Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI (28)

1–16 / 28 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • 49 Numaralı Parçanın Nidası Yazar: Thomas Pynchon 1,00 

    TIME’ın 1923-2005 arası En İyi İngilizce 100 Roman listesinde yer alan 49 Numaralı Parçanın Nidası, Amerikalı yazar Pynchon’ın kaleminden 1966’da çıkan postmodern bir gizem romanı. Zamanında Nabokov’un öğrencisi olduğu gibi, aynı zamanda William Gibson, David Foster Wallace, Salman Rushdie ve Neal Stephenson gibi farklı türlerde ustalaşan yazarların etkilendiği bir kalem olan Pynchon, medyadan kendisini çok iyi sakladığı için günümüzün Salinger’ı olarak da anılıyor. Nerede yaşadığı kesin olarak bilinmeyen ve birkaç pozu dışında fotoğrafı da bulunmayan yazarın adı, Nobel Edebiyat Ödülü kulislerinde uzun yıllardır tartışılıyor. Pynchon, Harold Bloom’a göre çağının en önde gelen Amerikan romancılarından biri.

    49 Numaralı Parçanın Nidası Amerikan tarihindeki, gerek politik gerekse sosyal açıdan, en çalkantılı dönemlerden biri olan 1960’lı yıllarda yazılır. Uyuşturucu kültürü, Vietnam Savaşı, John F. Kennedy ve Martin Luther King cinayetleri, kadın hakları mücadelesi bu döneme damgasını vuran olayların yalnızca bir kısmıdır. Thomas Pynchon, bu kültürel olaylardan faydalanır: 49 Numaralı Parçanın Nidası tüm kültürel karmaşayı içinde barındırır.

    Oedipa Maas, kocası Mucho ile beraber yaşayan genç bir kadındır. Bir gün, eski erkek arkadaşı Pierce Inverarity’nin öldüğünü ve kendisini vasisi olarak adadığını açıklayan bir mektup alır. Vasiyeti yerine getirmeye karar veren Oedipa, San Narciso’ya yola çıkar ve bundan sonra kendisini gizemli bir dünyanın içinde bulur. Büyük bir gizemi çözmek üzere olduğuna inanan Oedipa gitgide dünyadan soyutlaşacak ve yalnızlığa gömülecektir. Oedipa’nın çevresindeki dünya uyuşturuculara, komplo teorilerine, hayallere dayalı bir yer haline gelir. Öyle sık halüsinasyon görür ki kaotik bir yabancılaşmanın içine tıkılıp kalır. 49 Numaralı Parçanın Nidası her şeyden öte kültürel kaosu ve iletişim sorunlarını kendisini çevresinde dağılıp giden halüsinojenik bir dünyanın içinde bulan genç bir kadının gözlerinden anlatan bir romandır.

    Oedipa, bir gün Pierce’ın pul koleksiyonunun açık artırma ile satılacağını öğrenir. Pullar 49 numaralı parça olarak satışa çıkarılacaktır. Gizemli bir katılımcı 49 numaralı parçanın peşindedir. Bu gizemli kişinin kimliğini öğrenmek üzere müzayedeye gitmeye karar veren Oedipa, 49 numaralı parçanın nidasını bekler.

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Ada Yazar: Aldous Huxley 1,00 

    Huxley, ölümünden bir yıl önce yayımladığı son romanı Ada ile, Cesur Yeni Dünya’nın karşıtını yarattı. İnsanoğlu için daha iyi bir dünya, daha iyi koşullar mümkün mü? Yanıt, Huxley’in ütopik adası Pala’da gizli. Ada: Dünyaya sunulan panzehir.

    “En iyi 99 modern romandan biri.”
    -Anthony Burgess-

    “Gerçekten büyük felsefi romanlardan biri.”
    -The Times-

  • Bay King Yazar: Ronald De Feo 1,00 

    “Hedefler ve mekânlar farklı olsa da
    iş hep aynıydı. Her işin sonu aynı şekilde bitiyordu. Öyle olmak zorundaydı…
    Aynı hikâye, aynı rutin. Tetiği çekersin, adam ölu?r, o kadar. Ya tetiği çekmezsen ne olur?”
    Yaptığı işten sıkılmaya başlayan ve mimariye olan tutkusunu keşfeden işinin erbabı bir tetikçi için
    du?nya artık vurulması gereken hedeflerin peşinde koşulacak bir yer olmaktan çıkar. Hayatındaki en zor göreve gönderildiğinde yeni tutkuları ve kariyeri arasında kesin bir seçim yapmak zorunda kalır…

    “Öfkeli ve takıntılı bir adamın çevresindeki du?nyaya dair derin bir farkındalık geliştirmesi hakkında ilgi çekici bir öyku?…”
    Publishers Weekly

  • Bilinmeyen Değer Yazar: Hermann Broch 1,00 

    Kendini bilime adamış bir insan, üzerinde yükseldiği temele dayanarak -aksi halde zaten münferit bilime de varamazdı- ulaşmaya çabaladığı ve çabalamak zorunda olduğu o genel sonuca nasıl varabilir? Diğer bir deyişle, münferit bir bilim dalından hareketle, rasyonel olarak üstesinden gelinemeyecek (ölümün, aşkın, hemcinsin büyük sorularında tezahür eden) bilgi kalıntısının çözümüne nasıl ulaşabilir? Bunun bir yolu var mıdır? Çözümün, insanın esas varlık temelinden hareketle gerçekleşmesi gerektiği açıktır…
    Hermann Broch 

    Ölüm ve sonluluk üzerine düşünmek Montaigne’den bu yana unutulmuş bir meseleydi batı sanatı ve felsefesi için. Hermann Broch bu durumu tersyüz eden kişidir. Tüm yapıtı sonlu, ölümlü varlığın, insanın odağında yer aldığı bir çabanın ürünüdür. Sadece ölüm ve sonluluktan hareketle bilgiyi, felsefeyi ve sanatı birbirinin nesnesi kılar Broch. Her üç alanın da ayrıcalıklı bir bilgi nesnesine ve kesin bilgiye sahip olduğunu savunanlara inat… Dolayısıyla, Bilinmeyen Değer, temasıyla da bir Broch klasiğidir! Ahmet Öz

    Bu romanın teması bilgidir. Broch, Bilinmeyen Değer’de, modern bilimsel çalışmayı karikatürize ediyor ve Rilke’nin de ele almış olduğu gibi “ikinci dereceden bir gerçeklik”in kesinliğini iletiyor.
    Egon Vietta

  • Biz Yazar: Yevgeni İvanoviç Zamyatin 1,00 

    Rusça aslından çevirisiyle Türkçede ilk kez: Bütün bir yirminci yüzyıl edebiyatını etkileyen, Aldoux Huxley, Ayn Rand, George Orwell, Kurt Vonnegut, Ursula K. Le Guin için açık esin kaynağı olan BİZ, ilk kez özgün dilden çevirisiyle okurların karşısında.
    Herkesin numaralarla adlandırıldığı ve her an dinlenip gözetlendiği bir ülkede, Tek Devlet’in komşu gezegenlere yayılmak için yaptırdığı uzay gemisinin çalışmalarına katılan bir mühendis günlük tutmaktadır. Herkesin devlete yararlı ve iyi olmasının övgüsüyle başlayan günlük, yavaş yavaş mühendisin devletin başındaki İyilikçi’nin matematiksel, kusursuz düzeninin sorgulanmasına dönüşür.

    “Devlet kendini ve hedeflerini yaşatıyor, ama ölmeyi gönüllü olarak elbette kabul etmiyor – o yüzden yeni şimşekler, fırtınalar, kasırgalar başlayacak. Böyledir bu yasa, sonsuza dek fırtına gibi bir ‘d’ ile taçlanan o yumuşak ‘evrim’ böyledir. Fırtınanın güçlü nefesi bu sayfalarda duracak.”
    -Yevgeni Zamyatin-

    “Zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. Bu kitabın konusu aslında Makine’dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin.”
    -George Orwell-

    “Otomatik Piyano’yu yazarken olay örgüsünü gururla Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sından ödünç aldım, o da zaten gururla Yevgeni Zamyatin’in Biz’inden ödünç almıştı.”
    -Kurt Vonnegut-

    “Yazılmış en iyi bilimkurgu kitabı. İyi, zeki ve güçlü bir kitap; duygusal açıdan sarsıcı ve teknik açıdan, bilimkurgunun metafor menzilini kullanma tarzıyla, o zamandan bu yana yazılmış birçok kitaptan çok daha ilerde.”
    -Ursula K. Le Guin-

    Ölmeden Önce Özgün Dilden Çevirisiyle Okumanız Gereken 1001 Kitap’tan biri.

  • Büyülenme Yazar: Hermann Broch 1,00 

    “Broch’un Büyülenme adlı romanı yirminci yüzyılın en önemli romanlarından biridir, hattâ belki de Thomas Mann’ın Doktor Faustus’undan daha başarılı olduğu söylenebilir. Her iki eser de Hitlerizmin psikolojik köklerini açığa çıkarmaktadır.”
    George Steiner

    “Nasıl ki dünya edebiyatında, modern düzyazı alanında İngiltere’yi Joyce, Fransa’yı Proust temsil ediyorsa Hermann Broch da yeni Alman düzyazısını temsil eder.”
    Rudolf Brunngraber

    1935 yılında, Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden yaklaşık iki yıl sonra kaleme alınan Büyülenme adlı romanda Broch, Avrupa’da faşist sistemlerin nasıl egemen olabildiği sorusuna cevap arar; faşizmin egemen olmasına yol açan psişik, politik ve kitle psikolojisiyle ilgili nedenleri ve mekanizmaları ele alır. Roman, Alpler’de bir köyde geçer. Günün birinde bu köye Marius Ratti adlı bir yabancı gelir ve çok geçmeden her sosyal kesimden, her yaştan insanı gizli umut ve isteklerinin gerçekleşeceğine inandırır. Bunu, çıkar karşıtlıklarından yararlanarak, gençleri militarize ederek, azınlıkları baskı altına alarak, gelecekte köyün komşu köyler üzerinde maddi üstünlüğü ele geçireceğini vaat ederek gerçekleştirir ve kitlesel histeri yaratarak iktidarı ele geçirir.

    Büyülenme, otuzlu yılların en önemli antifaşist eserleri arasında sayılmaktadır.

  • Cam Kırıkları Parkı Yazar: Alina Bronsky 1,00 

    Sasha’nın hayatta yapmak istediği iki şey vardı:
    Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadim’i öldürmek.

    Alina Bronsky’nin ilk romanı Cam Kırıkları Parkı Almanya’nın en önemli edebiyat ödüllerinden biri olan Ingeborg Bachmann Ödülü’ne aday gösterildi. Bu keskin zekâ ürünü ve esrarengiz romanın kahramanı 17 yaşındaki Sasha Naimann’dır. Moskova’da doğan Sasha, iki üvey kardeşi ve annesiyle Berlin’e taşınır. Üvey babası annesini öldürünce Sasha’nın hayatı değişir. Artık hayatta yapmak istediği iki şey vardır: Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadim’i öldürmek.

    Almanya’daki Freundin Dergisi Cam Kırıkları Parkı’nı “toplumun kıyılarında yaşayanların acımasız ve eğlenceli bir portresi,” olarak tanımlıyor. Fakat Sasha’nın hikâyesi kıyıda kalmıyor, okuyucunun tam kalbine yerleşiyor.

    “Hayran bırakan bir ilk yapıt…”
    Publishers Weekly

    “Sasha Naimann zamanımızın kahramanı… Büyük bir yetenek ve zekâyla anlatılan hikâyesi beni yakaladığı gibi sizleri de yakalayacak.”
    Alicia Erian

  • Cervantes Sokağı Yazar: Jaime Manrique 1,00 

    HİÇ BİLMEDİĞİMİZ YÖNLERİYLE CERVANTES: SERSERİ, ÂŞIK, ASKER, KÖLE.

    Miguel de Cervantes Saavedra’nın sıradışı hayatından alınan gerçek olaylara dayanarak yazılmış bir rekabet ve intikam öyküsü bu: Batı edebiyatının ilk çağdaş romanını kaleme alan Cervantes’in gençlik yılları, İnebahtı Savaşı’na katılması, Cezayir’deki köleliği, nihayet Don Quijote ile elde ettiği büyük başarı ve bütün bu yıllar boyunca kara bir gölge gibi peşi sıra onu takip eden can düşmanının hain planları.?

    Korsanlar ve keşişler, soylu hanımlar ve fahişeler, savaşçılar ve köleler, ve evet, o harika Sancho Panza bile İspanyol Altın Çağı’nın bu parlak tasvirinde hayat buluyor. Ödüllü yazar Jaime Manrique’nin imzasını taşıyan roman, hem edebiyatseverlerin hem de tarih tutkunlarının ilgiyle okuyacağı sürükleyici bir maceraya sahne oluyor.

  • Commonwealth Yazar: Joey Goebel 1,00 

    Eğer biri size, “Babanın sana bu şekilde davranmasına neden müsamaha ediyorsun?” diye sorarsa, “Çünkü o benim babam ve onu seviyorum,” dersiniz. O yüzden onu seversiniz ve onu yüceltirsiniz çünkü o kişi bu kelimeyi tanımlar: Baba. Aile de başka bir kelimedir. Onlarla kavga edebilirsiniz ama onlar gene de sizin ailenizdir, o yüzden sonunda hep onlara geri dönersiniz. Kelimeler her zaman önceliklidir, çünkü kelimeler bütün hayatın boyunca değer vermen gerektiği öğretilen fikirleri temsil eder.

    “Joey Goebel’in hayal gücü şişelere doldurulup satılsaydı hepimiz rehabilitasyon merkezinde olurduk. Goebel çağdaş Amerikan edebiyatının üstün zekalı çocuğudur.”
    Ed McClanahan 

    “Goebel’in neşeli ve içi içine sığmayan cümleleri sayfalarda parlıyor.”
    Boston Globe

    “Goebel çağımızın yeni ve alışılmadık sesidir.”
    Library Journal 

  • Görünür Adam Yazar: Chuck Klosterman 1,00 

    Her nasılsa, kendimiz olmaktan vazgeçemiyoruz. Bilinçli bir şekilde olduğum kişiye dönüşmeden çok önce bile, kendimdim. Görünmemek kendimi diğer insanlardan farklı hissetmeme yol açtı, fakat diğer insanlardan farklı olduğumu her zaman hissetmiştim. Mesele görünmezlik değildi. Farklılığım, imkânsız bir senaryoyu gerçekleştirmek yönünde her zaman beslediğim kararlılığımdı. Kendi hayatımı icat etme gücüne sahiptim.

    “Chuck Klosterman, toplumdaki absürdlüklere yönelik sorgulamalarında bir basamak daha atlıyor.”
    Los Angeles Times

    “Klosterman, hem deneysel bir nitelik taşıyan hem de herkesçe anlaşılabilir olan romanında, mahremiyete, insan doğasına ve popüler kültüre dair zekâ dolu gözlemlerde bulunuyor.”
    Entertainment Weekly

  • Las Vegas’ta Korku ve Nefret Yazar:

    Amerikan gazeteciliğinin ve edebiyatının yirminci yüzyıldaki en tartışmalı figürlerinden biri olan Hunter S. Thompson, döneminin en
    büyük akımlarından olan “Gonzo gazeteciliği”nin kurucusu olmasının yanı sıra önemli bir altkültür ve siyaset figürü. Thompson’ın
    1998’de Terry Gilliam tarafından sinemaya da uyarlanan romanı Las Vegas’ta Korku ve Nefret hem edebiyat hem de sinemada kült
    bir eser.
    Thompson, Amerikan rüyasının karanlık yanını bulmak için avukatı ile birlikte Las Vegas’a gider. Los Angeles’tan çıkıp çöl boyunca
    tam gaz ilerlerken, böyle tehlikeli bir görevi gerçekleştirmenin tek bir yolu olduğunu anlarlar: Kafayı iyice bulmak. Muazzam bir
    uyuşturucu cephaneliğiyle silahlanan ikili, dünyanın bayağılık başkentinde manik ve gerçeküstü bir tura çıkar. Casino yöneticileri,
    polis memurları ve her çeşit Orta Amerikalı ile yaşanan tehlikeli ve kimyasallarla yüklü karşılaşmalarda sanrılı bir mizah ve kâbuslara
    yaraşır bir dehşet hiç eksik olmaz.
    İnsanı gülmekten yerlere yatıran, cesur, özgün ve özünde fazlasıyla ciddi Las Vegas’ta Korku ve Nefret, altmışların Amerika’sında
    yıkılan hayallere dair bir modern klasik.
    “Yazarlar için önemli olan iki sıfat vardır sadece… ‘müthiş’ ve ‘olağanüstü’. Hunter S. Thompson ikisine de sonuna kadar sahip
    çıkıyor. El yakan, çığır açan, muhteşem bir kitap.” –Tom Wolfe
    “Amerikan edebiyatında Çıplak Şölen’den beri yazılmış en eğlenceli eser. Uyuşturucu çağının başyapıtı.” –New York Times

  • Madde 22 Yazar:

    “Madde 22, okuduğum mantıklı tek savaş romanı.” –Harper Lee

    “Madde 22, faşizme karşı verilen savaşta, Amerikalıların yarattığı en büyük destan.” –Kurt Vonnegut

    “Son elli yılda yazılmış iki büyük Amerikan romanı var. Biri Madde 22.” –Stephen King

    “Madde 22’nin muazzam başarısı, seçkin bir edebi eserin bazen gerçekten de çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabileceğini gösterdi.” –Anthony Burgess

    “Orijinal. Kimse buna benzer bir kitap okumamıştır.” –Norman Mailer
    II. Dünya Savaşı’nda bombardıman uçağı pilotu olarak görev yapıp askeri bürokrasinin nasıl işlediğini gören Joseph Heller tecrübelerinden ilhamla yazdığı bir kitapla
    Amerikan edebiyatını dönüştürdü. Edebiyatta mizahi geleneğin ve savaş karşıtlığının en önemli ürünlerinden olan Madde 22 ise yazarını gölgede bırakacak kadar
    popülerleşip başlı başına Amerikan kültürünün bir parçası haline geldi.
    İtalya’da Amerikan ordusu adına bombardıman uçağı pilotu olarak görev yapan ve hiç karşılaşmadığı binlerce kişi tarafından öldürülmek istendiği için kızgın olan
    Yossarian’ın asıl derdi, askerlik görevini bitirmek için gereken uçuş sayısını her geçen gün artıran ordusuyladır. Yossarian, görevlerden feragat etmek için herhangi bir
    girişimde bulunursa, fazlasıyla komik bir kural olan Madde 22’ye takılacaktır: Eğer biri tehlikeli savaş uçuşlarını yapmaya gönüllüyse aklını kaybettiği düşünülür ama
    görevlere katılmak istemediğini belirten resmi bir başvuruda bulunursa delirmediği ortaya çıkar ve böylece görevine devam etmek zorunda kalır.
    Yayınlandığı günden beri Amerikan edebiyatının köşe taşlarından biri olarak görülen Madde 22, tarihin en çok ilgi gören, en sıradışı kitaplarından biri. Edebiyatta kara
    mizahın doruk noktası.

  • Masum İsa ve Hain Mesih Yazar: Philip Pullman 1,00 

    Karanlık Cevher dizisi ve Sally Lockhart maceralarıyla tanıdığımız üretken romancı Philip Pullman, bu kez gelmiş geçmiş en etkili hikâyelerden birine can verirken, hem çok tartışma yaratacak bir konuyu ele alıyor hem de bir hikâyenin nasıl “hikâye”ye dönüştüğünü gösteren bir kurguya imza atıyor. Pullman’ın alıştığımız kitaplarından farkıyla dikkat çeken Masum İsa ve Hain Mesih, İsa’nın kimliğine yepyeni bir gözle bakıyor; okurlara kitap bittikten uzun zaman sonra da akıllarından çıkmayacak sorular soruyor.

  • Öksüz Brooklyn Yazar:

    National Book Critics Circle En İyi Roman Ödülü
    Gold Dagger En İyi Suç Romanı Ödülü
    Polisiyeden Western’e, bilimkurgudan büyüme öyküsüne kadar birçok farklı tür arasında belki de hiçbir yazarın yapmadığı kadar çok
    geçiş yaparak “yüksek edebiyat” ile popüler kültürü iç içe geçiren ve pek çok prestijli ödülün sahibi olan Jonathan Lethem, kendi
    jenerasyonunun en sıradışı yazarlarından. Kariyerinde dönüm noktası olan Öksüz Brooklyn ise edebiyat tarihinin en alışılmadık
    başkahramanlarından birini okurlara sunan, benzersiz bir suç romanı.
    Tourette sendromlu “özel dedektif” Lionel Essrog, hastalığının sebep olduğu dürtüler, takıntılar ve sinir krizleri arasında ona hayatta
    en yakın olan kişinin ölümünü çözmek için Brooklyn’in altını üstüne getirmeye kararlıdır. İpuçlarının peşine düştüğü, çıkmaz
    sokaklarla ve belalı karakterlerle dolu bu yolculukta en büyük yardımcısı ise kararlılığı ve obsesif kompulsif bozukluğu olacaktır.
    Oyunbaz dili, unutulmaz karakterleri ve özgün konusuyla benzerlerinden ayrılan Öksüz Brooklyn, hem klasik dedektif romanlarına bir
    saygı gösterisi hem de yakın dönem postmodern edebiyatta kilometre taşı.
    “Bir dedektiflik hikâyesi okumak bile yeterince ilginçken Lethem’ın Tourette sendromlu bir karakterin de sırlarını açığa çıkarmasına
    şahit olmak çok daha eğlenceli.” –Time
    “Tekinsiz bir hayal gücünün ve her okumada okuru etkileyen kurguların yazarı.” –Colson Whitehead

  • Oyuncu 1 Yazar: Douglas Coupland 1,00 

    Dünya çapında çok satan kitapların yazarı Douglas Coupland’dan küresel bir felâket sırasında bir havaalanı kokteyl salonunda geçen gerçek zamanlı, beş saatlik bir hikâye. İçeride mahsur kalan birbirlerinden tamamen farklı beş kişi: İnternet flörtüyle buluşmayı bekleyen bekâr anne Karen; talihi yaver gitmeyen kokteyl salonunun barmeni Rick; firari papaz Luke; sosyal iletişim kurmakta zorluk çeken cool Hitchcock sarışını Rachel ve Oyuncu 1 adıyla bilinen gizemli ses. Tanıdıkları dünya sona ererken, her biri, adım adım, kendisi hakkındaki gerçeği örten perdeyi kaldıracak.

    Kurt Vonnegut ve J.G. Ballard geleneğine yakın olan Coupland, zaman, insani kimlik, toplum, din ve ölümden sonraki hayat gibi modern zaman buhranlarını keşfediyor. Kitap, en az yanıtladığı kadar soru da soruyor. Hikâyeyi okuduktan sonra, okur, insanoğlunun yeni bir dönemin eşiğinde durduğundan şüphe duymayacak… ve girdiği yolun dönüşsüz olduğundan.

  • Parçalanma Yazar:

    TIME’ın seçtiği “1923-2005 Yılları Arasında Yayımlanan En İyi İngilizce 100 Roman”dan biri.
    Afrika edebiyatının en büyük ismi Chinua Achebe gerçekçi tarzda yazdığı ve çoğunlukla Batı’nın Afrika’yı kolonileştirmesi üzerine
    kaleme aldığı romanlarıyla her ne kadar yerel bir hikâye anlatsa da yarattığı karakterler ve kurgularıyla evrensel meselelere değinmeyi
    başaran nadir yazarlardan. 2007’de dünya edebiyatına yaptığı katkılardan dolayı Man Booker Uluslarası Ödülü’nü kazanan
    Achebe’nin ilk romanı Parçalanma ise hem yazarın hem de bir kıtanın başyapıtı.
    Okonkwo kendi döneminde yaşayan en büyük güreşçi ve savaşçıdır. Ünü bir yangın gibi tüm Batı Afrika’ya yayılmıştır. Fakat bir gün
    istemeden bir kabile üyesini öldürür ve o andan itibaren her şey parçalanmaya başlar. İşlediği bu suçtan dolayı gittiği sürgünden yıllar
    sonra geri döndüğünde, köyünde misyonerleri ve sömürge idarecilerini bulur. Artık kontrolünü tümden yitirdiği hayatı, hızla yok
    oluşa sürüklenir.
    Parçalanma, klasik bir kahramanlık anlatısı olmakla birlikte klişelerden uzak, son derece özgün bir roman. Modern edebiyatın belki
    de en büyük trajedisi.
    “Büyüleyici bir yazar. Yirminci yüzyılın en iyilerinden.” –Margaret Atwood
    “Achebe’nin eserleri olmadan Afrika edebiyatını düşünmek olanaksız.” –Toni Morrison
    “Achebe insanı sarsıyor… Sert üslubunu, sıradan insanlara duyduğu gerçekçi ve kararında bir şefkatle hafifletiyor.” –Anthony Burgess