Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT (43)

81–96 / 563 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Biz – Cep Boy Yazar:

     

    Aldoux Huxley, Ayn Rand, George Orwell, Kurt Vonnegut, Ursula K. Le Guin için açık esin kaynağı olan BİZ, ilk kez özgün dilden çevirisiyle okurların karşısında.

    Herkesin numaralarla adlandırıldığı ve her an dinlenip gözetlendiği bir ülkede, Tek Devlet’in komşu gezegenlere yayılmak için yaptırdığı uzay gemisinin çalışmalarına katılan bir mühendis günlük tutmaktadır. Herkesin devlete yararlı ve iyi olmasının övgüsüyle başlayan günlük, yavaş yavaş mühendisin devletin başındaki İyilikçi’nin matematiksel, kusursuz düzeninin sorgulanmasına dönüşür.

    “Devlet kendini ve hedeflerini yaşatıyor, ama ölmeyi gönüllü olarak elbette kabul etmiyor o yüzden yeni şimşekler, fırtınalar, kasırgalar başlayacak. Böyledir bu yasa, sonsuza dek fırtına gibi bir ‘d’ ile taçlanan o yumuşak ‘evrim’ böyledir. Fırtınanın güçlü nefesi bu sayfalarda duracak.”
    Yevgeni Zamyatin

    “Zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. Bu kitabın konusu aslında Makine’dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin.”
    George Orwell

    “Otomatik Piyano’yu yazarken olay örgüsünü gururla Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sından ödünç aldım, o da zaten gururla Yevgeni Zamyatin’in BİZ’inden ödünç almıştı.”
    Kurt Vonnegut

    “Yazılmış en iyi bilimkurgu kitabı. İyi, zeki ve güçlü bir kitap; duygusal açıdan sarsıcı ve teknik açıdan, bilimkurgunun metafor menzilini kullanma tarzıyla, o zamandan bu yana yazılmış birçok kitaptan çok daha ilerde.”
    Ursula K. Le Guin

    Ölmeden Önce Özgün Dilden Çevirisiyle Okumanız Gereken 1001 Kitap’tan biri.

  • Biz Böyle Delikanlılar Değildik Tefrika 2. Cilt Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in 1937-49 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı.

    “Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır… Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı.”

  • Biz Böyle Delikanlılar Değildik! Tefrika Romanlar Cilt 1 1947-1951 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı.

    Oğuz Atay’ın deyimiyle: “Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür
    geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır… Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı.”

    “Biz Böyle Delikanlılar Değildik”, Kemal Tahir’in serüvenine eşlik etmek isteyen herkesin başvuracağı romanların ilk cildidir.

  • Biz Gayet İyiyiz Yazar: Daryl Gregory 1,00 

    “Benzersiz bir kitap!”
    -Josh Malerman, Kafes kitabının çoksatan yazarı-

    “İlgi çekici ve korku verici; elinizden bırakamayacaksınız.”
    -Tim Powers, Anubis Kapıları’nın Locus, Dünya Fantezi ve Philip K. Dick ödüllü yazarı-

    “Bu kitaba bayıldım. Şüphesiz tavsiye ediyorum.”
    -Will Wheaton-

    “Zekice yazılmış, korkudan ürpermenize neden olacak benzersiz bir hikâye. Çok sevdim.”
    -Ellen Datlow, Dünya Fantezi, Hugo ve Bram Stoker ödüllü editör-

    Dünya Fantazi Ödülü ve Shirley Jackson Ödülü sahibi. Nebula, Locus ve Sturgeon ödülleri finalisti. “Normalmiş gibi davranmak hayatı çok zorlaştırıyordu.”

    Harrison, Canavar Dedektifi, hikâye kitaplarından fırlamış bir kahraman. Şimdiyse otuz yaşlarında ve zamanının çoğunu uyuyamayarak geçiriyor. Stan, vücudunun bir kısmı yamyamlar tarafından yendikten sonra ufak çapta bir ün kazandı. Barbara, kemiklerinin üzerine kazınmış mesajlarla beraber yaşamaya çalışıyor. Greta, hem kana susamış bir katil hem de bir kundakçı olabilir. Nedendir bilinmez, Martin son teknoloji ürünü gözlüklerini hiç çıkarmıyor. Ve elbette, kimse onların anlattığı hikâyeleri dikkate almıyor… ta ki psikoterapist Dr. Jan Sayer onları bir araya getirene dek. Bu görünüşte çıldırmış olan kişiler bir terapi grubu oluşturursa ne olur? Irvin Yalom’un grup terapisi kitaplarından etkilenerek yazdığı, Sy-Fy kanalının haklarını opsiyonladığı bu kısa korku romanında Gregory, içimizdeki canavarlarla dışarıdakileri büyük bir cesaretle yüzleştiriyor.

  • Boğaz Yazar: Peter Straub 1,00 

    BU YÜREK YAKICI PSİKOLOJİK GERİLİM ROMANINDA, HAYALETLER GÖREN VİETNAM GAZİSİ YAZAR TIM UNDERHILL,MAVİ GÜL İMZASINI ATAN ŞEYTANİ VARLIĞIN SIRRINI BARINDIRAN KARANLIK BİR GEÇMİŞE DÖNÜP BAKMAYA CESARET EDİYOR.

    Underhill çocukluk arkadaşı John Ransom tarafından memleketi Millhaven’a, eskiden korkunç olaylara sahne olmuş ve şimdi yeni iblislerin cirit attığı şehre çağrılmıştır. Görünüşe göre Mavi Gül katili onyıllar süren sessizliğinden sonra tekrar harekete geçmiş ve Ransom’ın karısını acımasızca öldürmüştür.

    İnzivaya çekilmiş amatör dedektif arkadaşı Tom Pasmore’un yardımıyla gerçeğin peşine düşen Tim Underhill, kendini yalanlardan ve hilelerden oluşan karanlık bir labirentin içinde buluverir; her köşenin ardında bekleyen sarsıcı şoklar, Underhill’i kendi geçmişindeki korkunçluklara, Vietnam ormanlarında yaşadığı tüyler ürpertici olaylara, dokuz yaşındaki ablasının öldürülmesine tanık olduğu güne ve ardından şehri sarsan bir dizi cinayete geri götürür.

    “Straub sadık okuyucularını büyüleyecek.”
    NEW YORK DAILY NEWS

    “Straub bu sarsıcı polisiye romanla doruğuna ulaşıyor…”
    PUBLISHERS WEEKLY

  • Bol Bol Peynir! ( Yaratıklar Aramızda 3. Kitap) Yazar: Alan Snow 1,00 

    Sıçanköprü’nün başı belada!..
    Hem yeryüzü hem de yer altında tehlike çanları çalıyor.
    Ve olayları çığırından çıkarmak için Hırsız’ın daha da büyük planları var.

    Arthur ve arkadaşları, Hırsız’ın şeytani planlarını engellemek ve Sıçanköprü’yü kurtarmak için görev başındalar…

    Alan Snow tasarım ve animasyon alanlarında çalıştı, ardından pek çok kitabı resimledi. Yaratıklar Aramızda serisiyle yazarlığa da adım atan Snow, okuyucuyu Sıçanköpru?’nu?n tuhaf ve muhteşem du?nyasında inanılmaz gu?zel bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Boşlukta Uyanmak Yazar:

    Buraya nereden, nasıl ve ne şekilde getirildikleri bilinmeyen; katillerin, şizofrenlerin, masumların, sadistlerin ve
    dünya çapında aranan suçluların yaşadığı, geçmiş kavramının olmadığı bir akıl hastanesi. Buradan kurtulmanın
    tek bir yolu var: Kaçmak! Hastanenin çevresini saran kalın duvarları aşıp, boşlukta yok olmak! Mikail ise buna
    cesaret edebilecek tek kişi. Fakat duvarların arkasında ne var?
    Burak Parmaksız Boşlukta Uyanmak adlı romanı ile okuru bu kez içinden çıkılması olanaksız bir çukurun içine
    sürüklüyor.
    “Tecavüze uğrayan insanlar, tecavüz eden insanlar. İşkence ederek arındığını sanan insanlar ve işkence
    görerek arınan insanlar. Dünya üzerinde geçirecekleri süre dolana kadar aralıksız uyuyanlar. Uyumadığını
    sanarak dört duvar arasında koşturanlar. Hiç kıpırdamadan durarak hayatı ıskalamayı başaracağına
    inananlar… Ve inançları uğruna ölümü dahi göze alanlar. Hepsi bir adım önümdeydiler.”

  • Boynu Bükük Öldüler Yazar: Yılmaz Güney 1,00 

    1972 Orhan Kemal Roman Ödülü

    “Boynu Bükük Öldüler, Nevşehir Cezaevi’nde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duvara komşu bir ranzada,

    geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünüdür. Ranzamdan hiç indirmediğim küçük bir masam vardı. Yatma zamanı gelince, ayak ucuma çeker, ayaklarımı altına sokar, uyurdum. Çoğunlukla, anlattığım insanları görürdüm düşlerimde, onlarla yaşardım.”

    -Yılmaz Güney-

    “Yılmaz Güney, çok iyi tanıdığı köy gerçekliğini ve köylüleri olduğu gibi anlatıyor; ama elbette bir roman yapısı içinde, elbette yakından tanıdığı, yaşadığı insan ve toplum gerçeklerini seçerek, düzenleyerek… Yılmaz Güney inandırıcı olmayı biliyor.”

    –Fethi Naci-

  • Bozadam Yazar: Ömer İzgeç 1,00 

    Ömer İzgeç belirsiz bir zamanda ve mekânda geçen bir hikâye anlatıyor. Kitabın baş kahramanı on iki yaşındaki Es’in Ortaçağ karanlığını çağrıştıran bir ortamdaki arayışını okurken türümüzün ötekine karşı zulmüyle, gücün zehriyle, yaratılışımızın karanlık ve aydınlık yönleriyle karşılaşıyoruz. Ormanda büyüklerden uzak tek başlarına yaşayan çocukların, bitkileriyle kendi rayihalı evrenini kurmuş Aktar’ın, topraklarından sürülen bir ırkın, yonttuğu kuklalarıyla hüzünlü bir oyun sahneleyen Büyükbaba’nın ve bir ırmağın ayırdığı âşıkların hikâyeleri iç içe geçiyor.

    “Önce ağaçlardan, kuşlardan, parslardan ve diğerlerinden ayrı gördük kendimizi. Bir süre sonra içinden çıktığımız ormanı bir tehdit olarak algıladık. Aslına bakarsan, her şey böyle başladı.”

  • Bozkırdaki Çekirdek Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan biridir bir bakıma. Kemal Tahir, “Bozkırdaki Çekirdek”te, diğer romanlarında da yaptığı gibi bu tabuyu yıkmaya çalışarak Türk toplumunun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanırken bazı devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamak
    zorunda kalışını gözden geçirir.

    Nisan 1965’te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen “Bozkırdaki Çekirdek”, dünya eğitim tarihinde de reform olarak değerlendirilen Köy Enstitüleri’ni anlamamıza da yardım edecek bir Kemal Tahir klasiği…

  • Bu Ölümsüz Yazar:

    “Zelazny, beni ve yazdıklarımı en çok etkileyen yazar.” –Neil Gaiman

     

    “Eşsiz bir hikâyeci. Türümüzün hiç görmediği kadar renkli, egzotik ve unutulmaz dünyaların yaratıcısı.” –George R. R. Martin

     

    “Zelazny, on parmağında on marifet olan nadir yazarlardan.” –Samuel R. Delany

     

    Hugo En İyi Roman Ödülü

     

    “BURADA, BU GEZEGENDEKİ HAYATIN SON GÜNLERİNDE, YAŞAMLA EFSANENİN KESİŞMEKTE OLDUKLARINI GÖREMİYOR MUSUN?”

     

    Roger Zelazny, farklı mitolojileri bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Yunan mitolojisiyle harmanlanan Bu Ölümsüz ise hem Zelazny’nin ilk romanı olması hem de Hugo En İyi Roman Ödülü’nü Dune gibi bir başyapıtla paylaşması sebebiyle bilimkurgudaki kilometre taşlarından biri.

     

    Nükleer savaş Dünya’yı neredeyse yerle bir etmiş, yalnızca dört milyon insan ve bundan çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış canlı türü geride kalmıştır. Evrenin en güçlü uzaylı ırklarından biri olan Vegalılar için bu harabe gezegen artık turistik bir bölgeden farksızdır.

     

    Nüfuzlu bir Vegalıyı, Dünya’da gezdirme görevi verildiğinde tüm bilinmezliklerin düğüm noktasındaki Conrad Nomikos bu buyruğu gönülsüzce kabul eder. Bu yolculukta Conrad’ın ve Dünya’nın kaderi yeniden şekillenecektir zira ne Conrad sadece bir insandır ne de bu yolculuk yalnızca turistik bir gezidir.

     

    Ölümün pençesinde olan Dünya’yı bir ölümlü kurtarabilir mi? Yok olmak, esarete düşmekten daha mı iyidir?

  • Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır Yazar: 28,00 

     

    Menekşe Toprak’ın önsözü,

    Serdar Soydan’ın titizlikle hazırladığı kronolojik biyografisiyle

     

    Bir dokuma fabrikasında sömürülen, bütün hakları gasp edilmiş bir avuç insanın hayatının anlatıldığı roman toplumcu gerçekçi çizgide yayımlanan ilk kitaplardan.

     

    Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır, Tan gazetesinde 1937 yılında tefrika edilmeye başlandığında toplumcu gerçekçi roman popüler bir tür değildi. Hatta köy ve taşranın dışına çıkıp şehir hayatını, kenar mahalleleri, fabrikaları anlatan roman yok denecek kadar azdı. Suat Derviş’i çalıştığı gazete muhabir olarak Sovyetlere gönderdiğinde romanı yarım bir şekilde, taslaklarıyla Kemal Tahir’e bırakmış, son kısmını Kemal Tahir tamamlamıştır. Tren yolculuğu sırasında iki kalın defter yazıp yolladıysa da gazete tefrikanın yeterince ilgi görmediğini söyleyerek Kemal Tahir’in sonu yazmasını istemiştir.

    Bu koşullar altında yazılan ve okurla buluşan roman seksen bir sene sonra ilk kez Suat Derviş adıyla kitaplaşıyor. Dünden bugüne koşullarda ve sömürülen bir avuç insanın hayatında bir şey değişmediğini gözler önüne seren Derviş, zamanı aşan öngörüsü ve tahlilleriyle büyük bir yazar olduğunu gösteriyor.

     

    “Derviş, 1930’ların yoksulluğunu, İstanbul’un işçi mahallesi olan Edirnekapı civarını öyle sahici anlatır, öyle çarpıcı resmeder ki yer yer Emile Zola’nın Germinal romanındaki maden işçilerini, bazen de John Steinbeck’in bu romandan iki yıl sonra yayımlanan Gazap Üzümleri’ndeki mevsimlik işçileri görür gibi olursunuz.” –MENEKŞE TOPRAK

  • 5 üzerinden 5.00 oy aldı
    Buçukluğun Mücevheri (Drizzt Efsanesi 6. Kitap) Yazar: R. A. Salvatore 1,00 

    Regis, onu zalim Pook Paşa’nın merhametine teslim etmek üzere Calimport’a götüren suikastçı Artemis Entreri’nin eline düştü. Ama Drizzt ve Wulfgar hemen arkalarında, Regis’i kendi ahmaklığından ve güçlü düşmanlarından kurtarmaya kararlılar. Umutsuzluğu en derinden hisseden kişi Drizzt idi. Zorlu yaşamındaki bütün çetin sınavlar sırasında, drow hep nihai adalete inanmıştı. Bunu kendisine her ne kadar itiraf etmeye korksa da, kıymetli prensiplerine karşı olan boyun eğmez inancının ona en sonunda hak ettiği ödülü getireceğine inanırdı. Şimdi de karşısına bu çıkıvermişti. Sadece ölümle sonuçlanabilecek olan, bir zaferin daha çok savaş getireceği bir mücadele.

  • Buğu Yazar: Nihan Kaya 1,00 

    Başka bir yüzyıldanmış gibi konuşan, zarafet timsali bir İstanbul beyefendisi, Yasef. “Ömrümde becerebildiğim tek şey, bir kadını sevmekti,” diyor. Çocukluğundan beri sevdiği kadın, Nur, Filistin savaşının ortasına doğmuş, sevdiği herkesi bu savaşta kaybetmiş, köklü bir ailenin tek oğlu olan Yasef gibi sevgi, ihtimam, eğitim göremeden büyümüş, yabani huylu bir aktivist. Değer verdikleri her şey, birbirine ters.

    Roman ve Gerçek başlıklı bölümlerle ilerleyen Buğu, kurgu ilerledikçe romanın gerçeğe, gerçeğin romana, Bakırköy Akıl Hastanesi’ndeki hastaların doktora, doktorların hastalara dönüştüğü, gerçekliğe, psikiyatri bilimine, roman tekniğine dair yerleşik inançlarımızı sorgulayan, anti-psikiyatrik bir anti-roman.

    Karadan ayrılmak için denize çıkmak gerekir; ama denizde olduğumuzun tadına varabilmek için de denizden karaya bakmak esastır.

        Öldüğümüz için mi hayata bakıp duruyoruz yoksa?

    Yaşasak ölüme bakardık.

  • Büyük Wootton Demircisi Yazar: J.R.R. Tolkien 1,00 

    Büyük Wootton köyünde her 24 senede bir İyi Çocuklar için Ziyafet düzenlenirdi. Bunu kutlamak adına da bu ziyafete davet edilen 24 çocuğu besleyecek bir Büyük Pasta hazırlanırdı. Pasta çok tatlı ve zengin olurdu, baştan aşağı da şekerli kremayla kaplanırdı. Ama bu pastanın içinde çok ama çok tuhaf malzemeler de kullanılırdı ve bunlardan birini yutan çocuklar Periler Diyarı’nı ziyaret edebilirlerdi…

    Tolkien’in, George MacDonald’ın Altın Anahtar’ı için yazmaya başladığı önsöz, bu keyifli masala dönüşmüştür. Yüzüklerin Efendisi’nden neredeyse bir on yıl sonra ve yaratımı ömür boyu süren Silmarillion sona yaklaşırken yazdığı Büyük Wootton Demircisi, Tolkien’in ömrü boyunca edindiği tecrübe ve fikirlerin ürünüdür ve Tolkien hayattayken basılmış son kurgu eseridir.

    Şimdi, neredeyse 55 yıl sonra, kendini Perilerin tehlikeli diyarında bulan bir gezginin bu hikâyesi; Tolkien’in ilk taslağı, hikâyenin çıkış noktasına dair notları, alternatif bir son ve Perilerin doğası üzerine yazdığı yayımlanmamış bir makaleyle beraber tekrar okurlarla buluşuyor.

    “Bu kitabın akıldan silinmeyen bir etkisi var, ‘derin’ halk öykülerinin ortak bir özelliği. Harikulade ve akılda kalıcı.”

    Times Educational Supplement

    “Bu masalı ne kadar yakından incelerseniz, ardındaki fikrin ihtişamı kendini o kadar gösterecektir; ister yedi yaşında olun ister yetmiş yaşında, okumak isteyeceksiniz.”

    New Statesman

  • Büyülenme Yazar: Hermann Broch 1,00 

    “Broch’un Büyülenme adlı romanı yirminci yüzyılın en önemli romanlarından biridir, hattâ belki de Thomas Mann’ın Doktor Faustus’undan daha başarılı olduğu söylenebilir. Her iki eser de Hitlerizmin psikolojik köklerini açığa çıkarmaktadır.”
    George Steiner

    “Nasıl ki dünya edebiyatında, modern düzyazı alanında İngiltere’yi Joyce, Fransa’yı Proust temsil ediyorsa Hermann Broch da yeni Alman düzyazısını temsil eder.”
    Rudolf Brunngraber

    1935 yılında, Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden yaklaşık iki yıl sonra kaleme alınan Büyülenme adlı romanda Broch, Avrupa’da faşist sistemlerin nasıl egemen olabildiği sorusuna cevap arar; faşizmin egemen olmasına yol açan psişik, politik ve kitle psikolojisiyle ilgili nedenleri ve mekanizmaları ele alır. Roman, Alpler’de bir köyde geçer. Günün birinde bu köye Marius Ratti adlı bir yabancı gelir ve çok geçmeden her sosyal kesimden, her yaştan insanı gizli umut ve isteklerinin gerçekleşeceğine inandırır. Bunu, çıkar karşıtlıklarından yararlanarak, gençleri militarize ederek, azınlıkları baskı altına alarak, gelecekte köyün komşu köyler üzerinde maddi üstünlüğü ele geçireceğini vaat ederek gerçekleştirir ve kitlesel histeri yaratarak iktidarı ele geçirir.

    Büyülenme, otuzlu yılların en önemli antifaşist eserleri arasında sayılmaktadır.