Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT (43)

49–64 / 563 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Ayyaş Buda Yazar: Göktuğ Canbaba 1,00 

    Tümden geliyor ve güme gidiyordu, tüm OBEB ve OKEK’lerinin toplamı belki de ona evrenin sırlarını açıklayabilirdi ama bunlar benim umurumda değildi.” Hayat, çukur ve tümseklerle dolu bir patika. Dünya, biçimsiz heykeller gibi dikildiğimiz bir yer. Ayyaş Buda, kozmik şakacıya karşı atılan bir kahkaha, mistik bir kılavuz. Göktuğ Canbaba, bilge ağaçların kollarında huzurlu bir uykuya ya da uçurumun kenarında ayaklarımızı gıdıklayan bir rüzgârla konuşmaya çağırıyor bizi. Bu kitaptaki öyküler, kutsal ve sıradan dünyalar arasında yalın ayak koşma rekoru kırıyor, yeraltında adım atmaya başlayıp gerçeküstü bir yolda ilerliyor Ayyaş Buda, sorularla dolu bir hayata karşı icra edilen serseri bir serenat. Cevaplarımız bir yol düşümü uzakta…

  • Balık Nefesi Yazar: 14,00 

    Balık Nefesi insan olmanın bütün pencerelerinden bakıp en çarpıcı ruh hallerine tanıklık etmemizi, kendimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Eylemlerden çok duyguların odağında bir dil şöleniyle baş başa, sürükleyici dünyalar kuruyor. Nil Sakman, sekiz öyküde farklı insanlık durumlarından yola çıkarak kalabalığa karşı yalnızlığı seçiyor.

    Söylenmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek cümleleri içinde bir umut gibi büyütenler, kendini yollara vuranlar ve bütün bir edebiyat tarihinden beslenen karakterler yol arkadaşı oluyor. Aslolanın yol ve yolculuk, varılan yerin yeni yolculuklar için bir durak olduğuna inananların, bu düzenin kurallarına uyamayanların, kendi hayatlarının kahramanı olurken arkasında bıraktığı izlerle böbürlenmeden mütevazı bir dünya kuranların öyküleri.

    Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, ırmağın çağıltısı insan sesine karışırken umutla, tutkuyla, inançla özlediğimiz uyum sayfaların arasından çıkıp ete kemiğe bürünüyor.

    Nil Sakman, böyle de yaşayabilirdik, diyor. Böyle de yaşayabilirdik…

    “Ölümün alametifarikası sükûttur, diye geçiyor aklından. Ölümün bulunduğu her yerde sükût da hazır bulunur. Önce ölüm yaklaşır, alır alacağını; ardından, kısa ya da uzun bir an; ama mutlaka sükût gelir. Yerküre üzerinde ne var ne yok hepsi susar. Çıt çıkmaz. Eğer bir araf varsa zamanı çelen, işte burası orasıdır.”

  • Başka Gökyüzü Yazar: İlhami Sidar 1,00 

    İlhami Sidar bu kitabında kişisel trajedilerin toplumsal olanın içinde nasıl eridiğini gözler önüne seriyor. Başka Gökyüzü, bir öğretmenin uzak bir köy okulunda “öteki”yle tanışarak onu anlamasının ve sevmesinin hikâyesi. Yeni bir dünyanın var olabileceğine ve her şeyi değiştirebileceğine duyduğu inançla giriştiği mücadelenin umut dolu tasviri.

    İlhami Sidar kalemindeki ahengi korurken bütüncül bir dünya tahayyülünün aydınlık sabahlarını resmediyor.

    “Çocukluğumuzun en heyecanlı zamanlarında bize hep ödünç şeyler giydirildi; ödünç dil, ödünç tarih, ödünç yaşam…”

  • Baskerville’lerin Köpeği – Sherlock Holmes – Yazar: Sir Arthur Conan Doyle 1,00 

    “Büyük edebiyat eserleri hayatımıza bir şey katar. Doyle da Sherlock Holmes eserleriyle bunu gerçekleştirdi.” –Anthony Burgess

    En önemli polisiye eserlerden biri olmasının yanında gotik esintiler de taşıyan Baskerville’lerin Köpeği, Sherlock Holmes külliyatının en dehşet dolu eseri. Doyle araştırmalarınca da yazarın en iyi romanı olarak gösterilen eser, gerçek bir dünya klasiği.

    “Watson, giderek kendini aşıyorsun,” dedi Holmes. Sandalyesini geriye itip bir sigara yaktı. “Şimdiye kadarki tüm işlerimizde çok iyiydin ama benim küçük başarılarımı takdir ederken kendi yeteneklerini azımsadığını söylemeliyim. Parlayan sen değilsin belki ama sen ışığı iletiyorsun. Kimi insanlar dâhi olmasalar da dehayı ortaya çıkarmak konusunda müthiş bir güce sahiptirler. İtiraf etmeliyim ki sevgili dostum, sana çok şey borçluyum.”

    Grez Buzwell’in sonsözüyle.

  • Başkuş Yazar: Şebnem Sönmez 1,00 

    “hece bağlarıyla bağlandık … ne hoş aslında …”

    diyene

    sadece O’na,

    dese de Tevhide Şebnem Sönmez,  Başkuş’ta şiirleriyle o’ndan çıkıp herkese varıyor. Dünle bugünün içinden geçerek aşkı, özlemi, erotizmi, sevgiyi işlerken, gökyüzünün bölünmez bütünlüğünü bozan,  Simurg’u tahtından edip baş’a geçen kuşların zalimliğini de imliyor. Şiirin gönlüne Rengin Sönmez’in baş aşağı çizgileri eşlik ediyor. Başkuş, mitolojiye, insana ve onun en eski tarihi olan aşka da uzanırken, yaşamın birincil düşmanı olan iktidara da başkaldırıyor. Ne eski ne de yeni bu şiir. Derdi hikâyesinde saklı. Derisi yüzülmüş isyan, riyasız rüyalar ve kırıldığından olsa gerek ağlayan dizelerle bir şehrin/ülkenin insanlarında boy veriyor…

  • Bataklık Ülke (Perg Efsaneleri 3. Kitap) Yazar: Barış Müstecaplıoğlu 1,00 

    Kahramanlarımızın yolculuğu yeni düşmanlarla, yeni dostlarla ve ilginç yaratıklarla dolu gizemli bir dünyada devam ediyor. Farklı tanrılara inandıkları için birbirine düşman iki şehir ve her türlü inancın hoş görüldüğü gizli bir bölgede yaşananlar, gerçek dünyanın bitmek bilmeyen inanç çatışmalarına da ışık tutuyor. Bu sürükleyici macera, sevgi ve özgürlük adına…

  • Bay King Yazar: Ronald De Feo 1,00 

    “Hedefler ve mekânlar farklı olsa da
    iş hep aynıydı. Her işin sonu aynı şekilde bitiyordu. Öyle olmak zorundaydı…
    Aynı hikâye, aynı rutin. Tetiği çekersin, adam ölu?r, o kadar. Ya tetiği çekmezsen ne olur?”
    Yaptığı işten sıkılmaya başlayan ve mimariye olan tutkusunu keşfeden işinin erbabı bir tetikçi için
    du?nya artık vurulması gereken hedeflerin peşinde koşulacak bir yer olmaktan çıkar. Hayatındaki en zor göreve gönderildiğinde yeni tutkuları ve kariyeri arasında kesin bir seçim yapmak zorunda kalır…

    “Öfkeli ve takıntılı bir adamın çevresindeki du?nyaya dair derin bir farkındalık geliştirmesi hakkında ilgi çekici bir öyku?…”
    Publishers Weekly

  • Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları – Günlük Yazar: Ransom Riggs 1,00 

    Hayat sürprizlerle doludur. Çoğunlukla hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Her birimizin gizli yetenekleri vardır. İşte bunların hepsi Bayan Peregrine’in öğrencilerinin, kimi zaman zor yoldan öğrenmek zorunda kaldığı derslerden bazıları. Rehberiniz olarak bir Ymbryne’iniz olmasa da, tuhafların dünyasından fırlamış bu harikulade defterle siz de artık günlerinizin haritasını çıkarabilir ve en tuhaf düşüncelerinizi kağıda geçirebilirsiniz.

    Tuhaf Çocuklar serisinin üç kitabından siyah beyaz fotoğraflar ve alıntılar eşliğinde…

  • Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları (1. Kitap) Yazar: Ransom Riggs 1,00 

    Kitabın ilk basımı 2011 yılında “Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children” ismiyle okuyuculara sunuldu. Kitabın yazarı Ransom Riggs, eski fotoğraf koleksiyonlarını derledi ve ilgi çeken bir kurgu hazırlayıp öyküyü bu fotoğraflarla süsledi. Roman New York Times Bestseller Listesinde 1 numaraya kadar erişti. Yazarın ilk romanı olmakla beraber Ransom Riggs’in fantastik kurgu türünde gayet başarılı olduğunu kanıtladı.

    Kitap, Türkiye’de “Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları “ ismiyle “İthaki Yayınları” tarafından yayımlandı. Kitabın Türkçe çevirisini “Aslı Dağlı”, editörlüğünü “Alican Saygı Ortanca” üstlendi.

    Olaylar ana karakter Jacob’ın gözünden anlatılır. Büyük babasının trajik ölümüyle kâbuslar gören Jacob, büyük babasının anlattığı tuhaf yeteneklere sahip çocukların bulunduğu hikayelerin etkisinde olduğunu düşünüp bunun üzerine Galler’e gider ve hikayelerde adları geçen Tuhaf Çocukları ve Bayan Peregrine’yi bulmak ister. Jacob, sırlarla ve tehlikelerle dolu bir zaman döngüsünü keşfeder ve kendisini büyük bir maceranın içinde bulur.

    Roman, 2016 yılında yönetmen “Tim Burton” tarafından beyazperdeye uyarlandı. Romandaki Bayan Peregrine karakterini yetenekli oyuncu “Eva Green” canlandırmaktadır.

    Kitabın Devam Serileri :

    Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları – Gölge Şehir

    Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları – Ruhlar Kütüphanesi 

  • Beceriksiz Yazar:

    Rüzgâr, sistemin dışladığı, modern hayatın yabancılaştırdığı, kendi kabuğuna çekilmiş biridir. İş dünyasının vahşi ortamından kaçmaya çalışırken birden karşısına çıkan bir teklifle kendisini büyülü, karanlık ve kaçışı olmayan bir planın içinde bulur. Gölgelerin özel bir anlam taşıdığı kâbuslarla dolu yaşamının sınırlarını aşıp bambaşka bir dünyanın kurallarına göre yaşamak zorundadır artık ama o hep arada kalan biri olacaktır. Yeraltı ile yerüstü arasındaki mücadelede, gizemli dünyaların ve akıl sır ermez varlıkların karşı karşıya geldiği bir savaşın ortasında kalan Rüzgâr, dünyanın kaderini değiştirecek bir rol üstlenecek ve bu uğurda birçok şeyi feda edecektir. Şeytan’ın bile tahtından edildiği büyük bir savaşta, Rüzgâr gibi sıradan birinin, bir “Gölge”nin, bir “Beceriksiz”in ne işi olabilir?

    Halit Emrah Dimici ilk romanı Beceriksiz’de, günümüzün renksiz ve tatsız dünyasından çıkardığı bir kahramanı, korkunç diyarlardan çağırdığı doğaüstü kahramanlarıyla yüzleştirerek her iki dünyayı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Gizem ve gerilim unsurlarıyla süslü olan bu roman, okurları fantastik bir maceraya davet ediyor.

    “Ben her zaman bir gölgeydim. Üzerinde bir savaşın sürdüğü karanlık ve çorak topraklardan ibarettim.”

  • Bedirhan – Bir Cudi Söylencesi Yazar: İlhami Sidar 1,00 

    18. yüzyılın ikinci yarısı… Osmanlı’ya karşı Kürt halkıyla birlikte bağımsızlık mücadelesi veren Mir Bedirhan hainliğin belki de en acı yüzüyle karşılaşır. Yeğeni Yezdanşêr ona ve halkına ihanet edecek ve bir halkın yenilgisine neden olacaktır. Tarihin seyri ve Kürt halkının bağımsızlık mücadelesi bu ihanetle değişse de mücadele yıllarca sürecektir.

    “Ben Azizi Hanedanlığı’nın son hükümdarı Mir Bedirhan, iktidarımın ilk gününden mazlum halkımın mücadelesini vermeye ant içtim. Selahaddin’in soylu torunları, içinde bulunduğumuz koşullar hiçbirinizi yarınlar için umutsuzluğa düşürmesin! Evet, şu an hainler yüzünden kaçınılmaz bir yenilgiyle karşı karşıyayız; fakat gelinen nokta Kürt tarihinde bir dönüm noktasıdır… Ne tehcir, ne zulüm, ne ölüm, hiçbir güç bu halkı kendi topraklarından söküp atamaz.”

    İlhami Sidar’ın Kürt tarihinin en önemli aktörlerinden Mir Bedirhan’ı ve Kürt halkının yüzyıllardır süren mücadelesini anlattığı bu romanı, tarihin arka sayfalarına ışık tutuyor. Müslüman olan Ali ile Hristiyan olan Meryem’in aşkıyla, onca zulme ve işkenceye karşın halkını satmayanların olduğu kadar, kıskançlık ve ihanetle bağımsızlığı hiçe sayanların da hikâyesidir bu.

    Tarihten bugüne miras kalandır Bedirhan / Bir Cudi Söylencesi…

  • Behire’nin Talipleri Yazar: Suat Derviş 1,00 

    İlk olarak 1923’te yayımlanan Behire’nin Talipleri, Suat Derviş’in erken dönemine ait öykülerden oluşuyor. Mehmet Rauf’un o yıllarda gelecek vaat eden bir isim olarak selamladığı Derviş, gerek kitaba ismini veren öyküde, gerekse “İstanbul Hanımları Niçin Dedikoduya Sebep Olurlar?” öyküsünde, dönemin toplumsal dokusunu oluşturan farklı bireylerin dünyalarına, evlilik kurumuna, sosyal yaşantıda ekonomik gücün koyduğu sınırlara dair güçlü gözlemlerde bulunuyor ve bunları yer yer dozunda bir mizah eşliğinde sunuyor. Behire’nin Talipleri, gözlerini henüz tam anlamıyla sokağa çevirmemiş olan bir Suat Derviş’le tanıştırıyor bizleri..

  • Ben Robot Yazar: Isaac Asimov 1,00 

    Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

    -Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
    -Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
    -Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

    Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.

    Ben, Robot 25 sene sonra yeni edisyonuyla, İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisinin bir parçası olarak geri dönüyor.

  • Benim Güzel Ölülerim Yazar: Özlem Ertan 1,00 

    İlk romanı Âşık Kadınlar Denizhanesi ile okurların beğenisini kazanan Özlem Ertan, yeni kitabı Benim Güzel Ölülerim’de fantastik motiflerle tarihsel temaları yan yana getiriyor. Şiddetin hüküm sürdüğü dünyamızda hâlâ bir ümitten söz edilebilir mi? Peki ya “ölüler âlemi”? Yoksa orası da sonsuz bir karanlıktan mı ibaret? Bir yazar, “ölüler âlemi”nden kalkıp gelen kahramanına ümit aşılayabilir mi?

    Benim Güzel Ölülerim, yalın ve etkili anlatımıyla okurları iki dünya arasında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor…

    “Ne durumda olduğunuza dikkat edin. Hepiniz son nefesinizi verdiğiniz andaki gibisiniz. Yara bere içinde, iki büklüm. Belli ki hiçbiriniz huzur bulamamışsınız. Belki de nefretinizi öldüremediğiniz için böyle yaralısınız. Bunu hiç düşündünüz mü?”

  • Beyaz Diş Yazar: Jack London 1,00 

    Et, yaşamın kendisiydi. Yaşam, yaşam sayesinde devam ediyordu. Yiyenler ve yenilenler vardı. Yasa: ye ya da seni yesinler idi. Yasanın açık bir şekilde formülünü çıkarmıyor, terimler uydurmuyor, üzerinde kafa yormuyordu. Yasayı aklından bile geçirmiyordu; onu kesinlikle düşünmüyor, sadece yaşıyordu.

  • Beyaz Geceler Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1,00 

    Çünkü o anlarda hiçbir zaman gerçek bir hayatım olmayacakmış gibi geliyor bana, çünkü her türlü ahengi, şimdiki ve gerçekteki tüm sezgimi artık yitirdiğimi sanıyorum. Çünkü sonunda kendi kendimi lanetledim, çünkü hülyalı gecelerimden sonra korkunç ayılma anları yaşıyorum.