Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
FANTASTİK (123)

49–64 / 144 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Hurin’in Çocukları Yazar: J.R.R. Tolkien 1,00 

    “Yüzüklerin Efendisi” serisinin yazarı John Ronald Reuel Tolkien’in, 1918’de yazmaya başladığı, ancak hayattayken tamamlayamadığı, oğlu tarafından tamamlanan bir romanı, yarından itibaren İngilizce olarak tüm dünyada satışa sunuluyor. Yazarın oğlu Christopher Tolkien, babasının taslakları üzerinde 30 yıl çalışarak romanı tamamladı.

     

    İngiliz HarperCollins Yayınevi tarafından yapılan açıklamada, Tolkien’in yarıda bıraktığı “Hurin’in Çocukları” (The Children of Hurin) adlı romanın, 25 dile çevrilmesinin beklendiği bildirildi.

     

    Açıklamaya göre, Tolkien’in oğlu Christopher Tolkien, romanı tamamlamak için babasının taslakları üzerinde yaklaşık 30 yıl uğraştı. Christopher Tolkien, el yazmalarını uzun bir süre incelediğini ve öyküye ek yapmadan tutarlı bir öykü oluşturmayı denediğini söyledi.

     

    “Hurin’in Çocukları” da Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi “Orta Dünya”da geçiyor. Öyküde, “Yüzüklerin Efendisi”nden ve hatta Hobbitlerin Tolkien’in kurduğu dünyaya adım atmasından önceki dönem anlatılıyor.

     

    “Hurin’in Çocukları”ndaki kimi bölümlerin daha önceki Tolkien öykülerinde ayrı olarak yayımlandığı belirtiliyor.

     

    320 sayfalık kitabın kapağını ve resimlerini, “Yüzüklerin Efendisi” ve “Hobbit”te olduğu gibi yine Alan Lee çizmiş. Christopher Tolkien, 1977’de de babasının tamamlayamadığı “Silmarillion” kitabını tamamlayarak piyasaya sürmüştü.

     

    Hurin’in Çocukları’nın Hikayesi- Turin’in Çocukluğu

    Hador Altınbaş bir Edain beyiydi ve Eldar tarafından çok sevilirdi. Ömrünün sonuna dek, ona Hithlum’un Dor-lómin denen bölgesinde geniş topraklar veren Fingolfin’in beyliği altında yaşadı. Kızı Glóredhel , Brethil İnsanları’nın beyi olan Halmir oğlu Haldir ile evlendi; ve aynı düğünde, oğlu Uzun Galdor, Halmir’in kızı Hareth ile evlendi.
    Galdor ile Hareth’in iki oğlu oldu: Húrin ile Huor. Húrin üç yaş büyüktü, ama boyca, akrabaları arasındaki diğer erkeklerden daha kısaydı; bu konuda annesinin halkına çekmişti, ama başka her konuda dedesi Hador’a benziyordu, vücudu güçlü, mizacı ateşliydi. Ama onun içindeki ateş istikrarlı yanıyordu ve iradesi son derece sağlamdı. Kuzey İnsanları arasında, Noldor öğütlerini en iyi bilen oydu. Erkek kardeşi Huor uzun boyluydu; kendi oğlu Tuor dışında, Edain içindeki en uzun boylu kişiydi ve hızlı koşardı; ama yarış uzun ve zorluysa, eve ilk varan Húrin olurdu, çünkü o, yarışın sonunda da, başındaki kadar hızlı koşardı. İki kardeş birbirini çok severdi ve gençliklerinde birbirlerinden nadiren ayrıldılar.
    Húrin, Bëor Evi’nden Bregolas’ın oğlu Baragund’un kızı Morwen ile evlendi; yani Morwen Tek-Elli Beren’in yakın akrabasıydı. Morwen siyah saçlı ve uzun boyluydu, ve bakışlarındaki ışıltı, yüzündeki güzellik yüzünden insanlar ona Eledhwen, Elf-ışıltısı lakabını vermişti; ama mizacı sert ve gururluydu. Bëor Evi’nin hüzünleri Morwen’in yüreğini kederlendirmişti; çünkü o, Bragollach’ın yıkılmasının ardından, Dorthonion’dan Dor-lómin’e sürgün olarak gelmişti…

  • İkizlerin Savaşı (Efsaneler Serisi 2. Kitap) Yazar: Margaret Weis, Tracy Hickman, 1,00 

    Krynn’in çehresini değiştiren felaketin üzerinden yüz yıl geçti. Yüz yıldır Krynn halkı hayatta kalma mücadelesi veriyordu. Ama kimileri için bu yüz yıl, göz açıp kapayıncaya kadar kısa sürdü.

    Raistlin’in güçlü büyüsü yüzünden zamanda bir atlama yaşayan Caramon ve Crysania, kendilerini Karanlıklar Kraliçesi’ne meydan okuyan Raistlin’e yardım ederken buldular.

    Raistlin ise zamana o kadar kolay söz geçiremeyeceğini öğrenecekti.

    Kalbine de öyle.

  • İkizlerin Sınavı (Efsaneler Serisi 3. Kitap) Yazar: Margaret Weis, Tracy Hickman, 1,00 

    Selefinin yazgısından kurtulmayı başaran Raistlin, cehenneme bir kapı açarak kapıdan geçecektir. Crysania ile birlikte, Karanlıklar Kraliçesi’ne karşı nihai bir ödül için savaş vereceklerdir: tanrılar arasına katılmak.

    Aynı zamanda, Caramon ve Tasslehoff geleceğe gönderilmiştir. Orada Raistlin’in mücadelesinin nelere yol açtığını öğreneceklerdir. Caramon, kardeşini engellemek için neleri feda etmesi gerektiğini anlayacaktır. Eski dostlar ve tuhaf müttefikler ona yardım etmek için bir araya gelseler de son adımı kendi başına atmalıdır.

    Cehennemin içine atacağı adımı.

  • İkizlerin Zamanı (Efsaneler Serisi 1. Kitap) Yazar: Tracy Hickman, Margaret Weis, 1,00 

    Palanthas’taki korkunç Yüksek Büyücülük Kulesi’nde, etrafı kötülüğün isimsiz varlıklarıyla çevrili, yapayalnız kalmış Raistlin, karanlığı fethetmek ve onu kontrolü altına almak için plan yapıyordu.

    Paladine’ın güzel ve sadık rahibesi Cyrsania ise inancının gücüyle Raistlin’i karanlıktan kurtarmak niyetindeydi. Fakat büyücünün karanlık planlarından habersizdi ve Raistlin onu ince ince dokuyup planladığı tuzağına yavaşça çekmekteydi.

    Plandan haberi olan Caramon, kardeşinin ruhunu kurtarmak için kender Tasslehoff ile birlikte Afet’ten önceye, Istar’ın talihsiz şehrine doğru zamanda bir yolculuğa çıkacaktı.

  • İlkbahar Şafağı Ejderhaları ( Ejderha Mızrağı Destanı 3. Kitap) Yazar: Tracy Hickman, Margaret Weis, 1,00 

    Kraliçe Takhisis’in ejderha kölelerine karşı verilen savaş hiddetlenmişti. Gizemli, büyülü ejderha küreleri ve parlak, gümüş ejderha mızrağı ile silahlanmış yol arkadaşları dünyaya umut veriyordu. Fakat şimdi, yeni bir günün şafağında, uzun zamandır yol arkadaşlarının kalplerini gölgeleyen sırlar günışığına çıkıyordu. İhanet, vefasızlık, kırılganlık ve zayıflık neredeyse tüm başardıklarını yok edecekti. Mücadele için yola çıktıkları en büyük savaş her birinin yüreğindeydi. Nihayet, sonunda kahraman olacaklardı. “Karanlık istila edebilirdi ama umudu hiçbir zaman yok edemezdi. Bir tek mum veya daha fazlası alevlenip sönebilirdi ama eski mumlardan yenileri yanacaktı. İşte böyle tutuşurdu umudun alevi hep, gelen güne kadar karanlığı aydınlatarak.”

  • İskandinav Mitolojisi Yazar:

    “BAŞLANGIÇTAN ÖNCE HİÇBİR ŞEY YOKTU: NE TOPRAK VARDI NE GÖKKUBBE, NE YILDIZLAR VARDI NE DE GÖKYÜZÜ̈. ŞEKİLSİZ VE ŞEMALSİZ, SİSTEN BİR ÂLEM İLE DURMADAN YANAN ATEŞTEN BİR ÂLEMDİ VAR OLAN.”

     

    Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.

     

    İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.

     

    Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…

     

    “Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin

     

    İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch

     

    “Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris

  • İskandinav Mitolojisi – Ciltli Yazar:

    “BAŞLANGIÇTAN ÖNCE HİÇBİR ŞEY YOKTU: NE TOPRAK VARDI NE GÖKKUBBE, NE YILDIZLAR VARDI NE DE GÖKYÜZÜ. ŞEKİLSİZ VE ŞEMALSİZ, SİSTEN BİR ÂLEM İLE DURMADAN YANAN ATEŞTEN BİR ÂLEMDİ VAR OLAN.”

     

    Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.

     

    İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.

     

    Gaiman, eski çağa ait bu hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…

     

    “Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin

     

    İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch

     

    “Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris

  • İstanbul’un Gizli Büyücüleri Yazar: Aylin Ünal 1,00 

    ” ‘İçinde yaşadığımız dünya yaşlı bir ağaçsa, İstanbul da o ağacın tam kalbinde durur. Bu nedenle İstanbul’da her ne olursa olsun, bundan tüm dünya etkilenir.’ Eski gizemciler, İstanbul’la ilgili böyle söyler. Kentte yaşayanlar bilir ki, şehir güzel yüzünü herkese göstermekten pek de hoşlanmaz. Koyu, karanlık, derin ormanların bağrında saklanmış bilge bir baykuştur İstanbul, ancak onu gören olmaz.’

    Giovanni Scognamillo ile beraber imza attığı Vampir Manifestoları ile Scognamillo hakkında hazırladığı Aşk ve Korku adlı kitaplardan tanıdığımız, Karanlığın Çocukları adlı radyo programını ilgiyle takip ettiğimiz yazar Aylin Ünal, bu kez merkezine İstanbul’u ve Galata’yı alan bir fantastik kurguyla çıkıyor karşımıza. İstanbullu büyücülerle yapılmış görüşmelerin hikâyeleriyle karşılaştığımız kitapta, belgesel ve kurgu, araştırma ve hayal gücü iç içe geçiyor.

    İstanbul’un Gizli Büyücüleri’nde, gerçekliğin satır aralarında kalan büyülü olayların ve şehrin sokak aralarında saklanan gizemli insanların öykülerini okuyacaksınız.

  • J.R.R. Tolkien’den Hobbit Resimleri (Kutulu-Numaralı Özel Baskı) Yazar: Christina Scull, Wayne G. Hammond, 1,00 

    J.R.R. Tolkien Hobbit’i yazdığında, belli bir seviyede başarıya ulaşmış amatör bir sanatçıydı. Kitabı henüz taslak aşamasındayken onun için illüstrasyonlar çizmişti. İlk Hobbit baskısı; yazarı tarafından çizilmiş on adet siyah beyaz resim, iki harita, cilt ve şömiz tasarımlarıyla beraber basıldı. Sonrasında, en iyi eserlerinden birkaçını oluşturan beş adet renkli çizim daha yaptı.

    Hobbit’in yayımlanışının 75. yılını kutlamak üzere, yazarın bu metin için kendisi tarafından çizilmiş tüm eserleri J.R.R. Tolkien’den Hobbit Resimleri kitabında bir araya getirildi. İlgili resimler, yüzden fazla eskiz, çizimler, boyamalar, haritalar ve planların ön çalışmaları, alternatif versiyonları ve deneysel tasarımları, çizimlerin son halleriyle beraber bu kitapta okuyucuyla buluşuyor. Bu görsellerin bazıları ilk kez, bazıları ise renkli çizimleriyle ilk kez yayımlanıyor.

    J.R.R. Tolkien’den Hobbit Resimleri, Tolkien hakkında önde gelen uzmanlardan olan Wayne G. Hammond ve Christina Scull tarafından hazırlanmıştır.

  • Jamrach’ın Canavarları Yazar: Carol Birch 1,00 

    Ödüllü yazar Carol Birch’ten, Sineklerin Tanrısı ve Moby Dick gibi eserlerle karşılaştırılan, tarihsel kurgu ve fantastik kurgu arasında mekik dokuyan bir roman!

    Jaffy Brown’un serüveni, bir gün sokakta yürürken Bay Jamrach’ın egzotik hayvan dükkânından firar etmiş bir Bengal kaplanına rastlamasıyla başlıyor. 19. yüzyılın karanlık sokakları, fakir mahalleleri, hayvan koleksiyoncuları ve balina avcılığı Birch’ün romanının fonunu oluştururken, doğanın en doğaüstü yaratığının, bir ejderhanın peşinden açık denizlerde geçen oldukça zor bir yolculuk, denizin düş gördüren fantastik dünyasına sürüklüyor bizi.

    Jamrach’ın Canavarları, deli bir tanrıyla acımasız bir doğa arasında sıkışan hayvan ve insan krallığında hayatta kalmanın öyküsünü anlatıyor. Gerçek olaylardan esinlenerek yazılan bu roman, hayvanlarla arasına mesafe koyarak uygarlaşan insana da bir eleştiri niteliğinde.

    Jamrach’ın “Canavarları”nın kimler olduğuna okur karar verecek…

  • Kan Şarkısı Yazar: Anthony Ryan 1,00 

    “Pek çok adı vardı. Daha otuz yaşına gelmemiş olmasına rağmen, tarih ona bol unvan ihsan edilmesini layık görmüştü: Onu bize eziyet etsin diye gönderen deli kralın karşısında Diyar’ın Kılıcı, savaşlar boyunca onu izleyen adamların yanında Genç Atmaca, Cumbraelli düşmanlarına karşı Karanlıkkılıç ve sonradan öğrendiğime göre Büyük Kuzey Ormanı’nda yaşayan esrarengiz kabileler arasında da Beral Shak ur adıyla anılırdı, yani; Kuzgun Gölgesi.

    Ama benim insanlarım onu tek bir isimle tanırdı ve onu iskeleye getirdiklerinde aklımda dönüp duran da bu isimdi: Umut Katili. Yakında öleceksin ve ben de bunu göreceğim. Umut Katili.”Vaelin Al Sorna, annesinin ölümünün yarattığı üzüntüyü henüz üzerinden atamamışken, kendisini İtikad’ın koruyucusu Altıncı Nişan’ın kapısında, Kral’ın Savaş Lordu olan babası tarafından terk edilmiş olarak bulur. Nişan’a adım attıktan sonra ise artık hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Bu inanç koruyucusu savaş okulunda ölümcül sınavlarla boğuşurken, dövüşmenin yanı sıra kardeşliği, sadakati, karanlığı, ihaneti ve hayatta kalmayı öğrenir. Diyardaki kardeşleri ise onun tek ailesidir. On yaşında o kapıdan adım atan çocuk, genç bir adam olduğunda, Diyar’ının en tanınmış figürlerinden biri haline gelmiştir. Krallarla pazarlık yapar, ordular yönetir ve Diyar’ın kâbuslarından Karanlık’la başa çıkmaya çalışır. Artık sadece Diyar’ının değil, tüm dünyanın kaderi onun ellerindedir. Her şeyden öte, Vaelin’in zorlu hayatında böylesine yükselmesini sağlayan gizli ve karanlık bir gücü vardır: Kan Şarkısı.

    “Eğer Rothfuss veya Sanderson tarzı fantastik kurgu seviyorsanız, Kan Şarkısı sizin için biçilmiş kaftan.”
    -Felicia Day-

    “Cesur bir kurgu, kadim büyüler, amansız entrikalar ve kanlı bir macera…”
    -Publishers Weekly-

  • Kan Yemini Yazar: Brian McClellan 1,00 

    Kralların çağı sona erdi ve bu sonu ben getirdim.

    Bir kralı tahtından indirmek kanlı bir iştir…

    Feldmareşal Tamas’ın kralına karşı yaptığı darbe yozlaşmış soyluları giyotine gönderip halkın karnını doyurdu. Ama bir yandan da Dokuz Ulus’la bir savaşın çıkmasına, kral yanlılarının içten gelen saldırılarına ve Tamas’ın müttefikleri olan Kilise, işçi sendikaları ve paralı askerlerin güç için bir yarışa girmelerine yol açtı.

    Tamas’ın geriye kalan bir avuç barut büyücüsüne bel bağlamaktan başka şansı yoktu. Bunlar arasında harika bir nişancı olan, Tamas’ın oğlu Taniel ve sadakati şantajla sınanan emekli polis müfettişi Adamat da vardı.

    Bir de tanrılar işin içine girince…

    İçeriden ve dışarıdan gelen saldırılar devam ederken, ölüm ve yıkım işaretlerinden bahseden fısıltıları da duyulmaya başladı. Dünyaya geri dönmek için uyanan tanrılardan bahseden eski köylü hikâyeleri. Eğitimli insanların inanmayacağı türden şeyler. Ama inanmalılar…

    Brandon Sanderson’ın edebi vârisi McClellan’ın teknolojiyle büyüyü birleştiren bu zengin dünyasında, barut ve mermileri kontrol edebilen büyücülerin karşısında kim durabilir ki?

    “Yaratıcı bir büyü sistemi, soluk soluğa bir kurgu, ilgi çekici bir dünya. Okurken çok eğlendim.”
    -Brandon Sanderson-

    “Epik fantaziye barut kokulu bir hava getiriyor.”
    -Anthony Ryan-

    “Silahlar, kılıçlar ve büyü bir arada? İnsan daha ne ister ki! Ya heyecan dolu aksiyon, hafızalara kazınan karakterler ve tekrarlanması güç bir başarı? Brian McClellan bu işi biliyor.”
    -Brenk Weeks-

  • Kanla Yaşıyoruz Yazar: Glen Duncan 1,00 

    Glen Duncan’ın “Son Kurtadam” üçlemesi sona eriyor…
    Kurtadamlar ve vampirler arasındaki son savaş başlıyor!

    Yirmi bin yaşındaki, bilinen en eski vampir Remshi, rüyalarına musallat olan Talulla’yı aramaktadır. Fakat kurtadam ve vampirleri yeryüzünden silmeye ant içmiş Hıristiyan tarikat Militi Christi de Talulla’nın peşindedir. Yolları tuhaf bir şekilde kesişen Remshi ve Talulla, ailelerini korumak ve türlerini felaketten kurtarmak için imkânsız bir aşk ve kadim bir kehanet içerisinde güçlerini birleştirmek zorundadırlar.

    “Duncan, Gotik edebiyatın genelde eksikliğini çektiği iki konuda çok başarılı: zarif bir anlatım ve incelikli bir edebi hassasiyet.”
    -Richmond Times-Dispatch-

  • Kanlı Kızıl Baron Yazar: Kim Newman 1,00 

    Poe, Kafka, Mata Hari ve Dr. Moreau’nun yollarını kesiştiren sıradışı bir roman.

    Yıl 1918… Kont Dracula, Almanya ve Avusturya-Macaristan ordularının komutanıdır. İnsanların en korkulu rüyaları gerçek olmuş ve onlara dünyada cehennemi yaşatmaya gelmişlerdir. Gökyüzü gölgelenmiş, ufuk çizgisi kana bulanmaya başlamıştır. Dracula’nın Kanlı Kızıl Baron’u artık göklerdedir. Bu korku verici pilotun başarısının ardında Dracula dışında bir karakterin daha büyük etkisi vardır: Edgar Allan Poe.

    Bram Stoker Ödülü ve Britanya Bilimkurgu Derneği Ödülü’nü kazanan ve Neil Gaiman’la ortak çalışmalar yapan yazar Kim Newman’dan korkuyu, savaş tarihini ve vampirleri bir araya getiren, sinema ve edebiyat tutkunlarının ellerinden bırakamayacağı bir eser. Bir alternatif tarih romanından, alışılmış vampir hikâyelerinden çok daha fazlası…

    Dracula Günlükleri’nin ikinci kitabında serinin hayranlarını bir sürpriz bekliyor. Yazarın kısa romanı Vampir Aşkı bu kitapta okuyucularla buluşuyor.

  • Kara Prizma Yazar:

    Son yılların en güçlü fantastik serilerinden Işıkyaratan, ilk kitabı Kara Prizma’yla başlıyor.
    “Kara Prizma, unutulmaz karakterleriyle, sürekli şaşırtan hikâyesiyle ve kesilmeyen aksiyonuyla beni ilk sayfasından itibaren esir
    aldı.” —TERRY BROOKS
    “Brent Weeks’in bu kadar iyi olması canımı sıkıyor.” —PETER V. BRETT
    Işığın, tüm büyülerin kaynağı olduğu bir dünyada, Gavin Guile ışığın kırılımındaki tüm renkleri kullanabilen, barışın ve gücün
    odağındaki Prizma’dır. Halkın imparatoru ve dini lideri olan Prizma, büyünün dengesini sağlamakla yükümlüdür. Ancak Prizmaların
    ömürleri çok kısadır.
    Gavin Guile da tam olarak ne kadar ömrü kaldığını biliyordu. Zekâsı, adaleti ve elinde bulundurduğu güçle görevlerini eksiksiz bir
    şekilde yerine getiren Gavin’in Prizma olarak süresi dolmadan gerçekleştirmek istediği beş şey vardı. Ancak bir oğlunun olması
    bunlara dahil değildi.
    Uzak bir Satraplık’ta bir oğlu olduğunu öğrenen Gavin ya oğlunun iyiliğini ya da bugüne kadar kurduğu düzeni seçmek zorunda
    kalacaktı. Bu uğurda vereceği kararlar Gavin’in karanlık sırlarını ortaya çıkaracak ve geçmişiyle yüzleşmesine neden olacaktı.
    David Gemmell En İyi Fantazi Romanı Ödülü adayı

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Karahindiba Şarabı Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “Temiz, dumansız ve etkili, işte karahindiba şarabı bu.”

    Düzyazının şairi Ray Bradbury’den, kendi çocukluğundan esintiler taşıyan eşsiz bir cennet tasviri.

    Ölümün kaçınılmaz olduğunu bilse de yaşadığının farkına varan, aldığı her nefeste daha da güçlenen on iki yaşındaki Douglas Spaulding, ailesi, zaman makinesi yapmaya çalışan komşuları ve yaz mevsimini doyasıya yaşadığı arkadaşlarıyla birlikte bu benzersiz romanda hayat buluyor. Hayatın büyüsü Douglas’ı etkilerken, yaz mevsiminin tüm güzellikleri karahindiba şarabıyla birlikte şişeleniyor.

    Bradbury, yarı-otobiyografik romanı Karahindiba Şarabı’nda geçmişini ve anılarını olmasını istediği gibi yeniden canlandırırken, çocukluğunun büyülü kapılarında bekleyip, okuru kendi cenneti Green Town’da misafir ediyor. Yıllarca fantastik kurgu, bilimkurgu ve korku türünde yazdığı eserlerle tanınmasına rağmen, en iyi eserlerinden biri olan bu romanla yaşamı boyunca yazdığı her cümleye kaynaklık eden bir büyüme öyküsü anlatıyor bize.

    Karahindiba Şarabı, Tom Sawyer’ın Maceraları ve Çavdar Tarlasında Çocuklar’la karşılaştırılabilecek güçte olan nadir romanlardan.

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları