Arayın
Sadece Kesin Sonuç
Search in title
Search in content
Search in comments
Search in excerpt
Filtre
Ürünler
YENİ ÇIKANLAR (46)

1–16 / 46 sonuç gösteriliyor

Sırala:
  • Amatka Yazar:

     

    Dille şekillenen bir dünyada geçen, Margaret Atwood ve Ursula K. Le Guin geleneğinde bir çıkış romanı.

    Vanja, şehir hakkında bilgi toplamak için kış kolonisi Amatka’ya gönderilir. Amatka’ya adım atar atmaz bazı tuhaflıkları fark etmeye başlar: İnsanlar garip davranıyorlardır ve şehir sakinleri hükümet karşıtı düşüncelere karşı izlenmektedir.

     

    Amatka’da kısa bir süre kalmayı planlayan Vanja, ev arkadaşı Nina’ya aşık olunca ziyaretini uzatmaya karar verir. Burada, koloninin tehlike altında olduğunu ve hükümetin bunu halkından gizlediğini öğrendiğinde kendi araştırmasına başlayacak ve kendini büyük bir tehlikenin içinde bulacaktır.

     

    Amatka’nın distopik dünyasında insan dilinin gerçekliği değiştirme gücü vardır. Objeler, binalar ve geri kalan her şey sürekli isimlendirilip bu isimler tekrar edilmezse yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Baskıcı bir kolonide kısılı kalan Vanya’nın da lisanı kullanarak kendini özgür kılmayı arzulaması gerçekliği bile tehdit edecektir.

     

    Zeplin’in İsveçli yazarı Karin Tidbeck ilk romanı Amatka’yla 1984’ü andıran bir dünya yaratıp toplum kontrolü, değişim korkusu, dilin gücü ve devrimler üzerine sembollerle dolu politik bir masal anlatıyor.

     

    Amatka harika bir kısa hikâye yazarının daha da harika bir romancı olduğunu ortaya koyuyor.”

    -Jeff Vandermeer

     

    “Bu kitabı kesinlikle almalısınız.” -Ann Leckie

  • Bir Noel Şarkısı Yazar:

    “Dünya üzerinde kahkaha ve güler yüzlülük kadar karşı konulmaz derecede bulaşıcı olan bir şey yoktur.”

    Charles Dickens’ın ünlü eserlerinden, insana dair sıcak ve ürkütücü bir Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, Ebenezer Scrooge’un sıradışı hikâyesini anlatır.

    Yıllar önce hayatını kaybeden iş ortağı Marley’nin hayaleti, huysuz, cimri ve Noel ruhundan yoksun Scrooge’un evine gelir ve ona üç hayalet tarafından ziyaret edileceğini söyler. Bunlar, Geçmişin, Şimdinin ve Geleceğin hayaletleridir. Scrooge, bu üç hayaletle birlikte hayatını sonsuza dek değiştirecek bir yolculuğa çıkacaktır.

    Gelmiş geçmiş en ünlü Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, soğuk kış gecelerinde içinizi ısıtacak bir eser.

  • Blizzard Türkiye Sayı: 1 Yazar:

    Futbol kültürünün en sıradışı dergisi artık Türkçede! The Blizzard Türkiye hem özgün hem de İngiltere’de şimdiye dek yayımlanmış 30 sayıdan seçilerden yazılardan oluşan bir derlemeyle okurlarla buluşuyor.

     

    The Blizzard 2010 yılının başında, Sunderland’in Bolton’u 4-0 mağlup ettiği maçın gecesinde, Green Terrace’taki Fiztgeralds Pub’ında dünyaya geldi.

     

    Bir süredir ana akım medyanın kısıtlamalarından rahatsızlık duyuyordum ve dünyanın dört bir yanındaki basın merkezlerinde ve barlarda konuştuğum birçok meslektaşımın da benimle aynı hisleri paylaştığını fark etmiştim. Hepimiz gazetecilikte bir şeylerin noksan olduğunu, detaylı yazı ve mülakatların, tarihsel ve analitik makalelerin yazılı basında daha fazla yer bulmaları gerektiğini düşünüyorduk. Binlerce kelimelik yazılardan oluşan bir yayın organı tahayyül edilebilir miydi? Ne dergi ne de kitap; ikisinin ortasında bir şey?

     

    8 yıl ve yaklaşık 2,5 milyon kelime sonra hâlen bu inancı taşıyoruz. The Blizzard Türkiye’nin ilk iki sayısında günümüze dek yayımladığımız en etkileyici makalelerden yaptığımız seçkiyi bulabilirsiniz.”

     

    Jonathan Wilson

  • Bu Ölümsüz Yazar:

    “Zelazny, beni ve yazdıklarımı en çok etkileyen yazar.” –Neil Gaiman

     

    “Eşsiz bir hikâyeci. Türümüzün hiç görmediği kadar renkli, egzotik ve unutulmaz dünyaların yaratıcısı.” –George R. R. Martin

     

    “Zelazny, on parmağında on marifet olan nadir yazarlardan.” –Samuel R. Delany

     

    Hugo En İyi Roman Ödülü

     

    “BURADA, BU GEZEGENDEKİ HAYATIN SON GÜNLERİNDE, YAŞAMLA EFSANENİN KESİŞMEKTE OLDUKLARINI GÖREMİYOR MUSUN?”

     

    Roger Zelazny, farklı mitolojileri bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Yunan mitolojisiyle harmanlanan Bu Ölümsüz ise hem Zelazny’nin ilk romanı olması hem de Hugo En İyi Roman Ödülü’nü Dune gibi bir başyapıtla paylaşması sebebiyle bilimkurgudaki kilometre taşlarından biri.

     

    Nükleer savaş Dünya’yı neredeyse yerle bir etmiş, yalnızca dört milyon insan ve bundan çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış canlı türü geride kalmıştır. Evrenin en güçlü uzaylı ırklarından biri olan Vegalılar için bu harabe gezegen artık turistik bir bölgeden farksızdır.

     

    Nüfuzlu bir Vegalıyı, Dünya’da gezdirme görevi verildiğinde tüm bilinmezliklerin düğüm noktasındaki Conrad Nomikos bu buyruğu gönülsüzce kabul eder. Bu yolculukta Conrad’ın ve Dünya’nın kaderi yeniden şekillenecektir zira ne Conrad sadece bir insandır ne de bu yolculuk yalnızca turistik bir gezidir.

     

    Ölümün pençesinde olan Dünya’yı bir ölümlü kurtarabilir mi? Yok olmak, esarete düşmekten daha mı iyidir?

  • Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır Yazar: 28,00 

     

    Menekşe Toprak’ın önsözü,

    Serdar Soydan’ın titizlikle hazırladığı kronolojik biyografisiyle

     

    Bir dokuma fabrikasında sömürülen, bütün hakları gasp edilmiş bir avuç insanın hayatının anlatıldığı roman toplumcu gerçekçi çizgide yayımlanan ilk kitaplardan.

     

    Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır, Tan gazetesinde 1937 yılında tefrika edilmeye başlandığında toplumcu gerçekçi roman popüler bir tür değildi. Hatta köy ve taşranın dışına çıkıp şehir hayatını, kenar mahalleleri, fabrikaları anlatan roman yok denecek kadar azdı. Suat Derviş’i çalıştığı gazete muhabir olarak Sovyetlere gönderdiğinde romanı yarım bir şekilde, taslaklarıyla Kemal Tahir’e bırakmış, son kısmını Kemal Tahir tamamlamıştır. Tren yolculuğu sırasında iki kalın defter yazıp yolladıysa da gazete tefrikanın yeterince ilgi görmediğini söyleyerek Kemal Tahir’in sonu yazmasını istemiştir.

    Bu koşullar altında yazılan ve okurla buluşan roman seksen bir sene sonra ilk kez Suat Derviş adıyla kitaplaşıyor. Dünden bugüne koşullarda ve sömürülen bir avuç insanın hayatında bir şey değişmediğini gözler önüne seren Derviş, zamanı aşan öngörüsü ve tahlilleriyle büyük bir yazar olduğunu gösteriyor.

     

    “Derviş, 1930’ların yoksulluğunu, İstanbul’un işçi mahallesi olan Edirnekapı civarını öyle sahici anlatır, öyle çarpıcı resmeder ki yer yer Emile Zola’nın Germinal romanındaki maden işçilerini, bazen de John Steinbeck’in bu romandan iki yıl sonra yayımlanan Gazap Üzümleri’ndeki mevsimlik işçileri görür gibi olursunuz.” –MENEKŞE TOPRAK

  • Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret Yazar: 15,00 

    Yirminci yüzyılda hem edebiyata hem de felsefeye büyük katkılar sağlayan, başta Cesur Yeni Dünya, Algının Kapıları ve Ada olmak üzere yazdığı elli kadar kitapla yalnızca çağını değil çağdaşlarını da derinden etkileyen, döneminin en önemli entelektüellerden İngiliz yazar Aldous Huxley, yedi kez de Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterildi. Başyapıtı Cesur Yeni Dünya’nın güncelliğini sorgulayan ve panoramasını çıkaran Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret, Huxley’nin kaynak eserinin bir sağlaması niteliğinde.

    Cesur Yeni Dünya’dan yaklaşık otuz sene sonra yayımlanan eser, romandaki kehanetlerin ne ölçüde gerçekleştiğini mercek altına alıyor. Romanı yazarkenki öngörülerinin izini süren Huxley, dünyanın, tasavvur ettiği distopyaya çok daha büyük bir hızla dönüştüğü sonucuna varıyor.

    Nüfus artışından uyuşturucu kullanımına kadar pek çok konuda fikirlerini belirten Huxley, bu kitabıyla birlikte Cesur Yeni Dünya’yı yeniden ele alırken bir diğer romanı Ada için de köprüler kuruyor.

     

    “Huxley’nin uzak bir geleceğe dair satirik öngörülerinin bu kadar kısa sürede gerçeğe dönüştüğünü keşfetmek dehşet verici.”

    -New York TImes

    “Çağımızın belirsizliğinde bize kim olduğumuzu gösteren şeylerden biri de Huxley’nin dehasıdır.”

    -Margaret Atwood

  • Cthulhu’nun Çağrısı Yazar:

    Lovecraft’ın neden korku edebiyatının ustası olarak anılması gerektiğini gösteren; yabancılığın, dehşetin, tekinsizliğin anlatıldığı toplam yedi öykü var bu kitapta.

    Korku ancak gördüğümüzde bilebildiğimiz bir şey midir? Yoksa bilmediğimizi gördüğümüz şey midir? Belli ki Lovecraft bunu sorguluyordu bu öyküleri yazdığı sırada. Hep korkularımızdan ve bilmediklerimizden bahsetmeye çalıştı. Çalıştı diyoruz, çünkü asla tam olarak bahsedilemeyeceğini biliyordu. Tıpkı bu öykülerde olduğu gibi, dehşeti tarif etmek mümkün değildi. Tarif eden ya mezarlığa düştü ya da akıl hastanesine; ya müzisyen oldu ya da ressam; ya aynaya baktığında başkasını gördü ya da denizin dibinde buldu kendisini.

    Bu kitap bir dehşet davetiyesi, bir delilik güzellemesi.

    Bu, Lovecraft’ın çağrısı…

     

    “Lovecraft’ın eserleri modern korku edebiyatında bir dönüm noktası.” -Clive Barker

     

    “Lovecraft’ın üslubu ve hayal gücü büyüleyici.” -Alan Moore

     

    “Stephen King’den Colin Wilson’a, Umberto Eco’dan John Carpenter’a kadar çok farklı insanları etkileyen nadir yazarlardan. Olağanüstü.” –Neil Gaiman

     

    Dost Körpe’nin yenilenmiş çevirisiyle…

  • Deliliğin Dağlarında Yazar:

    “Anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı.”

     

    Lovecraft’ın neden çağımızın en büyük korku yazarlarından biri olduğunu gösteren ve ona hak ettiği şöhretini kazandıran en hacimli eseri Deliliğin Dağlarında, bir kaçış, yabancılaşma ve yüzleşme öyküsünün yanı sıra tuhaf kurgu türünün de başyapıtı.

     

    Miskatonic Üniversitesi’nden bir ekip araştırma için Antartika’ya gider. Yaptıkları sondajlarda jeolojik bulgulardan çok daha fazlasına rastlarlar. Çağlardır ölü olan bu kıta, insanın gezegen üzerinde ilk yürüyüşünden yıllar yıllar önce yaşayan varlıkların görkemli izlerini korumaktadır derinliklerinde. Ancak onları asıl tehlikeye sürükleyen, “Yüce Eskiler”in dehşet verici şehrini keşfetmeleridir.

     

    “Doğaüstü korkunun en iyi romanlarından biri.” -Stephen King

     

    “Amerikan edebiyatındaki en iyi kısa romanlardan biri.” -Michael Chabon

     

    Deliliğin Dağlarında tam manasıyla bir mücevher.” -Guillermo Del Toro

  • Dirilen Öfke Yazar:

    Dirilen Öfke ile birlikte Takeshi Kovacs’ın macerası nihayete eriyor!

    Takeshi Kovacs eve döndü. İki kez.

    Quellist devrimin kazanımları kaybolmuştu. İlk Aileler, şirketler ve yakuza, Harlan Dünyası’nı iliklerine kadar sömürmenin yolunu arıyordu. Kovacs ise katledilen rüyalarının intikamını almak için geri dönmüştü. Söylentilere göre, Quellcrist Falconer da öyle…

    İkinci bir isyanın söylentileri, makinelerin ele geçirdiği New Hokkaido’nun teknolojik gerilemesi ve Quell’in ölümden dönüşüne ve özgür bir dünyaya duyulan hasret karşısında bir siyasi entrika fırtınası kopmak üzereydi. Fakat isyanla karşılaşan İlk Aileler harekete geçecek ve isyanın kökünü kazımak üzere Kovacs adlı genç ve vahşi Kordiplomat’ı depodan çıkaracaklardı… kendini isyanın göbeğinde bulan daha yaşlı, yorgun ve suçlu ikinci bir Takeshi Kovasc’la beraber.

    Kesin olan bir şey vardı, Takeshi Kovacs adında biri ölecekti. Sonsuza dek.

  • Doctor Who: Buz Çarkı Yazar:

    Çark. Satürn’ün bir uydusu etrafında dönüp kaynaklara muhtaç Dünya için bir maden kolonisine ev sahipliği yapan, buzdan ve metalden bir halka… Problemlerinin ardı arkası kesilmeyen bir koloni. Giderek artan ekipman arızaları ve hırsızlıklar. Çark’ta görülmeye başlanan gizemli yaratıkların hikâyelerini anlatan çocuklar. Harap haldeki madenlere inmeyi reddeden bazı genç madenciler…

     

    Bu gençlerden biri Satürn’ün halkalarında gezerken gizemli, mavi bir kulübeyi yok olmaktan kurtaracağından habersiz.

     

    Çark’a ulaştıklarında ise Doktor ile yol arkadaşları Jamie ve Zoe süregelen sabotajın şüphelilerinden biri haline gelince büyük zorluklarla yüzleşmeye başlarlar. Çok geçmeden kendilerini, mazisi Güneş Sistemi’nin yaratılışına kadar uzanan bir gizemin içinde bulurlar. Ve bu gizem, Çark’ı yok etmek üzeredir…

     

    Çağımızın en büyük bilimkurgu yazarlarından biri olan Stephen Baxter’dan soluk soluğa ve benzersiz bir Doctor Who macerası.

  • Doğal Semboller: Kozmoloji Keşifleri Yazar:

    Mary Douglas, Doğal Semboller’de oldukça heyecanlı bir dil ve yaklaşımla ritüelin modern dünyada hâlâ çok önemli bir yer tuttuğunu iddia ediyor. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısında toplumsal yapılarda ve bireysel tavırlarda formellikten uzaklaşıldığı ve ritüelin hor görüldüğü gözleminden yola çıkan Douglas, gerçekte bir düzen, bir hiyerarşi, bir sınırlama dürtüsünün ve teamülünün insan varoluşuna her zaman eşlik ettiğini savunuyor. 

    “Doğal Semboller bugün de Mary Douglas’ın düşüncesini anlamayı sağlayan en önemli yapıt. Bu gerçek, onu antropologların yirminci yüzyılda yazdığı en önemli  teori kitapları arasına yerleştiriyor.”

    —Richard Fardon Doğu ve Afrika Araştırmaları Okulu

     

     

    “Doğal Semboller… Durkheim geleneğinin büyük yapıtlarından biri.”

    —Times Literary Supplement

     

  • Dokudünya Yazar:

     

    “Clive Barker o kadar iyi bir yazar ki her okuduğumda nutkum tutuluyor.” —Stephen King

     

    “Çağımızın en büyük düş ustalarından.” —Quentin Tarantino

     

    “Clive Barker, Lovecraft’tan sonra, bir türü bütünüyle değiştirmiş nadir yazarlardan.” —China Mieville

     

    Yazar, sanatçı ve yönetmen Clive Barker, 30 yıldan uzun bir süredir kâbuslarını bizimle paylaşmaya devam ediyor. Dokudünya da ancak Barker’ın zihninden çıkabilecek bir ölçekte, korkunun fantastikle harmanlandığı bir epik.

    Kâhinsoylular denen bir tür, uzun yıllar insanlar arasında yaşamış, büyü gücüne sahip varlıklardı. Fakat Musibet denen bir kötülük Kâhinsoyluları avlamaya başlayınca onlar da tüm güçlerini ayrı bir düzlem yaratmaya harcadılar. Bir halının desenlerinde gizlenen bu düzlemde hem Musibet’ten hem de habis insanlardan uzakta hayatlarını sürdürmeye devam ettiler.

     

    Dokudünya denen bu düzlemin her zaman bir insan gardiyanı olurdu. Fakat son gardiyan yaşlı Mimi ölüm döşeğindeydi ve düzlem artık korumasızdı. Dokudünya’nın peşindeki gizemli güçler halıyı ele geçirmek için harekete geçtiğinde karşılarında Mimi’nin torunu Suzanna’yı ve Cal isimli bir genci bulacaklardı.

    Bir yerlerde, Musibet de kıpırdanmaya başlamıştı.

     

    Gözlerini dört aç.

    Aramızdalar.

  • Eksen Yazar:

    Robert Charles Wilson’ın, milenyum sonrası bilimkurgu edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilen ödüllü eseri Dönüş’ün devam kitabı Eksen ile “Dönüş Üçlemesi” devam ediyor.

     

    Eksen, Varsayımsallar’ın insan hayatını desteklemek için yarattığı, Kemer’in ötesindeki yeni dünyada geçiyor. Bu dünyadaki Ekvatorya ismi verilen kıtada insanlar kolonileşmiş ve yeni topluluklar oluşmuştur. Lise Adams ise on yıl önce ortadan kaybolan ve Marslılarla ilişkisi olduğunu düşündüğü babasının gizemini çözmek için Ekvatorya’ya gelir. Turk Findley ise eski bir denizcidir ve Ekvatorya’ya yeni bir hayat kurmak için gelmiştir.

     

    Yeni dünyada yaşanan bir kül yağmuru sonrası Turk ve Lise bir araya geldiğinde işler garipleşmeye başlar. Bu kül yağmuruyla Varsayımsallar’ın nasıl bir ilgisi vardır? Lise ile Turk karşılaştıkları gizemleri çözmeye çalışırken Dördüncüler’i ve Marslıları avlayan özel bir gruptan da kurtulmaya çalışırlar. Tüm bunlar olurken, bu misafirperver yeni gezegen gittikçe yabancılaşır. Bilinmez bir gücün yarattığı bu dünya ne kadar güvenlidir?

  • Elden Bittim Yazar:

    “Bir beşikti aşk

    Ama uzun süre sallamadı beni.

    Bir güzel uyuttu sallamadan.

    Geldi geçti yanımdan

    Salına salına.

    Neden sonra açıldı gözüm, uykum, sesim.

    Açıldı kâğıtlar.

    Ve elden bittim.”

     

    Birol Namoğlu şiirleri Fatih Uysal’ın fotoğraflarıyla farklı bir boyut kazanıyor. İçimizden akan, akarken bir şeyleri yıkan, dağıtan bazen de iyileştiren mısralar dilimize pelesenk olmaya aday; tıpkı şarkılar gibi…

  • Elric Rüya Diyarları’nda Yazar:

    Fantastik edebiyatta hiçbir karakterin yapamadığını yapan, takipçisi eserleri kökten etkileyen yegâne karakter: Moorcock’ın fiziksel olarak zayıf, zihinsel olarak sorunlu, bir uyuşturucu bağımlısı gibi kılıcına tutkun, rock’n’roll tarzı anti-kahramanı Elric!

     

    Michael Moorcock’ın yarattığı efsanevi karakter Melnibonéli Elric, serinin beşinci kitabı Rüya Diyarlarında’da Elric hikâyesinin başlangıcına götürüyor bizi. Kronolojik olarak Melnibonéli Elric’ten sonra geçen İnci Kalesi’nde, Elric hikâyeye ismini veren kaleyi bulmak için kılıcından, ona güç veren büyülerden mahrum kalma pahasına bir genç kızın rüyalarına adım atıyor.

     

    Bu ciltte ayrıca Neil Gaiman’ın önsözü ve Michael Moorcock’a ithaf ettiği Eski Moorcock Dolu Bir Yaşam öyküsü, DC tarafından yayımlanmış Elric: Bir Büyücünün Eğitimi çizgi romanının senaryosu, Fildişinden Portre isimli bir Elric öyküsü ve Moorcock’ın fantazi edebiyatı üzerine yazdığı Fantazi Suretleri’nin üçüncü bölümü okurlarla buluşuyor.

  • Elric Rüya Diyarlarında Yazar: 40,00 

    Fantastik edebiyatta hiçbir karakterin yapamadığını yapan, takipçisi eserleri kökten etkileyen yegâne karakter: Moorcock’ın fiziksel olarak zayıf, zihinsel olarak sorunlu, bir uyuşturucu bağımlısı gibi kılıcına tutkun, rock’n’roll tarzı anti-kahramanı Elric!

     

    Michael Moorcock’ın yarattığı efsanevi karakter Melnibonéli Elric, serinin beşinci kitabı Rüya Diyarlarında’da Elric hikâyesinin başlangıcına götürüyor bizi. Kronolojik olarak Melnibonéli Elric’ten sonra geçen İnci Kalesi’nde, Elric hikâyeye ismini veren kaleyi bulmak için kılıcından, ona güç veren büyülerden mahrum kalma pahasına bir genç kızın rüyalarına adım atıyor.

     

    Bu ciltte ayrıca Neil Gaiman’ın önsözü ve Michael Moorcock’a ithaf ettiği Eski Moorcock Dolu Bir Yaşam öyküsü, DC tarafından yayımlanmış Elric: Bir Büyücünün Eğitimi çizgi romanının senaryosu, Fildişinden Portre isimli bir bir Elric öyküsü ve Moorcock’ın fantazi edebiyatı üzerine yazdığı Fantazi Suretleri’nin üçüncü bölümü okurlarla buluşuyor.