Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
KEMAL TAHİR KİTAPLIĞI (34)

17–32 / 34 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar Yazar: Nazım Hikmet 1,00 

    Nâzım Hikmet’in on yıl boyunca “mapushane”den Kemal Tahir’e yolladığı mektuplar, hem bu iki önemli ismin kişiliklerine, sanat ve dünya görüşlerine, hem de hummalı bir döneme tanıklık etmemizi sağlıyor. Bugün gözden düşen mektubun zamana yenik düşmediğini görmek de cabası. Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar yeni okurlarını bekliyor… “Mektupları okurken -hele genç kuşaklar- şu noktaları göz önünde tutmalıdır: Bunlar, bir mahpushaneden bir başka mahpushaneye gönderildi. Yazıldıkları sıra, içerde, tek parti idaresi, dışarda, tarihin örneğini görmediği kanlı bir dünya savaşı, var kıyıcılığıyla sürüyordu.

    Nazım Hikmet bu iç ve dış şartların maddi-manevi baskıları altında, şair olarak, herhangi bir insandan kat kat fazla bunalmıştı. Bu bunalımı, ancak devrimci dahi sanatçılarda rastlanan insanüstü bir güçle umut ve iyimserlik çizgisinde yiğitçe tutmayı başarmakla kalmamış, korkunç mahpushane şartlarından, yararlanarak Anadolu Türkçesi’nin sağlam temellerini, yani Anadolu insanının tarihsel-sosyal gerçeğini de bulmuştur. ”
    -Kemal Tahir-

  • Kemal’den Piraye’ye Mektuplar Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    “Sevgili Yengeciğim,

    Sana bu gece upuzun bir mektup yazmak içimden geldi. Hani işim gücümyok da gevezelik etmek ihtiyacındayım sanma.

    Bilakis yarısına kadargelmiş pek kolay bir hikâye (aman beni bitir kardeş) diye gözümün içine bakıyor.

    Lakin üstümüze ancak sevgili bir dostla görüşmeye feda edileceknefis tembelliklerin çöktüğü rahat zamanlar olur ya, işte onlardan bir tanesininiçindeyim…”

     

    Kemal Tahir’in 1940’larda Piraye’ye yazdığı 15 mektup, 1 kartpostal vebir not ile Nâzım Hikmet’e yazdığı

    1 kartpostal, 2 mektup ve 2 farklı mektubundansayfalar, Naci Sadullah’ayazdığı 1 mektupla birlikte Piraye Koleksiyonu’ndangün yüzüne çıkıyor.

  • Kıran Kırana Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    – Saçmalıyorsunuz Kora, dedim, zehirli yılanları öldürmek zorunda kalsanız üzülür müsünüz? Düşünsenize bunlar zehirli yılanlardan bin kere daha tehlikeli mahluklar…

    – Bilmem ki Mayk, deli olacağım…

    Sonra beni kendisine çekerek yalvardı:

    – Beni kurtar, Mayk, sen kuvvetli bir erkeksin, ne olur beni kurtar…
    Kemal Tahir’in kaleminden, ünlü dedektif Mayk Hammer’ın maceraları…

    Düşün ve edebiyat dünyamızın dev ismi Kemal Tahir’in, F. M. İkinci takma adıyla yazdığı özgün Mayk Hammer maceraları yıllar sonra yeniden yayımlanıyor.

    Aslından daha iyi olmakla “itham” edilen bu romanları mutlaka okuyun…

  • Köyün Kamburu Yazar: Kemal Tahir

    “Memleketin gerçeklerini yazmak isteyen bir realist romancı bugünkü tarih devresinde köyü, köylüyü yanlışsız tanımak, fantezilerini kullanmadan tanıtmak zorundadır… Gerek işçi, gerek esnaf, gerekse memur, tüccar, devlet adamı olarak hepimiz hâlâ biraz köylüyüz…” diyen Kemal Tahir, Yediçınar Yaylası ve Büyük Mal romanlarıyla birlikte bir üçleme oluşturan Köyün Kamburu’nda geleneksel düşünme biçimlerine, inançlara ve köylülüğe, güçlü, sarsıcı ve trajikomik bir ayna tutuyor…

  • Kurt Kanunu Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    “Kurtlukta düşeni yemek kanundur” korkusunu her an enselerinde hissederek yaşayan köşeye kıstırılmış, kendileriyle ve geçmişleriyle, içinde bulundukları zamanla hesaplaşan insanları anlatıyor Kemal Tahir, Kurt Kanunu’nda. Cumhuriyetin en bunalımlı dönemlerinden biri olarak değerlendirilen “İzmir Suikasti” olayına karışan ve karıştırılanların dramı olarak da okunabilecek roman, İttihatçılar arasındaki iktidar kavgasını ve tasfiye sürecini de acımasız bir yalınlıkla ve özeleştiriyle ortaya koyuyor.

    Esir Şehir Üçlemesi’nde taşıdığı umudu Yol Ayrımı’nda yitirmeye başlayan Kemal Tahir, Kurt Kanunu’nda mücadelenin kime ve neye karşı yapıldığının pek de öneminin kalmadığı günleri -hayal kırıklığını satır aralarına gizleyerek- ustalıkla betimliyor.

  • Lükresin Günahları Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Kemal Tahir’in F. M. İkinci adıyla “çevirdiği”, 1 Mayıs 1955 tarihli Lükres’in Günahları’nın giriş sayfasında yazar adı bulunmuyor. Hemen her satırıyla “Mayk Hammer çevirmeni”nin kendine özgü üslubunu yansıtan bu küçük kitap, okurların fark edeceği gibi daha ziyade bir telif eser havasına sahip. Bir çeviri olarak kabul edildiği takdirde bile, Kemal Tahir’in serbestçe kalem oynattığı “özel bir çeviri” sayılabilir ancak. Dönem okurlarının zevkli saatler geçirmesi için Borjiya’ların, özellikle de “Lükres Borjiya”nın tarihinden daha elverişli bir konu bulmak kolay değildi. Halk Plajı’ndan sonra, hemen her satırı skandallarla dolu Lükres’in Günahları da bizi bir kez daha 1950’lerin renkli yayıncılık dünyasına davet ediyor…

  • Merhaba Sam Krasmer Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    – Şimdi bana ne yapacaksınız Mister Krasmer?

    – Lazımsın tosun… Beni gırtlağıma kadar belaya soktunuz. Lüçiyano’ya, kendisini polise haber vermediğimi ispat zorundayım. Sen benim şahidimsin.

    – Aman Mister Krasmer, ayaklarınızı öpeyim, Lüçiyano beni hemen öldürtür.

    – Orası ikinizin aranızdaki bir mesele! Beni hiç ilgilendirmez.

    – Aman Mister Krasmer… Bana acıyın… Hayır…
    Sam usanmıştı. Sağ yumruğunu bu pis ağza birden indirdi…

    Düşün ve edebiyat dünyamızın dev ismi Kemal Tahir’in, F. M. İkinci takma adıyla yazdığı özgün polisiye maceraları yıllar sonra yeniden yayımlanıyor.

  • Notlar: Sanat Edebiyat 1 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    “Bana gelince: Ben bu memleketin gerçekçi romancısıyım… Şimdiye kadar öğrendikleriyle ölmeye karar vermişlerin doğru bildiklerini yeniden tasdikleyerek, onları ucuza sevindirmek, güvendirmek için yazmıyorum…” Kemal Tahir’in kırk yıl boyunca tuttuğu notlar, düşünce ve edebiyat tarihimizde sıra dışı bir olgu olma özelliğini koruyor. Notlar, yalnızca Kemal Tahir’i daha iyi değerlendirmemize yardımcı olduğu için değil, aydınların her ne olursa olsun “yazma” sorumluluğunu hatırlattığı için de önemli…

  • Notlar: Sanat Edebiyat 2 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    “Köyü bilmek, yalnız köyde doğup köyde yaşamak işi değil, bir yazarın içinde doğup büyüdüğü toplumu topyekûn görüp öğrenmesi, anlaması, daha önemlisi, öğrenip anladıklarından kendi işinde gerçek yeni terkiplere gidebilmesi işidir…

    Yakın bir gelecekte eserlerimiz üzerinde sahici köylü aydınları ile bizzat yazdığımız köylüler düşünecekler, eleştirmeler yapacaklar, kararlara varacaklardır.Asıl şaşmaz, affetmez hüküm, o günün gaddar hükmüdür. Romanı uyduranların, uydurabilirim sananların vay haline!”

    Sanat-Edebiyat Notları’nın 2. kitabı, Kemal Tahir’in “köy romanı” üzerine düşüncelerinin yanı sıra, dünya romanına ve sanatına dair gözlemlerini de içeriyor.

    Elinizdeki ciltte Kemal Tahir’in 1969 yılında Unesco Milli Komisyonu’nda yapmayı planladığı, bugün aynı zamanda belge değerine sahip olan konuşmanın metnini de bulacaksınız.

  • Notlar: Sanat Edebiyat 3 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    “…Ben burada ‘Şarklı’ kelimesini bir coğrafya mıntıkası olarak kullanmıyorum. Kültürsüzlük ve cehalet karşılığında, ileri bir kültürü bir türlü hazmedip sindirememek, cahil olduğunu da bir türlü bilememek, bilmeyi istememek mukabilinde kullanıyorum.

    En basit bir şeyi öğrenir öğrenmez, o şeyde derhal alim kesiliyoruz. Bizden başkası bilmiyor, bizden başkası bunu düşünüp bulamaz, bir yerde okuyamaz sanıyoruz. Daha beteri, derhal kaleme sarılarak yazıyoruz, bundan daha beteri, bastırmaktan da zerre kadar çekinmiyoruz…”

    Notlar’ın 3. kitabı ağırlıklı olarak, Kemal Tahir’in 1956 yılında dil meseleleri etrafında Esi dergisi tarafından yapılan bir ankete hazırlık niteliğindeki okumalarından ve düşüncelerinden oluşuyor. Devlet Ana yazarının, Türkçenin yapısı, dil devrimi gibi konulara dair gözlemleri, kendi yapıtlarını değerlendirmek için de önemli ipuçları sağlayacak nitelikte…

  • Notlar: Sanat Edebiyat 4 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Notlar’ın 4. kitabında, Kemal Tahir’in Türk romanının doğuşu -özellikle Ahmet Mithat Efendi- üzerine düşünceleri önemli bir yer tutuyor. Elinizdeki ciltte ayrıca Halit Refiğ gibi önemli bir yönetmenin üstünde derin izler bırakmış olan Tahir’in sinema ve Türk sineması etrafındaki görüşlerini, senaryo taslaklarını da bulacaksınız. “Günlük olayları pencereden bakar gibi dış görünüşleriyle yazmak diye bir sanat kolu ve çeşidi olamaz… Kolaya kaçmak için işe girişmiş, gördüğünü yazdığını sanan gündelik olay yazarları, gündelik olayları idrak edebilirler mi ki yazabilsinler? Ham gerçeklerin sanat eserleriyle ilintisi, boya otlarının şaheser tablolarla ilintisi kadardır…”

  • Notlar: Sanat Edebiyat 5 Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    “Cahit Sıtkı meçhule zorla götürülüp adak edilmiş bir hayat kurbanıdır. Bu cinayette frengili Baudelaire kadar, morfinman ve kokainman Peyami’nin de müşterek cürümleri vardır… Fuzuli ve Baudelaire olmaktan daha gülünç, daha zavallı bir şey olamaz. Biz Baudelaire’i Fransız içtimai hayatının müthiş buhranlar geçirmekte olduğu bir devre tekabül ettiği için ibretle okumalıyız. Biz Fuzuli’yi adım adım inhitata giden bir devrin ümitsizliğini anlatıp tespit etmiş bir bedbaht diye mütalaa etmeliyiz…” 

    Edebiyat kariyerinin henüz başındaki Tahir’in şiirleri, bir başlarına önemli olmalarının yanı sıra, dönemin şiir dünyası hakkında da bizi aydınlatıyor.

    Ziya İlhan’a yazılan mektuplarda ise “Geçit” dergisinin kuruluş çalışmalarına, genç edebiyatçılardan oluşan bir topluluğun ideallerine, karşılaştıkları güçlüklere, hayal kırıklıklarına ve edebiyat çevrelerine yönelttikleri eleştirilere tanık oluyoruz.

  • Rahmet Yolları Kesti Yazar: Kemal Tahir 22,00 

    Kemal Tahir bu eserinde uzun yıllar Türk edebiyatını meşgul eden eşkıyalık olgusuna başka bir açıdan bakar. Ağalık sisteminin eşkıyalıkla yoğun ilişkisini ve bunun giderek bir zorbalığa dönüştüğünü, halk arasında eşkıyalığa duyulan hayranlığın aslında çaresizlikten kaynaklandığını söyler. Kendi düzenini kurmuş eşkıya eskisi iki ağanın genç yaşta bir kızı kaçırmak için tezgahladığı oyunlar ve uzun, yağmurlu bir kış gecesinde meydana gelen olaylar hem eşkıya-ağanın hem halkın hem de zulme uğrayanların gözünden olanca canlılığıyla anlatılmıştır.

  • Sağırdere Yazar: Kemal Tahir 1,00 

    Sağırdere’de, Kemal Tahir, hikayesini köy – kent ikilemi üzerine kurarken, yoksul köylünün küçük dünyasını olanca sadeliği ve samimiyetiyle anlatır. Çocuksu bir aşkla tutulduğu kıza kavuşamayan Mustafa’nın köye katlanamayıp Ankara’ya çalışmaya gitmesi, orada bütün zorluklara rağmen tutunmaya çalışması, kent hayatını görüp, kendini sorgulamaya başlaması,
    sonrasında ise değişerek köye geri dönmesini anlatan “Sağırdere”, bir yandan da naif bir aşk ve ergenlik hikayesidir.

    Bu pastoral roman, küçük, yoksul ama yaşam dolu dünyaların içine bizi yeniden taşırken, feodal dünyanın acımasızlığını da göz önüne seriyor…

  • Şair-Sosyolog: Kemal Tahir Yazar: Muhammed Hüküm 1,00 

    “Muhammed Hüküm’ün kitabında ciddi tahliller yapılmakta ve meseleler ciddi bir şekilde tartışılmaktadır. Ayrıntılar konusunda olağanüstü titiz ve tahlilleri açısından belirgin bir düzey gösteren bu eserden öğrenecek çok şey var… Kemal Tahir’in söylediklerini bülbül gibi şakıyarak tekrarlayan ve Kemal Tahir’in metinlerine saplantılı bir şekilde karşı çıkan eğilimler yitip gittikten sonra bu metnin anlamı daha iyi anlaşılacaktır.” Kurtuluş Kayalı

    Kemal Tahir’in edebiyat ve düşünce dünyasına bir sosyoloğun gözüyle bakan Şair-Sosyolog Kemal Tahir, büyük yazarın yapıtlarında karşımıza çıkan ve bugün hâlâ gündemimizi meşgul eden hemen her sorunu ayrıntısıyla ele alıyor. Muhammed Hüküm, Kemal Tahir ekseninde geniş bir toplumsal analize girişirken, bize özgü, orijinal bir edebiyat sosyolojisine duyulan ihtiyacı vurgulamaktan da geri kalmıyor.

    Şair-Sosyolog Kemal Tahir, yalnızca Kemal Tahir okurlarının değil, düşünce tarihimizin serüvenini takip edenlerin de yararlanacağı bir kaynak eser.

  • Türkiye’nin Ruhunu Aramak – Bir Kemal Tahir Kitabı Yazar: Kolektif 1,00 

    Her tür iktidar odağının uzağında durup, memleket meseleleri üzerine can alıcı düşünceler telaffuz eden entellektüellere…

    “Kemal Tahir deyince bir alana hapsolmak yanlış. Ancak her alana dair kalem oynatmak Kemal Tahir’i anlamanın yolunu açar. Tarih, sosyoloji, felsefe, iktisat, edebiyat ve hattâ psikoloji -hani o Türk insanının şuuraltını anlamak gerek sözü- folklor ve bilumum sosyal bilim dalı konularına odaklanmakla Kemal Tahir’in anlaşılmasının yolu açılabilir. Kemal Tahir’i anlamamak çoğumuzun duçar olduğu belli bilim disiplinlerine hapsolmaktan kaynaklanıyor. Bu anlamda şu Sosyal Bilimleri Açın kitabının müellifleri hakikaten Kemal Tahir’in çağdaşları olarak görünüyor. Ancak böyle disiplinlerarası bir anlayış Kemal Tahir’e yakınlaşmayı sağlayabilir. Aslında bir adım daha atmak lazım. Akademisyen başka, düşünür başka. Ancak akademisyenin darlığı aşılarak özgün düşünceye varılabilir. Sezai Karakoç da böyle söylemiyor muydu? Ortama bakıldığı zaman mesele anlaşılır. Bu anlamda bu kitabın son yazısını bir müsvedde olarak telakki edip çok ama çok geliştirilmesi gerektiğini düşünmek gerek. Bu alanda daha kırk fırın ekmek yemek lazım.”