Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT (43)

177–192 / 563 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Esir Şehrin Mahpusu Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Esir Şehir Üçlemesi’nin ikinci cildi ‘Esir Şehrin
    Mahpusu’nda, Kâmil Bey hapistedir; kendisiyle, ailesiyle
    ve ait olduğu Osmanlı aristokrasisiyle derin bir
    hesaplaşmaya girişir. Çürümüş, işbirlikçi aileler,
    Anadolu’da gitgide güçlenen Kuvayı Milliye direnişi ve
    hapiste, korkunç bir dram içinde, yapayalnız, kendisini
    Kurtuluş Mücadelesi’yle yeniden yaratmaya karar veren
    Kâmil Bey…

    “Romancının, romanını yazacağı toplumu, o toplumun
    insanlarını ‘tarihsel gelişimi içerisinde inceleyip,
    meydana vuracağı özelliklerden, bugünün ve geleceğin
    zorluklarının çarelerine sağlam dayanaklar bulmak’
    zorunda olduğunu; bunun için hazır kaynaklar yoksa, bu
    roman dışı incelemelerin de romancı tarafından yapılması
    gerektiğini, bunsuz bir roman yazılamayacağını, romancı
    olunamayacağını da ilk vurgulayan Kemal Tahir olmuştur.”

    -Mehmet H. Doğan-

  • Esneyen Adam Yazar:

    Feryal Tilmaç, Esneyen Adam’da insanların içindekini dışarı dökme yöntemlerini odağına alıyor. Nasıl var olduğumuzu, varlığımızı nasıl başkalarına gösterdiğimizi ve bunu yaparken nelerden fedakârlık ettiğimizi kendine has üslubuyla gösteriyor. Sanat ve hayatın değirmeninde öğütülen insanın un ufak olması, zerrelerinin göğe yükselmesi ve dağılması ama her şeye rağmen bütün olan, direnip yüzyıllar öteye aktarılan bilinci vurgulanıyor. Sanat ve hayat zıddı olmayan iki kavram olarak her insanda ve her çağda farklı derecelerle kendilerini bir gösterip bir kaybolurken, Feryal Tilmaç geleceğe notlar alıyor. Bizi de şahit tutuyor: İnsan vardı, hayat vardı, sanat vardı ve hiçbiri vazgeçmeyecek olmaktan. Aynılaştığımız yerlerden nasıl farklılıkların oluştuğunu ve bunların ne kadar yaratıcı aynı zamanda yıkıcı olabileceği anlatılıyor Esneyen Adam’da.

    Ödüllü yazar Feryal Tilmaç’ın üçüncü öykü kitabı diliyle, anlatımıyla, seçtiği konularla ustalık günlerinin başladığını haber veriyor.

    “Okuduklarının dümen suyunda sağa sola savruluyorsun. Yine de bir onlardan eminsin. Durursan büsbütün kaybolursun. Okuyarak hiç olmazsa başkalarının cümlelerinde var oluyorsun. Çözümü sararmış sayfalardaki kelimelerde arıyorsun; kâğıdın kokusunda belki de, kim bilir?”

  • Eve Dönüş Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    Bu hikâyeyi yazdığında yirmili yaşlarındadır Bradbury, ancak alışıldık kalıpların dışına çıkan çizgisini çoktan oluşturmaya başlamıştır. Şiirsel bir dille yazılan bu özgün hortlak hikâyesi sıradan insanı anlatır aslında. Eve Dönüş Bradbury’nin kendi çocukluğundan izler taşır. Kendisini sevgi dolu bir ailenin içinde bile uyumsuz, yabancı ve sıradışı hissettiği bir dönemin yansımasıdır belki de…

    Ray Bradbury’nin kısa hikâyesi Eve Dönüş, ilk olarak 1946 yılında Mademoiselle dergisinde yayımlandığından beri kelimenin tam anlamıyla bir Cadılar Bayramı klasiği olmuştur. Bradbury’nin kendi çocukluğundan izler taşıyan bu hikâye, Cadılar Bayramı arifesinde bir araya gelen devasa bir hortlak ailesinin onlara hiç benzemeyen çocuğunun öyküsüdür.

  • Evvel Zaman Yazar: Ercan Kesal 1,00 

    Peri Gazozu’nun yazarı Ercan Kesal’dan: Evvel Zaman!

    Elinizdeki kitap bir sanat yapıtının hikâyesidir, hatta hikâyenin hikâyesi! Doktor, senarist, oyuncu ve yazar Ercan Kesal, Evvel Zaman’da, yaratıcılığın kökenlerine doğru uzanan çetrefil bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Bütün içsel ve dışsal etkileriyle yaşanmış bir olaydan bir sanat eserine doğru uzanan esrarlı bir yolculuğa… İyi okumalar!

    Ahmet Öz

    “Sinema, gerçekliği zaman boyutunda sabitlemiştir ve sinemayla birlikte insan, ilk kez zamanı durdurma, yeniden yaratma ve isterse ona geri dönme olanağına kavuşmuştur. Zamanın gerçekliğini bir film şeridi üzerinde dondurabilen sinemanın gücünün kaynağı, ‘zamanı, bizi her gün hatta her saat saran gerçekliğin maddesine çözülmez ve hakiki bağlarla bağlamasıdır’ (Tarkovski). İnsanın vicdanı da zamana bağlıdır ve yalnız onunla var olur. Bellek ise vicdan demektir ve unutmak vicdansızlık… Sinema unutmayı reddeden bir sanattır ve bu yüzden çok kıymetlidir.

    “Elinizdeki kitap, bir film güncesidir. Bir Zamanlar Anadolu’da filminin hikâyesini konuşmaya başladığımız günden setin sona erdiği güne kadar tüm yaşadıklarımı, gözlemlerimi ve duygularımı yazdığım notlardan oluşmaktadır. Filmin senaristlerinden biri olarak, bir film senaryosunun nasıl başlayıp değişerek evrildiğini ve yönetmen için nasıl bir kılavuz haline dönüştüğünü de göstermeye çalıştığım özgün bir yol hikâyesidir.”

    Sunuş’tan, Ercan Kesal

  • 5 üzerinden 1.00 oy aldı
    Fahrenheit 451 Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    “Yazılmış en iyi bilimkurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu.” -Margaret Atwood

    “Öyle bir eser ki, hakkında ne söylesem eksik kalır.” -Neil Gaiman

    Hugo En İyi Roman Ödülü

    Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü

    Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Yayımlandığı anda klasikleşen, distopya edebiyatının dört temel kitabından biri olan Fahrenheit 451 ise bir yirminci yüzyıl başyapıtı.

    Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag’ın işi ise yasadışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları.

    Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.

    İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?

    Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.

    “Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.”

  • Faust Yazar: Johann Wolfgang Von Goethe 1,00 

    Goethe’yi neredeyse bütün hayatı boyunca meşgul eden Faust, hemen her okura cazip gelecek olaylar ve kahramanlar kadar, eleştirmenleri ve yorumcuları uğraştıracak muammalarla da dolu bir yapıt.

    İster Şeytan’la anlaşma imzalayan kahramanının şaşırtıcı öyküsü olarak okunsun, ister büyük bir sanatçının köklü bir edebiyat geleneğindeki sayısız temayı ve motifi bir potada eritmeyi başardığı bir başyapıt gözüyle ele alınsın, Faust’un sırrını korumasının ardında belki de Heine’nin şu gözlemi yatmaktadır: “Herkes kendi Faust’unu yazmak isterdi…”

    “Goethe gerçekten de Dante’nin başlattığı çağın en son büyük yazarıdır.”
    -Harold Bloom-

    Faust I ve II’yi Genç Osman Yavaş’ın çevirisiyle sunduğumuz bu ciltte, B.W. Wells’in aydınlatıcı yorumlarını içeren bir önsözü de bulabilirsiniz.

  • Fil Kadar Küçük Yazar: Jennifer Richard Jacobson 1,00 

    “Filler tehlikeyi sezebilir. Onlar, yaklaşan tsunamiyi ya da depremi önceden hissedebilme kabiliyetine sahiptir. Ne yazık ki Jack bu yeteneğe sahip değildi. Bu yüzden, hayatının tepetaklak olduğu gün, hazırlıksız yakalanmıştı.”

    11 yaşındaki Jack, sabah uyanıp önceki gün annesiyle geldiği kamp alanında yalnız olduğunu fark eder. Akli dengesi yerinde olmayan annesinin daha önce de ortadan kaybolduğunu bilen ve buna alışkın olan Jack, diğer çocukların yapacağı gibi birilerine annesinin kayıp olduğunu haber vermek yerine kendi başının çaresine bakmaya karar verir. Annesini kendi bulacaktır. Bunun için yapması gerekenlerse önce karnını doyurmak, sonra da kamp alanından evine dönmenin yolunu bulmaktır.

  • Fosforlu Cevriye Yazar: Suat Derviş 1,00 

    Atilla Dorsay’ın önsözüyle…

    Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.

    Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye’nin karşısına hiç tanımadığı bir adam çıkar. Hayatında kimse Cevriye’ye, hastalığında kendisine bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hissettiren bu adam gibi davranmamıştır. Bu yabancıyı tanımasıyla birlikte Cevriye daha önce hiç hissetmediği, hiç bilmediği duyguları tadacak ve sevmeyi, tutsaklığı öğrenecektir.

    Suat Derviş, ilk kez 1968’de yayımlanan Fosforlu Cevriye adlı kitabında, toplumun dışına itilmiş, “öteki” olarak konumlandırılan bir fahişenin hayatını anlatıyor. Toplumun farklı sınıflarından karakterlere yer verdiği, sade bir dille yazdığı ve insan sevgisini temel aldığı bu romanıyla, toplumda var olan iki yüzlülüğe de ironik yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Frankenstein Yazar: Mary Shelley 1,00 

    Frankenstein, günümüz bilimkurgusunun başlangıç noktası.” — Stephen King

    Frankenstein’ın başarısı, insanlığın sonu gelmeyen korkularından biri olan tehlikeli bilgiye karşı korkuyu yeniden ortaya koymasında saklı.” — Isaac Asimov

    “SEVGİ UYANDIRAMIYORSAM, KORKU SALACAĞIM, ÖZELLİKLE DE SANA ÇÜNKÜ SÖNDÜRÜLMEZ BİR NEFRET DUYUYORUM YARATICIMA.”

    Mary Shelley yaşadığı dönem, bulunduğu çevre ve geldiği aile sebebiyle edebiyat tarihinin nevi şahsına münhasır yazarlarından biri olsa da ona ölümsüzlüğü getiren şey “yaratıcılığı”. Shelley’nin iki asır önce kaleme aldığı Frankenstein pek çoklarınca ilk bilimkurgu eseri olmasının yanı sıra gotiğin, korkunun hatta romansın bir araya geldiği gerçek bir edebiyat klasiği. Eserden daha büyük popülariteye ulaşan, kişinin kendi yaratımı tarafından yok edildiği “Frankenstein Teması” ise hem kültürümüzün önemli bir parçası hem de Shelley’nin izlerini takip eden pek çok yazarın çıkış noktası.

    Doğanın sınırlarını zorlamaya kararlı olan genç bilim insanı Victor Frankenstein ceset parçalarını birleştirip uzun çalışmaları sonucunda yaratığına can verir. Başlangıçta nezaket ve iyilik dolu olan canavar, toplumun zulmünden dolayı gün geçtikçe acımasızlaşır ve onu terk eden yaratıcısından intikam almaya karar verir.

    Yaratıcının, yaratımına karşı bir sorumluluğu var mı? Yoksa canavar dünyada yalnız bırakıldığı için intikam aramakta haklı mı?

    Frankenstein, bilimkurgunun Aydınlanması.

    Neil Gaiman’ın sunumuyla

  • Gangsterler Kraliçesi Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    – Eller havaya! dedim. Eller yukarı, kalbimin orangutanı…
    Küçük siyah gözlerinden bir kin ışıltısı geçti. Boynumu bu sırada yakalasa işimin harap olacağını anladım. Yerdeki tabancayı ayağımla bir kenara attım.
    – Şimdi beni iyice tanıdın değil mi? diye sordum, Şikago’nun Çifte Tabancalı Kadını’nı nihayet bilesin çıkardın mı? Beni milyon işine karıştırırsın, başımı türlü belalara sokarsın… Sonunu düşünmezsin!
    Düşün ve edebiyat dünyamızın dev ismi Kemal Tahir’in, F. M. Duran takma adıyla yazdığı özgün polisiye maceraları yıllar sonra yeniden yayımlanıyor.

  • Gauntlgrym Yazar: R. A. Salvatore 1,00 

    Drizzt ile Bruenor efsanevi Gauntlgrym krallığının peşindeler. Gauntlgrym krallığının antik hazineler ve kadim bilgilerle dolu olduğu fısıldanıyor. Fakat Gauntlgrym’in peşinde başkaları da var. Ve Gauntlgrym’i bulmak, Kışgörmez şehri için felaket anlamına gelebilir.

    “Gauntlgrym’i bulacağını sanmıyorum, var olduğunu sanmıyorum ve orayı bulacağına inandığını veya inanmış olduğunu da sanmıyorum. Buna karşın her gün haritalarını ve ipuçlarını inceliyor. Ayak basılmamış delik bırakmıyor. Bu onun amacı. Araştırma Bruenor Battlehammer’ın hayatına anlam katıyor. Aslında bu, her zaman yitip gitmiş şeylerden ve onları eski ihtişamına döndüreceğinden bahseden cücenin ve genelde tüm cücelerin doğası gibi görünüyor.”

  • Gazetecinin Ölümü Yazar: Elçin Poyrazlar 1,00 

    Ucu Amerikan devleti içindeki iktidar savaşlarına dokunan akıl almaz bir siyasi komplo… Bu komployu ortaya çıkarmaya çalışan Türk gazetecinin ölümü…

    Ülke gazetesinin Washington muhabiri Selin Uygar’ın çözmeye çalıştığı bir cinayet onu, Amerikan devleti içinde oynanan oyunlarla tanıştıracak, ABD’nin Ortadoğu siyaseti ile silah ticareti arasındaki kirli ilişkilerin ortasına düşürecek ve büyük tehlikelerle burun buruna getirecek…

    Uzun yıllar yurtdışında gazetecilik yapan Elçin Poyrazlar, ritmini ve heyecanını hiç yitirmeyen bir siyasi polisiyeye imza atarken, politika, ticaret ve medya ilişkilerini de deşifre eden bir kurguyla karşımızda.

  • Gazze’nin Dipnotları Yazar: Joe Sacco 1,00 

    “Joe Sacco’nun mükemmel, insanın içini acıtan savaş röportajı kitapları… [Sacco], bir kitabın yaşamlarımız için ne kadar hayati olabileceğini gösteriyor.”
    New York Times Book Review

    “Sacco, hayranlık uyandıracak kadar yetenekli.”
    Charles Shaar Murray, The Independent

    “Son yirmi yılın en orijinal çizgi romancılarından biri”
    Duncan Campbell, Guardian

  • Geçmiş Olsun Yazar: Birol Tezcan 1,00 

    Hastaneler umudun ve kederin,  yaşamın ve ölümün birbiriyle tanıştığı, birbirine karıştığı mekânlar. Bazen bir müjdeyi duyurmak, bazen de yıkıcı bir kaybın haberini vermek için telaşla adımlanan hastane koridorları… Bu koridorlarda kendi derdinden birbirini görmeyen ya da kendi derdini unutup başkasının acısına içlenenler, hastalar, doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar…

    Sayılı Gün kitabıyla bizlere kader mahkûmlarının hikâyelerini anlatan Birol Tezcan, usta kalemini bu defa hastanelerde mahkûm kalanlar için oynatıyor.

    Daha önce Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi adlı kitapta bir araya gelen yirmi öykünün üzerine yedi öykü daha eklendi ve yirmi yedi öyküden oluşan Geçmiş Olsun kitabı ortaya çıktı.

    İnsan neye isterse ona inanır. Kendini mutlu edecek şeylere daha çabuk inanır.

    Sefer tasımızı, termosumuzu, yastığımızı, battaniyemizi bir de umudumuzu bekleyen hasta yakınlarına bırakıyoruz.

    Hastane koridorları umutsuz çekilmiyor.

  • Gerisi Pek Mühim Değil Yazar: Onur Güzeldiyar 1,00 

    Gerisi Pek Mühim Değil, İzmir’in arka sokaklarında geçen bir büyüme hikâyesi. Mahalleyi, kardeşlikten güçlü arkadaşlığı, baba ocağını, ana kucağını, ilk acımızı, gönül sancımızı, anlatamadıklarımızı, sakındıklarımızı, kayıplarımızı ve pişmanlıklarımızı anlatan bir ilk roman.

    Yalnızlığı, sıkışmışlığı bütün bunlara rağmen umudu da görünür kılan Onur Güzeldiyar, kendini gerçekleştirme ve var olma sancıları içinde debelenen, “iyi insan” olmaya çabalayan “semt delikanlıları”nın hikâyesini çarpıcı biçimde bize aktarıyor.

    “Hayatın esrarengiz müdahaleleri ne hoştur değil mi?

    Devriye gezen ekip otolarının sayısı yükselen lüks binalar arttıkça artmıştır. Özel okulların kapıları spor arabalarla dolmaya, afili kafeler parfüm kokmaya başladığında, kaslı vücutlarının kılsız tenlerini sergileyen, pahalı saatler takıp, tertemiz kadınlarla etrafa bir küfür gibi bakmaya ve uzak durmaya çalışıp kaçmaya başladıklarında bu gençler, semt delikanlılarına öfke bir meyvedir artık.

    Sıkılan, çalışan, yorulan, vuran, vurulan, sıkıldıkça faça atan, sinirlerine hakim olamayan, nezaretlere alınıp sorgulanan, birahanelerde ağzı kusmuk kokulu kadınları öpmeye çalışan, sevilmeyen, dışlanan, tehlikeli sanılan, adam olamayan, matiz olan, bali koklayan, kova yapan, bong hazırlayan, patlayan, çatlayan, ağlayan, aldatan, aldatılan, rezil olan, daha çok rezil olan, yanılan, yanılan, hep yanılan, duvarları kağıt, spreyleri kalem sanan, kalpleri daima kırılan kim varsa, yemiştir artık o meyveden.

    Çinnng!”

  • Gio Ödülleri: 2013 Seçilmiş Öyküler Yazar: Kolektif 1,00 

    Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD), ülkemizde hayal gücünü temel alan türlerde yazan, çizen, sinema filmi çekmek isteyen kişileri desteklemek adına, bu türleri bilen, seven ve anlayan kişiler tarafından değerlendirilecek bir ödül düzenledi. İlk defa 2013’te düzenlenen GİO Ödülleri’nde öykü dalında başarılı olan eserlerin derlendiği bu seçkinin kapağını da, illüstrasyon dalında başarılı bulunan eserler süslüyor. Bu derleme, hem fantazya ve bilimkurgu alanında birbirinden güzel yeni öyküleri okurlarıyla buluşturuyor hem de bu türlerde yazmak isteyenlere çok değerli ipuçları veriyor.