Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT (43)

145–160 / 563 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Dörtlerin İmzası – Sherlock Holmes Yazar: Sir Arthur Conan Doyle 1,00 

    İmkansızı elediğinizde, geriye kalan 
her ne kadar olasılıksız görünse de, gerçektir.

  • Dr. Jekyll ile Bay Hyde Yazar:

    “Yalnızca iyi bir ‘öcü masalı’ değil aynı zamanda nesirden ziyade şiire yakın bir hikâye. Bu yüzden yeri
    Madam Bovary ve Ölü Canlar gibi şaheserlerin yanı.” –Vladimir Nabokov
    Çağının önde gelen yazarlarından Robert Louis Stevenson’ın en önemli eserlerinden biri olarak görülen Dr.
    Jekyll ile Bay Hyde, Viktoryen dönemin ahlakçı paranoyasının insan bilincinde yarattığı yarılmayı yansıtan bir
    başyapıt.
    Avukat Bay Utterson, kadim dostu Doktor Henry Jekyll’ın son isteğinin ardındaki gizemin peşine düşmekten
    kendini alamaz. Dr. Jekyll’ın tüm mirasını bıraktığı şu gizemli Bay Hyde kimdir? Soylu Sör Danvers’ı kim
    öldürmüştür?
    Stevenson, bir insanın ruhundaki iki farklı kişiliği, saf iyiyle saf kötünün temsillerini yansıttığı ürkütücü
    eseriyle hem gizem hem korku hem de bilimkurgu türünde çığır açmayı başarıyor.

  • Dr. Moreau’nun Adası Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Edward Prendick, geçirdiği bir gemi kazası sonucunda kendisini Pasitif Okyanus’nun ortasında, kimselerin uğramadığı volkanik bir adada bulur. Ama şansına, ada pek ıssız sayılmaz: Kendisini deneylerine adamış bir bilim adamı olan Dr. Moreau, alkolik asistanı Montgomery, onun tuhaf hizmetkarı M’ling ve Moreau’nun korkunç deneylerinin ürünü tuhaf yaratıklar. Prendick, adanın içindeki ormanlarda pusu kuran tehlikelerin arasında çıktığı yolculuklarda garip ayinlerle, Kanun’la karşılaşacak, yeni ve tuhaf arkadaşlar edinecektir.

    Bilimkurgunun büyük ustalarından H.G. Wells’ten, doğayla oyuna girişmenin tehlikelerinin ve insan olmanın anlamını sorgulayan, çarpıcı bir başyapıt.

  • Dracula Yazar: Bram Stoker 1,00 

    … Anahtarı bulmak için bedeni aramam gerektiğini biliyordum, bu yüzden kapağı kaldırdım ve duvara dayadım; ve sonra ruhumu korku ile dolduran bir şey gördüm. Kont orada yatıyordu, ama sanki gençliği yenilenmiş gibi görünüyordu, çünkü beyaz saçları ve bıyığı karanlık bir demir grisine dönüşmüştü; yanakları daha dolgundu ve beyaz derisinin altı yakut kırmızısı görünüyordu; ağzı her zamankinden de kırmızıydı, dudaklarında taze kan damlaları vardı ve ağzının kenarlarından aşağı akıyor, çenesinden ve boynundan süzülüyordu. Derin, alev alev gözleri bile şişmiş etlerin arasına gömülmüş gibi görünüyordu, çünkü gözkapaları ve göztorbaları kabarmıştı. Sanki korkunç yaratık tamamen kanla dolmuş gibiydi; doygunluk içinde bitkin düşmüş, pis bir sülük gibi yatıyordu orada.
    Dracula…
    Gerilim ve korku türünün başyapıtı…
    Viktorya Dönemi’nin aşırı ahlakçı görünümünün ardında yatan karanlığı ve ikiyüzlülüğü açığa vuran bir anlatı. Stoker bu yapıtıyla, yaşadığı dönemin ahlakçı ve bilimci ütopyacılığını, kana susamış bir vampirin şahsında, ustalıkla bir biçimde eleştiriyor.

  • Dracula (Cep Boy) Yazar: Bram Stoker 1,00 

    …Anahtarı bulmak için bedeni aramam gerektiğini biliyordum, bu yüzden kapağı kaldırdım ve duvara dayadım; ve sonra ruhumu korku ile dolduran bir şey gördüm. Kont orada yatıyordu, ama sanki gençliği yenilenmiş gibi görünüyordu, çünkü beyaz saçları ve bıyığı karanlık bir demir grisine dönüşmüştü; yanakları daha dolgundu ve beyaz derisinin altı yakut kırmızısı görünüyordu; ağzı her zamankinden de kırmızıydı, dudaklarında taze kan damlaları vardı ve ağzının kenarlarından aşağı akıyor, çenesinden ve boynundan süzülüyordu. Derin, alev alev gözleri bile şişmiş etlerin arasına gömülmüş gibi görünüyordu, çünkü gözkapakları ve göztorbaları kabarmıştı. Sanki korkunç yaratık tamamen kanla dolmuş gibiydi; doygunluk içinde bitkin düşmüş, pis bir sülük gibi yatıyordu orada…

    Dracula…

    Gerilim ve korku türünün başyapıtı…
    Viktorya Dönemi’nin aşırı ahlakçı görünümünün ardında yatan karanlığı ve ikiyüzlülüğü açığa vuran bir anlatı. Stoker bu yapıtıyla, yaşadığı dönemin ahlakçı ve bilimci ütopyacılığını, kana susamış bir vampirin şahsında, ustalıklı bir biçimde eleştiriyor.

  • Dracula Günlükleri Yazar: Kim Newman 1,00 

    Acımasız Bir Çağ Başlıyor

    1888 yılındayız, Kraliçe Victoria yeniden evlendi ve eşi de Eflak prensi, kötü şöhretli Kont Dracula’dan başkası değil. Kirli soyu, giderek artan sayıda sakininin vampir olmayı tercih ettiği Londra’da yayılıyor.

    Whitechapel’ın gaddar arka sokaklarında, “Gümüş Bıçak” adı verilen bir katil, vampir kızları yok ediyor. Sonsuza kadar genç kalacak vampir Geneviève Dieudonné ve Diyojen Kulübü üyesi Charles Beauregard, sadist katili ararken bir araya geliyor ve İngiltere’nin en kana susamış hükümdarı ile yüzleşiyorlar.

    “Kim Newman’ın Dracula Günlükleri yeniden basıldı; bunu kutlamalıyız. Bu kitap edebiyatın, tarihin ve vampirlerin ilk karışımıydı; vampirlerin artık her yerde oldukları bir dünyada da hâlâ en iyisi ve dişleri eskisi kadar keskin. Yorumları ve akıl oyunlarıyla okuması mecburi bir eser. Tek kelimeyle muhteşem.”
    Neil Gaiman

    “Stephen King vampirlerden nefret ettiğimizi farz ediyor; Anne Rice onları sevmeyi güvenli bir hale getiriyor, çünkü onları birbirinden nefret ettiriyor. Kim Newman ise çoğumuzun onlarla bir arada yaşadığından kuşkulanıyor… Dracula Günlükleri o postmodern türün, kendiyle takıntılı ölmeyenlerin mutlak tasviri.”
    Newyork Times

  • Drizzt Efsanesi 21. Kitap – Kışgörmez Yazar:

    Yol arkadaşlarını kaybeden Drizzt yüz yıldan sonra ilk kez özgür ve yalnızdır. Dahlia ismindeki yeni dostuyla beraber Kışgörmez şehrinin başına gelenlerin intikamını almak için yola düşerler. Fakat Drizzt yeni dostlarla beraber yeni düşmanlar da kazanacaktır.

     

    Ve artık yalnızım. Yıllar önce Montolio’nun ölümünü takip eden günlerden beri hiç olmadığım kadar. Arkadaşlarımı tehlikeye atmanın insafsızca olacağı inancıyla onları terk ederek Menzoberranzan’a gitmek için Karanlıkaltı’na yolculuk ettiğimde bile böyle hissetmemiştim. Karanlıkaltı’nda yalnız olmama karşın, ruhen yanımda oldukları için manevi desteğim olmadan gitmemiştim. Bruenor, Catti-brie ve Regis’in hayatta ve iyi durumda, aslında onları geride bırakmış olduğum için çok daha iyi durumda olacaklarına inanıyordum, olacaklarına inancım tam olarak gitmiştim.

  • Dublinesk Yazar: Enrique Vila Matas 1,00 

    Nitelikli yazarların, yayıncıların ve iyi okurların karşılaştıkları zorluklar ile iyi edebiyatın gücünü yitirdiği bir toplumda hayatta kalma mücadeleleri Dublinesk’te buluşuyor.

    “Vila-Matas’ın yazılarının üzerimdeki etkisi muazzamdır. Espri anlayışına, her tür edebiyat hakkında sahip olduğu bilgiye, yazarlara duyduğu şefkate ve edebiyatla ilgili konuları alıp korkusuzca yazılarının bir parçası yapmasına hayran kaldım.”
    -Paul Auster-

    “Modern İspanyol edebiyatında eşi benzeri olmayan bir yazar. Vila-Matas’ın mükemmelliği tartışılamaz bir gerçek.”
    -Roberto Bolano-

    “İspanya’nın en seçkin romancılarından biri.”
    -Rachel Nolan, The New York Times-

    Dublinesk, emekli olmuş ünlü bir edebiyat yayıncısının rüyasıyla başlar: Daha önce hiç ziyaret etmediği bir şehir olan Dublin’dedir ve hava, tutku hatta umutsuzlukla ağırlaşmıştır…

    Uyandığında bu rüya onun için bir takıntı haline gelir ve yayıncılığını yaptığı üç yazarla birlikte James Joyce’un Ulysses’inde Paddy Dignam’ın gömüldüğü mezarlığa gidip orada “Gutenberg Çağı” için bir cenaze töreni düzenler. Fakat bu sırada Samuel Beckett’a tıpatıp benzeyen gizemli bir adamın onu takip ettiğini fark eder…

    Eşsiz edebiyat yolculuğu işte böyle başlar.

    Enrique Vila-Matas, kimi eleştirmenlere göre en iyi yapıtı olan bu dokunaklı romanda, Joyce ile Beckett’ın dünyalarının birleştiği sınırlarda dolaşıyor. Bu benzersiz kitap Vila-Matas’ın naif üslubuyla benzersiz bir okuma vadediyor.

  • Dune Yazar: Frank Herbert 1,00 

    “Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.”
    -Arthur C. Clarke-

    “Güçlü, inandırıcı ve usta işi.”
    -Robert A. Heinlein-

    “Modern bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.”
    -Chicago Tribune-

    En İyi Roman kategorisinde Hugo Ödülü
    En İyi Roman kategorisinde Nebula Ödülü

    Okurlar tarafından 20. yüzyılın en iyi bilimkurgu yapıtı seçilen Dune serisi, yepyeni kapakları ve gözden geçirilmiş çevirileriyle 50. yılında İthaki’de.

    Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından biri sayılan Dune, genç Paul Atreides’in hikâyesini anlatır. Atreides’in ailesi, evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj ‘baharatının’ tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikâye doğacaktır.

    Frank Herbert’ın yarattığı evren, yıllar boyunca milyonlarca okurun zihninde gerçekliğini kabul ettirdi ve bugün de ayakta.

    İyi bir bilimkurgu ve iyi bir edebiyat yapıtı okumak isteyen herkesin yolu Dune serisinde birleşiyor… İthaki’nin yepyeni “Bilimkurgu Klasikleri” dizisi Dune efsanesiyle başlıyor…

  • Dune Çocukları Yazar: Frank Herbert 1,00 

    “Tıpkı insan hayatı gibi, her gezegenin de bir başlangıcı ve bitişi vardır.”

    Frank Herbert, deneylerden çok deneysel yaklaşımların had safhaya ulaştığı, tür içerisindeki “iyi edebiyat iyi edebiyattır”cıları bir araya getiren yeni dalga bilimkurgu akımının en önemli temsilcilerinden. Türün tüm olanaklarını, suyunu çıkarana kadar kullandığı Dune serisinin üçüncü kitabı Dune Çocukları, din ve güç arasındaki ince çizginin altını çizen sayılı romanlardan.

    Paul’ün çöle gidişinin üzerinden dokuz sene geçmiş, çöl gezegeni artık yeşillenmeye başlamıştı. Baharat üretimi de giderek artıyordu. Bu değişimlerle beraber çöl terk ediliyor, kök salmış âdetlerden sapılıyordu.

    Baharatın sağladığı geleceği görme gücünden yoksun kalan Alia, İmparatorluk’u kaybetmemek adına elinden geleni yaparken, karşısında geçmişinden hesaba katmadığı rakipler bulacaktı. Çölün derinliklerinden çıkagelen Vaiz, Paul’ün dinine karşı vaazlar veriyordu. Unutulmayan kan davaları tekrar gün yüzüne çıkacaktı.

    Paul’ün ikizleri, II. Leto ve Ganimet ise İmparatorluk’un yeni mehdileri olarak yetiştirilmekteydi. Fakat onların da kendi planları vardı.

    Dune Çocukları, efsanesiyle uzlaşamayan bir gezegenin yörüngede kalma mücadelesi.

  • Dune Mesihi Yazar: Frank Herbert 1,00 

    Bir edebiyat klasiği olan, dünyanın en çok satan bilimkurgu serisi muhteşem Dune efsanesi, ikinci kitabı Dune Mesihi’yle macerasına devam ediyor. Paul Muad’dib, gezegenlerin hakimi, kutsal savaşın görkemli galibi, prensken devrimci olan bir lider, fanatik bir dini kardeşliğin mesihi…

    Fremenlerin başına geçip Dune adıyla bilinen Arrakis gezegenini kontrol etmeye başlamakla kalmayıp evrenin hükümdarı olan Paul, çağlar süren bir düzene son vermiş, bir halkın kurtuluşu olmuş ve bir gezegenin en büyük ütopyasını gerçekleştirmeye ant içmiştir. Ancak zaferinden on iki yıl sonra, tüm bu güçlere sahip olmasının sebebi olan etkenler onun için bir tehlikeye dönüşür. Paul ise öngörülerine rağmen, felaket getireceğini düşündüğü geleceği değiştirmeye kararlıdır.

    “İnanılmaz… Dune’a ait her şeye sahip, belki daha da fazlasına.”
    -Galaxy Magazine-

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Dune Tanrı İmparatoru Yazar: Frank Herbert 1,00 

    Bilimkurgu edebiyatının en mühim anlatılarından biri olan Dune efsanesi dördüncü kitap Dune Tanrı İmparatoru ile devam ediyor.

    Dune Çocukları’ndaki olayların üzerinden üç bin yıldan fazla geçmiştir. Dune artık çok farklı bir gezegendir. Fakat değişmeyen bir şey var: Dune’un Tanrı İmparatoru II. Leto.

    Dune adıyla bilinen Arrakis gezegeninden evreni kontrol eden Tanrı İmparator II. Leto, evrene daha önce tatmadığı uzunlukta bir barış getirmişti. Fakat son yaklaşıyordu. İnsanlığın evrimini ve geleceğini tayin edebilecek tek kişi olan Tanrı İmparator II. Leto nihai zaferine ulaşmak için çok büyük bir fedakârlıkta bulunmalıydı…

  • Dünyalar Savaşı Yazar: H. G. Wells 1,00 

    “H. G. Wells’in yazdıkları insanı kendine hayran bırakan ve hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacağımız türden.” –Orson Welles

    “Bay Wells’in eserleri zamanın eskitemeyeceği ve gerçekleşmesi pek de imkânsız olmayan hikâyeler anlatıyor.” –Jules Verne

    “Her nesil Dünyalar Savaşı’nı kendi deneyimlerinin ışığında yeniden okuyup yeni bir şeyler öğrenebilir.” –Arthur C. Clarke

    “BU BİR SAVAŞ DEĞİL. HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ OLMADI; İNSANLARLA KARINCALAR ARASINDAKİ BİR SAVAŞTAN DAHA FAZLASI DEĞİL BU.”

    H.G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın ötesinden gelen bir yazar olan Wells, Dünyalar Savaşı’nda istila altındaki umutsuz ve çaresiz bir gezegenin hikâyesini anlatıyor: Dünya’nın.

    Gökyüzünden İngiltere’nin güneyine düşen silindirlerin yarattığı merak hemen sonra yerini korkuya bırakmıştır. Dünya, Mars’tan gelen canlıların istilası altındadır. Henüz ne olduğunu anlayamadan Marslılar tarafından katledilmeye başlayan insanlar, var güçleriyle karşılık vermeye ve direnmeye çalışırlar.

    Uzaylıların kontrolü altındaki İngiltere’de adsız anlatıcının tanıklıkları, insanlığın kaygı verici ümitsizliğinin ve hayatta kalma mücadelesinin karanlık bir portresini çizer. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık hükümdarlığı son mu bulacaktır, yoksa bir kurtuluş ihtimali var mıdır?

    Arthur C. Clarke’ın önsözüyle

    Henrique Alvim Corrêa’nın çizimleriyle

  • Dünyaların Savaşı Yazar: H. G. Wells 1,00 

    Uzayın derinliklerinde… engin, soğuk ve duygusuz zihinler bu dünyayı kıskanç gözlerle izliyor ve bize karşı uygulayacakları planlarını yavaş yavaş geliştiriyorlardı.

    Herbert George Wells (1866-1946), Bromley, Kent’te doğdu. Bir manifaturacı dükkânındaki iki yıllık çıraklık dönemi de dahil olmak üzere yaşama birkaç ‘yanlış başlangıç’ yaparak başladıktan sonra, Güney Kensington’daki Normal Bilim Okulu’nun bursunu kazandı. Burada T.H. Huxley’den biyoloji dersleri aldı. 1890’da mezun olduktan sonra başladığı öğretmenlik kariyeri, sağlık sorunları nedeniyle pek de uzun sürmedi. 1893’te yaşadığı iç buhranı atlatmaya başladığı sıralarda çeşitli makaleler ve kısa öyküler yazmaya ve çok geçmeden de yaşamını gazetecilikten kazanmaya başladı.

    İlk romanı Time Machine (Zaman Makinesi; 2000, İthaki Yayınları) 1895’te yayımlandı. Bu romanı, 1897’de The Invisible Man (Görünmez Adam), 1898’de The War of the Worlds (Merihliler Yeryüzünde), 1901’de The First Men in the Moon (Ayda İlk İnsanlar), Anticipations, Mankind in the Making, A Modern Utopia ve diğer bilimsel yapıtları izledi. Bunların yanı sıra, Dickens geleneğine bağlı kalarak 1900’de The Wheels of Chance, Love and Mr. Lewisham, 1905’te Kipps, 1909’da Tono-Bungay ve 1910’da The History of Mr. Polly gibi romanlar da yazıyordu.

    Ölümüne kadar romanlar, kısa öyküler, bilimkurgu, biyografik ve tarihi yazılar kaleme aldı. 1934’te yazdığı Experiment in Autobiography, yaşamını, yapıtlarını, düşüncelerini gözden geçirdiği otobiyografik bir yapıttır.

  • Düşmüş Melekler Yazar: Richard K. Morgan 1,00 

    21. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Değiştirilmiş Karbon serisi ve çarpıcı ana karakteri Takeshi Kovacs dizinin ikinci kitabı Düşmüş Melekler’le geri dönüyor!

    Değiştirilmiş Karbon’daki olayların üzerinden otuz sene geçti. Ancak eski bir BM elçisi olan Takeshi Kovacs’ın maceraları hız kesmedi. Pek çok kez kariyer ve kılıf değiştirip yeni bir bedenle bu kez daha büyük olayların ortasında buldu kendini: Kanlı bir ayaklanmayı durdurmak üzere uzak bir gezegenin hükümetince tutulan bir askerdi artık.

    Ancak mesele taraf tutmaya geldiğinde ona kimin ödeme yaptığına bakmaksızın Kovacs istediği tarafı seçerdi – yani kendininkini. Haliyle sıradışı bir ekip onu kadim bir uzaylı gemisine yapılacak hazine avı için çağırdığında bu teklife hayır diyemezdi. Kalaşnikoflarını hazırlayıp görevini yarıda bırakan Kovacs için bu yeni macera tek başına yapamayacağı kadar büyüktü. Ama o istediğini almak için her şeyi yapmaya hazırdı; ölüleri diriltmeye bile.

    Yıldız Gemisi Askerleri ve Bitmeyen Savaş gibi eserlerin izinden giden askeri bilimkurgu/siberpunk türündeki Düşmüş Melekler, son zamanların en dikkat çeken bilimkurgu-aksiyon romanlarından biri.

    “Takeshi Kovasc geri döndü. Morgan, Değiştirilmiş Karbon’da yaratılan dünyayı çok daha ileriye taşıyor.” –Anthony Ryan

    “Bilimkurguyla gerilimi birleştirmedeki ustalığıyla türe hak ettiği yeri kazandırmayı başardı.” –Peter F. Hamilton

    “Morgan şirketlerin açgözlülüğünü, siyasetin çürümüşlüğünü muazzam bir kurguyla ele alıyor.” –The Times

  • Duvar Yazar:

    Bir ülkenin tarihi ayrı ayrı herkesin tarihi olur.

     

    Soner Sert Duvar’da görmezden gelinen insanların geçmişleri, bugünleri ve gelecekleriyle bir ülkenin karanlıkta kalan gündelik hayat tarihini anlatıyor.

     

    Çevresel koşulların ve sistem baskısının tam odağına yerleşip, kalın duvarların altında ezilmeden yaşamaya ve kendi olarak kalmaya çalışan bireylerin umuduna, öfkesine ve hüznüne odaklanan Soner Sert, hayatın karşısında savunmasız kaldığının farkında olmayan karakterleri resmediyor. Gerçeklikle bağını koparmadan, güne ve güncele dair “bizden olanların” anlatıldığı öykülerde, hayatın ve sanatın göstergelerine sığınan anlatımıyla Duvar, acısı derinde olanın yüzeyde anlatılamayacağını ve anlaşılamayacağını göstererek en derine indiriyor okuru.

     

    Parasızlıktan utanan babalar, çocukları için canını vermeye hazır anneler, varını yoğunu annesine feda eden evlatlar… Duvarı hem acıtan hem koruyan taraflarıyla ele alan Soner Sert zaman zaman önümüze dikilen, zaman zaman da dışarıdaki kötülüklerden koruyan duvarları anlatarak şiddetin en yakıcı ve keskin halinin yanı sıra eskide kalmış, unutulmaya yüz tutmuş fedakârlıklar ve adayışlarla da örülen iki ayrı “Duvar” inşa ediyor.

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları