Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
korku (15)

15 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Carol Gömülmeden Yazar:

    KAFES KİTABININ ÇOKSATAN YAZARI JOSH MALERMAN’DAN UYUYAN GÜZEL MASALI İLE VAHŞİ BATI
    ÖYKÜLERİNİ USTACA HARMANLAYAN GERİLİM DOLU BİR ROMAN: CAROL GÖMÜLMEDEN
    Carol Evers’ın karanlık bir sırrı vardı. Bazen komaya giriyor ve komaya girdiğinde bir ölüden farksız oluyordu. Nabzı ve kalbi
    duruyor, nefes aldığı belli olmasa da bilinci asla kapanmıyordu. Ancak doktorlar bile onun öldüğünü düşünüyordu.
    Bu sırrı bilen iki kişiden biri olan ve ondan kurtulup servetine konmak isteyen kocası, Carol komaya girdiğinde onu diri diri mezara
    gömmek için yaptığı planı hayata geçirmeye koyulur. Komadaki Carol çevresinde olan her şeyi duyup hissederken, Harrows adlı
    kasabada cenaze hazırlıkları başlar.
    Bu sırrı bilen diğer kişi, Carol’ın eski sevgilisi, meşhur kanun kaçağı James Moxie ise haberi aldığında Carol gömülmeden Harrows’a
    yetişmek için yola çıkar. Tehlike ve gizemle dolu Yol’da yolculuk ederken eski düşmanlarla, ürkütücü varlıklarla ve peşindeki kiralık
    katillerle başa çıkmak zorundadır.
    “Fevkalade zekice yazılmış bir roman. Çoktan kaybedilmiş bir hayatı kurtarmak için yapılan tehlikeli bir yolculuğu ve ölümün bazen
    sadece başlangıç olduğunu anlatan bir eser.” –J. D. Barker, Çoksatan Dördüncü Maymun ‘un yazarı
    “Carol Gömülmeden, hepimizin içinde var olan tuhaf Batı’da cereyan eden bir Poe öyküsü, roman sadece yeri yerinden oynatmakla
    kalmıyor, yeri deliyor da. Bir tabutun sığacağı kadar.” –Stephen Graham Jones, Melezler’in yazarı

  • Cthulhu’nun Çağrısı Yazar:

    Lovecraft’ın neden korku edebiyatının ustası olarak anılması gerektiğini gösteren; yabancılığın, dehşetin, tekinsizliğin anlatıldığı toplam yedi öykü var bu kitapta.

    Korku ancak gördüğümüzde bilebildiğimiz bir şey midir? Yoksa bilmediğimizi gördüğümüz şey midir? Belli ki Lovecraft bunu sorguluyordu bu öyküleri yazdığı sırada. Hep korkularımızdan ve bilmediklerimizden bahsetmeye çalıştı. Çalıştı diyoruz, çünkü asla tam olarak bahsedilemeyeceğini biliyordu. Tıpkı bu öykülerde olduğu gibi, dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.

    Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi.

    Bu, Lovecraft’ın çağrısı…

     

    “Lovecraft’ın eserleri modern korku edebiyatında bir dönüm noktası.” -Clive Barker

     

    “Lovecraft’ın üslubu ve hayal gücü büyüleyici.” -Alan Moore

     

    “Stephen King’den Colin Wilson’a, Umberto Eco’dan John Carpenter’a kadar çok farklı insanları etkileyen nadir yazarlardan. Olağanüstü.” –Neil Gaiman

     

    Dost Körpe’nin yenilenmiş çevirisiyle…

  • Deliliğin Dağlarında Yazar:

    “Anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı.”

     

    Lovecraft’ın neden çağımızın en büyük korku yazarlarından biri olduğunu gösteren ve ona hak ettiği şöhretini kazandıran en hacimli eseri Deliliğin Dağlarında, bir kaçış, yabancılaşma ve yüzleşme öyküsünün yanı sıra tuhaf kurgu türünün de başyapıtı.

     

    Miskatonic Üniversitesi’nden bir ekip araştırma için Antartika’ya gider. Yaptıkları sondajlarda jeolojik bulgulardan çok daha fazlasına rastlarlar. Çağlardır ölü olan bu kıta, insanın gezegen üzerinde ilk yürüyüşünden yıllar yıllar önce yaşayan varlıkların görkemli izlerini korumaktadır derinliklerinde. Ancak onları asıl tehlikeye sürükleyen, “Yüce Eskiler”in dehşet verici şehrini keşfetmeleridir.

     

    “Doğaüstü korkunun en iyi romanlarından biri.” -Stephen King

     

    “Amerikan edebiyatındaki en iyi kısa romanlardan biri.” -Michael Chabon

     

    Deliliğin Dağlarında tam manasıyla bir mücevher.” -Guillermo Del Toro

  • Dokudünya Yazar:

     

    “Clive Barker o kadar iyi bir yazar ki her okuduğumda nutkum tutuluyor.” —Stephen King

     

    “Çağımızın en büyük düş ustalarından.” —Quentin Tarantino

     

    “Clive Barker, Lovecraft’tan sonra, bir türü bütünüyle değiştirmiş nadir yazarlardan.” —China Mieville

     

    Yazar, sanatçı ve yönetmen Clive Barker, 30 yıldan uzun bir süredir kâbuslarını bizimle paylaşmaya devam ediyor. Dokudünya da ancak Barker’ın zihninden çıkabilecek bir ölçekte, korkunun fantastikle harmanlandığı bir epik.

    Kâhinsoylular denen bir tür, uzun yıllar insanlar arasında yaşamış, büyü gücüne sahip varlıklardı. Fakat Musibet denen bir kötülük Kâhinsoyluları avlamaya başlayınca onlar da tüm güçlerini ayrı bir düzlem yaratmaya harcadılar. Bir halının desenlerinde gizlenen bu düzlemde hem Musibet’ten hem de habis insanlardan uzakta hayatlarını sürdürmeye devam ettiler.

     

    Dokudünya denen bu düzlemin her zaman bir insan gardiyanı olurdu. Fakat son gardiyan yaşlı Mimi ölüm döşeğindeydi ve düzlem artık korumasızdı. Dokudünya’nın peşindeki gizemli güçler halıyı ele geçirmek için harekete geçtiğinde karşılarında Mimi’nin torunu Suzanna’yı ve Cal isimli bir genci bulacaklardı.

    Bir yerlerde, Musibet de kıpırdanmaya başlamıştı.

     

    Gözlerini dört aç.

    Aramızdalar.

  • Dr. Jekyll ile Bay Hyde Yazar:

    “Yalnızca iyi bir ‘öcü masalı’ değil aynı zamanda nesirden ziyade şiire yakın bir hikâye. Bu yüzden yeri
    Madam Bovary ve Ölü Canlar gibi şaheserlerin yanı.” –Vladimir Nabokov
    Çağının önde gelen yazarlarından Robert Louis Stevenson’ın en önemli eserlerinden biri olarak görülen Dr.
    Jekyll ile Bay Hyde, Viktoryen dönemin ahlakçı paranoyasının insan bilincinde yarattığı yarılmayı yansıtan bir
    başyapıt.
    Avukat Bay Utterson, kadim dostu Doktor Henry Jekyll’ın son isteğinin ardındaki gizemin peşine düşmekten
    kendini alamaz. Dr. Jekyll’ın tüm mirasını bıraktığı şu gizemli Bay Hyde kimdir? Soylu Sör Danvers’ı kim
    öldürmüştür?
    Stevenson, bir insanın ruhundaki iki farklı kişiliği, saf iyiyle saf kötünün temsillerini yansıttığı ürkütücü
    eseriyle hem gizem hem korku hem de bilimkurgu türünde çığır açmayı başarıyor.

  • Dracula Yazar:

    “Edebiyattaki yaratıklar arasında beni en çok korkutan her zaman Dracula oldu. Muhtemelen de daima Dracula olacak.” -Stephen King

     

    Yayımlandığı günden beri en çok okunan romanlardan biri olan, kötülüğe karşı verilen mücadelenin gerilim dolu kayıtlarını tutan Dracula, Bram Stoker’ın eşsiz hayal gücü ve incelikli hikâye anlatıcılığının zamana meydan okuyan ürünü. Bir yandan da ölümsüz bir aşk öyküsü…

     

    Popüler vampir mitinin temellerini oluşturan eserde hukukçu Jonathan Harker’ın Transilvanya’ya, Kont Dracula’nın şatosuna yaptığı yolculukla başlayan dehşet, denizi aşarak Londra’nın sokaklarına dek ulaşır. Yaşadığı dönemin ahlakçı ve bilimci ütopyacılığını, kana susamış bir vampirin şahsında ustalıkla eleştiren Stoker’ın unutulmaz karakteri Kont Dracula’nın korku senfonisi de böylece başlar.

     

    Kapağı hafifçe kaldır… Kıpkırmızı dudaklarıyla Kont birazdan seninle görüşecek.

     

    Neil Gaiman’ın önsözüyle.

  • İtfaiyeci Yazar:

    Locus En İyi Korku Romanı Ödülü

    Goodreads Yılın En İyi Korku Romanı Ödülü

     

    “Özgün, çarpıcı ve soluk soluğa bir roman.” —George R. R. Martin

    “Joe Hill’in en iyi eseri. Yer yer Mahşer’e selam vermekten çekinmeyen, çok yönlü ve muhteşem bir kitap.” —Joanne Harris

     

    2000’li yıllarda pek çok yazar korku türünde eserler verip sıradışı işler ortaya koydu ancak bu zaman aralığında Joe Hill kadar istikrarlı ve her yapıtı modern bir korku klasiği olan başka bir yazar ortaya çıkmadı. İtfaiyeci de hem distopyayla teması hem sosyal medya çağını yansıtması hem de özgünlüğü ile yalnızca günümüzün değil, Hill’in de en iyi yapıtlarından.

     

    Kimse nereden geldiğini bilmese de bir salgın şehirleri yavaş yavaş ele geçiriyordu: Ejderpulu. Hastalığın tedavisi mümkün olmayan sporları, ele geçirdiği vücutları aniden havaya uçuruyordu. Milyonlarca insan bu hastalıktan mustaripti artık. Her köşe başı alev alevdi. Medeniyetin sonunu ateş, kül ve duman getiriyordu.

     

    Yeni hamile kalmış hemşire Harper Grayson da bu hastalığa yakalanmıştı ve alevlere karışması an meselesiydi. Ama belki bebeğini kurtarabilirdi… tabii o kadar uzun yaşayabilirse. İşte böyle bir zamanda İtfaiyeci denen bir adamın hikâyelerini duymaya başladı. Ejderpulunu taşıyan ama onunla yaşamayı öğrenmiş hatta hastalığın sebep olduğu alevleri kontrol edip bu gücünü insanları kurtarmak için kullanan bir deliydi o. Tüm dünya alevler tarafından yutulmadan önce İtfaiyeci’yi bulmak, sırlarını öğrenmek için Harper’ın gözünü karartmaktan başka çaresi yoktu artık.

     

    İtfaiyeci seni kurtarmaya geliyor. Sakinliğini yitirme.

  • Kafes Yazar:

    NETFLIX FİLMİ BIRD BOX’A İLHAM VEREN ROMAN

     

    DAHA ÖNCE YAYIMLANMAMIŞ “BOBBY KAPIYI ÇALIYOR” ÖYKÜSÜYLE

     

    Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor.

     

    Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.

     

    Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına alıp onu da kurtaran arkadaşları bir bir aklına geliyordu. Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?

     

    “Buna benzer bir korku öyküsü şimdiye kadar hiç anlatılmadı. Josh Malerman bu işi biliyor.” –Hugh Howey

     

    “Çok iyi, çok başarılı ve dolaysız yazılmış, büyük bir takdirle okuduğum çarpıcı bir roman.” –Peter Straub

  • Mathilda Yazar:

    Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’nin, öldükten sonra ardında müsvedde halinde bıraktığı bütün romanları ve öyküleri arasında tamamlanmış yegâne eser olan Mathilda, ilk kez Türkçede.

    1819’da yazılmasına rağmen aksaklıklar sebebiyle yayımlanamayan ardından da unutulan bu gotik novella ilk kez 1959 yılında okur karşısına çıktı. Mary Shelley’nin tüm yazılarında olduğu gibi yine pek çok otobiyografik öğe barındıran eser, muhtemelen Shelley’nin kendi hayatından en çok esinlendiği eseri.

    Mathilda, yazarın annesi Mary Wollstonecraft, babası William Godwin ve eşi Percy Bysshe Shelley ile olan ilişkilerini anlamak için önemli bir belge niteliği taşıyor. Bir babanın kızına olan aşkı, toplumdan soyutlanma ve ölüm gibi anlatması zor konular hiçbir şekilde otobiyografik olmayan olaylar üzerine kurgulansa da, üç ana karakter açık bir şekilde Mary’nin kendisi, Godwin ve Percy Shelley olarak görülebilir ve kitap içerisindeki rolleri de kolaylıkla gerçeklere tekabül edecek şekilde yorumlanabilir.

    Bu kitapta Mathilda ile birlikte, kitabın ilk taslağı olan Hayaller Âlemi de okur karşısına çıkıyor.

  • Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü Yazar:

    Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, Poe’nun yazdığı en büyük eserdir.” –Jorge Luis Borges

     

    Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü, genç ve maceraperest Arthur Gordon Pym’in arkadaşı Augustus’la kaçak olarak bindiği Grampus isimli gemiyle güney denizlerine yaptığı yolculuğu anlatır. Gemide çıkan isyandan sonra Arthur ve arkadaşları hayatta kalmak için yamyamlık, açlık ve kötü hava koşullarına karşı mücadele eder.

     

    Edgar Allan Poe’nun yayımlanmış tek romanı ve en dikkat çeken eserlerinden olan Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü,  Herman Melville’in Moby Dick, H.P. Lovecraft’ın Delililiğin Dağlarında kitaplarına esin kaynağı olmuş, Jules Verne ise romanın devamını Buzlar Sfenksi adıyla kaleme almıştır.

     

    Güvertede korkunç cinayetler işlenirken kamarandan dışarı çıkmaya cesaret edebilecek misin?

  • Üç Sahtekâr Yazar:

    “İnsanın gecelerini esir alacak kadar iyi kurgulanmış bu kâbuslar kolay kolay unutulmayacak türden.” –Jorge
    Luis Borges
    Başta H. P. Lovecraft olmak üzere kendisinden sonraki birçok yazarı etkileyen Arthur Machen, modern korku
    edebiyatının erken dönem ustalarından biri. Türün en “garip” kitaplarından biri olan ve Robert Louis
    Stevenson’ın üslubundan fazlasıyla etkilenen Üç Sahtekâr ise yazarın hem üslup hem de kurgu konusundaki
    yeteneklerini gözler önüne serdiği bir korku klasiği.
    Londra’nın karanlık sokaklarında bir gizem dolaşmaya başlamıştır. Altın bir sikkenin ve “gözlüklü adam”ın
    peşinde olan karanlık bir tarikatın şehirde yol açtığı kaosla ilgili farklı kişilerin başından geçen gizemli ve
    birbiriyle bağlantılı öyküler, kadim zamanlara dayanan bir sırrı gözler önüne serer. Akılcı ve kuşkucu
    başkarakterler ise tanık oldukları her öyküde artan bir gizem ve dehşetle karşı karşıya kalırlar. Ortaya çıkan
    macera ise aldatmacalarla dolu, dehşet verici, ince ince örülmüş, grotesk bir okült anlatıdır.

  • Vampir Yazar:

    “Bir başyapıt.”
    –Johann Wolfgang von Goethe

    Modern vampir mitinin öncülerinden ve gotik korku edebiyatının klasik yazarlarından kabul edilen John William Polidori, Lord Byron’ın özel
    doktoru ve arkadaşıydı. Lord Byron, Percy Shelley ve eşi, Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’yle beraber korku hikâyeleri okudukları gecelerde
    doğan ve 1819’da yayımlanan bu öykü, Bram Stoker’dan Anne Rice’a, Alan Ball’dan Francis Ford Coppola’ya kadar birçok sanatçıyı etkiledi. Eser,
    satış kaygıları nedeniyle Lord Byron’ın ismiyle yayımlandı. John William Polidori hem eserini kendi ismiyle yayımlatamamanın bunalımı hem de
    kumar borçlarının yarattığı baskılar nedeniyle yirmi beş yaşında intihar etti. Ancak Vampir ve Polidori’nin yarattığı Lord Ruthven karakteri iki yüz
    yıldır okurların hayal güçlerine ve kâbuslarına musallat olmaya devam ediyor.
    Varlıklı bir ailenin çocuğu olan İngiliz centilmen Aubrey, yüksek sosyetenin içine yeni giren gizemli Lord Ruthven’in etkisine girer. Lord
    Ruthven’in bilinmeyen geçmişi, tuhaf davranışları Aubrey’nin merakını cezbetmektedir. Ancak genç adam, kısa sürede yeni arkadaşının şatafatlı
    görünümünün altında kötücül birinin gizli olduğunu keşfedecektir. İkilinin Avrupa gezileri sırasında Lord Ruthven onlara saldıran bir grup haydut
    tarafından yaralanır. Son nefesini vermeden önce Aubrey’den ölümünü ve işlediği suçları toplam bir yıl bir gün kadar gizli tutmasını rica eder.
    Ancak Lord Ruthven ölümünden bir yıl sonra Londra’da tekrar göründüğünde ve Aubrey’nin kız kardeşine kur yapmaya başladığında adamın
    korkunç sırrı da ortaya çıkar.

    Ama önce dünyaya vampir olarak gideceksin,
    Kabrinden bir hışımla çıkacak cesedin;
    Bir hayalet gibi musallat olacaksın yuvana,
    Kanını emeceksin kendi ırkından her kim varsa.

    Yankı Enki’nin önsözüyle

  • Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı Yazar:

    “Aleister Crowley, 20. yüzyılın en büyük büyücüsüdür.” –Alan Moore
    Yirminci yüzyılın en tartışmalı şahsiyetlerinden biri olan İngiliz okültist Aleister Crowley pek çoklarına göre
    sahte bir peygamber hatta bir şarlatanken, belirli bir kesim için ise bir yol göstericiydi. Kurduğu Thelema
    diniyle müritler toplayan yazar, sıradışı büyü öğretileri ve dini ritüelleriyle yaşamış en büyük okültistler
    arasında kendine yer buldu. Crowley’nin tam manasıyla nasıl bir insan olduğunu söylemek mümkün olmasa da
    “Dünyanın En Kötü Şöhretli Adamı” lakabını hak edecek işler yaptığı yadsınamaz.
    Bu edisyonda Crowley’nin felsefesinin temelini oluşturan iki kitap birlikte yayımlanıyor. Üç bölümden oluşan
    Yasa Kitabı’nda Crowley, kendisine Kahire’de Aiwass adındaki kutsal bir varlık tarafınca dikte ettirildiğini
    iddia ettiği kuralları yazıya döküyor. Yalanlar Kitabı’nda ise Kabalistik öğretideki karşılıklarına göre
    numaralandırılan; talimatlardan, şiirlerden ve ritüellerden oluşan 91 maddelik metinler bir araya geliyor. İki
    kitaba da Crowley’nin yıllar sonra eklediği açıklayıcı yorumlar ve tefsirler eşlik ediyor.

  • Yüce Tanrı Pan Yazar:

    Başta H. P. Lovecraft olmak üzere kendisinden sonraki birçok yazarı etkileyen Arthur Machen, modern korku edebiyatının erken dönem ustalarından biri. Doğaüstü, fantazi ve korku türlerinde verdiği eserlerin arasında en ünlüsü olan Yüce Tanrı Pan da yazıldığı dönemde cesur içeriğiyle büyük yankı uyandıran ve ünü günümüze kadar ulaşan bir başyapıt.

     

    Dr. Raymond’ın ruhani dünyaya erişmek için yaptığı “Yüce Tanrı Pan’ı görmek” adlı deneyin sonucunda kentte gizemli olaylar vuku bulmaya başlamıştır. Bu deneyle birlikte Yunan mitolojisinde ormanların ve kırın tanrısı olan yarı keçi yarı insan Pan, hikâyede korkutucu bir figüre dönüşerek, eski çağların dehşetini on dokuzuncu yüzyıla taşır. Machen’ın benzersiz üslubuyla bilim, bir nevi, korkuya hayat verir.

     

    “Yazılmış en iyi korku öykülerinden biri. Belki de en iyisi.”

    —Stephen King

     

    Ormanın fısıltısı yükseliyor… Yüce Tanrı Pan’a zihnini açmanın vakti geldi.

     

  • Yürek Burgusu Yazar:

     

    “Son yüz senede yazılmış en iyi doğaüstü korku romanlarından biri.”

    —Stephen King

     

    Üç kere Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen Henry James, İngiliz dilinin en önemli yazarlarından biri. Bir gotik eser olan Yürek Burgusu da ustaca kurgulanmış karakterleri ve uğursuz atmosferiyle, edebiyattaki en meşhur hayalet anlatılarından.

     

    Genç bir mürebbiye iki çocuğa eğitim vermek için kırsaldaki bir konağa yerleşir. İki hayaletin, kendilerini göstermeye başlamasıyla konakta geçen mesut günler giderek daha tekinsiz bir hal alır. Çocukları bu korkunç görüntülerden korumaya çalışan mürebbiyeyse hayaletlerden daha korkunç bir gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Bu hayaletler mürebbiyenin sanrılarından mı ibarettir yoksa konak gerçekten lanetli midir?