Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
TÜRKÇE EDEBİYAT DİZİSİ (57)

1–20 / 93 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Adak Yazar: Deniz Erbulak 1,00 

    Nehir Efser, uzaklara sürülmüş genç bir öğretmendi. Her şeyi reddetmiş, her şeyi geride bırakmış, kendi yolunda yürümüş, genç, capcanlı. Ama geldiği şehirde kendisini bekleyen karanlığı tahmin etmesi imkânsızdı. Bu şehirde perdeleri açınca gün ışığı dolmuyor, sabah olunca kâbuslar kaybolmuyordu. Burada geceler uğursuzdu. Gündüzlerse olduğu gibi karanlığa adanmış. Burada herkes erkenden evine çekilir, burada erkenden geç olurdu… Ve etrafındaki gölgelerin git gide hızlanan dansında, Nehir Efser adımlarını karıştırmak üzereydi. Kıyametle Savaşanlar ve Aşkın Ötesinde kitaplarının yazarı Deniz Erbulak, Adak’la sizi daha önce tanık olmadığınız bir “karanlığa” davet ediyor.

  • Aksaray’dan Bir Perihan Yazar: Suat Derviş 1,00 

    Bizi çirkinleştiren veya utandıran şeyleri düşünmemek en hayırlısı değil miydi?

    Perihan, Aksaray’da yetişmiş, kaba, sınıf atlama hevesi içinde olan ve bu sınıf atlama çabasını eşi Nuri ile para üzerinden gerçekleştiren bir kadındır. Nuri ise saraylı bir aileden gelen, Perihan’ın kontrolünde yaşayan, hiçbir şeye ses çıkarmayan, her türlü ahlaksız davranışı bile kabul eden bir adamdır. Perihan bu yolda her türlü davranışı mübah görmekte ve eşine de bu konuda sürekli telkinler vermektedir.

    Gece Postası‘nda tefrika edilen Aksaray’dan Bir Perihan‘da Suat Derviş, Perihan karakteri üzerinden zenginleşen, ama bir taraftan da yozlaşmakta olan toplumu eleştirir.

  • Ankara Mahpusu Yazar: Suat Derviş 1,00 

    Şehir, sokaklarda sürünenler, köprü altında yatanlar, arsalarda, oyuklarda, kovuklarda tüneyenler… binlerce biçare, binlerce sefille doluydu. Bu tıklım tıklım şehrin tek insanları, yalnız insanları nereye giderler, onu kimse bilmezdi.

    Vasfi, tıp fakültesinde okurken mahallesindeki Zeynep adlı kıza âşık olur. Gözü Zeynep’in aşkından başka bir şey görmeyen Vasfi, Zeynep’in büyük amcasıyla evlenmesinin ardından yıkılır. Zeynep’e toz kondurmayan Vasfi, bir gün kuzeninin Zeynep’in foyasını ortaya çıkarmak için kumpas kurduğunu öğrenince, Zeynep için hiç tereddütsüz, düşünmeden kuzenini öldürür. Uzun yıllar süren hapis hayatından sonra Vasfi, yeniden hürriyetine kavuşur ve insanlar arasında kendine bir yer bulmaya çalışır. Tutunacak hiçbir şeyi olmayan Vasfi’nin artık ne parası ne kalacak bir yeri ne de kimsesi vardır. Vasfi’ye ait tek yer sokaklardır…

    Suat Derviş’in 1957 yılında Fransa’da yayımlanan ilk Türk romanı olma özelliği taşıyan ve Türkiye’de “Zeynep İçin” adıyla yayımlanan romanı Ankara Mahpusu ismiyle Türkiye’de ilk kez 1968 yılında yayımlanır. 18 dile de çevrilen bu eserinde Suat Derviş, bir aşk için hürriyetinden vazgeçen Vasfi üzerinden umudun, özgürlüğün öyküsünü kaleme alır. Ayrıca yıkılan bir imparatorluğun yerine kurulan yeni bir sistem içinde kendine yer bulamayan insanların hikâyesinin düşündürücü portresini de çizer Suat Derviş. Yazar, diğer eserlerinden farklı olarak ilk kez bu eseriyle umuda ve mutluluğa göz kırpar.

  • Ares Harikalar Diyarında Yazar: Derviş Zaim 1,00 

    Komiserim,

    Şu anda durakladınız, biraz öne eğildiniz. Bir önceki resimde sizi çizdim. Aynen benim çizdiğim gibi bu satırları okuyorsunuz. Kapıya yapıştırdığım “story board”un üzerindeki bu satırları eğilerek ve sırtınızı hafifçe kamburlaştırarak okuyorsunuz. Sizi aynen öyle çizdim. İsterseniz geri dönüp bir önceki kareye, o karede bu satırları okumaya çalışan size yeniden göz atabilirsiniz… Hepimizin çok az vakti var…. Bu satırlar sona erer ermez her şey silinip gidecek. Yurt amiri, kâğıt, kalem, yazı, senaryo, yurt odası, konsoloslar, kültür ataşeleri, yandan ve önden farklı görünümler veren kız… Hepsi bitecek… Bitecek ama…

    1992’de Yunus Nadi Roman Armağanı’nı kazanan Ares Harikalar Diyarında, kurgunun kendi yolunu çizmeye çalıştığı bir roman. Renkli dili ve özgün üslubuyla, edebiyat severleri benzersiz bir maceraya davet ediyor.

  • Aşk Çetesi Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Kemal Tahir’in 1937’de Karikatür Dergisi’nde yayımladığı tefrika romanı Aşk Çetesi’nin alt başlığı “Neşeli İnsanlara Mahsus Aşk Romanı”. Geleceğin usta romancısının erken tarihli bir kalem denemesi niteliğindeki Aşk Çetesi, Kemal Tahir’in mizahi öğeleri ne kadar başarılı bir şekilde kullandığını da bir kez daha göstermekte.

    “Açtı, ama nasıl? Domuzuna. Açlık, geveze bir arkadaştır. Aç adam dehşetli düşünür. Dehşetli karar verir. Fakat canına tak demeyince, bir şeyler beceremez.”

  • Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık Yazar: Mehmed Uzun 1,00 

    Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?

    İki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alır. Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan, Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kız. Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek işaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

  • Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık ( Cep Boy) Yazar: Mehmed Uzun 1,00 

    Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?
    İki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alır.
    Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan, Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kız.
    Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek işaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

  • Aynadaki Sır Yazar: Özge Doğar 1,00 

    Kimsin Sen? Özgür zannettiğin bilinç, kendi seçimlerini kendisi mi yapıyor? Seni ve kitleleri yöneten bir güç mü var? Gerçekten de insan kendi kendisini var edebilen tek canlı mıdır, yoksa sanal bir dünyanın sana uydurduğu rolü mü oynuyorsun? Yaşam dediğin alanda kimin eserisin; başarı dediğin şey yalanlara uyum sürecin mi, kimin istediği hayatı yaşıyorsun ya da gerçekten yaşıyor musun? Peki ya özgürlüğün nerede, sen neredesin… “Apartmanda bir kadın, dalmış pembe âlemlere, uzaklaşmış kendince kendinden. Girmiş metal kutuya saklamış beynini, gizlemiş çıkarmamış gün yüzüne. Kadın dalmış rüyalara, bulmuş kendini bir saltanat koltuğunda, elinde bir kumanda dünya kimin umurunda. Dalmış dalmış uyutmuş beynini ninnilerle, kendisi bile kendinden çok uzak, bambaşka boyutta… Bir adam apartman boşluğunda derdini vurmuş bedenine, vurmuş vurmuş da yetmemiş beynine. Adı değişmiş, şekli değişmiş zehrin ama değişmemiş beyin dalgalarının hafif frekansta dans edişi ruhunda. Hafif çakır keyiften tanrısal ayinlere kadar uzanan bir yol yapmış kendine. Donmuş beyni, kimin umurunda, kendisi bile kendinden çok uzak…”

  • Ayyaş Buda Yazar: Göktuğ Canbaba 1,00 

    Tümden geliyor ve güme gidiyordu, tüm OBEB ve OKEK’lerinin toplamı belki de ona evrenin sırlarını açıklayabilirdi ama bunlar benim umurumda değildi.” Hayat, çukur ve tümseklerle dolu bir patika. Dünya, biçimsiz heykeller gibi dikildiğimiz bir yer. Ayyaş Buda, kozmik şakacıya karşı atılan bir kahkaha, mistik bir kılavuz. Göktuğ Canbaba, bilge ağaçların kollarında huzurlu bir uykuya ya da uçurumun kenarında ayaklarımızı gıdıklayan bir rüzgârla konuşmaya çağırıyor bizi. Bu kitaptaki öyküler, kutsal ve sıradan dünyalar arasında yalın ayak koşma rekoru kırıyor, yeraltında adım atmaya başlayıp gerçeküstü bir yolda ilerliyor Ayyaş Buda, sorularla dolu bir hayata karşı icra edilen serseri bir serenat. Cevaplarımız bir yol düşümü uzakta…

  • Başka Gökyüzü Yazar: İlhami Sidar 1,00 

    İlhami Sidar bu kitabında kişisel trajedilerin toplumsal olanın içinde nasıl eridiğini gözler önüne seriyor. Başka Gökyüzü, bir öğretmenin uzak bir köy okulunda “öteki”yle tanışarak onu anlamasının ve sevmesinin hikâyesi. Yeni bir dünyanın var olabileceğine ve her şeyi değiştirebileceğine duyduğu inançla giriştiği mücadelenin umut dolu tasviri.

    İlhami Sidar kalemindeki ahengi korurken bütüncül bir dünya tahayyülünün aydınlık sabahlarını resmediyor.

    “Çocukluğumuzun en heyecanlı zamanlarında bize hep ödünç şeyler giydirildi; ödünç dil, ödünç tarih, ödünç yaşam…”

  • Bedirhan – Bir Cudi Söylencesi Yazar: İlhami Sidar 1,00 

    18. yüzyılın ikinci yarısı… Osmanlı’ya karşı Kürt halkıyla birlikte bağımsızlık mücadelesi veren Mir Bedirhan hainliğin belki de en acı yüzüyle karşılaşır. Yeğeni Yezdanşêr ona ve halkına ihanet edecek ve bir halkın yenilgisine neden olacaktır. Tarihin seyri ve Kürt halkının bağımsızlık mücadelesi bu ihanetle değişse de mücadele yıllarca sürecektir.

    “Ben Azizi Hanedanlığı’nın son hükümdarı Mir Bedirhan, iktidarımın ilk gününden mazlum halkımın mücadelesini vermeye ant içtim. Selahaddin’in soylu torunları, içinde bulunduğumuz koşullar hiçbirinizi yarınlar için umutsuzluğa düşürmesin! Evet, şu an hainler yüzünden kaçınılmaz bir yenilgiyle karşı karşıyayız; fakat gelinen nokta Kürt tarihinde bir dönüm noktasıdır… Ne tehcir, ne zulüm, ne ölüm, hiçbir güç bu halkı kendi topraklarından söküp atamaz.”

    İlhami Sidar’ın Kürt tarihinin en önemli aktörlerinden Mir Bedirhan’ı ve Kürt halkının yüzyıllardır süren mücadelesini anlattığı bu romanı, tarihin arka sayfalarına ışık tutuyor. Müslüman olan Ali ile Hristiyan olan Meryem’in aşkıyla, onca zulme ve işkenceye karşın halkını satmayanların olduğu kadar, kıskançlık ve ihanetle bağımsızlığı hiçe sayanların da hikâyesidir bu.

    Tarihten bugüne miras kalandır Bedirhan / Bir Cudi Söylencesi…

  • Behire’nin Talipleri Yazar: Suat Derviş 1,00 

    İlk olarak 1923’te yayımlanan Behire’nin Talipleri, Suat Derviş’in erken dönemine ait öykülerden oluşuyor. Mehmet Rauf’un o yıllarda gelecek vaat eden bir isim olarak selamladığı Derviş, gerek kitaba ismini veren öyküde, gerekse “İstanbul Hanımları Niçin Dedikoduya Sebep Olurlar?” öyküsünde, dönemin toplumsal dokusunu oluşturan farklı bireylerin dünyalarına, evlilik kurumuna, sosyal yaşantıda ekonomik gücün koyduğu sınırlara dair güçlü gözlemlerde bulunuyor ve bunları yer yer dozunda bir mizah eşliğinde sunuyor. Behire’nin Talipleri, gözlerini henüz tam anlamıyla sokağa çevirmemiş olan bir Suat Derviş’le tanıştırıyor bizleri..

  • Benim Güzel Ölülerim Yazar: Özlem Ertan 1,00 

    İlk romanı Âşık Kadınlar Denizhanesi ile okurların beğenisini kazanan Özlem Ertan, yeni kitabı Benim Güzel Ölülerim’de fantastik motiflerle tarihsel temaları yan yana getiriyor. Şiddetin hüküm sürdüğü dünyamızda hâlâ bir ümitten söz edilebilir mi? Peki ya “ölüler âlemi”? Yoksa orası da sonsuz bir karanlıktan mı ibaret? Bir yazar, “ölüler âlemi”nden kalkıp gelen kahramanına ümit aşılayabilir mi?

    Benim Güzel Ölülerim, yalın ve etkili anlatımıyla okurları iki dünya arasında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor…

    “Ne durumda olduğunuza dikkat edin. Hepiniz son nefesinizi verdiğiniz andaki gibisiniz. Yara bere içinde, iki büklüm. Belli ki hiçbiriniz huzur bulamamışsınız. Belki de nefretinizi öldüremediğiniz için böyle yaralısınız. Bunu hiç düşündünüz mü?”

  • Bir Yeniçeri Masalı Yazar: Hamit Çağlar Özdağ 1,00 

    Adreana… Alegra… Yok yok, biz ona Yosma Hatun diyelim, cümle âlem gibi…

    16. yüzyılın sonlarında doğar Yosma, Hırvat toprağında. Hasbehas yeniçeridir, Osmanlıdır. Simsiyahtır saçı, kapkaradır gözü. Teni akça pakça, dili pabuç kadar. Fikri neyse zikri de odur. Ve bilinmeli ki gönlünde bir Şehzâde Daryal yatar, bir de intikam…

    Geçmişten gelen bir hesabı vardır Yosma’nın. Irzına geçmişler, anasını öldürmüşler. Dört gözle beklemektedir sefer haberini. Ve gün gelir, ferman işitilir, sefer vaktidir! Viyana yollarına düşülecek, cenk edilecektir. Büyük müjdedir bu Yosma Hatun nazarında! Ama cengin dehşetli yanıyla, bu tahsilatın karanlık tarafıyla nasıl yüzleşecektir?

    Buyurun bir yeniçerinin masalına… Pürdikkat yapışın bu cesur hatunun kelamına…

  • Biz Böyle Delikanlılar Değildik Tefrika 2. Cilt Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in 1937-49 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı.

    “Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır… Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı.”

  • Biz Böyle Delikanlılar Değildik! Tefrika Romanlar Cilt 1 1947-1951 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in 1947-51 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde tefrika edilen romanları ilk defa bu kitapta toplandı.

    Oğuz Atay’ın deyimiyle: “Bütün sanatlar gibi roman sanatı da bir gelenek üzerine kurulur. Bu gelenek yalnız roman geleneği değildir; toplumun kültür geleneğini yaratan bütün davranışların tarihidir. Sanıyorum Kemal Tahir Türk tarihine eğilirken, zengin kültür
    geleneğimizden esaslı bir biçimde yararlanmanın gereğini duyan ilk romancımızdır… Belki de bunu gerçek anlamıyla kavrayan tek romancımızdı.”

    “Biz Böyle Delikanlılar Değildik”, Kemal Tahir’in serüvenine eşlik etmek isteyen herkesin başvuracağı romanların ilk cildidir.

  • Boynu Bükük Öldüler Yazar: Yılmaz Güney 1,00 

    1972 Orhan Kemal Roman Ödülü

    “Boynu Bükük Öldüler, Nevşehir Cezaevi’nde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duvara komşu bir ranzada,

    geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünüdür. Ranzamdan hiç indirmediğim küçük bir masam vardı. Yatma zamanı gelince, ayak ucuma çeker, ayaklarımı altına sokar, uyurdum. Çoğunlukla, anlattığım insanları görürdüm düşlerimde, onlarla yaşardım.”

    -Yılmaz Güney-

    “Yılmaz Güney, çok iyi tanıdığı köy gerçekliğini ve köylüleri olduğu gibi anlatıyor; ama elbette bir roman yapısı içinde, elbette yakından tanıdığı, yaşadığı insan ve toplum gerçeklerini seçerek, düzenleyerek… Yılmaz Güney inandırıcı olmayı biliyor.”

    –Fethi Naci-

  • Bozkırdaki Çekirdek Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan biridir bir bakıma. Kemal Tahir, “Bozkırdaki Çekirdek”te, diğer romanlarında da yaptığı gibi bu tabuyu yıkmaya çalışarak Türk toplumunun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanırken bazı devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamak
    zorunda kalışını gözden geçirir.

    Nisan 1965’te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen “Bozkırdaki Çekirdek”, dünya eğitim tarihinde de reform olarak değerlendirilen Köy Enstitüleri’ni anlamamıza da yardım edecek bir Kemal Tahir klasiği…

  • Büyülü Fener Yazar: Pınar Göçer 1,00 

    ”Hazinenin yerini bulmayı hiç düşünmediniz mi?” diye sordu kısık bir sesle Ozan. Hikâyenin büyüsüne kendisini oldukça kaptırmıştı anlaşılan. Aynı kısık tonda cevap verdi Fenerci Baba, “Bunu aklımdan bile geçirmedim, çünkü o hazine lânetli. Eğer böyle bir hazine varsa dahi Mavi Ada kimseyle paylaşmak istemiyor besbelli,” dedi. Yazar olan Mercan, üç çocuğundan ve karısından uzakta, Mavi Ada’da yaşamını sürdürmektedir . Bir gün yakalandığı hastalığa yenik düşen karısı hayatını kaybeder. Üç çocuğu babalarının yanına Mavi Ada’ya taşınmak zorunda kalırlar. Adadaki evleri deniz fenerinin karşısındadır. Çocuklar, Fenerci Baba ve bir kâhin olduğuna inanılan kör kızı Mavi’yle de tanışırlar. 1800’lü yıllarda hazine uğruna katledilen bir Rus Prensesi’ne ait batık gemi, adanın karşısında bulunmaktadır. Prenses’in hazinesi adada bir yerlerde gizlidir, vee lânetlidir. Mercan, Fenerci Baba ve çocuklar Mavi Ada’nın üzerinden bu lâneti kaldırabilecekler midir?

  • Çılgın Gibi Yazar: Suat Derviş 1,00 

    İthaki Yayınları, Suat Derviş’in tüm eserlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor.

    Bugünün okurlarını da etkileyecek bir aşk romanı olan Çılgın Gibi’de Suat Derviş’in bir başka unutulmaz kahramanı Celile sahne alıyor. Geçmişin farklı dünyasına değişmeyen duyguların eşlik ettiği Çılgın Gibi’nin, Türk romanının önemli örnekleri arasında kalıcı bir yer edineceğine inanıyoruz…

    Suat Derviş, bence önemli bir romancımız. Siyasî görüşleri dolayısıyla hem epey eziyet çekmiş, hem de unutturulmak istenmiş. İlk romanlarını çok genç yaşta kaleme almış. O zamanın büyük bir ustası, Ahmet Haşim, bu ilk eserleri özellikle salık vermiş; genç romancıyı bir ‘üslûpçu’ olarak esenlemiş. Edebiyat tarihimiz pek farkında değil.

    Birkaç kez basıldığı halde, edebiyatseverlerin üzerinde yeterince durmadıkları Çılgın Gibi, Suat Derviş imzalı çok güzel bir romandır. Acı bir aşk romanı. Aşkı Marksist açıdan tahlil eden bir roman; bence, edebiyatımızda kardeşi yok.
    -Selim İleri-

    Suat Derviş önce kahramanlarının yaşadığı iklimi ustalıkla tarif ediyor. Dönemin İstanbul’u, karaborsa ve savaş zenginlerinin hayatı, güç tutkusu, soyluluğun bir hayalet gibi hâlâ gücünü hissettirmesi vs… Sonra kahramanlarımızı tanıyoruz tüm hususiyetleriyle ve ardından başlayan yasak aşk hikâyesi. “Aşkın masumluğundan kopması, aldatmanın insanda yarattığı haz ve pişmanlık, mutluluğun her halükârda elde edilemeyişi”, hepsini de ince ince işliyor.
    -Ercan Kesal-

İthaki Yayınları