Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
ROMAN (27)

1–16 / 27 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Andromeda Nebulası Yazar:

    “Ivan Yefremov, modern bilimkurgunun nasıl yazılması gerektiğini gösterip Sovyet bilimkurgusunun altın
    çağını başlattı.” –Boris Strugatski
    Aynı zamanda bir biliminsanı olan Ivan Yefremov, Sovyet Rusya’da bilimkurgu edebiyatının öncülerinden biri.
    Başta Strugatski Kardeşler olmak üzere birçok Sovyet yazara ilham veren ve onlara yol gösteren belki de en
    önemli yazar.
    Andromeda Nebulası da sosyal içeriği ve Yefremov’un sahip olduğu bilimsel bakış açısıyla ilk modern Sovyet
    bilimkurgusu olarak kabul ediliyor.
    Kimsenin aç kalmadığı, fakirliğin yok olduğu, sınıf ayrımının ortadan kalktığı, insanların potansiyellerinin
    zirvelerine ulaşmak için tüm imkânlara sahip oldukları klasik bir komünist ütopya anlatısı Andromeda
    Nebulası. Zamanın bilimsel gelişmelerini sonuna kadar kullanmakla kalmayıp geleceğin toplumları hakkında
    çağdaşı bilimkurguların ötesinde şeyler söylemeyi de beceren, bunu yaparken macera dolu bir hikâye anlatmayı
    ihmal etmeyen bir kitap.

  • Beceriksiz Yazar:

    Rüzgâr, sistemin dışladığı, modern hayatın yabancılaştırdığı, kendi kabuğuna çekilmiş biridir. İş dünyasının vahşi ortamından kaçmaya çalışırken birden karşısına çıkan bir teklifle kendisini büyülü, karanlık ve kaçışı olmayan bir planın içinde bulur. Gölgelerin özel bir anlam taşıdığı kâbuslarla dolu yaşamının sınırlarını aşıp bambaşka bir dünyanın kurallarına göre yaşamak zorundadır artık ama o hep arada kalan biri olacaktır. Yeraltı ile yerüstü arasındaki mücadelede, gizemli dünyaların ve akıl sır ermez varlıkların karşı karşıya geldiği bir savaşın ortasında kalan Rüzgâr, dünyanın kaderini değiştirecek bir rol üstlenecek ve bu uğurda birçok şeyi feda edecektir. Şeytan’ın bile tahtından edildiği büyük bir savaşta, Rüzgâr gibi sıradan birinin, bir “Gölge”nin, bir “Beceriksiz”in ne işi olabilir?

    Halit Emrah Dimici ilk romanı Beceriksiz’de, günümüzün renksiz ve tatsız dünyasından çıkardığı bir kahramanı, korkunç diyarlardan çağırdığı doğaüstü kahramanlarıyla yüzleştirerek her iki dünyayı sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Gizem ve gerilim unsurlarıyla süslü olan bu roman, okurları fantastik bir maceraya davet ediyor.

    “Ben her zaman bir gölgeydim. Üzerinde bir savaşın sürdüğü karanlık ve çorak topraklardan ibarettim.”

  • Bir Bedenin Gerçeği Yazar:

    Guardian Yılın En İyi Kitabı
    Lambda Edebiyat Ödülü Kazananı
    Chautauqua Ödülü Kazananı
    “Bir Bedenin Gerçeği, tek kelimeyle çarpıcı.”
    –Paula Hawkins, Trendeki Kız ve Karanlık Sular’ın yazarı
    “Muhteşem. Hem sürükleyici hem de sinir bozucu.”
    –Celeste Ng, New York Times çoksatanı Küçük Yangınlar’ın yazarı
    Korkunç bir suç. Gizlenen aile sırları. Bedenlere saklanan gerçekler. Avukatlar. Katiller. Hapishaneler. Alkolik ebeveynler.
    Yüzleşmemiz gereken travmalar. Affetmenin gücü… ve sarsıcı bir gerçek hikâye.
    Yıl: 1992. Bir çocuk kayboldu: Jeremy Guillory. Annesi mahalledeki komşulardan birinin kapısını tıklattı. Kapıyı açan gözlüklü,
    zayıf, saçları dağınık bir adam: Ricky Langley. Anne, Ricky’ye oğlunu görüp görmediğini sordu. Ricky görmediğini söyledi. Yalan
    söyledi.
    Sessiz ormandaki gönüllüler… Bir çocuğu, masum bir çocuğu arıyorlar. Jeremy, Ricky’nin kaldığı evde, odasındaki dolabın içinde,
    battaniyelere sarılmış duruyor. Ağzına kirli bir çorap sıkıştırılmış. Jeremy nefes almıyor. Katili Ricky ise arama çalışmalarına yardım
    ediyor.
    Alexandria Marzano-Lesnevich idam karşıtıydı. Ancak hukuk stajı sırasında Ricky’nin fotoğrafı ve davasıyla karşılaşınca içinde
    uyanan hislere kendi bile şaşıracaktı. Alexandria, Ricky’nin işlediği suçu araştırmaya başladı. Bu adam, Alexandria’nın da
    geçmişindeki bir düşmanı, izlerini hâlâ taşıdığı travmayı hatırlatacaktı.
    Bir cinayeti, kurbanı ve katili araştırırken, kendi geçmişini de anlamaya çalışan Alexandria Marzano-Lesnevich, Bir Bedenin
    Gerçeği’nde bir suçun sırlarını aydınlatarak aynı zamanda kişisel tarihimizi nasıl yazdığımızı da gösteriyor. Yazımı on yıl süren bu
    ezber bozan kitap, hukukun düşündüğümüzden daha da kişisel bir mevzu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

    “Hayatın sahici karmaşalarını benimseyen, nadir kitaplardan.”
    –Mark Haddon, Süper İyi Günler’in yazarı
    “Dolu dolu, tedirgin edici, gözü kara ve büyüleyici bir kitap.”
    –Tom Perotta, Kalanlar’ın yazarı
    “Olağanüstü bir kitap. Çok katmanlı, zorlayıcı ama kesinlikle okunması gereken bir eser.”
    –S.J. Watson, Uyuyana Kadar’ın yazarı

  • Boşlukta Uyanmak Yazar:

    Buraya nereden, nasıl ve ne şekilde getirildikleri bilinmeyen; katillerin, şizofrenlerin, masumların, sadistlerin ve
    dünya çapında aranan suçluların yaşadığı, geçmiş kavramının olmadığı bir akıl hastanesi. Buradan kurtulmanın
    tek bir yolu var: Kaçmak! Hastanenin çevresini saran kalın duvarları aşıp, boşlukta yok olmak! Mikail ise buna
    cesaret edebilecek tek kişi. Fakat duvarların arkasında ne var?
    Burak Parmaksız Boşlukta Uyanmak adlı romanı ile okuru bu kez içinden çıkılması olanaksız bir çukurun içine
    sürüklüyor.
    “Tecavüze uğrayan insanlar, tecavüz eden insanlar. İşkence ederek arındığını sanan insanlar ve işkence
    görerek arınan insanlar. Dünya üzerinde geçirecekleri süre dolana kadar aralıksız uyuyanlar. Uyumadığını
    sanarak dört duvar arasında koşturanlar. Hiç kıpırdamadan durarak hayatı ıskalamayı başaracağına
    inananlar… Ve inançları uğruna ölümü dahi göze alanlar. Hepsi bir adım önümdeydiler.”

  • Dr. Jekyll ile Bay Hyde Yazar:

    “Yalnızca iyi bir ‘öcü masalı’ değil aynı zamanda nesirden ziyade şiire yakın bir hikâye. Bu yüzden yeri
    Madam Bovary ve Ölü Canlar gibi şaheserlerin yanı.” –Vladimir Nabokov
    Çağının önde gelen yazarlarından Robert Louis Stevenson’ın en önemli eserlerinden biri olarak görülen Dr.
    Jekyll ile Bay Hyde, Viktoryen dönemin ahlakçı paranoyasının insan bilincinde yarattığı yarılmayı yansıtan bir
    başyapıt.
    Avukat Bay Utterson, kadim dostu Doktor Henry Jekyll’ın son isteğinin ardındaki gizemin peşine düşmekten
    kendini alamaz. Dr. Jekyll’ın tüm mirasını bıraktığı şu gizemli Bay Hyde kimdir? Soylu Sör Danvers’ı kim
    öldürmüştür?
    Stevenson, bir insanın ruhundaki iki farklı kişiliği, saf iyiyle saf kötünün temsillerini yansıttığı ürkütücü
    eseriyle hem gizem hem korku hem de bilimkurgu türünde çığır açmayı başarıyor.

  • Gökteki Çakıl Taşı Yazar:

    1950’li yılların başında, daha sonra en şöhretli serileri Vakıf ve Robot’a öncülük edecek Gelecek Tarihi
    öykülerini yazdıktan hemen sonra Isaac Asimov ilk romanlarını kaleme aldı. Artık hem okurlara hem de
    yayıncılık dünyasına kendini kabul ettirmiş büyük ustanın neredeyse tüm külliyatına egemen olan Galaktik
    İmparatorluk evreninin ilk uzun kurguları da böylece ortaya çıktı. Nükleer felaketin Dünya’yı yerle bir
    etmesinden binlerce yıl sonrasını anlatan Galaktik İmparatorluk Serisi insanlığın, galaktik medeniyet ve ilk
    Galaktik İmparatorluk’un doğuşuna uzanan yolculuğunun başlangıcı.
    1949 yılında Joseph Schwartz, emekli, mutlu bir terziydi. Sonra bir anda kendini bambaşka bir zamanda buldu.
    Artık ilk Galaktik İmpartorluk’un en şaşaalı döneminde, Dünya’da çaresiz bir yabancıydı. Üstelik Dünya,
    galaksinin varoşu olarak görülüyordu, gökyüzünde bir çakıl taşıydı ve İmparatorluk’un 200 milyon gezegeni

    tarafından nefret edilen bir yerdi. Çünkü hiç kimse Dünya’nın, insanlığın doğduğu yer olduğuna inanmak
    istemiyordu. Joseph Schwartz, topraklarının çoğunun radyoaktiviteyle mahvolduğu, altmış yaşını aşan herkesin
    ötanazi yapmaya zorlandığı bu yoksul Dünya’da fena bir maceraya atılacaktı.
    Bir de şu sorun vardı tabii: Joseph Schwartz altmış iki yaşındaydı.

  • Günler Haritası – Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları 4 Yazar:

    Günler Haritası’nda Bayan Peregrine’in vesayeti altındaki çocuklar Amerika’da yepyeni bir maceraya
    atılıyorlar.
    Tuhafların dünyasını yerle bir eden savaştan sonra döngüler ve tuhaf halk hayatlarını yeniden kurmaya
    çalışmaktadır. Jacob Portman da savaştaki rolünden sonra evine, Florida’ya dönmüştür. Hayatının normale
    döndüğünü sanan Jacob, arkadaşlarının sürpriz ziyaretiyle aslında tuhaflıkların peşini bırakmayacağını fark
    eder. Tam da istediği gibi.
    Dedesi hakkında daha önce hiç bilmediği yeni şeyler öğrenen Jacob, bir gölge avcısı olarak dedesinin
    izinden gitmeye ve Amerika’daki tuhaflara yardım etmeye karar verir. Yepyeni tuhaflıklara ev sahipliği yapan
    Amerika, tuhaflar için kanunsuz bir kıtadır. Jacob ve arkadaşları kendilerini eskisinden bile daha büyük bir
    tehlikenin içinde bulacaklardır.

  • Hissiz Kumpanya Yazar:

    Yakın geleceğe atılan keskin bir bakış, bildiğimiz dünyada bilmediğimiz numaralar, elektronik cüzdanlara
    aktarılan kôinler, şokatar tabancalarla edilen intiharlar, geçmişi yakalayan kasklar, videoportlar, monokopterler,
    şirket cennetleri, mikrocehennemler, YeniYaşamcılar, baş imamlar ve halifeler…
    Bilimkurguyla distopyanın kesiştiği noktada, bazen günümüzde bazen biraz uzakta, daha acımasız, daha
    mekanik, daha karanlık bir dünya: Hissiz Kumpanya.
    Volkan Yalçın, yerli bilimkurguda yapılmayanı yapıyor ve iddialı öykülerle sahneye çıkıyor.
    “Ben doğduğumda bir şeylerle savaşıyorduk, öldüğümde de bir şeylerle savaşıyorduk. Nefesim, şaibeli müsabakanın
    sürpriz ve düşsel finalini görmeye yetmedi. Bu çekişmede bir şeyleri tutuyordum, bir şeylere inanıyordum.
    Ben öldüğümde Mars’taki ilk cinayet çoktan işlenmişti.
    Ben öldüğümde öğretmenler mütemadiyen yalan söylüyordu.
    Ben öldüğümde keyifler kapsama alanı dışındaydı.
    Ben öldüğümde halife hâlâ hayattaydı, bağlı bulunduğu yaşam destek ünitesinden emirler vermeye devam ediyordu.”

  • İhtiyarlara Yer Yok Yazar: 25,00 

    Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanan Cormac McCarthy kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde verdiği birbirinden başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi ödüllerin sahibi oldu. 2007 yılında Coen Kardeşler tarafından sinemaya uyarlanan İhtiyarlara Yer Yok ise “En İyi Film” başta olmak üzere dört dalda Oscar kazandı.

    Rio Grande yakınlarında avlanan Llewlyn Moss, bir şeylerin ters gittiği belli olan bir çatışma bölgesine rast gelir. Çatışmadan geriye kalanlar arasında cesetler ve kilolarca eroinin yanı sıra bir çanta dolusu para da vardır. Moss’un kader çizgisi vereceği karar üzerine burada çatallanacak ve deyim yerindeyse bir ölüm meleği peşine takılacaktır.

    Kutsal kitaplar kadar kadim, günlük olaylar kadar dehşet verici konulara eğilen İhtiyarlara Yer Yok, kader, adalet, ahlak ve açgözlülük üzerine yazılmış modern bir klasik.

     

    “McCarthy kelimeleri öylesine güzel kullanıyor ki sıradan bir iyi-kötü çatışmasını birinci sınıf bir edebiyat eserine dönüştürüyor.” —AnnIe Proulx

     

    “Amerikan Yüceliğinin pragmatik bir geleneği varsa, Cormac McCarthy’nin kurguları bunun zirvesidir.”

    —Harold Bloom

  • İkna Yazar:

    “İkna, Jane Austen’ın gölgede kalmış başyapıtı.” —Harold Bloom
    Jane Austen’ın ölümünden önce yayımladığı son roman olan İkna’nın odağında İngiliz edebiyat tarihinin en
    önemli kadın karakterlerinden Anne Elliot var. Ailesinin baskısıyla Kaptan Frederick Wentworth’le olan
    nişanını atan Anne bu kararından büyük pişmanlık duymaktadır. Yıllar sonra Wentworth geri döndüğünde
    Anne’in duyguları tekrar gün yüzüne çıkacaktır.
    Jane Austen’ın belki de en olgun romanı olan İkna, aynı zamanda yazarın en otobiyografik romanlarından biri.

  • İntihar Kulübü Yazar:

    “Stevenson, okura göstermek istediği resmi tam olarak ortaya koyacak kelimeleri özenle seçiyor.”
    —HAROLD BLOOM
    Robert Louis Stevenson, Dr. Jekyll ve Bay Hyde, Define Adası gibi klasik romanların yanı sıra öyküleriyle de
    tanınmaktadır.
    Stevenson, İntihar Kulübü’nde de bizi Bohemya Prensi Florizel ve eşlikçisi Albay Geraldine ile tanıştırıyor.
    İkili sahte kimliklerle Londra sokaklarında maceralara atılmayı, tuhaf insanlarla dostluk etmeyi, sıradan halkın
    arasına karışmayı sever. Bir gün İntihar Kulübü ismindeki gizemli bir örgütün varlığını öğrendiklerinde
    meraklarına yenilirler. İnsanların hayatlarını kaybetmelerini sağlayan bu gizli örgüte sızan ikilinin, zamana
    karşı bir yarışta İntihar Kulübü’nü ve gizemli Başkan’ı durdurmaktan başka bir seçeneği kalmayacaktır.
    Dedektif öyküleri’nin gelişiminde önemli bir adım olan İntihar Kulübü’nü her Sherlock Holmes hayranının
    okuması gerek.

  • Kara Prizma Yazar:

    Son yılların en güçlü fantastik serilerinden Işıkyaratan, ilk kitabı Kara Prizma’yla başlıyor.
    “Kara Prizma, unutulmaz karakterleriyle, sürekli şaşırtan hikâyesiyle ve kesilmeyen aksiyonuyla beni ilk sayfasından itibaren esir
    aldı.” —TERRY BROOKS
    “Brent Weeks’in bu kadar iyi olması canımı sıkıyor.” —PETER V. BRETT
    Işığın, tüm büyülerin kaynağı olduğu bir dünyada, Gavin Guile ışığın kırılımındaki tüm renkleri kullanabilen, barışın ve gücün
    odağındaki Prizma’dır. Halkın imparatoru ve dini lideri olan Prizma, büyünün dengesini sağlamakla yükümlüdür. Ancak Prizmaların
    ömürleri çok kısadır.
    Gavin Guile da tam olarak ne kadar ömrü kaldığını biliyordu. Zekâsı, adaleti ve elinde bulundurduğu güçle görevlerini eksiksiz bir
    şekilde yerine getiren Gavin’in Prizma olarak süresi dolmadan gerçekleştirmek istediği beş şey vardı. Ancak bir oğlunun olması
    bunlara dahil değildi.
    Uzak bir Satraplık’ta bir oğlu olduğunu öğrenen Gavin ya oğlunun iyiliğini ya da bugüne kadar kurduğu düzeni seçmek zorunda
    kalacaktı. Bu uğurda vereceği kararlar Gavin’in karanlık sırlarını ortaya çıkaracak ve geçmişiyle yüzleşmesine neden olacaktı.
    David Gemmell En İyi Fantazi Romanı Ödülü adayı

  • Kılıçlar Kenti Yazar:

    Locus En İyi Fantazi Romanı Ödülü Adayı
    Hugo En İyi Seri Ödülü Adayı
    İlahi Kentler serisi, ikinci kitabı Kılıçlar Kenti’yle devam ediyor.
    Bir zamanlar Voortyashtan kenti Ölüm ve Savaş Tanrıçası Voortya’nın gücüne sahipti ve onlar bu gücü bilinen dünyayı boyunduruk
    altına almak için kullandılar… ta ki İlahları, iki ulus arasında tüm dünyanın seyrini değiştirecek bir savaşın ilk zayiatı olarak suikasta
    uğrayana dek.
    Bir zamanlar dünyanın en büyük ve en işlek limanına sahip olan Voortyashtan, Voortya’nın ölümüyle hem limanını hem de kentin
    büyük kısmını kaybetmişti. Voortyashtan’ın eski kabileleri, şehirde huzuru sağlamaya çalışan Saypuri yönetimi ve burada yeni bir
    liman inşa etmeye çalışan yeni Dreyling ülkesi arasında kırılgan bir denge vardı.
    Eski Bulikov vilayet valisi, savaş kahramanı Turyin Mulaghesh, Bulikov’da yaşananlardan sonra emekli olmayı seçmişti. Fakat Shara
    Komayd’ın emriyle Voortyashtan’a gönderildiğini öğrendiğinde hiç de mutlu olmayacaktı. Elinden hem emekliliği alınmıştı hem de
    Kıta’nın en tehlikeli kentine gizli bir görevle gönderiliyordu. Üstelik bir asker olarak değil, bir casus olarak. Mulaghesh’in hayattan
    istediği şeyse, ömrünün kalanını sahil boyu kulübesinde sarhoş bir halde geçirmekti.
    Okyanusun derinliklerinde uyanan bir şeyler vardı. Ve Turyin Mulaghesh’in en istemediği şey ölmüş ve gömülmüş olması gereken
    şeylerle bir kez daha yüzleşmekti.
    Fakat bu sefer bir seçme şansı olmayacaktı.

  • Kızıl Göğün Altında Yazar:

    “Aksiyon, macera, aşk, savaş ve epik bir kahraman – bunların hepsi tarihin en karanlık anlarının arka planında kendilerine yer buluyor. Mark Sullivan’ın Kızıl Göğün Altında romanı, başarılı bir İkinci Dünya Savaşı eserinde bulmak isteyeceğiniz her şeye sahip.”

    –Tess Gerritsen, New York Times çoksatan yazarı

    “İncelikle yazılmış inanılmaz bir öykü; nefis ve muhteşem bir kitap.”

    –James Patterson, New York Times çoksatan yazarı

    Goodreads En İyi Tarihi Roman Finalisti

    Goodreads 2017’de En Çok Okunan 20 Kitaptan Biri

    Goodreads Ayın En İyi Kitabı

    İkinci Dünya Savaşı’nın gizli kahramanlarından birinin gerçek hayat hikâyesinden esinlenen Kızıl Göğün Altında, tarihin en karanlık zamanlarından birinde yaşayan genç Pino’nun muhteşem cesaretinin ve direnişinin destansı öyküsü. 

    Pino Lella, Nazilerin savaşında hiçbir şekilde yer almak istemiyordu. Sıradan bir hayat süren sıradan bir gençti ve ilgilendikleri müzik, yemek ve kızlardan ibaretti. Ancak bu genç İtalyanın masumiyet dolu günleri sona ermek üzereydi. Milano’daki evi Müttefikler’in bombalarıyla yerle bir edilen Pino, Yahudilerin şehirden kaçmalarına yardım eden gizli bir topluluğa katılıp kendisinden altı yaş büyük Anna’ya âşık olunca hayatı bir daha eskisi gibi olmayacaktı.

    Pino’dan Alman saflarına asker olarak katılmasını isteyen ailesinin niyetiyse onu muharebeden uzak tutmak ve korumaktı. Fakat Pino yaralandıktan sonra daha on sekiz yaşındayken Adolf Hitler’in İtalya’daki sol kolu, Nazi Almanyası’nın en gizemli ve güçlü komutanlarından General Hans Leyers’in şahsi şoförü olarak işe alınacaktı.

    Pino bu sayede Alman Üst Komutasının içine sızarak Müttefikler için ajanlık yaparken aynı zamanda savaşın ve Nazilerin getirdiği dehşete göğüs germek zorunda kalacaktı. Göremediğimiz Tüm Işıklar ile Bülbül gibi romanları ve Schindler’in Listesi ile Piyanist gibi filmleri sevenler için Kızıl Göğün Altında kaçırılmaması gereken, sarsıcı bir İkinci Dünya Savaşı öyküsü.

    Kitabın çekimleri halen devam eden film uyarlamasında Pino rolünü Tom Holland canlandıracak.

  • Kumsalda Yazar:

    “Nükleer savaşın ardından radyasyon zehirlenmesiyle ölen bir dünyanın unutamayacağınız bir anlatımı.” –The New York Times
    “DÜNYANIN SONU DEĞİL Kİ BU. YALNIZCA BİZİM SONUMUZ. DÜNYA ESKİDEN NASILSA YİNE ÖYLE DEVAM EDECEK.”
    Döneminin en çok okunan yazarlarından Nevil Shute’un iki dünya savaşını da gören bir uçak mühendisi olduğunu bilince, edebiyatındaki, mesleğini
    seven, çalışkan, iyi niyetli ama dünyanın korkunçluğuyla karşı karşıya kalan çaresiz karakterlerini daha iyi anlayabiliyoruz. Ancak Nevil Shute
    sadece karamsar değildi, mühendisliğin, bilimin insan hayatını nasıl daha iyiye götürebileceğini de düşünen bir yazardı. Yayımlandığı zamanın
    korkularını açıkça görebileceğimiz Kumsalda, günümüzde de kendini unutturmayan “büyük savaş” endişesini ve bu savaşın kazananı olmayacağını
    anlatıyor.
    Dünyadaki son nesil. Üçüncü Dünya Savaşı’nın masum kurbanları. Gittikçe yaklaşan radyoaktif bulut. Medeniyetin son günleri.
    Avustralya’ya sığınan Amerikan denizaltısı Scorpion’ın kaptanı Dwight Towers, eşiyle çocuklarının hâlâ yaşadığına inanmak istiyordu. Yeni
    istihbarat subayı Peter Holmes ise kaçınılmaz sonu ailesiyle nasıl karşılayacağını düşünüyordu. Hayatını çalışarak, birçok arzusunu gerçekleştirmeye
    cesaret edemeden geçiren biliminsanı John Osborne ise kalan zamanını elinden geldiğince güzel geçirmeye kararlıydı.

    Sonra bir umut: Seattle yakınlarından gelen bir sinyal. Belki de hayatta kalan birileri daha vardı. Son bir göreve çıkan bu adamlar ne olursa olsun pes
    etmeden kıyametle yüzleşeceklerdi.
    Kumsalda, hayal bile edemeyeceğimiz bir kâbusu yaşayan sıradan insanların hikâyesi.

  • Las Vegas’ta Korku ve Nefret Yazar:

    Amerikan gazeteciliğinin ve edebiyatının yirminci yüzyıldaki en tartışmalı figürlerinden biri olan Hunter S. Thompson, döneminin en
    büyük akımlarından olan “Gonzo gazeteciliği”nin kurucusu olmasının yanı sıra önemli bir altkültür ve siyaset figürü. Thompson’ın
    1998’de Terry Gilliam tarafından sinemaya da uyarlanan romanı Las Vegas’ta Korku ve Nefret hem edebiyat hem de sinemada kült
    bir eser.
    Thompson, Amerikan rüyasının karanlık yanını bulmak için avukatı ile birlikte Las Vegas’a gider. Los Angeles’tan çıkıp çöl boyunca
    tam gaz ilerlerken, böyle tehlikeli bir görevi gerçekleştirmenin tek bir yolu olduğunu anlarlar: Kafayı iyice bulmak. Muazzam bir
    uyuşturucu cephaneliğiyle silahlanan ikili, dünyanın bayağılık başkentinde manik ve gerçeküstü bir tura çıkar. Casino yöneticileri,
    polis memurları ve her çeşit Orta Amerikalı ile yaşanan tehlikeli ve kimyasallarla yüklü karşılaşmalarda sanrılı bir mizah ve kâbuslara
    yaraşır bir dehşet hiç eksik olmaz.
    İnsanı gülmekten yerlere yatıran, cesur, özgün ve özünde fazlasıyla ciddi Las Vegas’ta Korku ve Nefret, altmışların Amerika’sında
    yıkılan hayallere dair bir modern klasik.
    “Yazarlar için önemli olan iki sıfat vardır sadece… ‘müthiş’ ve ‘olağanüstü’. Hunter S. Thompson ikisine de sonuna kadar sahip
    çıkıyor. El yakan, çığır açan, muhteşem bir kitap.” –Tom Wolfe
    “Amerikan edebiyatında Çıplak Şölen’den beri yazılmış en eğlenceli eser. Uyuşturucu çağının başyapıtı.” –New York Times

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları