    Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. 1950’de yayımlanan Mars Yıllıkları ise insana dair yazılmış en naif ve en karanlık eserlerden biri.

    İnsanlık atom savaşlarının gölgesindeki, sorunlarla boğuşan Dünya’yı terk etmek için Mars’ta koloni kurmaya karar verir. İlk roketler umut dolu kızıl gezegene iniş yaptıklarında yolcular hiç beklemedikleri sorunlarla karşı karşıya kalır. Mars’ta yalnız değillerdir.

    Marslılar şekil değiştiren, zihin okuyan, belirli bir gelişmişlik seviyesine erişmiş canlılardır ve gezegene gelen bu istenmeyen ziyaretçiler için orada yeni bir hayat kurmak hiç kolay olmayacaktır. Bradbury’nin yer yer ürkütücü yer yer dramatik anlatımı da burada sahne alır. Irkçılık ve hümanizm gibi fikirler Mars’ta kendine yer bulur. Yazar, âdeta tarihle ve insanlıkla yüzleşir.

    Bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden Mars Yıllıkları, okura insanlığın nihai düşmandan nereye giderse gitsin kurtulamayacağını sert ve vurucu bir biçimde anlatıyor: Kendisinden.

     

    Jorge Luis Borges’in önsözüyle

  • Marslı Yazar: Andy Weir 1,00 

    Goodreads okurlarına göre 2014’ün En İyi Bilimkurgu Romanı! Altı gün önce, Mark Watney Mars’a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

    “Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip.”
    -Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

    “Sürükleyici… Defoe’nun Robinson Crusoe’su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi.”
    -Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

    “Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden.”
    -John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

    “Andy Weir’in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil.”
    -Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı-

    “Marslı aklımı başımdan aldı!”
    -Ernest Cline, Başlat romanının yazarı-

    “Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı.”
    -Library Journal-

  • Maymunlar Gezegeni Yazar: Pierre Boulle 1,00 

    “Maymunlar Gezegeni, Gulliver’ın Gezileri’nin gelecekteki versiyonu.”
    -Louisville Times-

    “Romanın şaşırtıcı finali bile tek başına dehşet verici.”
    -Newark News-

    “Aklını kullanabilen insanlar mı? Hayır, bu mümkün değil; bu noktada yazar ne yazık ki maksadını aşıyor!”

    Pierre Boulle, Avrupa’dan çıkıp yazdığı bilimkurgu romanıyla vahşi batılı meslektaşlarıyla baş edebilen ilk, belki de son frankofon. Maymunlar Cehennemi ve diğer sinema uyarlamalarına da ilham kaynağı olan Maymunlar Gezegeni ise, insanlığın en derin korkularından birinin eşsiz anlatısı.

    Çok da uzak olmayan bir gelecekte üç uzay gezgini; verimli ormanları, yaşanabilir iklimi ve temiz havasıyla Dünya’ya fazlasıyla benzeyen bir gezegene iniş yapar. Bu gezegen her yönüyle kusursuz gözükse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

    Gerçek, çok geçmeden açığa çıkar: Bu gezegende insanlar vahşiyken, uygar maymunlar onların efendileridir. Henüz maceranın başında yol arkadaşlarından kopup tek başına mücadele etmek zorunda kalan Ulysse Mérou, bu cennet görünümlü cehennemden kurtulmanın yollarını tek başına bulmak zorundadır.

    Ulysse, insanlığın kurtarıcısı olmayı başarabilecek mi? Yoksa bu lanetli geleceğin son tanığı mı olacak?
    Maymunlar Gezegeni, insanlar gezegeninden daha insani bir satir.

  • Merhamet Yazar: Ann Leckie 1,00 

    Adalet ile başlayan üçlemenin sonu…

    Bir zamanlar Toren’in Adaleti binlerce bağılıyla galaksiye korku salan bir uzay gemisiydi. Şimdi ise Kalr’ın Merhameti’nin kumandanı olarak intikam için son savaşını veriyor.

    “Leckie, Iain M. Banks ve C. J. Cherryh’nin varisi olmaya aday.”

    -Elizabeth Bear, Hugo ve John W. Campbell ödüllü yazar

    “Bu üçlemeyi okumadıysanız kesinlikle okumalısınız. Ann Leckie’nin sosyopolitik uzay operası, uzak galaksilerde lazer savaşı yapan uzay gemilerine yeni bir soluk getiriyor.”

    -NPR Books

    “Ann Leckie’nin üçlemesi, bir bilimkurgu klasiği olarak yıllarca okunacak.”

    -Library Journal

    “Soluk kesen, muhteşem bir eser.”

    -Publishers Weekly (Starred Review)

    Merhamet, umut veren üçlemenin görkemli sonu.”

    -RT Book Reviews

  • Pazartesi Cumartesiden Başlar Yazar: Arkadi Strugatski, Boris Strugatski, 1,00 

    “Strugatski Kardeşler, varsayılan önermelerden mantıklı çıkarımlar yaparak fantastik geleneğin realistleri olduklarını gösteriyorlar.”
    -Stanis?aw Lem-

    “Strugatski Kardeşler beni en az Orwell, Huxley ve Dick kadar etkiledi.”
    -Jonathan Lethem-

    “İnsan, İstediğini Elde Edebiliyor Ve Elde Edebildiğini İstiyorsa, O Zaman Mutludur.”

    Arkadi ve Boris Strugatski, entelektüel açıdan kışkırtıcı, inanılmaz eğlenceli, cesur ve eleştirel kitaplarıyla “Sovyetler döneminin en büyük bilimkurgu yazarları” sıfatını hak eden yegâne ikili. Pazartesi Cumartesiden Başlar ise büyünün ve bilimin muazzam karışımıyla, Strugatski Kardeşler’in külliyatı içerisinde bile benzeri bulunmayan bir eser.

    Her şey bilgisayar mühendisi Saşa Privalov’un iki otostopçuyu arabasına almasıyla başlar. Bu iki otostopçu imkânsızın sıradanlaştığı, sonsuzluğun sadece bir pazartesi gününden ibaret olduğu, mitolojik karakterlerin koridorlarında cirit attığı YOKHİÇ Enstitüsü’nde çalışmaktadır. Privalov da büyü araştırmalarının ciddi bir iş olduğu bu tuhaf dünyanın ister istemez içine çekilir.

    Strugatskiler’in bilim üzerine kurguladıkları büyü akademisi, J. K. Rowling’in Hogwarts’ına, Patrick Rothfuss’un Üniversitesi’ne yıllara öncesinden gelen bir esin. Strugatskiler’in isterlerse Kafka olabileceklerini ama büyük bir mutlulukla kendi yollarını çizdiğini gösteren bu kitap, yazılmış en benzersiz satirlerden de biri.

    Bilim, büyü ve sosyalizmin bir araya geldiği bir dünyada, kaos ne kadar uzakta olabilir ki? Pazartesi Cumartesiden Başlar, büyünün çarpım tablosu.

  • Resimli Adam Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “Bradbury’nin öyküleri öylesine içinize işliyor ki bir daha unutamıyorsunuz.”

    –Margaret Atwood

    Ulusal Kitap Ödülü

    Pulitzer Onur Ödülü

    Ulusal Sanat Madalyası

    “BU RESİMLER GELECEĞİ GÖSTERİR.”

    Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Tüm yeteneklerini sergilediği ve çerçeve öykü formatında yazdığı Resimli Adam ise modern bireyin psikolojisine ve teknolojik ilerlemenin karanlık yanına ışık tutan eşsiz bir öykü derlemesi.

    Tüm vücudu, hareket eden dövmelerle kaplı Resimli Adam bu durumundan dolayı neredeyse kırk yıldır kalıcı bir iş bulamamıştır hatta karnavallarda bile çalışamıyordur artık. Çünkü lanetli bedeninin üzerindeki dövmeler geleceği göstermektedir. Yanında belli bir süre geçiren kişinin kaderi Resimli Adam’ın bedeninde görünüverir.

    Dövmeleri üzerinden hikâyeler bir bir ortaya dökülür. Bir çocuğun hayalleri kadar naif, bir bilim insanının gerçekleri kadar kuvvetli toplam on yedi öykü Resimli Adam’ın vücudunda hayat bulur.

    Ölümden inançlara, nükleer savaştan ırkçılığa, dünyanın sonundan uzaydaki yalnızlığımıza kadar insanlığa dair birçok konuya değinen Bradbury, hayallerimizle hakikati karşı karşıya getirip eleştiren, düşündüren ve dehşete düşüren bir bilimkurgu klasiği ortaya çıkarıyor.

    Resimli Adam, bilimkurgunun kaleydoskopu.

  • Saptırıcılar Yazar: Thomas Mullen 1,00 

    Ödüllü yazar Thomas Mullen’dan 1984 ve Fahrenheit 451 gibi distopya klasiklerini hatırlatan yüksek tempolu bir roman.

    Zed gelecekten -dünyanın sorunlarının çözüldüğü; açlığın, savaşın, ümitsizliğin olmadığı bir zamandan- gönderilmiş bir ajandır. Görevi o geleceği korumaktır. Tarihteki tüm felaketleri, özellikle de bizim zamanımızda gerçekleşen ve Zed’e ne pahasına olursa olsun savunması emredilen Büyük Facia’yı doğal akışına bırakması gerekse bile.

    Zed’in görevi gözden düşmüş eski bir CIA ajanının, Irak’ta kaybettiği asker kardeşinin yasını tutan genç bir avukatın ve daha çok sayıda kişinin yaşantısını altüst edecektir. Peki şimdiki zaman, mükemmel geleceği bozmadan önce son görevini tamamlayabilecek midir?

    Saptırıcılar günümüzün küresel krizlerine yeni bir bakış açısıyla yaklaşarak tarihin doğasını ve onu şekillendirmekteki rolümüzü ele alıyor. Bu roman Mullen’ı neslinin en heyecan verici ve hayal gücü kuvvetli yazarları arasına sokuyor.

    “Jilet kadar keskin. Gücüyle ve alışılmadık güzelliğiyle vahşi olduğu kadar muazzam da.”
    -Warren Ellis-

    “Bu kadar eşsiz ve orijinal bir öykü ancak eşsiz ve orijinal bir zihinden, yani Thomas Mullen’dan çıkabilirdi.”
    -Alex Tse-

  • Sendrom Yazar:

    Hugo Ödüllü yazar John Scalzi’nin yakın gelecekte geçen bilimkurgu – gizem türündeki Sendrom Serisi’nin ilk kitabı Sendrom’la
    heyecan başlıyor.
    Bilinmeyen bir virüs tüm dünyada yayılmaya başlamıştır. Virüsü kapanların çoğu bu durumdan etkilenmezken, şanssız beş milyon
    insanda “Sendrom” ortaya çıkar. Hastalar tamamen bilinçli ve kendinde olsalar da hiçbir şekilde hareket edemezler. Her çeşit insanı
    etkileyen bu hastalık tüm dünyayı değiştirir.
    Yirmi beş yıl sonra, “Haden sendromu” adı verilen hastalığın şekillendirdiği dünyada çaylak FBI ajanı Chris Shane, deneyimli bir
    ajan olan Leslie Vann ile ortak olur. İkili, Watergate Hotel’de işlenen ve Haden sendromuyla bağlantılı gibi duran bir cinayete
    atanırlar ve tek şüpheli de bir “entegreci” yani bedenini sendromlu birine bir süreliğine ödünç veren biridir. Bu yüzden asıl şüphelinin
    kim olduğunu bulmak oldukça zorlaşır.
    Shane ve Vann cinayetin gizemlerini ortaya sermeye başladıkça suçun çok daha büyük bir şeyle alakası olduğu açığa çıkar. Bir
    cinayet vakası olarak başlayan soruşturma, ikiliyi büyük şirketlerin salonlarından sendromluların Agora denen sanal ortamlarına ve
    sürprizlerle dolu yeni bir toplumun derinliklerine götürür. Orada karşılaşacaklarıysa akla hayale sığmayacak kadar büyüktür.
    “Zekice yazılmış, düşündürücü, eğlenceli ve ayrıca sağlam aksiyon barındıran bir roman.” —Patrick Rothfuss
    “John Scalzi, yazdıklarını bambaşka bir seviyeye taşıyor. Sendrom, bugüne kadar yazdığı en iyi kitap.” —Cory Doctorow

  • Son Koloni Yazar: John Scalzi 1,00 

    John Perry şiddet dolu bir evrende nihayet huzura kavuşmuş olup insanlığın pek çok kolonisinden birinde eşi ve kızıyla beraber yaşamaktadır. Güzel bir yaşantısı olmasına rağmen daima bir şeyin eksikliğini çekmektedir. John ile Jane’den yeni bir koloni dünyasını yönetmeleri istendiğinde John evreni bir kez daha keşfetme fırsatına balıklama dalar.

    Fakat Perry kısa zamanda hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenir. O ve yeni kolonisi, insanlığın Koloni Birliği ile tüm insan yayılımına yasak getirmiş durdurulamaz bir uzaylı ittifakı arasında oynanan bir savaş ve diplomasi oyunundaki birer piyondan ibarettir.

    Uzayda bu çekişme yaşanırken Perry de ölümcül sırlarını henüz belli etmemiş bir gezegendeki korku dolu kolonicilerini hem tanıdık hem de yabancı tehlikelere karşı korumaya çalışır.

    Perry herkesin kurtuluşu için yalanlarla ve yarı doğrularla dolu olan bu ağı bozmaya ve de sorumluluğundakileri insan ırkının son kolonisi haline getirmekle tehdit eden çok büyük bir savaşı engellemeye mecburdur.

    “Saf bir hayalperestlik… Scalzi’nin zekice diyalogları, hızlı bir tempoya sahip öyküsü ve güçlü karakterleri akla Robert Heinlein’ı getiriyor.”
    The Times

    “Katıksız bir zevk… çekici, iyi yazılmış ve akıllıca.”
    Daily Telegraph

  • Su Adamı Yazar: Aleksandr Belyaev 1,00 

    Türkçeye daha önce Profesör Dowell’in Başı ve Ket Yıldızı kitapları çevrilen ünlü Rus bilimkurgucu Aleksandr Belyaev’in başyapıtı Su Adamı, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri dizisinin 21. kitabı olarak ilk kez Türkçede.

    Tarihte bilimkurgu yazarak geçimini sağlayan ilk yazar olan Belyaev, aynı zamanda “Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak da nitelendiriliyor.

    Su Adamı’nda çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlerin yanı sıra insanüstü bir canlı olarak dışdünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz.

    Belyaev bu eserinde fakirlere daha iyi yaşam koşulları sağlamak gibi sosyal meselelere de dokunmaktan geri durmuyor.