Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
öykü (5)

5 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Aradım Yaz Dediniz Yazar:

    Meleklerin kanatları olur, duymuştun. Seninkinin neden yok merak ediyorsun. Sorsan söyler mi? Söylemez. Yine de şansını denemekten asla vazgeçmiyorsun. Kanatları olsaydı belki de sevmezdin bu kadar. Melekleri melek yapan bile eksiklikleridir kim bilir. Bildiğin mükemmelcilik oynayanlardan bıktığın, usandığın. Ruh ardiyende birikmiş, tozlanmış, kurumuş, çürümüş bir yığın. Uzun gecelerde temizlik umuduyla didik didik ettiğin; tükendiğin, yıldığın. Gösterişsizliğiyle büyüleniyorsun. Kendini sakladıkça, büsbütün yörüngesine oturuyorsun. Artık sırtından itmesine gerek olmadığını anlıyor. Parmaklarının temasını hissetmiyorsun. Gereksiz dokunulmasından hoşlanmadığını biliyor.

    Feryal Tilmaç Mevt Tek Hecelik Uyku kitabından sonra yayımlanan, ödüllü kitabı Aradım Yaz Dediniz’deki öykülerinde okurla konuşmaya, olanları olduğu gibi anlatmaya ve dertleşmeye devam ediyor. Sesi sesimize, cümleleri cümlelerimize karışıyor. En karmaşığından en sıradanına insan ruhunun gölgede kalmış ya da üzerine konuşulmaktan imtina edilen bütün odalarına cesaretle girip çıkıyor Tilmaç. Aynı cesareti bizden de bekleyerek kendi karanlığımıza, kuytumuza girmeye, yaramıza bakmaya, iç sesimizi dinlemeye, aynayla yüzleşmeye çağırıyor.
    Kimse saklanamıyor kendinden, kaçmak boşuna!

    Bütün bunlara ustalıkla kurulmuş bir dil armonisi ve edebi şölen eşlik ediyor.

  • Ayağına Taş Değmesin Yazar:

    Yollar…
    Revan olduğumuz, ortasında kaldığımız, kendimizi unuttuğumuz, menzili şaşırdığımız, kaybolduğumuz yollar.
    Bazen seyyah bazen yolcu olduğumuz, sürüldüğümüz, kırıldığımız, acıyla, huzurla, kederle, hasretle, neşeyle
    çıktığımız yollar.
    Birol Tezcan üçüncü öykü kitabıyla bizi bir yolculuğa davet ediyor. Ayağına Taş Değmesin bir yol kitabı. Fakat
    sıradan bir yol kitabı değil. Yolun değiştirdiklerinin, yoldan çıkanların, yolu bulamayanların, yola dönüşenlerin
    öyküleri var bu sayfalarda.
    Birbirimizi daha yakından tanıyalım.
    Yol açık, hadi yola çıkalım.
    “Sustu. Bana baktı. Dinlediğime kanaat getirdi belki. Belki de ben öyle sandım. Sustu. Pencereden dışarı baktı.
    O bakınca ben de baktım. Dağlar geçti uzaktan. Ağaçlar geçti yakından. Sanki anlaşmışız gibi, sanki
    mizansenmiş gibi, aynı anda birbirimize baktık. Ben sustum. Bir yudum daha aldı içkisinden. Bana baktı. Beni
    görmeden baktı. İçime baktı. Ya da benden öte bir şeye baktı. Benden öte bir yere baktı. Ben yokmuşum gibi
    anlattı. Bana anlattı. Benden öte anlattı. Uzun bir ağıt gibi anlattı.”

  • Esneyen Adam Yazar:

    Feryal Tilmaç, Esneyen Adam’da insanların içindekini dışarı dökme yöntemlerini odağına alıyor. Nasıl var olduğumuzu, varlığımızı nasıl başkalarına gösterdiğimizi ve bunu yaparken nelerden fedakârlık ettiğimizi kendine has üslubuyla gösteriyor. Sanat ve hayatın değirmeninde öğütülen insanın un ufak olması, zerrelerinin göğe yükselmesi ve dağılması ama her şeye rağmen bütün olan, direnip yüzyıllar öteye aktarılan bilinci vurgulanıyor. Sanat ve hayat zıddı olmayan iki kavram olarak her insanda ve her çağda farklı derecelerle kendilerini bir gösterip bir kaybolurken, Feryal Tilmaç geleceğe notlar alıyor. Bizi de şahit tutuyor: İnsan vardı, hayat vardı, sanat vardı ve hiçbiri vazgeçmeyecek olmaktan. Aynılaştığımız yerlerden nasıl farklılıkların oluştuğunu ve bunların ne kadar yaratıcı aynı zamanda yıkıcı olabileceği anlatılıyor Esneyen Adam’da.

    Ödüllü yazar Feryal Tilmaç’ın üçüncü öykü kitabı diliyle, anlatımıyla, seçtiği konularla ustalık günlerinin başladığını haber veriyor.

    “Okuduklarının dümen suyunda sağa sola savruluyorsun. Yine de bir onlardan eminsin. Durursan büsbütün kaybolursun. Okuyarak hiç olmazsa başkalarının cümlelerinde var oluyorsun. Çözümü sararmış sayfalardaki kelimelerde arıyorsun; kâğıdın kokusunda belki de, kim bilir?”

  • Gölgesiz Matiz Yazar:

    2018 Kayıp Rıhtım okur anketlerinde yılın en iyi yerli fantastik romanı seçilen Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil’in yazarı Bülent
    Ayyıldız bu defa bir öykü kitabıyla karşınızda.
    Perdedeki gölgeler aynı insan gibi ses çıkarıyordu. Hayalînin ustalığına verdiler. Aniden kocaman bir canavar belirdi perdede.
    İnsanlar bunu da gerçek mi değil mi ayırt edemediler; derken perde yırtıldı. Yanı başında Lami müstehzi sırıtmasıyla halka
    bakıyordu. Yırtılan bezin arkasından tepegözler, şahmaranlar, câzûlar, cinnîler, yılanlar, çıyanlar çıkmaya başladı. Halk ne
    olduğunu anlayamadı. Bu da neyin nesiydi. Tepegözler ağızlarından ateş saçmaya başlayınca bir vaveyla koptu. İnsanlar sağa sola
    kaçışmaya başladı. Acı bir seda kapladı meydanı. Ahali ne olduğunu anlamasa da can havliyle sağa sola kaçışıyordu. Kafalar
    kopmaya, işkembeler, bağırsaklar ortalığa saçılmaya başladı. Ortalık kan revan oldu. Lami kahkahalar atıyordu.
    Gölgesiz Matiz, ilk kitabı Durun Yanlış Anladınız ile dikkat çeken Bülent Ayyıldız’ın ikinci hikâye toplamı. İlk romanı Hiçbir Şey
    Göründüğü Gibi Değil ile farklı üslupları harmanlayarak şahsiyetli bir kurgu oluşturulabileceğini gösteren yazar, bu kitabında
    kendisini takip eden okuyuculara; farklı dönemlerin, coğrafyaların, dillerin, karakterlerin seçkin bir koleksiyonunu sunuyor.
    Günümüz kurgusu hakkında fikir edinmek ve onun zenginliğine tanık olmak isteyen okuyucuları kitabın arka kapağını kenara
    bırakıp vakit kaybetmeden kitabı okumaya çağırıyorum.

    -İsmail Pelit

  • Kara Havadisler Kervanı Yazar:

    Kayıp tanrılar, var olmayan yazarlar, efsunlu denizkızları, gizlenen cinayetler… Bunca muammanın yanında, sıradan yaşamların dikkatli gözlerden kaçmayan detayları. Kara Havadisler Kervanı ağır bir yükü sırtlanıp “Öykü neden ve nasıl yazılır?” sorusunun cevabını da saklıyor sayfalarının arasında.

     

    İlk roman, ödül alan yazar Ayhan Koç, Kara Havadisler Kervanı’yla öykücü olarak da rüştünü ispat ediyor. Yazar, ilk öykü kitabı Kara Havadisler Kervanı’yla sıra dışının ayaklarının yere sağlam basabileceğini, sıradan olarak adlandırılanların hiç de basit olmadıklarını gösteriyor. Aforizmalardan arınmış, hicivle harmanlanmış, her öyküde karaktere ve atmosfere özgü farklı bir dil kurarak üslupçu olduğunu da kanıtlıyor.