Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
Genel (4)

4 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Dilbilim Kuramları İki Düzlem Beş Kuram Yazar: 34,00 

    Bu kitap, çağdaş dilbilim kuramlarını güncel kaynaklar ışığında ayrıntılı bir şekilde tanıtmakta ve analiz etmektedir.

    Ülkemizdeki dilbilim araştırmalarına yeni bir soluk katacak nitelikteki bu çalışma hem dilin kendisini hem de ideolojiyi ve söylemi anlamada bir araç olarak dili incelemeye yönelik bakış açılarının bilimsel düzlemde ele alınışının önünü açmak amacıyla; dilin özne ve nesne olarak yer aldığı tüm alanlarda araştırma yapmak isteyen araştırmacılar, kendilerine araştırmacı olma yönünde yol çizen öğrenciler ve dil çalışmalarının bilimsel yönüne ilgi duyan ve kimi düzenekleri dil aracıyla anlamaya, açıklamaya çalışan herkes için yazılmış bir başvuru kaynağıdır.

  • Selimiye Mektupları Yazar:

    “Sevgili çocuk, demir yürekli kadınım! Korkular, acılar ve zulüm yenilecektir bir gün… İnsanoğlunun yıkılmaz inancı ezecektir vahşeti… Mutlaka ezecektir… İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır… Taş duvarlar, kelepçeler, zincirler, demir kapılar yok olacaktır…

     

    Sevgili… Bahar bütün kuşları, çayırları ve çiçekleri ile geldi… Bahar biziz sevgili, biziz baharı yaşatan… Bahar yeni baharlara varacak içimizde… Ağaç, kuş, çiçek bizimle güzeldir sevgili… Çünkü ona can veren biziz…

     

    Otuz sekiz yaşım, ranzam ve taş duvarım…

     

    Parmaklığım… Kelepçem… Kırlangıç kuşları ve

     

    Oğlum ve karım ve anam… Hepiniz… Merhaba!”

    5 Nisan 1974

    Yılmaz Güney

     

     

    Selimiye Mektupları, siyasi görüşleri ve eylemleri gerekçe gösterilerek 1972-1974 yılları arasında mahkum edilen Yılmaz Güney’in Selimiye Cezaevi’nden eşi Fatoş Güney’e gönderdiği umut, inanç ve aşk dolu mektuplarını içeriyor. Bu mektuplar; taş duvarlar ve demir parmaklıkların düşünmeye, üretmeye, aydınlık yarınlara inanmaya engel olmadığının, umudun yeşerebilmesi için önemli olan tek şeyin boyun eğmeyen bir baş olduğunun altını çizen yiğit bir adamın, Çirkin Kral’ın mektupları.

  • Uykulu Kuytu Söylencesi Yazar: 14,00 

    “Washington Irving öyle bir yazar ki çağdaşlarını gölgede bırakıyor.” –Stephen King

     

    Amerika’nın ilk gotik yazarlarından Washington Irving’le İç Savaş sonrasının puslu coğrafyasına bir yolculuk.

     

    “Uykulu Kuytu Söylencesi” Amerikan edebiyatının ilk hayalet öykülerinden biri olmasının yanı sıra ilk gotik öykülerden de biridir. Uykulu Kuytu’nun Başsız Süvarisi, söylenceye göre, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda bir top atışında başını yitirmiştir ve artık geceleri cepheye yetişmek için atını dörtnala süren bir süvariye dönüşmüştür.

     

    Bu seçkide, “Uykulu Kuytu Söylencesi”ne ek olarak Irving’in bir diğer meşhur öyküsü “Rip Van Winkle” ile “Lanetli Ev”, “Şeytan ile Tom Walker”, “Hortlak Damat”, “Alman Öğrencinin Serüveni” ve “Gibbet Adası’ndan Gelen Konuklar” isimli öyküler de yer alıyor.

  • Uzaktan Kumandalı Kız Yazar: 10,00 

    “Tiptree, yazıda ve üslupta ‘erkek’ ile ‘kadın’ın ne olduğunu belirleyen sınırları yerle bir etti.” –Ursula K. Le Guin

     

    Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü

     

    Alice B. Sheldon 1967 yılında James Tiptree Jr. adıyla bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun aslında bir kadın olduğunu bilmiyordu. Bu durum ortaya çıktığında ise insanlar ne şaşkınlıklarını gizleyebilmiş ne de yazarı takdir etmekten kendilerini alabilmişti. Ötekilikten cinsiyete, gerçeğin yanıltıcılığından insanın evrendeki yerine kadar pek çok konuyu eşsiz üslubuyla anlattığı onlarca eserinin en önemlilerinden biri olan Uzaktan Kumandalı Kız‘da ise Tiptree yalnızca kendisinin yazabileceği, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor.

     

    Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları.

     

    Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak.

     

    Kilometrelerce öteden P. Burke’ün kumanda etmesiyle dünyayı sarsmaya başlayan Delphi şöhret basamaklarını hızla tırmanırken bu akıldan yoksun Kumandalı’nın arkasındaki Burke de yaşam amacını bulmuş gibidir. Ta ki bu sahte bedenini fazla benimseyip âşık olana dek.

     

    İnsanı insan yapan bilinci midir? Ruh mu bedene hapistir yoksa beden mi ruha?

     

    Uzaktan Kumandalı Kız, hayallerin yeniden bedenlenme süreci.

     

    Ursula K. Le Guin’in önsözüyle