Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT (43)

65–80 / 563 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Beyaz Geceler – Gözden Geçirilmiş Yeni Baskı Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1,00 

    “19. yüzyılın en büyük kâhini Dostoyevski’dir.” -Albert Camus

    Dostoyevski’nin ilk dönem eserlerinden olan ve 1848’de yazılan Beyaz Geceler, yazarın tüm külliyatından ayrışan, naif eserlerindendir. Dostoyevski’nin eserlerinde alışıldığı üzere isimsiz bir anlatıcı tarafından aktarılan olaylar, dört gece ve bir sabah içerisinde gerçekleşir. Anlatıcımız ilk gece tanıştığı ve kurtardığı Nastenka ile yaptığı uzun konuşmalar sonucunda kendini yavaş yavaş ona kaptırır. İnsanlardan ve hayattan kendini soyutlamış hayalperest kahramanımız mutluluğu ilk kez bu sohbetlerde tecrübe etmeye başlar. Ancak Nastenka geri döneceğine söz veren ama ona tek mektup dahi yazmayan sevgilisini beklemektedir, hem de bir yıldır.

  • Bilge Adamın Korkusu (Kral Katili Güncesi 2. Gün) Yazar: Patrick Rothfuss 1,00 

    “Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi.”

    Bilge Adamın Korkusu’nda Kvothe kahramanlık yolundaki ilk adımlarını atıyor ve kendi ömrü dahilinde efsane haline gelmenin hayatı bir adam için ne kadar zor kılabileceğini öğreniyor.

    Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian’la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın alındığından daha küçük bir yaşta Üniversite’den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım. Benim adım Kvothe. Belki beni duymuşsunuzdur.

  • Bilinmeyen Yazar: Yılmaz Şener 1,00 

    “Çoğu zaman söylenenler anlatılmak istenen şeylerin sadece gölgesidir. Dil yorulunca devreye suskunluklar girer. İşte bu yüzden, sustuklarımız söylediklerimizin gövdesidir.”

    Sıradan bir hayatın içinde sessiz adımlarla ilerleyen Yalçın’ın karşısına, her yedi yılda bir, kendine Avcı diyen gizemli bir adam çıkar. Her seferinde hayatının çok zor bir döneminde Yalçın’ın karşısına çıkan Avcı’nın son gelişindeki sebep, diğerlerinden çok farklıdır. Ve böylece Yalçın ile Avcı; geçmiş ve geleceğin, düş ile gerçeğin iç içe geçtiği bir yolculuğa çıkarlar.

    Bu yolculuğun sonunda Yalçın’ı iki şey beklemektedir; ya her şeyi olduğu gibi kabul edecektir, ya da deli gibi görünecek olmasına rağmen her şeyi inkâr edecektir.

    Zekice kurgulanan ve mizahtan ödün vermeyen bir üslupla yazılan Bilinmeyen, çok katmanlı bir hikâye sunuyor.

  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Yazar: Stefan Zweig 1,00 

    “Zweig, belki de en şöhretli eseri olan Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nda, vicdansızlıkla yoğrulan toplumun ikiyüzlülüğünü incelikle anlatıyor.”

    -Salman Rushdie-

    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig’in kaleme almayı sevdiği marjinal karakter ve olaylardan bir başkası. Bir ömrü dolduran büyük bir suskunluğun, tek bir mektupla, son bir patlamayla bozulması. “Mektup”un ne kadar tehlikeli bir edebi form olduğunun göstergesi.

  • Bilinmeyen Değer Yazar: Hermann Broch 1,00 

    Kendini bilime adamış bir insan, üzerinde yükseldiği temele dayanarak -aksi halde zaten münferit bilime de varamazdı- ulaşmaya çabaladığı ve çabalamak zorunda olduğu o genel sonuca nasıl varabilir? Diğer bir deyişle, münferit bir bilim dalından hareketle, rasyonel olarak üstesinden gelinemeyecek (ölümün, aşkın, hemcinsin büyük sorularında tezahür eden) bilgi kalıntısının çözümüne nasıl ulaşabilir? Bunun bir yolu var mıdır? Çözümün, insanın esas varlık temelinden hareketle gerçekleşmesi gerektiği açıktır…
    Hermann Broch 

    Ölüm ve sonluluk üzerine düşünmek Montaigne’den bu yana unutulmuş bir meseleydi batı sanatı ve felsefesi için. Hermann Broch bu durumu tersyüz eden kişidir. Tüm yapıtı sonlu, ölümlü varlığın, insanın odağında yer aldığı bir çabanın ürünüdür. Sadece ölüm ve sonluluktan hareketle bilgiyi, felsefeyi ve sanatı birbirinin nesnesi kılar Broch. Her üç alanın da ayrıcalıklı bir bilgi nesnesine ve kesin bilgiye sahip olduğunu savunanlara inat… Dolayısıyla, Bilinmeyen Değer, temasıyla da bir Broch klasiğidir! Ahmet Öz

    Bu romanın teması bilgidir. Broch, Bilinmeyen Değer’de, modern bilimsel çalışmayı karikatürize ediyor ve Rilke’nin de ele almış olduğu gibi “ikinci dereceden bir gerçeklik”in kesinliğini iletiyor.
    Egon Vietta

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Bioshock: Rapture Şehri Yazar: John Shirley 1,00 

    Dünyanın en çok satan bilgisayar oyunlarından Bioshock’ın başlangıç hikâyesi… Su altı şehri Rapture’ın bilinmeyen gerçekleri… Bir ütopyanın adım adım distopyaya dönüşmesi… II. Dünya Savaşı’nın sonuydu. Franklin D. Roosevelt’in Yeni Düzen’i, Amerika siyasetinin gidişatını değiştirmişti. Vergiler hiç olmadığı kadar yüksekti. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları, tüm dünyaya toplu bir ölüm korkusu saldı. Hükümetlerin gizli ajanlıklarının ve birimlerinin yükselişi, dikkatleri üzerine çekiyordu. Amerika’nın özgürlük anlayışı yok oluyordu ve pek az insan özgürlüklerini kazanmak için savaşmaya hazırdı.

    Ancak bu insanlar arasındaki bir hayalperest, zorlu yollardan gelen bir mülteciyken dünyanın en zengin ve en hayranlık uyandırıcı adamlarından birine dönüştü. İşte o adam: Andrew Ryan! Ve kendisi, insanların hep daha iyisini hak ettiğine inanıyor. Bu yüzden dünya üzerinde bir ütopya yaratıp imkânsızı gerçekleştirmeye kararlı. Öyle bir ütopya ki devletten, sansürden, bilim üzerindeki ahlaki sınırlamalardan uzak, emeklerinizin karşılığını aldığınız bir yer. İşte bu fikirle Rapture ortaya çıktı; denizin altındaki o parıltılı şehir… Ancak bu ütopya büyük bir trajediyle yüzleşti. İşte her şey böyle başladı… her şey böyle son buldu.

    “Ben Andrew Ryan ve size bir soru sormak için buradayım: Bir insan kendi alınterinde hak sahibi olamaz mı? Hayır, der Washington’daki adam. O ter, fakirlere aittir. Hayır, der Vatikan’daki adam. O ter, Tanrı’ya aittir. Hayır, der Moskova’daki adam. O ter, herkese aittir. Bu cevapları reddettim. Bunlar yerine, başka bir şeyi seçtim. Ben imkânsızı seçtim. Ben… Rapture’ı seçtim. Sanatçıların sansürden korkmayacağı bir şehir. Biliminsanlarının gereksiz bir ahlakla sınırlandırılmadığı bir şehir. Mükemmelin, değersizler tarafından sınırlanmadığı bir şehir… ve alınterinizle, Rapture sizin de şehriniz olabilir.”

  • Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu Yazar: 25,00 

    Arthur C. Clarke Ödülü Adayı

    Kirkus “Yılın En İyi 10 İlk Romanı”ndan biri

     

    “Arthur C. Clarke’ın 2001’i ile bir Milan Kundera romanının birleşimi gibi olan, Philip K. Dick’inkilere benzer bir evrende geçen ve Kafka’nın Dönüşüm’üne selam vermekten geri durmayan, tuhaf biçimde ikna edici ve inanılmaz çekici bir roman.” –Library Journal (Starred Review)

     

    “Bradbury, Lem ve Saint-Exupery’yi karıştırın, üzerine de bir tutam Kafka ekleyin… İşte karşınızda Çek göçmen Kalfar’dan söyleyecek çok sözü olan, keyifli bir ilk roman.” –Kirkus

     

    “Kalfar’ın bu eğlenceli ilk romanı metafordan ziyade gerçekliği ve gerçekçiğiyle kendini öne çıkarmayı başarıyor.” –Hari Kunzru

     

     

    Çocukken öksüz kalan, dede ve ninesinin Çek kırsalında büyüttüğü Jakub Procházka’ya, kendi halinde bir biliminsanıyken Çek Cumhuriyeti’nin ilk astronotu olması teklif edilir. Venüs’le Dünya arasında ortaya çıkan Chopra isimli bulut, gökyüzünü mora çevirmiştir. Yapacağı bu tek kişilik tehlikeli uçuş Jakub’a hem kahramanlık hayalinin gerçekleşmesi için hem de önceki rejimin muhbirlerinden olan babasının günahlarıyla yüzleşmesi için bir fırsat sunar. Bilinmeyene doğru yola çıkan Jakub, ardında hayatının aşkı Lenka’yı geride bırakmayı bile göze alır.

     

    Derin Uzay’da yapayalnızken, Jakub bir hayal olabileceğinden şüphelendiği devasa uzaylı bir örümcekle karşılaşır. Zamanla yakın dost olan ikili zamanlarını sevginin, yaşamın ve ölümün doğası ile Nutella’nın lezizliği üzerine konuşarak geçirirler. Tüm bunlar Jakub’un görevini tamamlamasına, sağ salim Dünya’ya dönüp Lenka’yla ikinci bir şans elde etmesine yetecek midir?

     

    Sürprizlerle dolu Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu galaksilerarası bir aşk, azim ve keşif seyahati.

  • Bir Bedenin Gerçeği Yazar:

    Guardian Yılın En İyi Kitabı
    Lambda Edebiyat Ödülü Kazananı
    Chautauqua Ödülü Kazananı
    “Bir Bedenin Gerçeği, tek kelimeyle çarpıcı.”
    –Paula Hawkins, Trendeki Kız ve Karanlık Sular’ın yazarı
    “Muhteşem. Hem sürükleyici hem de sinir bozucu.”
    –Celeste Ng, New York Times çoksatanı Küçük Yangınlar’ın yazarı
    Korkunç bir suç. Gizlenen aile sırları. Bedenlere saklanan gerçekler. Avukatlar. Katiller. Hapishaneler. Alkolik ebeveynler.
    Yüzleşmemiz gereken travmalar. Affetmenin gücü… ve sarsıcı bir gerçek hikâye.
    Yıl: 1992. Bir çocuk kayboldu: Jeremy Guillory. Annesi mahalledeki komşulardan birinin kapısını tıklattı. Kapıyı açan gözlüklü,
    zayıf, saçları dağınık bir adam: Ricky Langley. Anne, Ricky’ye oğlunu görüp görmediğini sordu. Ricky görmediğini söyledi. Yalan
    söyledi.
    Sessiz ormandaki gönüllüler… Bir çocuğu, masum bir çocuğu arıyorlar. Jeremy, Ricky’nin kaldığı evde, odasındaki dolabın içinde,
    battaniyelere sarılmış duruyor. Ağzına kirli bir çorap sıkıştırılmış. Jeremy nefes almıyor. Katili Ricky ise arama çalışmalarına yardım
    ediyor.
    Alexandria Marzano-Lesnevich idam karşıtıydı. Ancak hukuk stajı sırasında Ricky’nin fotoğrafı ve davasıyla karşılaşınca içinde
    uyanan hislere kendi bile şaşıracaktı. Alexandria, Ricky’nin işlediği suçu araştırmaya başladı. Bu adam, Alexandria’nın da
    geçmişindeki bir düşmanı, izlerini hâlâ taşıdığı travmayı hatırlatacaktı.
    Bir cinayeti, kurbanı ve katili araştırırken, kendi geçmişini de anlamaya çalışan Alexandria Marzano-Lesnevich, Bir Bedenin
    Gerçeği’nde bir suçun sırlarını aydınlatarak aynı zamanda kişisel tarihimizi nasıl yazdığımızı da gösteriyor. Yazımı on yıl süren bu
    ezber bozan kitap, hukukun düşündüğümüzden daha da kişisel bir mevzu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

    “Hayatın sahici karmaşalarını benimseyen, nadir kitaplardan.”
    –Mark Haddon, Süper İyi Günler’in yazarı
    “Dolu dolu, tedirgin edici, gözü kara ve büyüleyici bir kitap.”
    –Tom Perotta, Kalanlar’ın yazarı
    “Olağanüstü bir kitap. Çok katmanlı, zorlayıcı ama kesinlikle okunması gereken bir eser.”
    –S.J. Watson, Uyuyana Kadar’ın yazarı

  • Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat Yazar: Stefan Zweig 1,00 

    “Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, küçük bir başyapıt.”

    -Sigmund Freud-

    Biyografileriyle özellikle sanatçı ruhunun derinliklerine ışık tutmakta ne kadar usta olduğunu gösteren Stefan Zweig, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat’te bu defa dikkatini “sıradan” bir yaşamın olağanüstü bir gününe ve yirmi dört saatlik bir fırtınaya tutulan bir kadının ruhuna yoğunlaştırıyor.  Bu küçük kitap aynı zamanda, Zweig’in birçok öyküsü ve novellası gibi, analize açık, klasik bir “vaka örneği” niteliğinde.

  • Bir Mars Destanı Yazar: 21,00 

    Weinbaum, Bir Mars Destanı’yla birlikte sempatik uzaylıyı icat etti. Bilimkurgu onunla birlikte bağnazlıktan uzaklaştı.” –Ursula K. Le Guin

     

    “Bilimkurgu alanında klişelerden kurtulup özgün hikâyeler üretebilen tek yazar. Büyük bir hayranıyım.” –H. P. Lovecraft

     

    “Weinbaum, var olmak için kendi sebeplerine sahip dünyadışılar yaratan ilk yazar.” –Isaac Asimov

     

    “Stanley G. Weinbaum, kısacık kariyerinde bilimkurguda bir devrim gerçekleştirdi. Biz de hâlâ onun bize kazandırdığı temaları keşfediyoruz.” –Poul Anderson

     

    “Stanley G. Weinbaum, modern bilimkurgunun kurucularından biri olarak Wells ve Heinlein’la anılmayı hak ediyor.” –Frederik Pohl

     

    Asimov’un deyişiyle bilimkurgunun üç büyük novasından biri olan Stanley G. Weinbaum, bir buçuk yıllık yazarlık kariyerine ve trajik ölümüne rağmen erken dönem Altın Çağ’ın en başarılı yazarlarından biri. Hem ilk hem de en önemli öyküsü “Bir Mars Destanı” da bilimkurguyu kökten değiştiren ve uzaylı algısında devrim yapan gerçek bir klasik.

     

    Yakın gelecekte insanlık Mars’a sefere çıkar ve mürettebatın asi üyesi Dick Jarvis’in başından beklenmedik bir olay geçer: Mars’ta yepyeni bir ırkla tanışır; devekuşu benzeri Tviil’le. Ancak Mars’taki tek hayat formu Tviil değildir. Onun yardımıyla Jarvis, “Bir Mars Destanı” ve devam öyküsü “Hayaller Vadisi”nde Mars’ın diğer mucizeleriyle de karşılaşacaktır.

     

    Bu iki klasik öyküye ek olarak Weinbaum’un yarattığı bir diğer çarpıcı karakter olan Profesör Manderpootz’un yer aldığı “Eğer Dünyaları” ve “İdeal”in yanı sıra ters giden bir bilimsel deneyi anlatan “Uyumun Doruğu”, uzaylı ekolojilerine yoğunlaşan saykedelik öykü “Üşütük Ay” ve sanal gerçekliği işleyen ilk öykülerden “Pygmalion’un Gözlüğü” de bu derlemede kendine yer buluyor.

     

    Bir Mars Destanı, modern bilimkurgunun ilk adımları.

     

    Isaac Asimov’un önsözüyle

  • Bir Noel Şarkısı Yazar: Charles Dickens 1,00 

    “Dünya üzerinde kahkaha ve güler yüzlülük kadar karşı konulmaz derecede bulaşıcı olan bir şey yoktur.”

    Charles Dickens’ın ünlü eserlerinden, insana dair sıcak ve ürkütücü bir Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, Ebenezer Scrooge’un sıradışı hikâyesini anlatır.

    Yıllar önce hayatını kaybeden iş ortağı Marley’nin hayaleti, huysuz, cimri ve Noel ruhundan yoksun Scrooge’un evine gelir ve ona üç hayalet tarafından ziyaret edileceğini söyler. Bunlar, Geçmişin, Şimdinin ve Geleceğin hayaletleridir. Scrooge, bu üç hayaletle birlikte hayatını sonsuza dek değiştirecek bir yolculuğa çıkacaktır.

    Gelmiş geçmiş en ünlü Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, soğuk kış gecelerinde içinizi ısıtacak bir eser.

    “İnsana dair güzel ve şaşırtıcı bir hikâye; evrensel ve insanı her daim etkileyecek türden…”
    -Robert Zemeckis-

  • Bir Noel Şarkısı Yazar:

    “Dünya üzerinde kahkaha ve güler yüzlülük kadar karşı konulmaz derecede bulaşıcı olan bir şey yoktur.”

    Charles Dickens’ın ünlü eserlerinden, insana dair sıcak ve ürkütücü bir Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, Ebenezer Scrooge’un sıradışı hikâyesini anlatır.

    Yıllar önce hayatını kaybeden iş ortağı Marley’nin hayaleti, huysuz, cimri ve Noel ruhundan yoksun Scrooge’un evine gelir ve ona üç hayalet tarafından ziyaret edileceğini söyler. Bunlar, Geçmişin, Şimdinin ve Geleceğin hayaletleridir. Scrooge, bu üç hayaletle birlikte hayatını sonsuza dek değiştirecek bir yolculuğa çıkacaktır.

    Gelmiş geçmiş en ünlü Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, soğuk kış gecelerinde içinizi ısıtacak bir eser.

  • Bir Yeniçeri Masalı Yazar: Hamit Çağlar Özdağ 1,00 

    Adreana… Alegra… Yok yok, biz ona Yosma Hatun diyelim, cümle âlem gibi…

    16. yüzyılın sonlarında doğar Yosma, Hırvat toprağında. Hasbehas yeniçeridir, Osmanlıdır. Simsiyahtır saçı, kapkaradır gözü. Teni akça pakça, dili pabuç kadar. Fikri neyse zikri de odur. Ve bilinmeli ki gönlünde bir Şehzâde Daryal yatar, bir de intikam…

    Geçmişten gelen bir hesabı vardır Yosma’nın. Irzına geçmişler, anasını öldürmüşler. Dört gözle beklemektedir sefer haberini. Ve gün gelir, ferman işitilir, sefer vaktidir! Viyana yollarına düşülecek, cenk edilecektir. Büyük müjdedir bu Yosma Hatun nazarında! Ama cengin dehşetli yanıyla, bu tahsilatın karanlık tarafıyla nasıl yüzleşecektir?

    Buyurun bir yeniçerinin masalına… Pürdikkat yapışın bu cesur hatunun kelamına…

  • Bitmemiş Öyküler Yazar: J.R.R. Tolkien 1,00 

    Bitmemiş Öyküler, Tolkien’in Orta-Dünya efsanesinin çok önemli bir parçasıdır. Özellikle Yüzüklerin Efendisi, Silmarillion ve Hobbit kitaplarını okuyan Tolkien hayranlarının dikkatini çekecek bu kapsamlı çalışma, yazarın yaşarken tamamlayamadığı ama oğlu Christopher Tolkien’in kendi notlarıyla sunduğu bir eser.

    Bitmemiş Öyküler, Orta-Dünya’nın Birinci Çağı ile Yüzük Savaşı’nın sona erişi arasındaki zamana ait öyküleri kapsıyor. Çöküşü öncesindeki uzun çağlardan Númenor hakkında günümüze kalabilen tek öykünün yanı sıra, Palantíri ve Amroth Efsanesi de yine Bitmemiş Öyküler arasında anlatılıyor.

  • Bitmeyen Savaş Yazar: Joe Haldeman 1,00 

    Hugo En İyi Roman Ödülü

    Nebula En İyi Roman Ödülü

    Locus En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü

    Damon Knight Memorial Grand Master Ödüllü Yazar

    “Ölümcül Bir Hastalığın Oldukça Sağlıklı Kurbanlarıydık.”

    Joe Haldeman, yalnızca tarihin en iyi bilimkurgucularından biri değil ayrıca bir Vietnam gazisi. Robert A. Heinlein’ın, “Okuduğum en iyi gelecek nesil savaşı tasviri olabilir,” diye tanımladığı Bitmeyen Savaş ise askeri bilimkurgunun antimilitarist mucizesi.

    İnsanlığın, çökmüş yıldızlar aracılığıyla galaksinin çeşitli yerlerine anında seyahat edebildiği bir gelecekte, insanlar Tauranlar dedikleri, iletişim kuramadıkları bir uzaylı ırkla savaştadır. Dünyanın geleceği parlak gençlerinden oluşan elit saldırı takımlarından oluşan ordu, çeşitli liman gezegenlerin kontrolü için bu ırkla çatışma halindedir.

    Binlerce ışık yılı uzaktaki gezegenlere yapılan seferler… Zaman genişlemesi yüzünden Dünya’da daha hızlı akan yıllar… Canlılara düşman koşullarda verilen eğitimler… Ve tüm bu şartlar yüzünden, Dünya’ya döndüklerinde ayak bastıkları gezegenlerden çok daha yabancı bir gezegenle karşılaşan askerler…

    -John Scalzi’nin önsözüyle-

    “Bitmeyen Savaş’ın en iyi askeri bilimkurgu romanı olduğunu söylemek bile onun için yetersiz bir övgü.”

    -William Gibson-

    “Bitmeyen Savaş sadece harika bir bilimkurgu romanı değil, aynı zamanda harika bir Vietnam Savaşı romanı.”

    -Iain M. Banks-

    “Amerikan bilimkurgusunun tüm beklentileri rahatlıkla aştığı sayılı kitap var. Bitmeyen Savaş da bunlardan biri.”

    -Jonathan Lethem-

  • Biz Yazar: Yevgeni İvanoviç Zamyatin 1,00 

    Rusça aslından çevirisiyle Türkçede ilk kez: Bütün bir yirminci yüzyıl edebiyatını etkileyen, Aldoux Huxley, Ayn Rand, George Orwell, Kurt Vonnegut, Ursula K. Le Guin için açık esin kaynağı olan BİZ, ilk kez özgün dilden çevirisiyle okurların karşısında.
    Herkesin numaralarla adlandırıldığı ve her an dinlenip gözetlendiği bir ülkede, Tek Devlet’in komşu gezegenlere yayılmak için yaptırdığı uzay gemisinin çalışmalarına katılan bir mühendis günlük tutmaktadır. Herkesin devlete yararlı ve iyi olmasının övgüsüyle başlayan günlük, yavaş yavaş mühendisin devletin başındaki İyilikçi’nin matematiksel, kusursuz düzeninin sorgulanmasına dönüşür.

    “Devlet kendini ve hedeflerini yaşatıyor, ama ölmeyi gönüllü olarak elbette kabul etmiyor – o yüzden yeni şimşekler, fırtınalar, kasırgalar başlayacak. Böyledir bu yasa, sonsuza dek fırtına gibi bir ‘d’ ile taçlanan o yumuşak ‘evrim’ böyledir. Fırtınanın güçlü nefesi bu sayfalarda duracak.”
    -Yevgeni Zamyatin-

    “Zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. Bu kitabın konusu aslında Makine’dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin.”
    -George Orwell-

    “Otomatik Piyano’yu yazarken olay örgüsünü gururla Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sından ödünç aldım, o da zaten gururla Yevgeni Zamyatin’in Biz’inden ödünç almıştı.”
    -Kurt Vonnegut-

    “Yazılmış en iyi bilimkurgu kitabı. İyi, zeki ve güçlü bir kitap; duygusal açıdan sarsıcı ve teknik açıdan, bilimkurgunun metafor menzilini kullanma tarzıyla, o zamandan bu yana yazılmış birçok kitaptan çok daha ilerde.”
    -Ursula K. Le Guin-

    Ölmeden Önce Özgün Dilden Çevirisiyle Okumanız Gereken 1001 Kitap’tan biri.