Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI (22)

1–20 / 22 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • 49 Numaralı Parçanın Nidası Yazar: Thomas Pynchon 1,00 

    TIME’ın 1923-2005 arası En İyi İngilizce 100 Roman listesinde yer alan 49 Numaralı Parçanın Nidası, Amerikalı yazar Pynchon’ın kaleminden 1966’da çıkan postmodern bir gizem romanı. Zamanında Nabokov’un öğrencisi olduğu gibi, aynı zamanda William Gibson, David Foster Wallace, Salman Rushdie ve Neal Stephenson gibi farklı türlerde ustalaşan yazarların etkilendiği bir kalem olan Pynchon, medyadan kendisini çok iyi sakladığı için günümüzün Salinger’ı olarak da anılıyor. Nerede yaşadığı kesin olarak bilinmeyen ve birkaç pozu dışında fotoğrafı da bulunmayan yazarın adı, Nobel Edebiyat Ödülü kulislerinde uzun yıllardır tartışılıyor. Pynchon, Harold Bloom’a göre çağının en önde gelen Amerikan romancılarından biri.

    49 Numaralı Parçanın Nidası Amerikan tarihindeki, gerek politik gerekse sosyal açıdan, en çalkantılı dönemlerden biri olan 1960’lı yıllarda yazılır. Uyuşturucu kültürü, Vietnam Savaşı, John F. Kennedy ve Martin Luther King cinayetleri, kadın hakları mücadelesi bu döneme damgasını vuran olayların yalnızca bir kısmıdır. Thomas Pynchon, bu kültürel olaylardan faydalanır: 49 Numaralı Parçanın Nidası tüm kültürel karmaşayı içinde barındırır.

    Oedipa Maas, kocası Mucho ile beraber yaşayan genç bir kadındır. Bir gün, eski erkek arkadaşı Pierce Inverarity’nin öldüğünü ve kendisini vasisi olarak adadığını açıklayan bir mektup alır. Vasiyeti yerine getirmeye karar veren Oedipa, San Narciso’ya yola çıkar ve bundan sonra kendisini gizemli bir dünyanın içinde bulur. Büyük bir gizemi çözmek üzere olduğuna inanan Oedipa gitgide dünyadan soyutlaşacak ve yalnızlığa gömülecektir. Oedipa’nın çevresindeki dünya uyuşturuculara, komplo teorilerine, hayallere dayalı bir yer haline gelir. Öyle sık halüsinasyon görür ki kaotik bir yabancılaşmanın içine tıkılıp kalır. 49 Numaralı Parçanın Nidası her şeyden öte kültürel kaosu ve iletişim sorunlarını kendisini çevresinde dağılıp giden halüsinojenik bir dünyanın içinde bulan genç bir kadının gözlerinden anlatan bir romandır.

    Oedipa, bir gün Pierce’ın pul koleksiyonunun açık artırma ile satılacağını öğrenir. Pullar 49 numaralı parça olarak satışa çıkarılacaktır. Gizemli bir katılımcı 49 numaralı parçanın peşindedir. Bu gizemli kişinin kimliğini öğrenmek üzere müzayedeye gitmeye karar veren Oedipa, 49 numaralı parçanın nidasını bekler.

  • Ada Yazar: Aldous Huxley 1,00 

    Huxley, ölümünden bir yıl önce yayımladığı son romanı Ada ile, Cesur Yeni Dünya’nın karşıtını yarattı. İnsanoğlu için daha iyi bir dünya, daha iyi koşullar mümkün mü? Yanıt, Huxley’in ütopik adası Pala’da gizli. Ada: Dünyaya sunulan panzehir.

    “En iyi 99 modern romandan biri.”
    -Anthony Burgess-

    “Gerçekten büyük felsefi romanlardan biri.”
    -The Times-

  • Bay King Yazar: Ronald De Feo 1,00 

    “Hedefler ve mekânlar farklı olsa da
    iş hep aynıydı. Her işin sonu aynı şekilde bitiyordu. Öyle olmak zorundaydı…
    Aynı hikâye, aynı rutin. Tetiği çekersin, adam ölu?r, o kadar. Ya tetiği çekmezsen ne olur?”
    Yaptığı işten sıkılmaya başlayan ve mimariye olan tutkusunu keşfeden işinin erbabı bir tetikçi için
    du?nya artık vurulması gereken hedeflerin peşinde koşulacak bir yer olmaktan çıkar. Hayatındaki en zor göreve gönderildiğinde yeni tutkuları ve kariyeri arasında kesin bir seçim yapmak zorunda kalır…

    “Öfkeli ve takıntılı bir adamın çevresindeki du?nyaya dair derin bir farkındalık geliştirmesi hakkında ilgi çekici bir öyku?…”
    Publishers Weekly

  • Bilinmeyen Değer Yazar: Hermann Broch 1,00 

    Kendini bilime adamış bir insan, üzerinde yükseldiği temele dayanarak -aksi halde zaten münferit bilime de varamazdı- ulaşmaya çabaladığı ve çabalamak zorunda olduğu o genel sonuca nasıl varabilir? Diğer bir deyişle, münferit bir bilim dalından hareketle, rasyonel olarak üstesinden gelinemeyecek (ölümün, aşkın, hemcinsin büyük sorularında tezahür eden) bilgi kalıntısının çözümüne nasıl ulaşabilir? Bunun bir yolu var mıdır? Çözümün, insanın esas varlık temelinden hareketle gerçekleşmesi gerektiği açıktır…
    Hermann Broch 

    Ölüm ve sonluluk üzerine düşünmek Montaigne’den bu yana unutulmuş bir meseleydi batı sanatı ve felsefesi için. Hermann Broch bu durumu tersyüz eden kişidir. Tüm yapıtı sonlu, ölümlü varlığın, insanın odağında yer aldığı bir çabanın ürünüdür. Sadece ölüm ve sonluluktan hareketle bilgiyi, felsefeyi ve sanatı birbirinin nesnesi kılar Broch. Her üç alanın da ayrıcalıklı bir bilgi nesnesine ve kesin bilgiye sahip olduğunu savunanlara inat… Dolayısıyla, Bilinmeyen Değer, temasıyla da bir Broch klasiğidir! Ahmet Öz

    Bu romanın teması bilgidir. Broch, Bilinmeyen Değer’de, modern bilimsel çalışmayı karikatürize ediyor ve Rilke’nin de ele almış olduğu gibi “ikinci dereceden bir gerçeklik”in kesinliğini iletiyor.
    Egon Vietta

  • Biz Yazar: Yevgeni İvanoviç Zamyatin 1,00 

    Rusça aslından çevirisiyle Türkçede ilk kez: Bütün bir yirminci yüzyıl edebiyatını etkileyen, Aldoux Huxley, Ayn Rand, George Orwell, Kurt Vonnegut, Ursula K. Le Guin için açık esin kaynağı olan BİZ, ilk kez özgün dilden çevirisiyle okurların karşısında.
    Herkesin numaralarla adlandırıldığı ve her an dinlenip gözetlendiği bir ülkede, Tek Devlet’in komşu gezegenlere yayılmak için yaptırdığı uzay gemisinin çalışmalarına katılan bir mühendis günlük tutmaktadır. Herkesin devlete yararlı ve iyi olmasının övgüsüyle başlayan günlük, yavaş yavaş mühendisin devletin başındaki İyilikçi’nin matematiksel, kusursuz düzeninin sorgulanmasına dönüşür.

    “Devlet kendini ve hedeflerini yaşatıyor, ama ölmeyi gönüllü olarak elbette kabul etmiyor – o yüzden yeni şimşekler, fırtınalar, kasırgalar başlayacak. Böyledir bu yasa, sonsuza dek fırtına gibi bir ‘d’ ile taçlanan o yumuşak ‘evrim’ böyledir. Fırtınanın güçlü nefesi bu sayfalarda duracak.”
    -Yevgeni Zamyatin-

    “Zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. Bu kitabın konusu aslında Makine’dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin.”
    -George Orwell-

    “Otomatik Piyano’yu yazarken olay örgüsünü gururla Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sından ödünç aldım, o da zaten gururla Yevgeni Zamyatin’in Biz’inden ödünç almıştı.”
    -Kurt Vonnegut-

    “Yazılmış en iyi bilimkurgu kitabı. İyi, zeki ve güçlü bir kitap; duygusal açıdan sarsıcı ve teknik açıdan, bilimkurgunun metafor menzilini kullanma tarzıyla, o zamandan bu yana yazılmış birçok kitaptan çok daha ilerde.”
    -Ursula K. Le Guin-

    Ölmeden Önce Özgün Dilden Çevirisiyle Okumanız Gereken 1001 Kitap’tan biri.

  • Büyülenme Yazar: Hermann Broch 1,00 

    “Broch’un Büyülenme adlı romanı yirminci yüzyılın en önemli romanlarından biridir, hattâ belki de Thomas Mann’ın Doktor Faustus’undan daha başarılı olduğu söylenebilir. Her iki eser de Hitlerizmin psikolojik köklerini açığa çıkarmaktadır.”
    George Steiner

    “Nasıl ki dünya edebiyatında, modern düzyazı alanında İngiltere’yi Joyce, Fransa’yı Proust temsil ediyorsa Hermann Broch da yeni Alman düzyazısını temsil eder.”
    Rudolf Brunngraber

    1935 yılında, Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden yaklaşık iki yıl sonra kaleme alınan Büyülenme adlı romanda Broch, Avrupa’da faşist sistemlerin nasıl egemen olabildiği sorusuna cevap arar; faşizmin egemen olmasına yol açan psişik, politik ve kitle psikolojisiyle ilgili nedenleri ve mekanizmaları ele alır. Roman, Alpler’de bir köyde geçer. Günün birinde bu köye Marius Ratti adlı bir yabancı gelir ve çok geçmeden her sosyal kesimden, her yaştan insanı gizli umut ve isteklerinin gerçekleşeceğine inandırır. Bunu, çıkar karşıtlıklarından yararlanarak, gençleri militarize ederek, azınlıkları baskı altına alarak, gelecekte köyün komşu köyler üzerinde maddi üstünlüğü ele geçireceğini vaat ederek gerçekleştirir ve kitlesel histeri yaratarak iktidarı ele geçirir.

    Büyülenme, otuzlu yılların en önemli antifaşist eserleri arasında sayılmaktadır.

  • Cam Kırıkları Parkı Yazar: Alina Bronsky 1,00 

    Sasha’nın hayatta yapmak istediği iki şey vardı:
    Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadim’i öldürmek.

    Alina Bronsky’nin ilk romanı Cam Kırıkları Parkı Almanya’nın en önemli edebiyat ödüllerinden biri olan Ingeborg Bachmann Ödülü’ne aday gösterildi. Bu keskin zekâ ürünü ve esrarengiz romanın kahramanı 17 yaşındaki Sasha Naimann’dır. Moskova’da doğan Sasha, iki üvey kardeşi ve annesiyle Berlin’e taşınır. Üvey babası annesini öldürünce Sasha’nın hayatı değişir. Artık hayatta yapmak istediği iki şey vardır: Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadim’i öldürmek.

    Almanya’daki Freundin Dergisi Cam Kırıkları Parkı’nı “toplumun kıyılarında yaşayanların acımasız ve eğlenceli bir portresi,” olarak tanımlıyor. Fakat Sasha’nın hikâyesi kıyıda kalmıyor, okuyucunun tam kalbine yerleşiyor.

    “Hayran bırakan bir ilk yapıt…”
    Publishers Weekly

    “Sasha Naimann zamanımızın kahramanı… Büyük bir yetenek ve zekâyla anlatılan hikâyesi beni yakaladığı gibi sizleri de yakalayacak.”
    Alicia Erian

  • Cervantes Sokağı Yazar: Jaime Manrique 1,00 

    HİÇ BİLMEDİĞİMİZ YÖNLERİYLE CERVANTES: SERSERİ, ÂŞIK, ASKER, KÖLE.

    Miguel de Cervantes Saavedra’nın sıradışı hayatından alınan gerçek olaylara dayanarak yazılmış bir rekabet ve intikam öyküsü bu: Batı edebiyatının ilk çağdaş romanını kaleme alan Cervantes’in gençlik yılları, İnebahtı Savaşı’na katılması, Cezayir’deki köleliği, nihayet Don Quijote ile elde ettiği büyük başarı ve bütün bu yıllar boyunca kara bir gölge gibi peşi sıra onu takip eden can düşmanının hain planları.?

    Korsanlar ve keşişler, soylu hanımlar ve fahişeler, savaşçılar ve köleler, ve evet, o harika Sancho Panza bile İspanyol Altın Çağı’nın bu parlak tasvirinde hayat buluyor. Ödüllü yazar Jaime Manrique’nin imzasını taşıyan roman, hem edebiyatseverlerin hem de tarih tutkunlarının ilgiyle okuyacağı sürükleyici bir maceraya sahne oluyor.

  • Commonwealth Yazar: Joey Goebel 1,00 

    Eğer biri size, “Babanın sana bu şekilde davranmasına neden müsamaha ediyorsun?” diye sorarsa, “Çünkü o benim babam ve onu seviyorum,” dersiniz. O yüzden onu seversiniz ve onu yüceltirsiniz çünkü o kişi bu kelimeyi tanımlar: Baba. Aile de başka bir kelimedir. Onlarla kavga edebilirsiniz ama onlar gene de sizin ailenizdir, o yüzden sonunda hep onlara geri dönersiniz. Kelimeler her zaman önceliklidir, çünkü kelimeler bütün hayatın boyunca değer vermen gerektiği öğretilen fikirleri temsil eder.

    “Joey Goebel’in hayal gücü şişelere doldurulup satılsaydı hepimiz rehabilitasyon merkezinde olurduk. Goebel çağdaş Amerikan edebiyatının üstün zekalı çocuğudur.”
    Ed McClanahan 

    “Goebel’in neşeli ve içi içine sığmayan cümleleri sayfalarda parlıyor.”
    Boston Globe

    “Goebel çağımızın yeni ve alışılmadık sesidir.”
    Library Journal 

  • Görünür Adam Yazar: Chuck Klosterman 1,00 

    Her nasılsa, kendimiz olmaktan vazgeçemiyoruz. Bilinçli bir şekilde olduğum kişiye dönüşmeden çok önce bile, kendimdim. Görünmemek kendimi diğer insanlardan farklı hissetmeme yol açtı, fakat diğer insanlardan farklı olduğumu her zaman hissetmiştim. Mesele görünmezlik değildi. Farklılığım, imkânsız bir senaryoyu gerçekleştirmek yönünde her zaman beslediğim kararlılığımdı. Kendi hayatımı icat etme gücüne sahiptim.

    “Chuck Klosterman, toplumdaki absürdlüklere yönelik sorgulamalarında bir basamak daha atlıyor.”
    Los Angeles Times

    “Klosterman, hem deneysel bir nitelik taşıyan hem de herkesçe anlaşılabilir olan romanında, mahremiyete, insan doğasına ve popüler kültüre dair zekâ dolu gözlemlerde bulunuyor.”
    Entertainment Weekly

  • Masum İsa ve Hain Mesih Yazar: Philip Pullman 1,00 

    Karanlık Cevher dizisi ve Sally Lockhart maceralarıyla tanıdığımız üretken romancı Philip Pullman, bu kez gelmiş geçmiş en etkili hikâyelerden birine can verirken, hem çok tartışma yaratacak bir konuyu ele alıyor hem de bir hikâyenin nasıl “hikâye”ye dönüştüğünü gösteren bir kurguya imza atıyor. Pullman’ın alıştığımız kitaplarından farkıyla dikkat çeken Masum İsa ve Hain Mesih, İsa’nın kimliğine yepyeni bir gözle bakıyor; okurlara kitap bittikten uzun zaman sonra da akıllarından çıkmayacak sorular soruyor.

  • Oyuncu 1 Yazar: Douglas Coupland 1,00 

    Dünya çapında çok satan kitapların yazarı Douglas Coupland’dan küresel bir felâket sırasında bir havaalanı kokteyl salonunda geçen gerçek zamanlı, beş saatlik bir hikâye. İçeride mahsur kalan birbirlerinden tamamen farklı beş kişi: İnternet flörtüyle buluşmayı bekleyen bekâr anne Karen; talihi yaver gitmeyen kokteyl salonunun barmeni Rick; firari papaz Luke; sosyal iletişim kurmakta zorluk çeken cool Hitchcock sarışını Rachel ve Oyuncu 1 adıyla bilinen gizemli ses. Tanıdıkları dünya sona ererken, her biri, adım adım, kendisi hakkındaki gerçeği örten perdeyi kaldıracak.

    Kurt Vonnegut ve J.G. Ballard geleneğine yakın olan Coupland, zaman, insani kimlik, toplum, din ve ölümden sonraki hayat gibi modern zaman buhranlarını keşfediyor. Kitap, en az yanıtladığı kadar soru da soruyor. Hikâyeyi okuduktan sonra, okur, insanoğlunun yeni bir dönemin eşiğinde durduğundan şüphe duymayacak… ve girdiği yolun dönüşsüz olduğundan.

  • Psikolojik Otobiyografi Yazar: Hermann Broch 1,00 

    “Nasıl ki dünya edebiyatında, modern düzyazı alanında İngiltere’yi Joyce, Fransa’yı Proust temsil ediyorsa Hermann Broch da yeni Alman düzyazısını temsil eder.”
    -Rudolf Brunngraber-

    “Yaşantım bir dizi ahlaki çatışmalardan oluşuyor ve bu çatışmaların ağırlığı altında eziliyor. Basit, insana özgü bir mutluluk duygusu neredeyse hiç bilmediğim bir şey ve bu duygu biraz olsun bana lütfedildiğinde, önüne geçilmez bir şekilde, herhangi bir ahlaki nedenle zarar görmekte. Hayatımda hoş olmayan bir şeyden daha kolay feragat etmem gerekirken, ilk fırsatta elden çıkardığım, hoş olan şey oluyor.”
    -Hermann Broch-

  • Sarı Kral Öyküleri Yazar: Howard Phillips Lovecraft, Robert W. Chambers, 1,00 

    “Sarı Kral Öyküleri’nde, aralarında koca bir Victoria dönemi bulunan Poe’dan Lovecraft’a giden sayısız yoldan birini seçtik. Ölümün kaçınılmazlığından, zamanın tiranlığından, insanı umursamayan tanrıların gazabından, dünyada sinsice kol gezen akıl almaz bir tehditten ve üzerine mutabık kalınmış gerçeklikle, bu gerçekliğin makul kurallarıyla ilgisi bulunmayan boyutlardan geçen bir yol…”

    F. Cihan Akkartal’ın derleyip Türkçeye çevirdiği Sarı Kral Öyküleri, E.A. Poe’dan Ambrose Bierce’a, Robert W. Chambers’tan H.P. Lovecraft’a uzanan bir mitosun geçit törenine sahne oluyor. Chambers’ın, tüm dünyada True Detective dizisi sayesinde yeniden gündeme gelen ve edebiyatın tavan arasından çıkarılıp “klasikler” arasına yerleştirilen Sarı Kral derlemesindeki öykülerine, türün diğer ustalarının Sarı Kral mitosu çerçevesindeki metinleri eşlik ediyor.

    Sarı Kral Öyküleri, zamanın Poe’ya, mekânın Lovecraft’a, kahramanların Chambers’a, tanrıların Bierce’e göre ayarlandığı bir edebiyatın, korku edebiyatının arkeolojisine davet ediyor bizi…

  • Sihirli Dadı ve Büyük Patlama Yazar: Emma Thompson 1,00 

    Sihirli Dadı Nanny McPhee diğer dadılara benzemez! Sihirli Dadı filmini sevdiyseniz bu kitabı da seveceksiniz. Emma Thompson, sizi hem eğlenceli bir öykü okumaya hem de şenlikli bir film setine davet ediyor!

  • Solucanlı Ay Yazar: Sally Gardner 1,00 

    “Büyüleyici, tüyler ürpetici ve nefes kesici.”
    -Meg Rosoff-

    Eğer diyorum;
    Eğer o futbol topu duvarın ardında kaybolmasaydı,
    Eğer Hector onu aramaya hiç gitmeseydi,
    Eğer karanlık sırrı kendine saklamasaydı,
    Eğer…
    O zaman herhalde kendime başka bir öykü anlatırdım. Görüyorsunuz ya, “eğer”ler yıldızlar kadar çoktur.

    Hector ve Standish, Anavatan’ın onları -ve onlar gibi olan diğerlerini- gözetim altında tutabileceği Yedinci Bölge’de yaşamaktadır. Bu iki dost, Anavatan’ın Ay’a iniş planlarına dair bir sırrı öğrendiklerinde hayatları tehdit altına girer. Ve Standish, kısa bir zaman içinde yoluna çıkan tehlikelere karşı direnmek zorunda olduğunu anlar. Gerçek mücadele silahlarının güven ve arkadaşlık olduğu güçlü, orijinal ve etkileyici bir hikâye.

    Sally Gardner, Londra’da yaşıyor. Genç okurlar için yazdığı romanlar büyülü ve tarihsel gerçekçiliğin karışımından oluşuyor ve hem konu hem üslup itibarıyla okurlarını Gardner’ın yarattığı dünyalara davet ediyor.

  • Sürücü Yazar: James Sallis 1,00 

    “Ben sürücüyüm. Bütün yaptığım bu.” 

    “Siz olayı planlarken veya ayrıntıları belirlerken ben dahil olmam. Bana yola çıkacağımız yeri, nereye gideceğimizi, sonrasında ne yapacağımızı, saatini söylersin.Olaya katılmam, kimseyi tanımam, silah taşımam. Sadece araba kullanırım.”

    Entertainment Weekly Yılın En İyi On Kitabından Biri
    Washington Post Yılın En İyi Kitabı

    James Sallis 1 Aralık 1944’te Arkansas’ta doğdu. Sallis, Lew Griffin karakterini içeren romanları ve 2011 yılında aynı isimle filme çekilen Sürücü ile ün saldı. Anthony, Nebula, Edgar, Shamus ve Gold Dagger ödüllerine aday gösterilen yazar, aynı zamanda bir şair ve müzisyendir.

  • Tanrının Oku Yazar: Chinua Achebe 1,00 

    2007 Man Booker ödüllü, Afrika edebiyatının babası Chinua Achebe’den modern bir klasik.
    Chinua Achebe’nin Afrika üçlemesinin en son kitabı Tanrının Oku
    Chinua Achebe’nin Afrika üçlemesinin en son kitabı Tanrının Oku, 1920’lerde İngiliz sömürgesi altında olan Nijerya’da geçmektedir. Igbo halkının yaşadığı Umuaro’nun altı köyünün en yüksek mertebeye sahip rahibi Ezeulu’nun hikâyesidir. Geniş bir aileye sahip olan Ezeulu, oğullarından birisini “gözü ve kulağı” olması, beyaz adamın dininde olan gelişmelerden haberdar olması için yerel Hıristiyan kilisesine gönderir. İngiliz sömürgeciler Nijerya’nın kültürünü değiştirmeye devam ederken, Ezeulu, köylerin geleneksel yaşam tarzını ve ruhani hayatını korumaya çabalamaktadır. Erdemleriyle beyaz adam dahil olmak üzere herkes tarafından saygı gösterilen Ezeulu’nun gururu zaman zaman yanlış kararlar almasına, halkın ona olan inancını zaman içinde kaybetmesine neden olur.

  • Tebaa Yazar: Heinrich Mann 1,00 

    Heinrich Mann’ın, otoriter kişiliğin oluşumunu canlı bir biçimde betimleyen ve başyapıtı olarak taçlandırılan romanı Tebaa, Alman toplumunun alelade bir karakteri olan Diederich Hessling’in hayat hikâyesi üzerinden 19. yüzyıl şafağındaki Kayzer Almanyası’nın toplumsal ilişkilerini gözler önüne seriyor. İtaatkâr, korkak, medeni cesaret yoksunu, konformist bir iktidar destekçisi olan Hessling, romanda, bir yandan başkalarına acımasızca şiddet uygulamaktan başka yeteneği olmayan ve Kayzer Almanyası’nın o boğucu hiyerarşik ilişkileri sayesinde güce erişmiş bir zorba, diğer yandan egemen toplumsal ilişkiler tarafından yaratılan ve bu gayrişahsi bütünden, acımasız ve insan onurunu hiçe sayan bu mekanik organizmadan muzdarip bir tebaa olarak tasvir edilir.

    Mann’ın Birinci Dünya Savaşı’nın arefesinde kaleme aldığı, ancak hemen yasaklandığı için ilk baskısı 1918 yılında yapılabilen bu kitabı, içerik ve yazıldığı döneme ilişkin tipik özellikleri bir yana bırakılırsa, betimlediği ilişkiler ve toplumsal-siyasal atmosferiyle günümüz Türkiye’sinde yazılmışçasına aktüel bir metin.

    “O zamanlar olduğu gibi, hâlâ bile müesses düzen, Alman’dan aldı ve Alman’a verdi: Ondan bireysel özgürlüğünü aldı ve ona başkaları üzerinde tahakküm kurmayı verdi. Hepsi uysal uysal tahakküm altına girmeyi kabul etti, tek başkalarına hükmedebilselerdi! Ve hükmettiler. Polis yayaya, astsubay acemi ere, kaymakam köylüye, çiftlik kahyası rençpere, memur kendisine işi düşen vatandaşa hükmetti. Ve herkes, her zaman sadece böyle bir makam, böyle bir mevki elde etmek için çırpınıp durdu elde ettiğinde de gerisi kendiliğinden geldi. Geriye kalan, itaat etmek, yönetmek, hükmetmek ve emretmekti.”

  • Tersine Dünya Yazar: Rudolf Arnheim 1,00 

    Sanat ve film teorisi ve görsel algı üzerine yapıtlarıyla tanınan Rudolf Arnheim (1904-2007), yazdığı tek romanı Tersine Dünya’da, adeta zihinlerimize ve düşüncelerimize dair perspektifimizi sorgularken, kimi zaman Kafka’yı hatırlatan bir dünya yaratıyor. Sıradışı bir roman okumak isteyenler, Tersine Dünya’da aradıklarını fazlasıyla bulacaklar…

    “Ayrıca bütün katliamlardan ve yıkımlardan deliliğin, aptallığın, bencilliğin, kibrin ve dar kafalılığın, yani insan ruhunun zavallı bir karikatürünün sorumlu olduğunu kendime itiraf etmek zorunda kaldım… Nitekim yüzyıllardır Cervantes’in, Swift’in, Voltaire’in yazılarında yankılanan ve yakın zamanda Kafka’da korku dolu bir soru halinde körelip kalan kahkahalar gözyaşları kadar acıdır… Bu yüzden, tekinsiz ve kötücül bir biçimde bizimkine benzeyen bir dünya yaratmak için hayatımızı belirledikleri söylenen ana ilkeleri tersine çevirmenin yeterli olacağı fikri beni çok cezbetti…”
    -Rudolf Arnheim-