Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
EDEBİYAT (43)

97–112 / 563 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Büyülü Fener Yazar: Pınar Göçer 1,00 

    ”Hazinenin yerini bulmayı hiç düşünmediniz mi?” diye sordu kısık bir sesle Ozan. Hikâyenin büyüsüne kendisini oldukça kaptırmıştı anlaşılan. Aynı kısık tonda cevap verdi Fenerci Baba, “Bunu aklımdan bile geçirmedim, çünkü o hazine lânetli. Eğer böyle bir hazine varsa dahi Mavi Ada kimseyle paylaşmak istemiyor besbelli,” dedi. Yazar olan Mercan, üç çocuğundan ve karısından uzakta, Mavi Ada’da yaşamını sürdürmektedir . Bir gün yakalandığı hastalığa yenik düşen karısı hayatını kaybeder. Üç çocuğu babalarının yanına Mavi Ada’ya taşınmak zorunda kalırlar. Adadaki evleri deniz fenerinin karşısındadır. Çocuklar, Fenerci Baba ve bir kâhin olduğuna inanılan kör kızı Mavi’yle de tanışırlar. 1800’lü yıllarda hazine uğruna katledilen bir Rus Prensesi’ne ait batık gemi, adanın karşısında bulunmaktadır. Prenses’in hazinesi adada bir yerlerde gizlidir, vee lânetlidir. Mercan, Fenerci Baba ve çocuklar Mavi Ada’nın üzerinden bu lâneti kaldırabilecekler midir?

  • Cadıbulan Yazar: William Hussey 1,00 

    Öfkeli bir fırtına Hobarron’s Hollow isimli küçük bir kasabayı vurduğunda, genç bir çocuk her şey daha kötüye gitmesin diye kurban edilir. Kanı, gizemli bir geçidi mühürlemek ve İblisseli olarak bilinen felaketi engellemek için kullanılır. Yirmi beş yıl sonra, Jake Harker adındaki bir başka çocuk İblisseli’nin kâbuslarına doğru sürüklenmek üzeredir. Cadılar ve emirlerindeki hayvanları Jake’in her adımını takip ederken, o rüyalarında eski bir efsane olan Cadıbulan tarafından rahatsız edilir. Babası kaçırıldıktan sonra en yakınları tarafından ondan gizlenmiş korkunç sırlarla yüzleşmeye başlayan Jake’in hayatı, şaşırtıcı gerçekleri öğrendiğinde sonsuza kadar değişecektir. William Hussey’den korkuyu, büyüyü, macerayı ve gizemi bir araya getiren heyecan verici bir roman.

  • Cadılar Bayramı Ağacı Yazar: Ray Bradbury 1,00 

    Özel günler için yazılmış, hem çocukların hem de yetişkinlerin okuyabileceği bazı benzersiz öyküler vardır; Charles Dickens’ın Bir Noel Şarkısı örneğin. Ya da Ray Bradbury’nin ürkütücü romanı Cadılar Bayramı Ağacı.

    Sekiz erkek çocuğu Cadılar Bayramı gecesinde kasabanın kıyısındaki perili evde toplanmışlardı. Ancak arkadaşları Balbağı beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolduğunda onu bulmak zorunda olduklarını biliyorlardı. Onlara yardım edebilecek tek kişi ise uzun boylu ve gizemli biri adamdı. İşte bu adamın anlatacağı geçmişe dair hikâyelerle çocuklar, uzak diyarlardaki sonbahar manzaralarında esen siyah rüzgâra binip yılın bu karanlık döneminde başka yerlerde bu bayramın nasıl kutlandığına şahit olacaklardı.

    Sonbahar Ülkesi ve Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana gibi korku edebiyatı başyapıtlarının yazarı Ray Bradbury’den Cadılar Bayramı ve tarihi üzerine yazılmış tüyler ürperten bir klasik.

    “Cadılar Bayramı’nın ne olduğunu öğrenmek ya da tekinsiz bir maceranın parçası olmak istiyorsanız bu gizemli yolculuğa çıkın. Zira Ray Bradbury’den daha iyi bir rehber bulmazsınız.” –Boston Globe

    “Bradbury’yi okuyana kadar, bir kitabın size böyle şeyler hissettirebileceğini bilmiyordum.” –Joe Hill

  • Caliban’ın Savaşı ( Enginlik Serisi 2. Kitap) Yazar: James S. A. Corey 1,00 

    YALNIZ DEĞİLİZ…

    “Eğer müthiş karakterler içeren ve gerçek uzayda geçen bilimkurguları seviyorsanız, buna bayılacaksınız.”

    -Jo Walton –

    Dış gezegenlerin tahıl ambarı Ganymede’de bir Mars donanma piyadesi tüm müfrezesinin canavarımsı bir süper asker tarafından katledilmesine tanık olur. Dünya’da yüksek mevkiden bir siyasetçi gezegenlerarası bir savaşın çıkmaması için uğraşmaktadır. Ve uzaylı bir protomolekül Venüs’ü işgal ederek gezegende muazzam ve gizemli değişimlere yol açarken bir yandan da güneş sistemine yayılma tehdidinde bulunmaktadır.

    Uzayın uçsuz bucaksız boşluğundaysa James Holden ile Rocinante’nin mürettebatı Dış Gezegenler İttifakı adına huzuru sağlamaktadırlar. Onlar savaşın pençesindeki Ganymede’de kayıp kızını bulması için bir bilim adamına yardım etmeyi kabul ettiklerinde insanlığın geleceği, tek bir geminin çoktan başlamış olabilecek bir uzaylı istilasını engelleyip engelleyemeyeceğine bağlı

  • Cam Kırıkları Parkı Yazar: Alina Bronsky 1,00 

    Sasha’nın hayatta yapmak istediği iki şey vardı:
    Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadim’i öldürmek.

    Alina Bronsky’nin ilk romanı Cam Kırıkları Parkı Almanya’nın en önemli edebiyat ödüllerinden biri olan Ingeborg Bachmann Ödülü’ne aday gösterildi. Bu keskin zekâ ürünü ve esrarengiz romanın kahramanı 17 yaşındaki Sasha Naimann’dır. Moskova’da doğan Sasha, iki üvey kardeşi ve annesiyle Berlin’e taşınır. Üvey babası annesini öldürünce Sasha’nın hayatı değişir. Artık hayatta yapmak istediği iki şey vardır: Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadim’i öldürmek.

    Almanya’daki Freundin Dergisi Cam Kırıkları Parkı’nı “toplumun kıyılarında yaşayanların acımasız ve eğlenceli bir portresi,” olarak tanımlıyor. Fakat Sasha’nın hikâyesi kıyıda kalmıyor, okuyucunun tam kalbine yerleşiyor.

    “Hayran bırakan bir ilk yapıt…”
    Publishers Weekly

    “Sasha Naimann zamanımızın kahramanı… Büyük bir yetenek ve zekâyla anlatılan hikâyesi beni yakaladığı gibi sizleri de yakalayacak.”
    Alicia Erian

  • Cam Kule Yazar: Robert Silverberg 1,00 

    İnsanı insan yapan nedir? Bir rahim yerine tankta doğmak dışında insanlardan farkı olmayan androidler insan olarak görülebilir mi? Bir insan 23. yüzyılda nasıl Tanrı’ya dönüşür, özellikle Tanrı olduğunun farkında değilse?

    Robert Silverberg çok katmanlı romanı Cam Kule’de, tüm servetini, hırsını, umudunu ve tutkusunu yeryüzünden sonsuzluğa uzanan bir kule dikmeye adayan Simeon Krug’u iki farklı açıdan ele alarak anlatıyor: İnsan Krug ve Tanrı Krug. Androidler aracılığıyla insan hakları ve köleliği bize tekrar düşündürten bu kitap, modern çağ efendiliğinin getirdiği çürümeye karşı bir eleştiri niteliği taşıyor.

    Cam Kule, gözü yükseklerde olan insanlığın, çamura saplanma öyküsü…

  • Candide Yazar: Voltaire

    “Voltaire ismi tüm on sekizinci yüzyılı şekillendirdi.” -Victor Hugo

    Aydınlanma Çağı filozoflarından Voltaire’in en önemli eserlerinden olan pikaresk novellası Candide, kitaba da adını veren başkahraman Candide’in yaşadığı şatodan baron tarafından, baronun kızıyla aşk yaşadığı için kovulmasıyla başlıyor. Akıl hocası Pangloss’un öğrettiği “mümkün dünyaların en iyisi” düşüncesiyle yolunu bulmaya çalışırken Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’dan El Dorado’ya kadar sayısız talihsizliğin ve kötülüğün içine düşen Candide’in iyiliğe ve insanlığa olan inancı sınanıyor.

    Bu metinde Candide, Voltaire’in Aydınlanmacı felsefi bilimkurgusal öyküsü “Micromegas” da eşlik ediyor.

  • Candide ve Micromegas Yazar: Voltaire 1,00 

    Yüz kez canıma kıymak istedim ama hâlâ hayatı seviyorum. Bu gülünç çaresizlik eğilimlerimiz arasında en tehlikeli olanı belki de; çünkü bir yükü, yere atmak isterken sürekli olarak taşıma ısrarı içinde olmaktan daha ahmakça bir şey olabilir mi? Varlığından iğrenmek fakat yine de onu sürdürmeye çalışmaktan başka… Ya da başka bir deyişle bizi yok eden bir yılanı, kalbimizi yiyene kadar okşamak niye?

  • Carol Gömülmeden Yazar:

    KAFES KİTABININ ÇOKSATAN YAZARI JOSH MALERMAN’DAN UYUYAN GÜZEL MASALI İLE VAHŞİ BATI
    ÖYKÜLERİNİ USTACA HARMANLAYAN GERİLİM DOLU BİR ROMAN: CAROL GÖMÜLMEDEN
    Carol Evers’ın karanlık bir sırrı vardı. Bazen komaya giriyor ve komaya girdiğinde bir ölüden farksız oluyordu. Nabzı ve kalbi
    duruyor, nefes aldığı belli olmasa da bilinci asla kapanmıyordu. Ancak doktorlar bile onun öldüğünü düşünüyordu.
    Bu sırrı bilen iki kişiden biri olan ve ondan kurtulup servetine konmak isteyen kocası, Carol komaya girdiğinde onu diri diri mezara
    gömmek için yaptığı planı hayata geçirmeye koyulur. Komadaki Carol çevresinde olan her şeyi duyup hissederken, Harrows adlı
    kasabada cenaze hazırlıkları başlar.
    Bu sırrı bilen diğer kişi, Carol’ın eski sevgilisi, meşhur kanun kaçağı James Moxie ise haberi aldığında Carol gömülmeden Harrows’a
    yetişmek için yola çıkar. Tehlike ve gizemle dolu Yol’da yolculuk ederken eski düşmanlarla, ürkütücü varlıklarla ve peşindeki kiralık
    katillerle başa çıkmak zorundadır.
    “Fevkalade zekice yazılmış bir roman. Çoktan kaybedilmiş bir hayatı kurtarmak için yapılan tehlikeli bir yolculuğu ve ölümün bazen
    sadece başlangıç olduğunu anlatan bir eser.” –J. D. Barker, Çoksatan Dördüncü Maymun ‘un yazarı
    “Carol Gömülmeden, hepimizin içinde var olan tuhaf Batı’da cereyan eden bir Poe öyküsü, roman sadece yeri yerinden oynatmakla
    kalmıyor, yeri deliyor da. Bir tabutun sığacağı kadar.” –Stephen Graham Jones, Melezler’in yazarı

  • Cebirci Yazar: Iain M. Banks 1,00 

    Yıl Milattan Sonra 4034.

    İnsanoğlu uzayı kolonileştirmeyi çoktan başarmıştır. Gelgelelim Nasqueron Ahalisi’nin yüksek yönetim kademeleri arasına araştırmacı sıfatıyla kabul edilmiş bir Yavaş Kâhin olan Fassin Taak yılsonunu sağ salim getirebilirse kendini mutlu sayacaktır.

    Bir zamanların görkemli ama son dönemlerin çöküşteki bu topluluğu, her ne kadar görünürde son derece yüksek bir gelişmişlik düzeyine sahip olsa da, temelde barbarca kabul edilen bir yaşam tarzına sahip, kendi gençlerini avlamaktan haz alan ve sırf âdet yerini bulsun diye giriştiği anlamsız iç savaş silsilelerinden başını kaldıramayan bir ırk kabul edilip kendisi dışındaki tüm topluluklar tarafından yalnızlığa itilmiştir. Hakkında yok denecek kadar az bilgiye sahip olduğu askeri-dini özellikte bir emir-komuta zincirinin -ki bu, galaksinin yönetimini bir süreden beri elinde bulunduran son güç erkinin, yani Mercatoria adlı barok hiyerarşinin de bir parçasıdır aynı zamanda- beklenmedik desteğini de bu defa arkasına alan Fassin Taak bir kez daha Ahali’nin yaşam alanında seyahate çıkmak durumundadır. Peşinde olduğu şey ise, yarım milyar yıldır saklı olan bir gizemdir. Diğer yandan, muazzam bir savaş her geçen gün daha da yaklaşmaktadır… Kâhin Taak’ın o güne dek tanıyıp bildiği her şeyi ve de herkesi bir çırpıda ortadan kaldırması işten bile olmayan bir savaş…

    Birçok romanını “ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap” listesinde görebileceğimiz Iain Banks, The Times tarafından “1945 sonrası En İyi 50 Britanyalı Yazar” listesine seçildi. İskoç yazar, yaşamı boyunca sayısız ödüle aday gösterildi ve birçoğuna da sahip oldu.
    “Bilimkurgunun standartlarını belirleyen yazar…”

    -Guardian-

    “Eğer onun kitaplarından hiçbirini okumadıysanız, birini okuyun. Sonra bir başkasını… Kötü kitapları bile iyidir, iyileriyse hayret vericidir.”
    -Neil Gaiman-

    “Banks bir fenomen… alışık olmadığımız caziplikte bir enerji ve zarafetle, katıksız bilimkurgu yazıyor.”
    -William Gibson-

    “Onun edebi kurgularına hep saygı duydum, ama bilimkurgularına daha derin bir hayranlık besledim.”
    -David Brin-

  • Cervantes Sokağı Yazar: Jaime Manrique 1,00 

    HİÇ BİLMEDİĞİMİZ YÖNLERİYLE CERVANTES: SERSERİ, ÂŞIK, ASKER, KÖLE.

    Miguel de Cervantes Saavedra’nın sıradışı hayatından alınan gerçek olaylara dayanarak yazılmış bir rekabet ve intikam öyküsü bu: Batı edebiyatının ilk çağdaş romanını kaleme alan Cervantes’in gençlik yılları, İnebahtı Savaşı’na katılması, Cezayir’deki köleliği, nihayet Don Quijote ile elde ettiği büyük başarı ve bütün bu yıllar boyunca kara bir gölge gibi peşi sıra onu takip eden can düşmanının hain planları.?

    Korsanlar ve keşişler, soylu hanımlar ve fahişeler, savaşçılar ve köleler, ve evet, o harika Sancho Panza bile İspanyol Altın Çağı’nın bu parlak tasvirinde hayat buluyor. Ödüllü yazar Jaime Manrique’nin imzasını taşıyan roman, hem edebiyatseverlerin hem de tarih tutkunlarının ilgiyle okuyacağı sürükleyici bir maceraya sahne oluyor.

  • Cesur Yeni Dünya Yazar: Aldous Huxley 1,00 

    “Cesur Yeni Dünya” bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”
    “Cesur Yeni Dünya”nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda ‘birey yok edilse de süren macerasının’ sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp ‘iyi edebiyat’ kategorisine yükseltiyor.

  • Çılgın Gibi Yazar: Suat Derviş 1,00 

    İthaki Yayınları, Suat Derviş’in tüm eserlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor.

    Bugünün okurlarını da etkileyecek bir aşk romanı olan Çılgın Gibi’de Suat Derviş’in bir başka unutulmaz kahramanı Celile sahne alıyor. Geçmişin farklı dünyasına değişmeyen duyguların eşlik ettiği Çılgın Gibi’nin, Türk romanının önemli örnekleri arasında kalıcı bir yer edineceğine inanıyoruz…

    Suat Derviş, bence önemli bir romancımız. Siyasî görüşleri dolayısıyla hem epey eziyet çekmiş, hem de unutturulmak istenmiş. İlk romanlarını çok genç yaşta kaleme almış. O zamanın büyük bir ustası, Ahmet Haşim, bu ilk eserleri özellikle salık vermiş; genç romancıyı bir ‘üslûpçu’ olarak esenlemiş. Edebiyat tarihimiz pek farkında değil.

    Birkaç kez basıldığı halde, edebiyatseverlerin üzerinde yeterince durmadıkları Çılgın Gibi, Suat Derviş imzalı çok güzel bir romandır. Acı bir aşk romanı. Aşkı Marksist açıdan tahlil eden bir roman; bence, edebiyatımızda kardeşi yok.
    -Selim İleri-

    Suat Derviş önce kahramanlarının yaşadığı iklimi ustalıkla tarif ediyor. Dönemin İstanbul’u, karaborsa ve savaş zenginlerinin hayatı, güç tutkusu, soyluluğun bir hayalet gibi hâlâ gücünü hissettirmesi vs… Sonra kahramanlarımızı tanıyoruz tüm hususiyetleriyle ve ardından başlayan yasak aşk hikâyesi. “Aşkın masumluğundan kopması, aldatmanın insanda yarattığı haz ve pişmanlık, mutluluğun her halükârda elde edilemeyişi”, hepsini de ince ince işliyor.
    -Ercan Kesal-

  • Çocukluğun Sonu Yazar: Arthur C. Clarke 1,00 

    1953’te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke’ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015’te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.

    Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir “öteki” anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…

    “Böyle bir kitap yıllardır yazılmadı.”
    -C. S. Lewis-

    “Ürkütücü derecede mantıklı, inandırıcı ve acımasız bir kehanet girişimi. Clarke gerçek bir usta.”
    -Los Angeles Times-

  • Commonwealth Yazar: Joey Goebel 1,00 

    Eğer biri size, “Babanın sana bu şekilde davranmasına neden müsamaha ediyorsun?” diye sorarsa, “Çünkü o benim babam ve onu seviyorum,” dersiniz. O yüzden onu seversiniz ve onu yüceltirsiniz çünkü o kişi bu kelimeyi tanımlar: Baba. Aile de başka bir kelimedir. Onlarla kavga edebilirsiniz ama onlar gene de sizin ailenizdir, o yüzden sonunda hep onlara geri dönersiniz. Kelimeler her zaman önceliklidir, çünkü kelimeler bütün hayatın boyunca değer vermen gerektiği öğretilen fikirleri temsil eder.

    “Joey Goebel’in hayal gücü şişelere doldurulup satılsaydı hepimiz rehabilitasyon merkezinde olurduk. Goebel çağdaş Amerikan edebiyatının üstün zekalı çocuğudur.”
    Ed McClanahan 

    “Goebel’in neşeli ve içi içine sığmayan cümleleri sayfalarda parlıyor.”
    Boston Globe

    “Goebel çağımızın yeni ve alışılmadık sesidir.”
    Library Journal 

  • Cthulhu’nun Çağrısı Yazar: Howard Phillips Lovecraft 1,00 

    Lovecraft’ın neden korku edebiyatının ustası olarak anılması gerektiğini gösteren; yabancılığın, dehşetin, tekinsizliğin anlatıldığı toplam sekiz öykü var bu kitapta. Korku ancak gördüğümüzde bilebildiğimiz bir şey midir? Yoksa bilmediğimizi gördüğümüz şey midir? Belli ki Lovecraft bunu sorguluyordu bu öyküleri yazdığı sırada. Hep korkularımızdan ve bilmediklerimizden bahsetmeye çalıştı. Çalıştı diyoruz, çünkü asla tam olarak bahsedilemeyeceğini biliyordu. Tıpkı bu öykülerde olduğu gibi, dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.

    Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi. Bu, Lovecraft’ın çağrısı…