Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
Kurgudışı (8)

8 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Akademik Bir Yaşam İçin Anahtar Kelimeler Yazar:

    Üniversite: Bu adın kendisi bilgiyi, kültürü ve bu asli kurumun özündeki alabildiğine evrensel kapsama amacını akla getiriyor.
    Özgürce sorgulamanın ve özgür bir toplumun kaleleri, toplumsal dönüşümün ve ekonomik kalkınmanın motorları, ulvileştirici
    tefekkürün ve yaratımın dışa kapalı bahçeleri olan üniversiteler, geçmişin hikmetini ve geleceğin umudunu taşıyorlar. Ya da taşıyorlar
    mı acaba?
    Princeton Üniversitesi’nde İnsan Bilimlerinde Disiplinlerarası Doktora Programı altında verilen “Disiplinlerarasılık ve
    Disiplin Karşıtlığı” başlıklı derste bir grup doktora öğrencisi ve öğretim üyesi tarafından ortaklaşa yazılmış bu eleştirel sözlükçe,
    akademik yaşama özgü elli sekiz terimi hem egoları hem de vicdanları rahatsız edecek tarzda tanımlıyor. “Akademi”den “uğraş”a
    “kanon”dan “meslektaş değerlendirmesi”ne, “disiplin”den “metodoloji”ye kadar uzanan bu kitap, modern disipliner yaşamın insanı
    çoğu zaman aptallaştıran yapılarını irdeliyor, “bilgi üretimi”ne kölece adanmanın düşüncenin düşmanı olduğunu ileri sürüyor.
    Oyunbaz ve kara mizahi bir dili, tutkulu ve derin bir eleştirel bakışı olan bu kitap öğretim, araştırma, teori, pratik ve
    akademik eğitime dair zorlu soruları gündeme getiriyor. Sonundaysa, ABD’nin akademik siperlerinden, okunmasında fayda olan bir
    harekat raporu çıkıyor. Bizde de muhakkak tartışma doğuracak, kâh eleştirel kâh ironik bir müdahale.

  • Fanon’un Hayaletleri: Fanon’la Konuşmayı Sürdürmek Yazar:

    “Hayaletler, modern toplumların ayrılmaz parçaları, kurucu çelişkileri veya fark unsurlarıdır.
    Ekonomik eşitsizliklerin yanı sıra kültürel eşitsizliklerin üzerinde dolaşan hayaletler. İşte, hiç kimse bu
    hayaletlere Frantz Fanon’dan daha çarpıcı bir biçimde dikkat çekmemiştir.”
    Bu kitap, altbaşlıkta ifade edildiği gibi, Fanon’la konuşmayı sürdürme arzusunun ürünü. Kitabı oluşturan
    makalelerin anafikri, Fanon düşüncesindeki eleştirel potansiyelleri ortaya koymak biçiminde ifade edilebilir.
    “…biz onu unutmuş olsaydık da Fanon bizimle konuşmaya devam edecekti. Elinizdeki kitapta bu konuşmaya
    eleştirel-rasyonel bir biçim vermeyi, ona yeniden siyasal biçim kazandırmayı amaçladık. Hayaletsiz bir gelecek
    mümkün mü?”
    Fırat Mollaer’in editörlüğünü de üstlendiği kitaba yazılarıyla ve çevirileriyle emek verenler:
    Barış Ünlü                 Güneş Ayas
    Elçin Aktoprak        Abdurrahman Aydın
    Vefa Saygın Öğütle   Ömer Mollaer
    Judith Butler           Immanuel Wallerstein
    Homi Bhabha          Fırat Mollaer
    Andrew Ryder

  • Feminist Ütopya Projesi Yazar: 35,00 

     

    Değişime olan inançsızlık dünyanın sonunun eli kulağında olduğuna inanılmasına, türlü türlü distopyaların kurgulanmasına zemin hazırlıyor. Kadınların çeşitli biçimlerde anbean maruz kaldığı şiddet birçoklarınca kanıksanıp olağanlaştırılırken, kadın özgürleşmesinin siyasi ifadesi olan ucu açık bir tasarı olarak feminizmin sesleri de çeşitli mecralarda tektipleştirilerek itibarsızlaştırılıyor. Fakat kadınlar direnip mücadele etmeye, başka bir dünyanın hayalini kurmaya devam ediyorlar. Alexandra Brodsky ve Rachel Kauder Nalebuff’ın bu doğrultuda editörlüğünü yaptığı Feminist Ütopya Projesi: Daha İyi Bir Gelecek İçin Elli Yedi Tahayyül’de işte bu türden hayaller boy veriyor ve yenilikçi görüşler, kesif karamsarlığa inat, bambaşka bir dünyaya giden yolun taşlarını sebatla ve neşeyle döşemeye girişiyor. Makalelerden denemelere, şiirlerden öykülere, çizimlerden söyleşilere uzanan biçimsel çeşitliliğiyle, istediğiniz kısımdan okumanıza olanak tanıyan yapısıyla, toplu halde âdeta bir takımyıldızı izlenimi veren fikirlerinin zenginliğiyle bu derleme kitap, okurlarını kendi feminist tahayyüllerini oluşturmaya da kışkırtıyor.

     

    Adına yaraşır biçimde feminist olan bir toplumda sanat, cinsellik, çalışma hayatı, eğitim, moda, dil, mutfak, spor, tıp, hukuk, sinema ve ilişkiler neye benzerdi? Feminist Ütopya Projesi statükoya kafa tutuyor, olumlayıcı vizyonları ortaya koyuyor ve bizi yepyeni bir geleceği hep birlikte, şimdi ve burada kurmaya davet ediyor.

     

    NE İSTİYORUZ? DAHA FAZLASINI.

     

    “Bu kitap, feminist muhayyile sayesinde nasıl daha feminist bir gerçekliğin sağlanabileceğine kafa yoranlar arasında elden ele gezecek.”

    LIBRARY JOURNAL

    Feminist Ütopya Projesi kendi ütopyasını hayata geçiriyor: En güncel feminist bakışlarda, insan deneyimi ile kurumsal siyaset ve kamusal hayat iç içe geçiyor. Bu çalışma hayal kurmanın ve eylemenin yeni yollarını gözler önüne seriyor.”

    –CHRIS KRAUS, I Love Dick’in yazarı

     

    “Bu kitabı elinize aldığınızda özgürleşmeyi tadabilir, ona dokunabilir, onunla konuşabilir, onu duyabilir, görebilir ve hissedebilirsiniz. Adalet istikametindeki yolculuğumuz ömür boyu sürecek. Bu kitaptaki tutkulu metinler işte bu yolu aydınlatıyor.”

    –JOANNE N. SMITH, Girls for Gender Equity yöneticisi

  • Kitaplık Yazar:

    Kitaplarınız evinizin hangi kısmında? Neye göre sınıflandırıyorsunuz kitaplarınızı? Başkalarının veya büyük kurumların
    kitapları nasıl düzenlediğine hiç dikkat ettiniz mi peki? Bu soruları cevaplarken başvuracağımız temel bir nesne var ki o
    da kitaplık. Buna benzer suallerin insanlık tarihi boyunca hep sorulageldiğini belirten antropolog ve tarihçi Lydia Pyne,
    “ince şeylerin hatırını gözetmeye çalışan” minima kurgudışı dizimizin ilk kitabı olan Kitaplık’ta, okuma kültürünün maddi
    bir nesnesi olarak kitaplık aracılığıyla bizi kısa bir gezintiye çıkarıyor. Antik Roma dünyasından başlayarak Ortaçağ
    katedrallerindeki zincirli kitaplıklara, 20. yüzyıl başında New York’ta inşa edilen muazzam halk kütüphanesinin devasa
    raflıklarından günümüzde pek çoğumuzun evine girmiş çeşitli tarzdaki kişisel kitaplıklara kadar uzanan geniş bir sahayı
    ele alan Pyne, bu anlatısını edebiyattan örnekler ve ilginç anekdotlarla zenginleştiriyor. Kitaplığın sadece saklamaya,
    tutmaya yarayan bir nesne olmadığını, hayata dair bakış açımızı ve değerlerimizi de yansıttığını, zaman içinde biçimsel
    olarak evrilen bir araç olduğunu anlatıyor. Dijital aygıtların ve kaynakların yaygınlaşmasına rağmen, gerek bir mecaz
    gerek somut bir nesne olarak önemini devam ettiren kitaplık üzerinde düşünmeye çağırıyor bizi.
    Yalnızca kitap kültürüne ve tarihine merak salan tutkunların değil, kitap okuyan herkesin sayfalarını ilgiyle karıştıracağı,
    kitapla kurduğu ilişkiyi düşünmek için faydalanabileceği bir çalışma bu. Kitaplık’ı okuduktan sonra onları sakladığınız
    yerlere, yani kitaplıklara farklı bir gözle bakacaksınız.

  • Müziği Boğan Gürültü: İdeolojinin Kıskacında “Musiki” Yazar:

    Osmanlı’nın son döneminden günümüze “Türk musikisi” tartışmalarının zengin bir materyale dayanan geniş bir panoraması ve yorumu.

    Tarihyazımında “uzun yüzyıl” kavramına aşinayız, ancak bu uzun yüzyılın daha da uzun olabileceğini, bitmek bilmeyebileceğini bugünkü tartışmalarımızdan hareketle daha iyi anlıyoruz.

    Güneş Ayas, Müziği Boğan Gürültü adlı çalışmasıyla, Osmanlı toplumunda geniş bir sosyal zemine yayılan ve çoğu zaman birleştirici bir vazife gören, hatta farklı dinlere mensup insanların birlikte icra ettiği “musiki”nin, özellikle Cumhuriyet’le birlikte ideolojik bir söylemin parçası haline geldiğini, yeniden tanımlama girişimleri arasında Doğu-Batı-Türklük üçgeninde kimliğini yitirdiğini, suların nispeten durulmasının ümit edildiği yıllarda ise Zeki Müren gibi ikonik bir ismin kariyerinin de gösterdiği gibi yüksek kültür-popüler kültür tartışmalarının ortasında kaldığını ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.

    “Şehrin kültür hayatının ayrılmaz bir parçası olan Osmanlı müziği, Osmanlı şehir toplumunu yatay ve dikey olarak birleştiren bir üst kültür diliyken, nasıl oldu da önce bir problem haline geldi, sonra da adım adım merkezdeki yerini kaybetti? Osmanlı-Türk müziği… çoğu zaman müziğin kendisiyle hiç ilgisi olmayan siyasal gündemlere hizmet eden bir ideolojik tartışma konusu haline geldi. Öyle dönemler oldu ki, bu müzik, icracıları ve dinleyicileriyle değil, savunucuları ve düşmanlarıyla anılır oldu… İdeolojinin kıskacında müziğin sesi duyulmaz oldu.”

  • Psikanaliz ve Göç Yazar:

    İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde geçen sene düzenlenen 11. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin derlendiği bu kitap, küreselleşmenin ve savaşların beraberinde getirdiği etkiler sonucunda hepimiz için günden güne daha yakıcı bir gerçeklik haline gelen göç meselesine psikanalizin hassas merceğinden nasıl bakılabileceğine dair çeşitli örnekler sunuyor. Her biri alanlarının uzmanı olan kişilerce kaleme alınmış yazılardan oluşan bu derlemede, göçün ruhsallık üzerinde doğurduğu sonuçlar sadece bireysel veya toplumsal bir düzlemde ele alınmıyor. Aynı zamanda, psikanalizin kendisine yönelik etkileri de göz önünde bulunduran düşünümsel bir çerçevede irdeleniyor. Psikanaliz ve Göç’ün, çalışmalarını psikanaliz ekseninde yürütenler ve göç üzerine düşünen herkes için faydalı bir kaynak olmasını umuyoruz.

    “Aslında her büyük taşınma, çevrede birbirine yoğun olarak geçmiş hem insanla ilgili olan hem de olmayan bileşenleri değiştirir. Bir yerden ayrılırken sadece arkadaşlarımız ve akrabalarımızla değil, bildik olan çevreyle de bağlarımızı kaybederiz. Aynı süreç yeni bir yere geldiğimizde de böyle işler: Sadece farklı insanlarla tanışmayız, tanıdık olmayan yerlerle, iklimle ve mimariyle de karşılaşırız. İnsandaki ve insan-dışı çevredeki değişimler göç ve sürgün söz konusu olduğunda her zaman birlikte bulunurlar.” SALMAN AKHTAR

     

    KATKIDA BULUNANLAR

    Nesli Keskinöz Bilen / Salman Akhtar / Sverre Varvin / Pınar Limnili Özeren / Ümit Eren Yurtsever / Yavuz Erten / Bella Habip / Melis Tanık Sivri / Nayla de Coster / Yeşim Korkut / Gökhan Oral / Saskia von Overbeck Ottino / Deniz Yükseker / Sibel Mercan / Nuray Türksoy / Sevil Kural

  • Psikomitoloji: İnsanı Öykülerinde Aramak -1 Yazar:

    Öncesi hiçlikti. Sonra, varlık peyda oldu. Canlandı bir zaman; günü geldi ayaklandı, insan oldu. Söylenmeye başladı. Kendini ve dünyasını anlamak için öyküler uydurdu, anlatmaya koyuldu. Masallar anlattı, mitler yarattı, destanlar söyledi. Şüphesiz inandı. Tutkulu ideolojilere kapıldı. Yazı yazdı, sayı saydı, kuram kurdu. Baktı, düşündü, felsefe yaptı. Varlığın ardındaki mutlak hiçliği, sözün gerisindeki derin sessizliği fark ettiği vakit ise her şeyden kuşkuya düştü.

     

    Prof. Dr. M. Bilgin Saydam’ın özgün bir yorumlamayla, bireysel ve kolektif öykülerin çatı disiplini olarak tanımladığı “psikomitoloji” işte bu kuşkuyu rehber edinir. Masalların, mitlerin, destanların, halk öykülerinin, türlü inanç ve felsefi görüşlerin, ideolojilerin ve bilimsel kuramların, varlık ve eylem bilgisinden yoksun insanoğlu tarafından, bu epistemolojik yoksunluğu ikame etmek üzere -çoğu kez farkında olunmaksızın- kurgulanan öyküler olduğunu varsayar. Bu kurgusal öyküleri psikodinamik/psikokültürel perspektiften yorumlamak suretiyle, insan bilincinin ve ruhsallığının içyüzünü açığa çıkarmaya, yapısını, işleyişini ve gelişimini anlamaya çalışır.

     

    2015 yılından beri İstanbul Psikomitoloji Çalışma Grubu (İPM) etkinliği kapsamında İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında Prof. Dr. M. Bilgin Saydam’la birlikte düzenlediğimiz ve elinizde tuttuğunuz bu ilk kitapla beraber metinleşmiş ilk seçkisini sunduğumuz “HER ŞEY HİKÂYE!” başlıklı seminer dizisinde mitolojiden dine, sanattan felsefeye, ideolojiden bilime dek insanın tüm kültürel hayat bilgisini kapsayan disiplinleri kendine has “öykü”leriyle ağırlamaktayız. Aralarındaki ontolojik ve epistemolojik farkları göz ardı etmeksizin, her bir “öykü”nün insan ruhuna dair bilgimizi artıracağına ve derinleştireceğine inanıyoruz. Bu sebeple öyküleri seviyor, ama vazettikleri hakikate de kuşkuyla yaklaşıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, insanın el yordamıyla yaşadığı bu dünyada, doğruluğundan emin olabileceği mutlak bir hakikat yok; ne biliyorsa kendine ve hayata dair, her şey hikâye!

     

    HAKAN KIZILTAN

  • Yeni Bir Sol için Devrimci Anahtar Kelimeler Yazar:

    “Tüm teoriler gridir, dostum, yaşamın altın fidanı ise daima yeşil,” demişti Goethe. Ian Parker’ın Yeni Bir Sol İçin Devrimci Anahtar Kelimeler kitabı bu karşıtlığı teoriyi pratikle iç içe geçiren praksis felsefesiyle aşmaya girişen çalışmalardan biri. Dünyayı değiştirme görevini onu anlamakla birlikte ele alan bu felsefeden beklenebileceği üzere, Parker bugün solun karşısına çıkan yeni sorunları yeni kavramlar üzerinden anlamaya soyunuyor. Bunu her bir kavramın doğrudan etimolojik veya tarihsel arkaplanına eğilerek yapmıyor Parker. Daha ziyade, dünyanın dört bir yanından güncel örneklerle, eleştirel söylemde dolaşımda olan yeni kavramları somut bir bağlama oturtarak tasvir etmeye çalışıyor.

     

    Yeni Bir Sol İçin Devrimci Anahtar Kelimeler, dünyayı sahiden anlayıp değiştirme arzusundaki herkesin bir şekilde faydalanabileceği bir kavramsal alet edevat çantası.

     

    “Bu kitap eylemci yazılar ile felsefi soruşturmayı öncü bir biçimde birbirine yakınlaştırıyor.”

    – Teresa Ebert, The Task of Cultural Critique’in yazarı,

    State University of New York at Albany

     

    “Ian Parker’ın Anahtar Kelimeler’i, sol söylemlerde dolaşan çeşitli kelimelerin arasında yön bulmak isteyen eylemciler için son derece faydalı bir araç. Açık ve anlaşılır bir dille Parker, teorik ve pratik meseleleri birleştirmeyi başarıyor ve bunu esas hedefi gözden kaçırmadan yapıyor: dünyayı siyasal pratikle dönüştümek.”

    – Cinzia Arruza, Dangerous Liaisons: The Marriage and Divorces of Marxism and Feminism’in yazarı,

    New School for Social Research